Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AKBABA
Türk edebiyat ve mizahında, Refik Halidin “Ay Dede” sinden sonra büyük bir merhale teşkil eden bir siyasî gazetedir. 1958 de otuz altıncı yılını idrak etmiş, perşembe günü çıkar, on iki sayıfalık bir mizah mecmuası olarak devam edegelmekte idi. Kuruluşunda imtiyaz sahibi Orhan Seyfi Orhon ve mesul müdürü Yusuf Ziya Ortac idi; hâlen iki seçkin şairden Yusuf Ziyanın elindedir; öylesine ki, Babıâli caddesi ağzındaki “Akbabacı” Ortacın adetâ beynelmilel lâkabı olmuştur.
Hiç tereddüt etmeden verilmesi gerekir bir hükümdür, Akbaba, son rubu asır içinde, Türk fikir ve sanat hayatında, kelimenin hâs mânasile, büyük bir mektep olmuştur.
Akbabanın ilk nüshası Rumî 7 kânunuevvel 1338 = Milâdî 20 kânunuevvel 1922 perşembe günü, Refik Halidin Aydedesinin, yalnız adını ve siyasî mesleğini değiştirmiş, hurda teferrüatına varınca, bir kopyesi olarak çıkmıştı; ayni boyda, yani 28 X 41 ebadında ve yine dört sayıfa, yayın günleri de ayni, haftada iki defa pazartesi ve perşembe günleriydi; Akbabanın ilk nüshası da, Aydedenin basıldığı Sabah matbaasında basılmıştı. Refik Halid, Aydedesini karilerine şu satırlarla başlayan bir yazı ile takdim etmişti:
Meslek bahsî
Deveye sormuşlar:
— Yokuşu mu seversin, demişler, inişi mi?
— Bu ikisinin ortası yok mu, yahut, düz başınıza mı yıkıldı? demiş.
. . . . . ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Türk edebiyat ve mizahında, Refik Halidin “Ay Dede” sinden sonra büyük bir merhale teşkil eden bir siyasî gazetedir. 1958 de otuz altıncı yılını idrak etmiş, perşembe günü çıkar, on iki sayıfalık bir mizah mecmuası olarak devam edegelmekte idi. Kuruluşunda imtiyaz sahibi Orhan Seyfi Orhon ve mesul müdürü Yusuf Ziya Ortac idi; hâlen iki seçkin şairden Yusuf Ziyanın elindedir; öylesine ki, Babıâli caddesi ağzındaki “Akbabacı” Ortacın adetâ beynelmilel lâkabı olmuştur.
Hiç tereddüt etmeden verilmesi gerekir bir hükümdür, Akbaba, son rubu asır içinde, Türk fikir ve sanat hayatında, kelimenin hâs mânasile, büyük bir mektep olmuştur.
Akbabanın ilk nüshası Rumî 7 kânunuevvel 1338 = Milâdî 20 kânunuevvel 1922 perşembe günü, Refik Halidin Aydedesinin, yalnız adını ve siyasî mesleğini değiştirmiş, hurda teferrüatına varınca, bir kopyesi olarak çıkmıştı; ayni boyda, yani 28 X 41 ebadında ve yine dört sayıfa, yayın günleri de ayni, haftada iki defa pazartesi ve perşembe günleriydi; Akbabanın ilk nüshası da, Aydedenin basıldığı Sabah matbaasında basılmıştı. Refik Halid, Aydedesini karilerine şu satırlarla başlayan bir yazı ile takdim etmişti:
Meslek bahsî
Deveye sormuşlar:
— Yokuşu mu seversin, demişler, inişi mi?
— Bu ikisinin ortası yok mu, yahut, düz başınıza mı yıkıldı? demiş.
. . . . . . . .
Akbabacılar da, Aydedede, siyasetten uzak kalarak kalem arkadaşlığı yaptıkları büyük mizah üstadından miras aldıkları eseri şu satırlarla sunmuşlardı:
Akbabaya dair
Adamcağızın birine sormuşlar :
— Elâ gözü mü seversin, yeşil gözü mü, kara gözü mü?
— Ben tabiatimi severim, demiş, güzel olsun da, hepsi sevilir.
. . . . . . . .
Ve Akbaba imzasını taşıyan bu yazıyı, şöylece bağlamışlardı:
“İnsanların çok yaşlısına, saçı sakalı bembeyaz olanına akbaba derler. Kuşların en fazla yaşayanı da Akbabadır, inşallah bizim Akbabamız da gazetelerin en uzun ömürlüsü olur!..”
Bu temenni tahakkuk etmiş, böylece başlıyan “Akbaba”, yarım asrı doldurmakda olan yılların boyunca, daima bir kemalin ifadesi olmuş, bilhassa ateşîn bir mizah zekâsına sahip olan Yusuf Ziya Ortacın tecrübeleri arttıkça, yukarıda da belirtildiği gibi, bir mektep haline inkilâp etmiştir; öyle ki, zamanımızda, sanat ve şöhretini yaparken Akbabaya bir şeyler borçlanmıyan mizah muharriri ve karikatürist yoktur denilse yeridir. “Bence mizah, güzel sanatların en zor şubesidir; bir küçük muvazenesizlik insanı ya gülünç yapar, ya iğrenç! Akbabada bilhassa bundan kaçınmağa çalışırım” diyen Yusuf Ziyanın sözlerini, Akbaba cildleri tasdik eder; yine şairin bir kıymet hükmüdür: “İdeoloji kavgalarında, siyasî çarpışmalarda mizahın en kuvvetli silâhı olan hiciv”, Akbabada, sanatın icaplarından olan nezaheti hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bunun ne büyük şey olduğu, Akbaba, ikinci meşrutiyetin mizah gazete ve mecmualarile karşılaştırıldığı zaman görülür. Siyasî tarih ve cemiyet ilmi bakımından da, Akbaba koleksiyonları, üzerinde dikkatle durulmağa değer zengin bir hazine, büyük isimdir.
Akbaba mizah gazetesinin 1 numaralı sayısının ilk sayfası
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM011003
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 1, sayfalar 502-504
Not
Görsel: cilt 1, sayfa 503
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.