Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AHŞAB YAPI
Ahşab yapı, on yedinci asırdan beriye, büyük camiler ve bir kısım mescitler, medreseler, sibyan mektepleri, bir kısım türbeler, hanlar ve hamamlar müstesna, bütün bir İstanbul demekti. Türk mimarı, ahşap yapıda, plân zenginliği, konfor, ihtişam ve dış zarafet ve güzelliği ile dehâ eseri bedialar vermiştir. Bu yapılarda nakkaş ve oymacı altın ve elmaslarla oynayan bir kuyumcu zevkile çalışmış, çiçek bahçelerinden tavanlar, höcreler kapılar, dolab kapakları, merdivenler, trabzanlar yapmıştı; Hamdi Kayalının tasviridir: “Bizde klâsik ahşap yapı, Türkün kendi ruh yapısının timsaliydi, umumiyetle dışında sade bir güzellik, içinde bir irfan hazinesinin parıltıları vardı, sokak kapısından, bir sanat hazinesine girilirdi”. Büyük şehrin dörtte birini, yarısını, hattâ dörtte üçünü mahveden yangınlar, İstanbulu semt semt dolaşarak harap etmiş, kısa bir zaman sonra geniş yangın yerlerinde yeni bir zevkin eserleri yükselmiş idi; bugün, İstanbulda bir devrin üslûbunu belirterek ahşap yapı örnekleri bulup göstermek imkânsızdır; hâtıraları, Türk ahşap yapı sanatının hayranı olmuş yabancı seyyah ressamların sayısı çok olmayan resimlerde kalmıştır; Son asır içinde de Ali Rıza Bey, Ahmed Ziya Bey, Osman Asaf Bey, Mesrur İzzet Bey, Zekâi Paşa ve Halli Paşa gibi Türk ressamları bugün çok kıymetli bir...
⇓ Read more...
Ahşab yapı, on yedinci asırdan beriye, büyük camiler ve bir kısım mescitler, medreseler, sibyan mektepleri, bir kısım türbeler, hanlar ve hamamlar müstesna, bütün bir İstanbul demekti. Türk mimarı, ahşap yapıda, plân zenginliği, konfor, ihtişam ve dış zarafet ve güzelliği ile dehâ eseri bedialar vermiştir. Bu yapılarda nakkaş ve oymacı altın ve elmaslarla oynayan bir kuyumcu zevkile çalışmış, çiçek bahçelerinden tavanlar, höcreler kapılar, dolab kapakları, merdivenler, trabzanlar yapmıştı; Hamdi Kayalının tasviridir: “Bizde klâsik ahşap yapı, Türkün kendi ruh yapısının timsaliydi, umumiyetle dışında sade bir güzellik, içinde bir irfan hazinesinin parıltıları vardı, sokak kapısından, bir sanat hazinesine girilirdi”. Büyük şehrin dörtte birini, yarısını, hattâ dörtte üçünü mahveden yangınlar, İstanbulu semt semt dolaşarak harap etmiş, kısa bir zaman sonra geniş yangın yerlerinde yeni bir zevkin eserleri yükselmiş idi; bugün, İstanbulda bir devrin üslûbunu belirterek ahşap yapı örnekleri bulup göstermek imkânsızdır; hâtıraları, Türk ahşap yapı sanatının hayranı olmuş yabancı seyyah ressamların sayısı çok olmayan resimlerde kalmıştır; Son asır içinde de Ali Rıza Bey, Ahmed Ziya Bey, Osman Asaf Bey, Mesrur İzzet Bey, Zekâi Paşa ve Halli Paşa gibi Türk ressamları bugün çok kıymetli birer vesika olmuş yağlı ve sulu boya tablolar, desenler bırakmışlardı.
Yangın âfetinden kurtulan büyük ahşap yalılar ve konaklardan bir kısmı da ikinci Meşrutiyet inkılâbile değişen aile hayatı ve servet müvazenesi yüzünden son sahiplerinin elinden çıkmış, Büyükşehirde ölçüsüz bir şekilde tarih ve sanat kıymetleri yok eden tahripkâr “yıkıcı” sermayesinin kurbanı olmuş (Göztepede Âbid Paşa köşkü, Üsküdarda Hüseyni Avni yalısı, Sultanselimde Afif Mola konağı, Bebekte Köçeoğlu yalısı gibi), yahut depo haline konularak tahrip edilmiştir. Bir kısmına da bazı okullar yerleştirilerek kendi içinden çıkan yangınlarda yok olmuştur. (Erenköyünde Rıdvanpaşa köşkü, Veznecilerde Zeynep Hanım konağı, Çarşıkapıda çifte sultan konakları gibi); 1945 - 1946 arasında nefsi İstanbul ve Boğaziçi, Yeşilköy tarafı ve Anadolu yakası köylerinde, yalı konak ve köşk olarak orijinal bir sanat kıymeti taşıyan ahşap binalar ben gibi kalmış bulunuyordu; İstanbulun son büyük yangınlarından kurtulmuş ahşap semtlerinde de kendine has hususiyetleri, güzellikleri olan evler pek azdır; hiç olmazsa bunların, tam yetki sahibi şahıs ve makamlar elile tesbit edilerek insan elile yok edilmemesini önlemek Büyükşehre millî bir hürmet borcudur. Burada, kıymetli bilgin Osman Nuri Ergin’in “Mecellei Umuru Belediye”sinden bir bend okumak gerektir:
“Ahşap binalara heves edilmesi, zelzele korkusuna atfolunmakta ise de, kârgire nisbetle ahşap binaların daha ucuz meydana gelmesi Türkleri bu yolda bina inşasına sevketmiş olduğuna şüphe yoktur. Halbuki bir şehirde ahşap binaların çokluğu sık sık yangın vukuunu icabettirdiği için eski kayıtlarda Kanunî Sultan Süleyman devrinden itibaren yangını önlemek için tedbirler ittihazına mecburiyet hâsıl olmuştu.
“İstanbulda nüfus çoğalmadan evvel, büyük büyük kârgir konaklar, geniş bahçeler ve bostanlar, bir hayli meydanlar bulunduğu malûm olup bunlar mururu zaman ile ortadan kalkarak her tarafa ufak ufak ahşab binalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Ezcümle (Hicrî 1131) 1719 tarihli bir vesikada bu cihet (şöylece) beyan olunmaktadır:
“Bundan evvel İstanbulda duvarları yüksek kârgir odaları geniş ve avluları ve bahçeleri olan birçok saraylar vardı ki, yangına sed olur ve kolaylıkla söndürülmesine sebep olurdu. Lâkin biraz müddettenberi bazı kimseler ve dülger ve kalfalar peyda olup o sarayları birer yolunu bulup aldıktan sonra tedric ile binalarını yıkıp kendilerine akar olmak üzere tahtadan ve çerden çöpten sıkışık birbirine bitişik odalar yapıp yangını önliyen sarayları muzmahil eylediklerinden maada iyazübillâhî Taalâ yangın zuhurunda söndürmesine imkân olmayıp yaptıkları odalar yangının büyümesine ve nice fesadlara sebep olduğundan...”
“(Yangın âfetine karşı alınan tedbirler arasında) binaların da kârgir olması için muhtelif tarihlerde birçok nizam vazedilmiştir. Nizamlardan bazıları şunlardır:
“İstanbul Kadısı İzzetlû faziletlû Efendi Hazretleri.
“İstanbul ve tevabiindeki evler ve dükkânlar vesair binalar yangın âfetine müsteit olan kaplama ve ahşap ve pedavra ile bina olunduğundan ekseriya yanıp ibadullah mutazarrır olmakla İstanbulda bundan böyle yeniden ev, dükkân vesair binalar yaptırmak mürad edenlerden bir ferde kaplama ve ahşap ve pedavra ile binaya ruhsat verilmeyip yangın âfetinden mahfuz olmak için herkes haline göre taş ve kireç ve çamur ile bina eylemeleri... (H. 1107 = M. 1695).
“İstanbul kaymakamına, İstanbul kadısına, Sekbanbaşı ve Mimarbaşı ağalara,
“İstanbul ve muzâfâtında mahalle aralarında bazı han ve dükkânların kaplama ve ahşabdan olup ekseriyetin dolma tabir ettikleri duvarları dahil ol makule tahta ile kapatılmış olup müstecirleri dahi bilcümle erâzili eşhas olup geceleri kolda gezen zabitlerin ol mahallere uğramayıb fesad ve şenaat ve yangına sebep olur haller zuhurundan şikâyet edildiğinden ol makule han ve dükkânların ahşab ile binasına kat’iyyen rizayı hümayunum olmayıp cümlesinin kârgir bina ettirilmesi fermanım olduğundan... (H. 1129 = M. 1717)“
“... Yangında yanmış olan ev vesair binaların sahipleri yeniden bina ve tamir murad eylediklerinde binalarına mâni olunmayıp ancak saçakları dışarı uzatmayıp bilcümle kirpi saçak yapılmak üzere tenbih olunması, kale duvarlarına bitişik olan yerlere ve kale bedenleri üzerine ahşab yapıya müsaade edilmemesi, yerleri kârgir binaya müsaid olub sahipleri de zengin olan kimselere dükkânlarını kârgir yaptırmalarının tenbih edilmesi... (H. 1130 = M. 1718)”.
İstanbuldaki binaların yüzde doksanı ahşab olduğu için büyük yangınlardan sonra ahalinin bir an evvel ev ve dükkânlarını yaptırabilmelerini temin etmek, dülger, amele ve kereste tüccarlarının ihtikârına da meydan vermemek için kereste ve inşa malzemesine daima narh konulur, amele ücretleri için de tarifeler tanzim edilirdi (B.: Amele nizamı, kereste ve keresteciler).
Osman Ergin: “İstanbulun (ahşab) evlerini ikiye ayırmak lâzımdır: Birincisi, iki iki buçuk arşın genişliğindeki sokakları (B.: Sokaklar) ihtiva eden kalabalık mahallelerdeki birbirine bitişik evlerdir ki, İstanbulun her nasıl ise yangından kurtulmuş bazı semtlerinde elân bu gibi hanelerin birçoğuna tesadüf edilmektedir. Bu hanelerin İstanbulda ekseriyet teşkil ettiği bir devre yetişmiş olan Balıkhane Nazırı Ali Rıza Beyin “On üçüncü asrı hicrîde İstanbul hayatı” namındaki eserinde eski İstanbul evleri şu suretle tasvir edilmektedir diyor ve Ali Rıza Beyin meşhur makalelerinden bir parça naklediyor.
Ali Rıza Beyin aşağıdaki satırları okunurken, tasvir edilen mahallelerin, her büyük şehirde görülen sefalet köşeleri, yarı aç ve çıplak ailelerin başlarını sokmuş bulundukları meskenler olduğunu unutmamak lâzımdır:
“İstanbul evleri ahşab ve kısmı küllisi boyasız, birbirine mülasık ve basık, girintili çıkıntılı şeylerdi; içleri de kasvetli idi. Köhne binalar arasında sansarlar mekân tutmuş idi. Avluları daima loş, ıslak ve solucanlı olup sokaklara da çirkâb sızardı. Hocapaşa caddesi en işlek Babıâli caddesi olduğu halde gayet dar olduğundan karşılıklı hanelerin damlarından kediler atlar ve evlerin pencere ve cumbalarından kadınların karşı karşıya konuştuklarını gelip geçenler işitirlerdi”.
Ahşab İstanbul hiç bir zaman yukarıda tasvir edilen şehir olmamıştır. Ali Rıza Beyin çirkin, kasvetli ve müteaffin levhası, erkek güzeli tüvâna bir pehlivanın vücudunun herhangi bir yerinde çıkmış sivilceye benzer; nitekim bugün dahi ayni kasvetli manzarayı Küçükpazarın ara sokaklarında görmek mümkündür. Uzunçarşı etrafı, Süleymaniye altı, Balat ve Fenerin iç tarafları, Çeşmemeydanı, Kuledibi ve Tophanenin iç sokakları da böyledir; buralardaki çürümüş ahşab yapıların içine müteaffin bir sefalet sığınmıştır.
Osman Ergin, kıymetli notlarının arasında Hamdullah Suphi Tanrıöverden de şu satırları almıştır ki, İstanbulun bu maddeye esas olan sanat kıymeti ahşab yapısının salâhiyet sahibi bir kalem ile tarifidir:
“Haricî manzarası itibarile eski Türk evi, bize isbat eder ki cedlerimiz, bugünkülere nisbetle hıfzısıhha kavaidini daha iyi biliyorlardı. Evlere güneşin bol bol girmesini temin etmek için her katta üstüste iki sıra pencere yaparlardı. Alt sıra, kadınların görünmemesi için, kafeslerle, perdelerle örtülür; fakat ikinci sıra pencereler tamamen serbest bırakılırdı. Güneş, altı çerçevelerle tutturulmuş bu ikinci sıra pencerelerden içeri girer, evin her tarafını aydınlatırdı. Evin ikinci katı birinci katı üstüne ileriye doğru bir çıkıntı teşkil eder, hattâ günlerinin büyük bir kısmını evde kapalı geçiren kadınlar bu dışarlık katların pencerelerinden etrafı kolay kolay seyredebilirlerdi. Eski Türk evlerinin saçakları, yağmurlara karşı gelmek ve nazarnüvaz bir manzara vücude getirmek maksadile geniş yapılır ve altları, kamış eşkâli hendesiye ile tezyin edilirdi. Bahçesi olmıyan evler gayet nadirdi. Türklerde kadınların çocukların hava alabilmesi, gezinebilmesi için evin yanında bir bahçe bulundurmak itiyadı umumîleşmişti. Evleri, alelekser kiremit renginde olan aşı boyasile telvin ederlerdi. Bahçelerde havuzlar ve çeşmeler görülürdü”. (B.: Yalı, Konak, Köşk, Ev, Kahvehane, Hamam ve Topkapı Sarayı).
Ahşab yapı, büyük şehirde sık sık büyük yangınların çıkmasına ve bu ateş âfetlerinde millî servetin mahvolmasına, bu arada bilhassa Türk irfanının baha biçilmez hazineleri olan çok kıymetli kütüphanelerin yok olmasına sebeb olmuştu. On altıncı asırdanberi, İstanbulda devir devir ahşap yapı yasağı çıkmış, fakat bu yasakların gereği gibi tatbik imkânı bulunamamıştı. Ancak Cumhuriyet devrindedir ki, Büyükşehirde yeniden ahşab bina yaptırmak yasağı, bütün ciddiyetile yürürlüğe geçmiş bulunmaktadır.
1894 de Üsküdarda asırdîde ahşab yalı; Yıkılmıştır.
(Resim: Hoc Ali Rıza Beyin karakaleminden S. Bozcalı eli ile)
Bayazıd imâreti. İstanbulun en eski ahşab yapılarından bir sanat şâheseri olup kör kazmanın kurbanı olarak yirmi beş yıl kadar evvel yıkdırılmıştır.
(Resim : Ahmed Ziya Beyin yağlı boyasından Nezih’in eli ile)
Bir rum mahallesinde ahşab evler, 1874.
(Resim: C. Biseo)
Bir Türk mahallesinde ahşab ev, 1874.
(Resim: C. Biseo
Karacaahmed selvileri yanında ahşab ev, 1874
(Resim :C. Biseo’dan Behçet’in eli ile)
Bir Üsküdar sokağında ahşab evler, 1874
(Resim: C. Biseo’dan Behçet’in eli ile)
Bir İstanbul sokağında ahşab evler 1874
(Resim: C. Biseo’dan Behçet’in eli ile)
Theme
Building
Contributor
S. Bozcalı, Nezih, C. Biseo, Behçet
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010983
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
S. Bozcalı, Nezih, C. Biseo, Behçet
Description
Volume 1, pages 489-494
Note
Image: volume 1, pages 489, 490, 491, 492, 493, 494
See Also Note
B.: Amele nizamı, kereste ve keresteciler; B.: Sokaklar; B.: Yalı, Konak, Köşk, Ev, Kahvehane, Hamam ve Topkapı Sarayı
Theme
Building
Contributor
S. Bozcalı, Nezih, C. Biseo, Behçet
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.