Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AHMED TALÂT BEY (Üsküdarlı)
Şair; (H. 1275) 1858 de Üsküdarda İhsaniyede doğdu; babası, Enderunu Hümayundan yetişmiş ve saraydan çıktıktan sonra asker olarak binbaşılığa kadar yükselmiş Ahmed Ağadır ki, 1863 de memuriyetle gittiği Vanda ölmüş ve Talât Beyi beş yaşında iken yetim bırakmıştır.
Aile İstanbula döndükten sonra bu yetim çocuk, mahallesinin zenginlerinden yetimler babası diye anılmağa lâyik bir Hafız Ömer Efendiden büyük yardımlar görmüş, ilk tahsilisin onun sayesinde yaptıktan başka Hafız Ömer Efendi, fâzilet ve kemâli ile de ayrıca bir mürşid ve mürebbisi olmuştu. On on bir yaşlarında iken hâmisinin delâletile devrin namlı şeyhlerinden Kudretullah Efendiye intisab etti ve “Sikkepûş” oldu. 1870 de Hafız Ömer Efendinin ölümü ile mânevî babasını ve büyük bir hayat desteğini kaybetti. Paşakapısı rüştiyesini bitirdikten sonra Bahriye mektebine girmek istedi, kendi tâbiri ile “çok ağlayıp sızladığı halde” anası razı olmadı. Bir arada Selimiyede Berkofçalı Abdürrahim İlmî Efendinin cami derslerine devam etti; büyük kardeşinin Arnavutlukta Berat telgraf müdürlüğüne tayini üzerine anasile beraber oraya giti. Berat medresesinde devrin kıymetli âlimlerinden Yekçeşim Halil Efendinin talebesi oldu. 1877 de İstanbula döndü; tekrar Selimiyede cami derslerine devam etti; mutaassıplar tarafından “Mösyö Tahsin” d...
⇓ Read more...
Şair; (H. 1275) 1858 de Üsküdarda İhsaniyede doğdu; babası, Enderunu Hümayundan yetişmiş ve saraydan çıktıktan sonra asker olarak binbaşılığa kadar yükselmiş Ahmed Ağadır ki, 1863 de memuriyetle gittiği Vanda ölmüş ve Talât Beyi beş yaşında iken yetim bırakmıştır.
Aile İstanbula döndükten sonra bu yetim çocuk, mahallesinin zenginlerinden yetimler babası diye anılmağa lâyik bir Hafız Ömer Efendiden büyük yardımlar görmüş, ilk tahsilisin onun sayesinde yaptıktan başka Hafız Ömer Efendi, fâzilet ve kemâli ile de ayrıca bir mürşid ve mürebbisi olmuştu. On on bir yaşlarında iken hâmisinin delâletile devrin namlı şeyhlerinden Kudretullah Efendiye intisab etti ve “Sikkepûş” oldu. 1870 de Hafız Ömer Efendinin ölümü ile mânevî babasını ve büyük bir hayat desteğini kaybetti. Paşakapısı rüştiyesini bitirdikten sonra Bahriye mektebine girmek istedi, kendi tâbiri ile “çok ağlayıp sızladığı halde” anası razı olmadı. Bir arada Selimiyede Berkofçalı Abdürrahim İlmî Efendinin cami derslerine devam etti; büyük kardeşinin Arnavutlukta Berat telgraf müdürlüğüne tayini üzerine anasile beraber oraya giti. Berat medresesinde devrin kıymetli âlimlerinden Yekçeşim Halil Efendinin talebesi oldu. 1877 de İstanbula döndü; tekrar Selimiyede cami derslerine devam etti; mutaassıplar tarafından “Mösyö Tahsin” denilen Hoca Tahsin Efendinin hikmet (fizik), heyet ilâhiyat okudu; Hoca Rafet Efendiden de farsça öğrendi; bu yıllarda aslı kürt olan âlim ve şair Köysancaklı Hacı Abdülkadir Efendi ile tanıştı; çok yaşlı ve bekâr, kimsesiz olan bu zatı evine aldı; ki, sekseni aşkın olarak da Ahmet Talât Beyin evinde öldü; kürt Abdülkadir Efendiden de fars ve arab edebiyatını öğrendi. 1879 da imtihan ile ve 200 kuruş maaşla Adliye Nezareti muhasebe kalemine girdi. On dokuz yıl sonra bu kalemin baş kitabetine, 1909 da adliye muhasebe müdürlüğüne, birkaç ay sonra da Bahriye Nezareti müsteşarlığına tayin edildi; beş ay sonra, bu makama bahriye mesleğinden yetişme mütehassıs bir zatı tayini kararlaştığından açığa çıkarıldı (1910).
Üsküdarlı Ahmed Talât Bey, devrimizin büyük biyografı Mahmud Kemal İnal’a gönderdiği bir otobiyografi mektubunda şunları yazıyor:
“Adliyede vazifei resmiyemi ifadan sonra akşamları “Saadet”, “Zuhûr” gazeteleri idarehanelerine gider, yazı yazardım. Evvamı mübarekede dinî makaleler, cülûs ve velâdetlerde - gazete lisanından - kasideler yazardım. Naci merhum “Saadet” in nezareti edebiyesinden çekildikten sonra bu vazifeyi bir müddet fakir idare ettim. Ol vakitki sahibi imtiyazlar, çok çalıştırırlar, az verirlerdi. Biz yazardık, onlar müstefit olurdu. “Saadet” matbaası haraptı. Fakat necmaı zürefâ ve urefâ idi. Sahibi imtiyazı Mehmed Nuri ve biraderi Ömer Efendiler bazan bana “Başmuharririmiz” ünvanını verirlerdi, ben de:
Matbaa billmem nasıl odu, yine viran mıdır?
Maşmuharrir ben miyim, Tahir midir, Diran mıdır?
der dururdum.
“Bu sırada Japonyaya giden Ertuğrul firkateyninin gark olduğu haberi gelmişti. Bir mersiye yazdım. Sansür Hıfzı Bey müsaade etmedi. Ertesi gün Dahiliye müsteşarlığından çağırıldım. Rıdvan Paşa, bu gibi teessürat ve hissiyatı umumiyeyi tahrik edecek yazıların, şiirlerin yazılmamasını kat’iyyen ihtar etti. Korktum. Çünkü:
İstemem devlet aleyhinde evimde güftegû
Sonra bak jurnal ederler herkesin namusu var
Askerîden, şeyhten, Kıssisden, Küttabden
Hazreti şahı cihanın it kadar casusu var
kıt’ai meşhuremde de dediğim veçhile casuslar çoktu, jurnal ederlerdi; beni belki nefyederlerdi. Matbuattan çekildim”.
İkinci Abdülhamidin Hariciye Nazırlarından kürt Said Paşanın oğlu Şerif Paşaya kitabeti resmiye muallimi olan Ahmed Talât Bey, Said ve Şerif Paşalar tarafından şairlik şanına lâyik asil bir himaye görmüş, damat Mahmud Paşanın Tophanelioğlundaki kâşanesinde de en samimî arkadaşı Üsküdarlı Sâfi ile beraber her zaman beklenen dostlardan olmuştu. Otuz altı senelik memuriyet hayatının son devrinde ağır bir darbe oldu; yangında, kendi sanat ve fikir mahsullerile beraber kütüphanesi de mahvoldu.
Rahat yüzü görmedim ve görmem
Bir lâhza bu gam sera evinde
Varken bukadar güzide beytim
Kaldım yine ben kira evinde
kıtası ile şu beyit:
Evimin yandığına yanmadım emma Tal’at
Yandı bin beyti metinim ona hâlâ yanarım.
teessürlerinin ne kadar derin olduğunu gösterir.
Tekaüt olduğunun tezine anasını kaybeden Ahmet Talât Bey - ki, bu kadın ders vekili Ekmekçizade Hafız Ahmed Efendinin kızı idi -, evlenmiye mecbur olmuş, Ömer Faruk adını verdiği bir erkek evlât sahibi olmuştu. Donanma Cemiyeti ve Hilâliahmer Cemiyeti gibi hayır müesseselerinde kıymetli hizmetleri geçen şair, üstad İnala gönderdiği mektubu - ki Hicrî 1341 (M. 1922) tarihli olan bu mektup İstanbul Ansiklopedisine yegâne kaynak olmuştur - şu satırlarla bitiriyor:
“Şeyh Hüseyin Fahreddin Efendi merhumun zamanı meşihatinde Bahariye Mevlevihanesinde 1310 da semaa çıkardım. İki defa Asitanei Mevlânaya yüz sürmiye muvaffak oldum. Şimdi bir hayatı münzeviyane sürmekte ve Üsküdarda İhsaniyede bir kirahânede ikamet etmekteyim.
Çün sırrı hak vücubi mezahirde müstetir
Bir veche nazırız bakalım Hak ne gösterir”.
Şair Üsküdarlı Ahmed Talât Bey, İhsaniyede Çiçekçi kahvesi civarındaki bir evde 15 Eylûl 1926 da mide kanserinden öldü; ve, kendisini altı ay yatakta inleten hastalığı esnasında “istimdat” adile yazdığı uzun bir manzumede:
Ben bu hasretle gidüb Şair Nedim’in yanına
Nâşimi ahbab bilihlâs vaktâki gömer
beyti ile işaret ettiği üzere, o civarda şair Nedimin kabri yanına defnedildi.
Mahmud Kemal İnal, yakından tanıdığı bu kıymetli şairin son günlerinde bir ziyaretini, sahnenin hüznünü kemal ve edebin şiirile örterek şöyle anlatıyor: “Hastalığı hengâmında bir gün esbak sadaret müsteşarı Ali Fuad Beyle evine gittik. Mukavele veçhile Süleyman Nazif de geldi. O kadar lâtif ve zarif müsahabe edildi ki, biçare hasta: — Hayatımı iade ettiniz! dedi. Biz de onun dilrüba sözlerinden hayat bulduk”. Şair hakkında da: “Talâtta gördüğüm âlî meziyetlerden biri, ef’al ve ekvalinin rûzigâra tâbi olmamasıdır. Demi ikbal ve idbarda reftar ve güftarını değiştirmedi” diyor ki, bu hüküm, İnal ölçüsünde bir biyografin kaleminden çıkınca, büyük kıymettir.
Şair Muhiddin Raifin:
Eylemez her devrde arzi cemal
Vadii şi’rü edebde böyle er
olsa lâyıkdır fazilet âlemi
Hasretinden tâbemahşer nevhazer
Ve Abdülhak Hâmidin :
Eski darında olmalıydı mûkim
Üsküdar oldu rıhletiyle akim
Pek aculâne etdi terki hayat
Bana nisbetle çünki genç idi o
diye ölümünde yandıkları Üsküdarlı Ahmed Talât Bey, son zamanlarında geçim derdi ile, yüz elli kuruş yevmiye ile pul idaresinde bir küçük iş bulmuştu; şu kıtayı da o münasebetle yazmıştı :
Almadı bir pula devran beni de
Hayf kim etmedi nail emele
Ben de yüz elli kuruş ücretle
Yazılub damgaya oldum amele.
Bibl. : M. K. İnal, Son Asır Türk Şairleri.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010966
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 473-475
Bibliography Note
Bibl. : M. K. İnal, Son Asır Türk Şairleri.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.