Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AHMEDPAŞA MESCİDİ
Kâtip Muslihiddin mahallesinde ve Fethiye camiinden cenup istikametinde 100 metre kadar uzaktadır. Fethiye camiinin cenubundan geçen Fethiye caddesini Fatih istikametinde pek kısa bir müddet takip edince, sağda ilk sokağın içinde Ahmedpaşa mescidinin kubbe ve mihrabı görülür. Mescid, Koltukçu ve Beyceğizkuyu sokaklarile çevrilmiştir.
Ahmedpaşa mescidi İstanbulun fethinden bir hayli zaman sonra islâm dinine tahsis olunan eski bir Bizans kilisesidir. Tamir edilmesi veya hiç olmasa daha fazla tahribine meydan verilmemesi gereken bu kıymetli yapının tarihçesi ancak 1453 denberi bellidir. Bugün metruk ve oldukça harap bir halde bulunmasına rağmen burada Bizans mimarisinin tipik hususiyetlerin kolayca görmek kabildir.
Ahmedpaşa mescidinin Bizans devrindeki tarihi hakkında pek az bir bilgiye sahip bulunuyoruz. Bu kilisenin adını ilk olarak Bizansın son safhası tarihçilerinden Phrantzes’in eserinde geçer. Ayios Ionnis o en Trullo (St. Jean du Dome = in Trullo) kilisesi olduğu anlaşılan bu bina her ne kadar daha ilk bakışta, XII. asır yapısı olduğunu belli ederse de, bir isim benzerliği yüzünden, daha eski bir devre ait olduğunu ileri sürenler de vardır. Maamafih bu nazariyenin yanlış olduğu Paspatis tarafından gösterilmiştir. Bu kilisenin Justinyanos II (685 - 695) zamanında 692 de İstan...
⇓ Read more...
Kâtip Muslihiddin mahallesinde ve Fethiye camiinden cenup istikametinde 100 metre kadar uzaktadır. Fethiye camiinin cenubundan geçen Fethiye caddesini Fatih istikametinde pek kısa bir müddet takip edince, sağda ilk sokağın içinde Ahmedpaşa mescidinin kubbe ve mihrabı görülür. Mescid, Koltukçu ve Beyceğizkuyu sokaklarile çevrilmiştir.
Ahmedpaşa mescidi İstanbulun fethinden bir hayli zaman sonra islâm dinine tahsis olunan eski bir Bizans kilisesidir. Tamir edilmesi veya hiç olmasa daha fazla tahribine meydan verilmemesi gereken bu kıymetli yapının tarihçesi ancak 1453 denberi bellidir. Bugün metruk ve oldukça harap bir halde bulunmasına rağmen burada Bizans mimarisinin tipik hususiyetlerin kolayca görmek kabildir.
Ahmedpaşa mescidinin Bizans devrindeki tarihi hakkında pek az bir bilgiye sahip bulunuyoruz. Bu kilisenin adını ilk olarak Bizansın son safhası tarihçilerinden Phrantzes’in eserinde geçer. Ayios Ionnis o en Trullo (St. Jean du Dome = in Trullo) kilisesi olduğu anlaşılan bu bina her ne kadar daha ilk bakışta, XII. asır yapısı olduğunu belli ederse de, bir isim benzerliği yüzünden, daha eski bir devre ait olduğunu ileri sürenler de vardır. Maamafih bu nazariyenin yanlış olduğu Paspatis tarafından gösterilmiştir. Bu kilisenin Justinyanos II (685 - 695) zamanında 692 de İstanbulda toplanan (Quinisextum veya Trullien) adlarile diğerlerinden ayırt edilen ruhanî meclisin toplantılarını içinde yaptığı bina ile ayni olabileceği ihtimali pek akla yakın gelmez. Zira bugün mevcut olan yapı inşa tarzı itibarile bir VII. asır veya daha eski devir kilisesi olmaktan çok uzaktır.
1453 de İstanbulun fethinden sonra burası hemen mescide çevrilmemiştir. Fetihten iki sene kadar sonra Rum patriği Gennadios’a Patrikhane olarak, o zaman civarı yalnız Rumlarla meskûn bulunan Pammakaristos manastır ve kilisesi (bu kilise şimdiki Fethiye camiidir) bırakılınca, burada evvelden mevcut olan rahibelere Trullo kilisesi tahsis olundu. Herhalde o devirde bu sonuncunun yanında içinde rahibelerin oturabilecekleri bir manastır da vardı. Trullo kilisesi daha, bir asırdan çok fazla Rumların elinden kalmıştır.
Burasının hangi tarihte mescide çevrildiğini katiyetle bilmiyoruz; ancak 1586 da Patrikhanenin nakli üzerine Pammakaristos kilisesile birlikte Trullo da boşaltılmış olsa gerektir (Fethiye, 1591 de cami olmuştur). Burasının Trullo kilisesi olduğunu gösteren delil, 1573 de İstanbula gelen Stephan Gerlach’ın meşhur Turcograecia müellifi Martin Crusius’a yolladığı yazılardır. 7 mart 1578 tarihli bir tanesinde Patrikhane ve civarı izah olunmaktadır.
Kiliseyi mescide çeviren, Hadikatül - Cevamiye nazaran Yeniçeri ağalığından üç tuğla çırağ olan Ahmed Paşadır (B. : Ahmed Paşa, Hirami). Hirami adile mâruf olan Ahmed Paşa Sadırazam Siyavuş Paşanın damadıdır; kendisi aynı zamanda Eğrikapı dışında Savak mescidi ve tekkesinin bânisi olup oğluyla birlikte orada medfundur.
Ahmedpaşa mescidi tabiî bir âfet neticesi değil, doğrudan doğruya ihmal ve bakımsızlıktan harap olmuştur.
Mescid çok harap bir haldedir, bilhassa batı cihetinde Narteks kısmından pek az bir iz kalmıştır. Binanın içerisi emsalinde nadir rastlanır bir hal olarak gayet temizdir. Narteks’e bitişik bir kulübede bir aile oturmaktadır. Binanın cenup yüzü iyi bir halde ise de, mihraplar dışarıdan sütun başlıklarına kadar toprağa gömülmüştür. Beyceğizkuyu sokağına bakan yüz ve Narteks’in arkası evlerle kapalı olduklarından bu taraftan yapıyı tetkike imkın yoktur. Mescidin üzeri ve kubbesi tamamen otlarla kaplıdır. Burası mescide çevrildikten sonra yapılan mihrab artık mevcut değildir. İçeride, evvelce kaldırılan dört direğin başlıkları ve bunların üst kısımları yıkılmak tehlikesine maruzdur; bunların yıkılmasını kubbenin de çökmesi takip edebilir.
Bu eski kilise Bizans mimarisinin en tipik hususiyetlerinden birini teşkil eden Yunan salibi plân üzerine inşa edilmiştir. Dört direkle transsept ve orta nefin vücuda getirdikleri dört kolu da eşit salib burada bâriz bir surette görülür. Gayet kalın duvarları olan bu yapının üç absidi (mihrab), ve bir narteks’i (son cemaat yeri) vardır.
Narteks’in üzerinin büyük bir kısmı göçmüş ve yan duvarları kısmen yıkılmıştır; yalnız şimal tarafında narteks’in üzeri Bizans zamanındaki şeklini muhafaza etmiştir. Eskiden bu narteks’in, üzerleri bu şekilde örtülü üç bölüme ayrılmış olduğu muhakkaktı. Kurlitt tarafından yapılan eski bir resimden ve şimdiki vaziyetten anlaşıldığına göre, narteks’in cenup tarafı bilinmiyen bir sebepten dolayı yıkılarak tadil edilmiş ve buraya, atık hiçbir izine rastlanmıyan ahşap bir inşaat yapılmıştır. Bu meyanda batıda olması icap eden esas kapı örülerek narteks’in cenup duvarında başka bir kapı açılmıştır.
Doğrudan doğruya binanın gövdesi üzerine kurulan, acayip şekilli ahşap minare bugün artık mevcut değildir.
Yunan salibi şeklinde inşa edilmiş olan esas orta kısım, kubbeyi taşıyan bir kemer sisteminin dayandığı dört direğin sonraları kaldırılması ve bunun yerine yapıyı enlemesine kateden bir çift ahşap direğin yerleştirilmesile ilk şeklini biraz kaybetmiştir. Salibin yanlamasına olan kolunu teşkil eden Transept’in nihayetlendiği yan duvarlar gerek içeriden ve gerek dışarıdan zarif bir surette inşa edilmişlerdir. Burada büyük bir kemerin içine üstüste iki küçük kemer yapılmış, ve bunlardan yukardaki dört köşe bir çift sütunla, üzerleri kemerli üç pencereye taksim edilmiştir. Bugün bu pencere ve kemerler oldukça değiştirilmiş bir haldedir. Salibin kollarının üzeri birer kemerle örtülüdür. Bu binanın dahilî ana çizgilerini bariz bir surette dışardan görmek kabildir.
Yüksek kasnaklı ve üzeri kiremit örtülü kubbenin sekiz penceresinden üçü sonraları örülmüştür. İçeriden bu pencerelerin arasındaki kabartma dilimler, ve dışardan ise bunların üzerlerini süsliyen yarım dairevî kemerler, aslında biraz nisbetsiz olan bu kubbeye kıvrak ve zarif bir şekil verirler. Bu kubbenin iç sathı, emsâline pek nâdir rastlanan ve bu güne kadar bozulmadan gelebilmiş, XVI. asrın güzel malakârî nakışları ile süslüdür ki, bunlar bu Bizans âbidesine Türk sanatı bakımından da bir kıymet temin etmektedir.
Absidler ise gerek içeriden ve gerek dışardan yarım daire şeklindedirler. Evvelce burada mevcud olan pencerelerin hepsi örülüdür. Dışardan yalnız orta absid’i eskiden üç ince pencereye ayıran dört mermer sütunun izlerini ve nisbeten iyi muhafaza olmuş başlıklarını görmek kabildir.
Burada hiçbir fresk izine rastlanamamıştır; yalnız plânda (x) işaretile gösterilen yerde eski bir fresk izine benzer bazı renkli sıva parçaları görünmektedir (Ekim 1945 de). Kırmızı bir bordürle, koyu lâcivert veya siyah zemin üzerine çizilen kırmızı çizgilerden ibaret olan bu ufak parçadan herhangi bir netice çıkarmak imkânsızdır.
Bu eski kilisede işlenmiş mermerlere de rastlanmaz, binanın iç ve dışında ve kubbe kasnağının dibinde görülen ince mermer silmelerin hepsi de boştur. Yalnız burada absid pencerelerini bölen küçük sütunların başlıklarını kaydedebiliriz. Bu başlıklar şimdi ancak izi görülebilen birer salibi çevreleyen sade fakat zarif tezyinî motiflerle süslenmişlerdir.
Binanın dışı bilhassa inşaat malzemesinin sıralanışile süslenmiştir. Böylece muhtelif tuğla ve taş sıraları, ana çizgileri gösteren kemerler, en üst hatları tebarüz ettiren testerediş şeklinde sıralanan tuğlalar ve pencere üstü kemerleri bu küçük binayı Bizans mimarisine has bir şekilde süslemiştir.
Son günlerde bu mescidin tamir ve ihyası için teşebbüse geçilmiştir.
Semavi Eyice
Fethiye civârında Ahmedpaşa Mescidi
(Resim: Nezih)
Fethiye civârında Ahmedpaşa Mescidi
(Kroki - plân: Semavi Eyice)
Eğrikapıda Hirâmiahmedpaşa Mescidi
(Resim : Nezih)
Theme
Building
Contributor
Semavi Eyice, Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010925
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Semavi Eyice, Nezih
Description
Volume 1, pages 437-440
Note
Image: volume 1, pages 438, 439
See Also Note
B. : Ahmed Paşa, Hirami
Theme
Building
Contributor
Semavi Eyice, Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.