Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AHMED PAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ
Topkapıda, İstanbulun yedinci tepesinin Bayrampaşa deresi çukuruna bakan sırtının üstünde, Mimar Sinan yapısı bir cami, bir türbe, bir sibyan mektebi ve bir çeşmeden mürekkeptir; Türk tarih ve sanatının hazinesi olan İstanbulumuzun ecdad yadigârı şaheserlerindendir. Bu hayratın bânisi, Kanunî Süleymanın Sadrâzamlarından Kara Ahmed Paşadır (B.: Ahmed Paşa, Kara).
Ahmedpaşa camiine halk ağzında Topkapı camii denilir. Bu alanda salâhiyetle söz sahibi olanlardan yüksek mimar A. Saim Ülgen, Vakıflar dergisindeki bir makalesinde bu şaheseri şöylece mütalâa eder:
“Müstakil plânlı bir binadır. İlk defa Manisadaki Ulucamide görülen şeklin daha mütekâmili olan Edirnedeki Üçşerefeli plânı, burada çok olgun ve mükemmel bir vaziyet almıştır. Mimar Sinan, Üçşerefelideki duvarlar üstüne ve iki ayağa istinad eden altı dılılı kasnağa oturtulan kubbeyi, bu eserde, tâli yarım kubbelere bindirmek suretile binanın harici kütleviyetini fevkalâde mevzun göstermek kudretini bulmuştur; böylece, müstatil sahanın genişliğine örtülmesinde yarım kubbelerden istifade ettiği gibi bu kubbelerin mail itmelerine mukabil duvarların ortalarına koyduğu ve birbirlerine kemerlerle bağladığı dahilî istinad ayakları sâyesinde üst katları maksûre olarak kullanılan nişler vücuda getirmiştir. Kubbenin doğrudan doğruya duva...
⇓ Read more...
Topkapıda, İstanbulun yedinci tepesinin Bayrampaşa deresi çukuruna bakan sırtının üstünde, Mimar Sinan yapısı bir cami, bir türbe, bir sibyan mektebi ve bir çeşmeden mürekkeptir; Türk tarih ve sanatının hazinesi olan İstanbulumuzun ecdad yadigârı şaheserlerindendir. Bu hayratın bânisi, Kanunî Süleymanın Sadrâzamlarından Kara Ahmed Paşadır (B.: Ahmed Paşa, Kara).
Ahmedpaşa camiine halk ağzında Topkapı camii denilir. Bu alanda salâhiyetle söz sahibi olanlardan yüksek mimar A. Saim Ülgen, Vakıflar dergisindeki bir makalesinde bu şaheseri şöylece mütalâa eder:
“Müstakil plânlı bir binadır. İlk defa Manisadaki Ulucamide görülen şeklin daha mütekâmili olan Edirnedeki Üçşerefeli plânı, burada çok olgun ve mükemmel bir vaziyet almıştır. Mimar Sinan, Üçşerefelideki duvarlar üstüne ve iki ayağa istinad eden altı dılılı kasnağa oturtulan kubbeyi, bu eserde, tâli yarım kubbelere bindirmek suretile binanın harici kütleviyetini fevkalâde mevzun göstermek kudretini bulmuştur; böylece, müstatil sahanın genişliğine örtülmesinde yarım kubbelerden istifade ettiği gibi bu kubbelerin mail itmelerine mukabil duvarların ortalarına koyduğu ve birbirlerine kemerlerle bağladığı dahilî istinad ayakları sâyesinde üst katları maksûre olarak kullanılan nişler vücuda getirmiştir. Kubbenin doğrudan doğruya duvarlar üzerine bindirilmesinden zuhur edecek yayvanlığı gidermek için, kubbe kasnağı, ikisi mihrap duvarı önüne, ikisi son cemaat ve cümle kapısı cihetine gelmek üzere istalâktit başlıklı altı büyük sütunu birbirine rapt için inşa edilen altı kemer üzerine oturtulmuştur. Yalnız, duvarların önüne tesadüf eden sütunlar, duvarla iltisakı olmıyan istinad ayaklarına müşabihtir. Böylelikle binamn hem haricî hem dahilî mevzuniyeti ve hafifliği temin olunmuş monümantal ve zarif bir eser vücuda gelmiştir.
“Bina duvarlarının diğer âbidelerinkinden ince oluşu harici cephede dahilî istinat ayaklarının mukabilinde ve köşelerde çıkıntılar teşkil eden plâsterlerin inşasını lüzumlu kılmıştır. Fakat içlerine yerleştirilen dolap ve merdivenler sayesinde bu duvarlar ağır ve sakil olmaktan ziyade zarurî bir mahiyet arzeder.
“Şadırvan avlusundan camie açılan kapı çok sade ve istalaktitsizdir; kapının üstünde mermerle işlenmiş sâde fakat azametli bir kemer vardır. Cami harîminden harice bakan zemin katın penceresi 14 tanedir. Cümle kapısının iki tarafındaki geniş pencereler iç avluya nazırdır. Dahilî istinat duvarları arasındaki geniş kemerlerin altları ikişer narin direğe tutturulmuş üçer kemerle tahdit edilmiş ve üst katlar maksure ittihaz olunmuştur. Cümle kapısı cihetindeki istinat ayağı yanlardakilere nazaran çok ufak ve ince olduğundan, burada inşa olunan müezzin mahfili ve cânibi maksûreler taşkın olarak cenahlara raptedilmiştir. Bu mahfilin altındaki tavanlarda görülen tezyinat XVI ıncı asrın nefîs hâtıralarındandır. Cümle kapısının haricinde beş büyük kubbeli son cemaat mahalline ittisal peydâ etmiş olan şadırvan avlusu revakları, diğer üç cephede daha alçak ve dardır. Bu revaklı kısmın son cemaat mahalli ile birleştiği köşelerde iki beşik tonos teşekkül etmiştir, şadırvan avlusunu çerçeveliyen revakların medrese cihetindekilerin üstleri dokuz satıhlı beşik tonoslarla örtülmüştür.
“Avlunun ortasında bugün oldukça harap bir şadırvan vardır. Bu şadırvan dokuz dılılı bir mudalla şeklinde sâde, güzel ve tenasübü haiz bir eserdir. Hali hazırda revak kısmı tamamen mahvolmuştur.
“Haricî dayama kemerleri ve tâlî kubbelerle azametli bir kütleviyet elde eden merkezî kubbeye 18 pencere açılmış ve böylece hem kubbenin daha hafif inşası hem de camie verilecek bol ziya temin olunmuştur.
“Camiin dahilî tezniyatı, pencereleri ve bilhassa mermer mihrap ve minberi çok güzeldir. Pencere üstlerindeki çini panolar ise renk ve kompozisyon bakımından nadide parçalardandır. Bu âbidedeki mermer işçilikleri Türk sanatının şaheserlerinden sayılabilir. Bilhassa minber gayet ince işlenmiş şebekeleriyle hayretimizi celbetmektedir”.
Yüksek mimarın yazısına şu tarih notları ile 1946 da tesbit edilmiş gezi intibalarını ilâve etmek gerekir:
Kara Ahmed Paşa (H. 960) 1553 de Sadrâzam oldu; başta cami gelmek üzere Topkapıdaki hayratının inşasına da bu tarihten az sonra başlandı. Sahibinin (H. 962) 1555 de idamı üzerine yarım kaldı, yapıya ancak on yıl kadar sonra yine Sinanın nezaretinde başlandı ve yedi sene içinde tamamlandı.
Camie, Arpaemini yokuşu başından gidilir; bu sokak üzerinde iki dış avlu kapısı vardır. Kapıları bu dış avluya açılan iki ahşap ev, ve bu iki kapı arasında bir katlı bir ahşap evceğiz vardır. Camiin musalla taşları ile mezarlığı da bu dış avludadır.
Camiin iç harem avlusunun duvarları, pencere pervazları ve pencere içleri terbiyesiz çocuk ve gençlerin elinden çıkmış ve kömür yahut kurşun kalemi ile yazılmış yazılarla serâpâ kirletilmiş bir halde idi; bunların içinde tüyler ürperten iğrenç satırlar görülmüştür; bu arada:
Şiirini okudum bir nefeste
Sende mi şair oldun be keserte
Ve:
Aksarayda teneke
Feneri girdi...
gibi yâveler ve küfriyat ile “Kopuklar kralı Cemal” ve “Serseri Ahmed” gibi bayağı yazılar insan elinin erişebileceği her yeri doldurmuştur; bu yazıların içinde bir kısmı da eski harflerledir, şu fark ile ki, eski harflerle:
İlâhi bunu yazanın kendi daim said olsun
Girüb Cennet sarayına Cehennemden baîd olsun
Bende Mehmed
gibi şeyler yazılmıştır; şurası aydın bir hakikattir ki, bu şaheser mâbedin bakımı yıllarca pek ihmal edilmiştir. Süratle bir temizlik yapılması ve ilerisi için bu gibi hayâsız tecavüzlerin önlenmesi millî bir şeref ve haysiyet meselesidir.
Ahmedpaşa Camiinin, şimale açılan iç harem kapısı önünden Edirnekapı ile Fatih arasındaki büyük şehir panoramasının seyrine doyum olmaz.
Medreseye gelince, camiin cümle kapısına karşı köşeli bir hilâl şeklindedir; dershanesi tam cümle kapısı karşısındadır, dershanenin iki yanında sekizerden 16 odadır. 1946 da medresede Kızılay Kurumunun bir yardım şubesi ile köşesinde Fatmasultan mahallesi muhtarlığı yerleşmiş bulunuyordu. Medresenin harâbîden kurtulmuş olması şükran ile karşılanmakla beraber, bu teşkilâtı idare eden zevatın zevksizliği eseri olarak, medresenin cephesi de bir takım irili ufaklı levhalarla çirkinleştirilmiştir; klâsik Türk mîmarîsinin en güzel eserlerinden birinde oturulduğu unutulmuştur. Aşağıda satırlar A. Saim Ülgen’dendir.
“Medrese odaları tek kubbeli ve mürabba plânlıdır. Dershanenin iki tarafında dar birer galeri olup buradan medresenin dış bahçesine ve helâlara geçilir. Dershane nisbeten ufak bir salondur. Üstünde bir kubbe ve dört köşesinden tromplar vardır, gerek medrese odaları, gerekse dershane ve arka taraftaki teferrüat cami kadar üzerinde durulacak ehemmiyeti haiz değillerdir.
“Gerek camiin gerek medresenin haricî görünüşüne gelince, bu iki bina birbirine gayet iyi bağlanmıştır. Medrese kubbe ve revaklarının ufak ve alçak oluşu cami kubbesinin binanın heyeti umumiyesinde en kuvvetli ve hâkim rol oynamasına yardım etmektedir. Bu da gösteriyor ki mimar dahi bütün ehemmiyet ve dikkatini camie vermiştir” (Vakıflar Dergisi).
Ahmed Paşa Sibyan mektebi, külliyenin Topkapı tarafındaki köşesinde, tramvay caddesi üzerindedir; 1946 da, Ahmed Paşa Sibyan mektebinde Topkapı gençlik klübü yerleşmiş bulunuyordu. Tek katlı basit bir yapıdır: “O devirdeki emsali gibi bir salon ve avluya nazır üstü kapalı ve önü revaklı bir verandadan ibarettir. Bahçeden iki basamak ile çıkılan bir sokl üzerine kurulan bir sıra kesme taş bir sıra tuğladan müteşekkildir. Binanın dış köşeleri 45 derecelik bir zaviye ile kırılmış ve üstleri istalaktitlerle süslenmiştir. Mektebin sokağa nazır dört penceresi olup diğer cephelerinde ikişerden dört pencere daha vardır. Dershaneye verandadan girilir. Verandanın çatısını Haseki mektebi sibyanında olduğu gibi iki ince direk üzerine istinat eden kemerlerin tuttuğu tahmin olunabilir” (Vakıflar Dergisi, A. Sami Ülgen).
“Kara Ahmed Paşanın caddeye nazır türbesi altı dılılı mudalla plânlı bir binadır. Her cephede zemin katında birer penceresi olduğu gibi bunların üstünde de fil gözü camlı, kemerli tepe penceresi vardır.
“Bina plânının haricî köşelerindeki uzun üstüvanecikler zeminden kubbe kasnağının üstüne kadar imtidat ederler. Türbe haricî görüşünüşü itibarile fazla yüksektir ve kubbesi de mutad hilâfına daha mürtefidir. Halbuki dahilden görülen kubbe ise hariçtekile mükayese edildiğinde arada bir boşluğun olması icabediyor. Koca Sinanın inşa ettiği birçok türbelerde olduğu gibi burada da çifte kubbenin bulunması ihtimali kuvvetlidir. Mimar Sinan bu şekil inşaatı muhakkak güzel nisbetler temini hususunda tatbik etmiştir. Aksi halde basık binalar meydana gelirdi.
“Türbe kapısının üstünde eskiden bir revak varmış. Bugün dahi duvardaki çatı izlerinden kapının üstüne demir kenetlerle bağlanmış taban kirişinden, revakın mevcudiyeti hissolunuyor. Türbenin dahili ise, altı haricî dılı yerine, 5 pencere ve bir kapının arasında zuhur eden 6 köşe hücrelere tahvil olunduğundan 12 dılılı bir plândadır. Binanın taş işçiliği çok güzel fakat sadedir. Cami gibi türbe de tamamen kesme küfeki taşından inşa edilmiştir. Mulürler, kesmeler ve nisbetler tamamen XVI ıncı asrın üslûbundadır.
“Yalnız 18 dılılı kasnağın ebadı kubbenin haricî görünüşü ile mütenasip değildir. Zeminden itibaren kubbe kasnağına kadar yükselen üstüvanî sütunların kuturları fazla ince olduğundan gözü tatmin etmezler” (A. Saim Ülgen, Vakıflar Dergisi).
Topkapıda Ahmedpaşa Camii
(Resim : Nezih)
Topkapıda Ahmedpaşa Camii ve Medresesi
(Plân: A. S. Ülgen)
Topkapıda Ahmedpaşa Medresesi
(Resim: Nezih)
Topkapıda Ahmedpaşa Türbesi
(Resim: Nezih)
Theme
Building
Contributor
Nezih, A. S. Ülgen
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010920
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Nezih, A. S. Ülgen
Description
Volume 1, pages 431-434
Note
Image: volume 1, pages 431, 432, 433, 434
See Also Note
B.: Ahmed Paşa, Kara
Theme
Building
Contributor
Nezih, A. S. Ülgen
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.