Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AHMEDİYE MEDRESESİNDE LAZ MOLLA VAK’ASI
1812 (Hicrî 1227) yılında Üsküdarda Ahmediye medresesinin bir odasında Lâz Molla denilen, arasıra seyahate çıktığını söyliyerek kaybolduktan sora tekrar çıkıp gelen garip bir adam otururdu; Buharalı dervişler kılık ve kıyafetinde, başında Özbek tacile gezer, fakat Karadeniz ağzile konuşur, o yalı halkının bütün inatçı ve parlayıcı tabiati de üzerinde idi. Bazı hastalara okur, nefesinin de şifalı olduğu söylenirdi. Ekseriya odasından çıkmaz, ekmekçi her gün ekmeğini bırakır; birkaç günde bir de bir kadın gelir, odasını silip süpürür, çamaşırlarını yıkardı. Bu yıl recep ayının başında odasından hiç çıkmaz olmuş, merak edip soran oda komşularına: “Erbainim var.. İzin olmadıkça dışarı çıkamam!” demiş ve mahalle imamını çağırtmıştı; ona da
— İmam efendi, bana harçlık iktiza eyledi.. Şu saatimi satıver.. demişti.
Saati alan imam, ertesi gün otuz bir kuruş getirip:
— İşte saatin otuz bir kuruşa çıktı!
Deyince, Lâz Molla şaşırmış:
— İmam efendi!.. Benim saatim yüz elli kuruşluk saattir.. Otuz bir kuruşa verdim demek en güne sözdür? Bir hizmetimizde bulundun ise elli kuruşu senin olsun, var yüz kuruşu getir!
diye çıkışmış, İmam:
— Bana bu kadar verdiler!
cevabını verince de:
— Öyleyse saatimi geri isterim!
demişti, İmamın:
— Mezatta sattım, kim aldı bilmem, akçayı tellâl getirip verdi!
D...
⇓ Read more...
1812 (Hicrî 1227) yılında Üsküdarda Ahmediye medresesinin bir odasında Lâz Molla denilen, arasıra seyahate çıktığını söyliyerek kaybolduktan sora tekrar çıkıp gelen garip bir adam otururdu; Buharalı dervişler kılık ve kıyafetinde, başında Özbek tacile gezer, fakat Karadeniz ağzile konuşur, o yalı halkının bütün inatçı ve parlayıcı tabiati de üzerinde idi. Bazı hastalara okur, nefesinin de şifalı olduğu söylenirdi. Ekseriya odasından çıkmaz, ekmekçi her gün ekmeğini bırakır; birkaç günde bir de bir kadın gelir, odasını silip süpürür, çamaşırlarını yıkardı. Bu yıl recep ayının başında odasından hiç çıkmaz olmuş, merak edip soran oda komşularına: “Erbainim var.. İzin olmadıkça dışarı çıkamam!” demiş ve mahalle imamını çağırtmıştı; ona da
— İmam efendi, bana harçlık iktiza eyledi.. Şu saatimi satıver.. demişti.
Saati alan imam, ertesi gün otuz bir kuruş getirip:
— İşte saatin otuz bir kuruşa çıktı!
Deyince, Lâz Molla şaşırmış:
— İmam efendi!.. Benim saatim yüz elli kuruşluk saattir.. Otuz bir kuruşa verdim demek en güne sözdür? Bir hizmetimizde bulundun ise elli kuruşu senin olsun, var yüz kuruşu getir!
diye çıkışmış, İmam:
— Bana bu kadar verdiler!
cevabını verince de:
— Öyleyse saatimi geri isterim!
demişti, İmamın:
— Mezatta sattım, kim aldı bilmem, akçayı tellâl getirip verdi!
Demesi üzerine de bir ağız kavgası başlamış, kavgaya medresenin müderris vekili olan İbrahim Efendi de karışmıştı. Bu zat, evlâdı araptan, medresede odası ve medrese civarında bir âlâ konağı olan kibar Rifai şeyhlerinden idi; hastalara okur, nüsha verir, şehzadelere, saray ricaline okumuş, padişaha rüya tâbir etmiş, arkası kuvvetliydi. Nâdir olarak karşılaştıkça kıyam edip elini öpmediğinden ötürü Lâz Hocaya kızardı, nefesinin şifâlı olduğu sözü çıktıktan sonra, ona tehlikeli bir rakip olarak bakardı. İmam efendi Lâz Mollanın iddia ettiği irtikâbı yapabilecek tıynette olmasına rağmen şeyh efendi onu himaye etti ve o günlük aralarına girip ayırdı.
Medresenin ayakyollarına giden yol, Lâz Mollanın odası önünden geçerdi, artık Lâz Mollanın işi gücü penceresi önünde oturup gelip geçene vak’ayı anlatmak olmuştu: “Mahalle imamı ne alçak herifmiş.. Erbaine girmeden yüz elli kuruş verdiler, vermedimdi.. Saatimi istedim, kim aldı bilmem diye irtikâp eyledi..”; imam da dışarda, kendisini müdafaa yollu; “Saat kim.. sen kimsin!..” diyordu; fakat etraf Lâz Mollaya hak veriyor, o da imam ile şeyh efendiye durmadan küfür savuruyordu; şeyh efendi ile imam, onun ağzını tutabilmek için medresedeki odasından atmaktan başka çare olmadığını gördüler. Bunun için de medresenin su yollarını bozdurtarak, tamire çağrılan suyolcuyu: “Künkler Lâz Mollanın odasından geçer..” diye kışkırttılar; o da:
— Efendi kapıyı aç, urubalarını bir tarafa kaldır, döşemeleri kaldırıp su yolunu tâmir ederiz!..
dedi Molla da:
— Zamanı değildir, Erbainim tamam oldukta gel dilediğini yap!.. cevabını verdi.
Bunun üzerine medrese komşuları da Mollanın aleyhine döndü:
— Bu ne demektir?.. Cünûn ancak!. Ashabı hayratın suyun bu makulenin taaddisi ile tatil olur mu?
demeğe başladılar. Bazıları da: “Daşır yıkın!” “erbainim dediği nedir” diye söylendiler; kendisine güzellikle müracaat edildi, Karadeniz uşağının inadı tuttu, kapısını açmadı; bunun üzerine medrese halkı odasının açılması için mahkemeye müracaat ettiler; Lâz Molla, “Davacın var, seni hâkim ister!” diyen muhziri de: “Benim kimseye borcum yok. Kimseye tecavüz etmedim.. Dâvacımın alacağı ne ise söylesin.. Hakkı şer’isi var ise vereyim!.” diye kovdu. Üsküdar Mollası meseleyi İstanbulda Şeyhülislâm Efendiye bildirdi, o da rikâbı hümayuna arzederek medrese odasının boşaltılması için bir ferman aldı ve bir memur ile Mollaya tebliğ ettirdi; Molla: “Sizin padişahınız odadan çık diyor ise benim padişahım da bana buradan çıkma diyor!.” dedi. Bunun üzerine artık deliliğine hükmedildi. Ferman Üsküdar kolluğuna bildirilerek odadan cebren çıkarılmasına karar verildi. Bir odabaşı, oda neferlerile medreseye gelerek: “Odadan çık!. Yoksa kapıyı kıracağız!” deyince, günlerdenberi sinirleri son haddine kadar gerilmiş olan Lâz Molla, tabanca ile ateşe başladı; koluk neferlerinden birile Süleyman isminde bir kalyoncu çavuşunu yaraladı; kendisi odanın bir köşesine sinmiş, saklanmıştı; dışardan da tabanca ve tüfek atmağa başladılar, Ahmediye medresesi etrafı mahşer yerine döndü. Odanın kapısını yıkmağa kalktılar, Alemdar Paşa vak’asını hatırlayanlar: “Yanında cephane vardır; ateş eder!” diye mâni oldular. Bunun üzerine civardan yangın tulumbası getirip odayı suya boğmaya başladılar, az sonra, içerden: “Aman!.. Aman!..’ feryatları işitildi ve oda kapısının açılıp aralandığı görüldü. İçeriye evvelâ Gözlemeci Deli Hüseyin adında bir adam ile Ahmed isminde bir delikanlı girdi. Lâz Molla, iki sandık arasına sinmiş, yüzünü kollarının arasına almıştı. Yakalayıp dışarı çıkardılar? Vurulan neferlerin yoldaşları dövmek istediklerinde menedildi; bağlanıp Yalıköşkünde Bostancıbaşıya gönderildi. Beş altı gün Yalıköşkü altında hapsedildi. Mollanın vaktile İzmitte de buna benzer bir vak’aya sebep olduğu öğrenildi, istintakında bir sözü öbürünü tutmıyarak cinnet alâmetleri gösterdi; nihayet, işareti hümayun ile bir akşam Yalıköşkü önündeki toplar arasında boğularak idam edildi ve cesedi Sarayburnundan denize atıldı (19 recep 1227).
Bibl. : Câbi Said Tarihi.
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010860
Theme
Event
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 382-384
Bibliography Note
Bibl. : Câbi Said Tarihi.
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.