Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AHMED EFENDİ (Muid)
On yedinci asır ortalarının seçkin ülemasından, şeyhülislâmların otuzuncusu; doğruluğu, adalete karşı olan aşkı, halkın haklarını görme yolunda gösterdiği medenî cesareti, vazife başında, şeriat hükümlerinden gayri hiçbir kuvvet ve nüfuza boyun eğmemesi, fukaraya karşı cömertliği ile tanınmıştı. Aslı Kazabadlıdır, çocuk denilecek yaşta İstanbula geldi, bütün medrese tahsilini Büyükşehirde yaptı. (H. 1045) 1635 de İstanbul kadısı, (H. 1047) 1637 de Anadolu kazaskeri oldu; fakat, Hicri 1048 muharreminde (mayıs 1638 M.) Dördüncü Murad Bağdad seferine çıkarken Üsküdar ordugâhında padişah gazabın uğrıyarak azledildi; Naima, vak’ayı şöylece nakleder:
“Mevkibi hümayun Üsküdara indikte Molla Hüseyin nam kimse, ki Şeyhülislâm Yahya Efendinin mülâzimlerinden idi, medrese için Rumeli kazaskerine gelir dururdu; bir utanmaz adamdı, istediği medrese başkasına verilince eline kitap alıp kazasker divanına varıp — Hasmım gelsin imtihan olurum! Benim istediğim müderrislik imtihansız başkasına verilmek zulümdür! diye feryad edip edepsizlik etti. Rumeli kazaskeri Ebüssuudzâde Efendi aldırış etmedi ise de Anadolu kazaskeri Muid Ahmed Efendi halk gözetir ve ciddî adamdı, Molla Hüseyinin edepsizliğine tahammül edemedi: — Çık bre habit utanmaz! Deyince herif karşı geldi: — Hayâsız sizlersiniz ki, müstah...
⇓ Devamını okuyunuz...
On yedinci asır ortalarının seçkin ülemasından, şeyhülislâmların otuzuncusu; doğruluğu, adalete karşı olan aşkı, halkın haklarını görme yolunda gösterdiği medenî cesareti, vazife başında, şeriat hükümlerinden gayri hiçbir kuvvet ve nüfuza boyun eğmemesi, fukaraya karşı cömertliği ile tanınmıştı. Aslı Kazabadlıdır, çocuk denilecek yaşta İstanbula geldi, bütün medrese tahsilini Büyükşehirde yaptı. (H. 1045) 1635 de İstanbul kadısı, (H. 1047) 1637 de Anadolu kazaskeri oldu; fakat, Hicri 1048 muharreminde (mayıs 1638 M.) Dördüncü Murad Bağdad seferine çıkarken Üsküdar ordugâhında padişah gazabın uğrıyarak azledildi; Naima, vak’ayı şöylece nakleder:
“Mevkibi hümayun Üsküdara indikte Molla Hüseyin nam kimse, ki Şeyhülislâm Yahya Efendinin mülâzimlerinden idi, medrese için Rumeli kazaskerine gelir dururdu; bir utanmaz adamdı, istediği medrese başkasına verilince eline kitap alıp kazasker divanına varıp — Hasmım gelsin imtihan olurum! Benim istediğim müderrislik imtihansız başkasına verilmek zulümdür! diye feryad edip edepsizlik etti. Rumeli kazaskeri Ebüssuudzâde Efendi aldırış etmedi ise de Anadolu kazaskeri Muid Ahmed Efendi halk gözetir ve ciddî adamdı, Molla Hüseyinin edepsizliğine tahammül edemedi: — Çık bre habit utanmaz! Deyince herif karşı geldi: — Hayâsız sizlersiniz ki, müstahak olmıyanlara ilmiye mansaplarını verirsiniz! Dedi. Bunun üzerine Muid Efendi gazaba gelip herifi alaşağı edip deynekle dövdü. Şeyhülislâm vak’ayı işittiğinde, Molla Hüseyin kendi mülâzimi olduğundan çok müteessir oldu. Muid Ahmed Efendi doğru kimse idi ama kabaca ve haşin idi: “Ben rüşvet almam! Rüşvet ve himayeden çıkan şefaati de tutmam!” diye vüzera ve erkânı devletin şefaatlarını reddeti. Devlet erkânının şan ve makamlarına riayet edip hatır gözetmediğinden azli istenirdi; padişahın yakınlarından Silâhdar Mustafa Paşa ile ruznamçeçi İbrahim Efendi bunların başında idi, o gün vak’a kendisine derhal nakledilen padişah Musahib Deli Hüseyin Paşaya: — Var kazaskerlere, bilhassa Anadolu Efendisine şöyle, böyle fukaraya merhamet etsinler, sert muameleden ve şikâyet olunmaktan sakınsınlar! dedi. Ertesi sabah erkenden Hüseyin Paşa fermanı tebliğ etti. Muid Ahmed Efendi yine huşunet ile cevap verdi: “Paşa hazretleri! Biz bu taifeden akçe almayız! Her birinin ne zaman azil ve tayin olunacaklarını ve istihkaklarının ne olduğunu da biz biliriz!” dedi ve birkaç sitemli söz ile de paşayı tekdir etti. Hüseyin Paşa da huzura varıp: “Padişahım bu kazasker kimseyi salındırmıyor, azil ve nasbı ben iyi bilirim, kimse karışmasın diyor!” dedi. Silâhtar Paşa da fırsat bulup tazir edilenin müftünün adamı olduğunu ve Ahmed Efendinin huşunete müteallik pek çok noksanları olduğunu söyledi, padişahı gazaba getirdiler. Şeyhülislâm davet olundu. Yahya Efendi de şikâyet yollu bir iki nükte ve hâkimane sözlerle azle taraftar olduğunu anlatınca Muid Efendinin hemen azil ve Belgrada sürgün edilmesi için ferman çıktı. Meğer padişah o anda otağı hümayundan kazaskerlerin çadırları tarafına bakıyorlarmış, Hüseyin Paşaya: “Deli!.. Ne durursun!.. Var şu herifin çadırını başına yık! Yıkılıp gitsin!” buyurdular. Hüseyin Paşa baş üzerine deyip varıp bostancılara emretti, bîçâre Muid Efendinin çadırının iplerini kesip çerge başının üzerine kapandı; efendi çadır altından kalkıp Belgrada gitti”.
Bir müddet sonra affolunan Muid Ahmed Efendi (H. 1051) 1641 de Rumeli kazaskeri, (H. 1055) 1645 de Ebu Said Efendi yerine Şehlülislâm tayin edildi; ve bu makamda bulunurken (20) muharrem 1057) 26 Şubat 1647 de öldü; namazı Fatih Camiinde kılınarak Kadıçeşmesinde yaptırttığı medresenin avlusuna gömüldü.
Gitti ah Ahmed Efendi o reisi ulemâ
mısraı ölümüne tarihtir.
Bibl. : Naimâ tarihi III ve IV; İlmiye salnâmesi!
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM010810
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 1, sayfalar 358-359
Bibliyografya Notu
Bibl. : Naimâ tarihi III ve IV; İlmiye salnâmesi!
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.