Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AHMED ÇELEBİ (Meczub)
On yedinci asır ortalarında yaşamış namlı meczuplardan; Büyükşehirde ana doğması çıplak dolaşır, halk tarafından kerametine inanılmıştı. Kendisini çok yakından tanımış olan “Hediyetülihvan” muharriri Şeyh Mehmed Nazmi Efendi: “Nefes sahibiydi, celâli galib, zarîf, ârif, güzel konuşur, padişaha nedim olmağa layık, her sınıf halkın meşrebince ve tavrınca sohbet eder, bilhassa celâli son dereceyi bulduğu zaman sohbetinden zevk alınır bir adamdı” dedikten sonra, o asrın cemiyet ilmi bakımından dikkat ile okunmağa değer şu hal tercümesini nakleder:
Sevgi ve hürmetini kazanmış bir zat bir gün Ahmed Çelebiyi:
— Üryan gezmeseniz, bir libas giyseniz! der. Meczub:
— Sonunda Hak huzuruna varacak değil miyiz? Ben kendimi şimdiden ölü bilirim, Hak huzurunda cehennem ateşi ile yanmaktayım! Cevabını verir. Beriki cesaret edip:
— Cezbenizin sebebi nedir? diye sorar. Ahmed Çelebi de anlatır:
— Kadıasker Azmizade merhumun kapı çuhadarı idim. Bir gün divanhanede oturup gelene gidene bakardım. Birden kapıda bir adam belirdi. Merkep kadarca bir ata binmişti. Boyu posu bir buçuk insan kadar iri, kudretten sürmeli, şâhâne gözleri vardı. Merdiven başında atan inip ata: — Dur şurda! dedi, ve çıkıp yanıma gelince atcağızı urdular, döğdüler, asla yerinden kımıldamadı. Bilirim ki keramet sahibi bir zattır. ...
⇓ Devamını okuyunuz...
On yedinci asır ortalarında yaşamış namlı meczuplardan; Büyükşehirde ana doğması çıplak dolaşır, halk tarafından kerametine inanılmıştı. Kendisini çok yakından tanımış olan “Hediyetülihvan” muharriri Şeyh Mehmed Nazmi Efendi: “Nefes sahibiydi, celâli galib, zarîf, ârif, güzel konuşur, padişaha nedim olmağa layık, her sınıf halkın meşrebince ve tavrınca sohbet eder, bilhassa celâli son dereceyi bulduğu zaman sohbetinden zevk alınır bir adamdı” dedikten sonra, o asrın cemiyet ilmi bakımından dikkat ile okunmağa değer şu hal tercümesini nakleder:
Sevgi ve hürmetini kazanmış bir zat bir gün Ahmed Çelebiyi:
— Üryan gezmeseniz, bir libas giyseniz! der. Meczub:
— Sonunda Hak huzuruna varacak değil miyiz? Ben kendimi şimdiden ölü bilirim, Hak huzurunda cehennem ateşi ile yanmaktayım! Cevabını verir. Beriki cesaret edip:
— Cezbenizin sebebi nedir? diye sorar. Ahmed Çelebi de anlatır:
— Kadıasker Azmizade merhumun kapı çuhadarı idim. Bir gün divanhanede oturup gelene gidene bakardım. Birden kapıda bir adam belirdi. Merkep kadarca bir ata binmişti. Boyu posu bir buçuk insan kadar iri, kudretten sürmeli, şâhâne gözleri vardı. Merdiven başında atan inip ata: — Dur şurda! dedi, ve çıkıp yanıma gelince atcağızı urdular, döğdüler, asla yerinden kımıldamadı. Bilirim ki keramet sahibi bir zattır. Kalbimde kendisine karşı bir muhabbet uyandı: — Sultanım şuraya buyurun! diye önüne düşüp Efendime götürdüm. Gördüm ki Efendi ayağa kalkıp maslahatını muradı üzre yaptı; ve iz’zaz ile uğurladı; koltuğuna girip indirdim. Atına bindikte bana hitab edüb: — Ben şimdi sana Yeniçeri ağası ol, Vezirazam ol desem bed dua etmiş olurum: Cenabı Hak istidadını bir kâmil himmetile fiile çıkara! diye fâtiha okudu; ve: — Sivasî Efendiye benden selâm eyle!. Dedi. Bu selâmda bir hikmet vardır diye hemen Sivasî Efendinin tekkesine vardım; ve huzuruna çıkıp selâm söyledim ve vak’ayı anlattım. Sivasî Efendi: — O zat Nasuh Efendi biraderimizdir, seni bize terbiyeye göndermiş, anuna senin hattın celâldendir, beş vakitte şu camide hazır ol, sair zamanlarını camii şerifin altında mutaflar vardır, onlara iki akçeye işçi ol, bir akçe ile ye iç, bir akçesini sadaka ver, gündüz saim gece kaim ol, kimse ile konuşma, şu dolâpta bir aba hırka ile külâh var, esvabını çıkar onları giy!. dedi ve fâtiha okudu. Tafsili ahvalim çok icmalim budur, hemen o saat bodruma girdim, yedi yıl riyazet ettim, sonra tekrar huzuruna çıktım, Kapanî Saçlı Mehmed Efendiyi çağırdı, baş açık, ayak yalın bir kebe içinde Kapanî Efendi geldi; Sivasî Efendi: Şu adam seni ister! dedi. Mehmet Efendi celâle gelip biraz küfür ettikten sonra: — Benden ne istersin?! Sen de benim gibi üryan ol!. Sokaklara düş! Yıkıl şuradan diye bağırdı. Kendimde bir hâlet ve keyfiyat buldum ki hemen çırılçıplak soyunup kendimi sokakta buldum, kırk yıldır o haldeyim!..
Şeyh Mehmed Nazmi Efendi bu namlı meczubun ölümünden şöylece bahseder:
“Bir sene Atikmustafapaşa Camii şerifinde halveti erbainde oturmuştum. Ahmed Çelebi gelip: — Yarın inşallah namazımı kılıp telkin etmenizi niyat ederim! dedi. Sabahleyin görürler ki sağ elini başı altına koyup ruh teslim eylemi, namaz ve telkin için vasiyetini yerine getirmek isterdim amma Atikmustafapaşada misafir gibi idim, Mustafapaşa şeyhi varken tarikat âdabına muhalif idi, meğer o gün Sultanlardan biri vefat etmiş, Şeyh Efendiye intisabı olduğundan namazını ona vasiyet etmiş, Mustafapaşa şeyhi oraya gitti, ben de Ahmed Çelebinin namazını kıldırdım” (B.: Mehmed Efendi, Kapanî Saçlı).
Bibl. : M. Nazmi, Hediyetül Ünvan.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM010746
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 1, sayfalar 345-346
Bakınız Notu
B.: Mehmed Efendi, Kapanî Saçlı
Bibliyografya Notu
Bibl. : M. Nazmi, Hediyetül Ünvan.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.