Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AHMED ALİ PAŞA, ŞEKER AHMED PAŞA
Türk resim tarihinin ilk büyük isimlerinden; 1941 de Üsküdarda doğdu, ilk tahsilini Üsküdar mekteplerinden birinde yaptıktan sonra Tıbbiye mektebine girdi; resimde bir doğuş kıymeti olan fevkalâde istidadı nazari dikkati çekerek henüz talebe iken mektebin resim muallimine muavin talim edildi; Abdülâzizin cülus ettiği yıl, 1861 de, resme karşı kendisinin de büyük bir istidadı ve sevgisi olan bu hükümdar tarafından resim tahsili için Parise gönderildi; ressam Seyyid Beyle beraber, oradaki “Mektebi Osmanî” nin ilk seçkin talebelerinden oldu; Fransız romantizminin şöhretlerinden, mevzularını Şarktan ve Tarihi Kadimden seçen Gustave Boulanger ile ayni zamanda heykeltraş, arkasında zengin bir san’at mirası bırakacak olan Jean-Léon Gérome’un atölyelerine devam etti. 1867 salonunda, karakalem bir Abdülâziz portresi teşhir etti ki, bu büyük ressamın bu sahada hemen tek eseridir denilse yeridir. Fransa - Prusya harbinin başında memleketine döndü, piyade yüzbaşısı rütbesile Mektebi Tıbbiye resim muallimliğine tayin edildi. Bayazıd ve Zeyrek rüşdiyelerinde de resim dersleri aldı, hünkâr yaveri tayin edildi, ve 1875 de binbaşı, 1877 de kaymakam, 1880 de miralay, 1884 de mirliva, 1890 da ferik oldu; 1892 de Osmanlı sarayının ecnebi misafirler teşrifatçısı tayin edildi, 1906 da öldü, kabri Eyyu...
⇓ Read more...
Türk resim tarihinin ilk büyük isimlerinden; 1941 de Üsküdarda doğdu, ilk tahsilini Üsküdar mekteplerinden birinde yaptıktan sonra Tıbbiye mektebine girdi; resimde bir doğuş kıymeti olan fevkalâde istidadı nazari dikkati çekerek henüz talebe iken mektebin resim muallimine muavin talim edildi; Abdülâzizin cülus ettiği yıl, 1861 de, resme karşı kendisinin de büyük bir istidadı ve sevgisi olan bu hükümdar tarafından resim tahsili için Parise gönderildi; ressam Seyyid Beyle beraber, oradaki “Mektebi Osmanî” nin ilk seçkin talebelerinden oldu; Fransız romantizminin şöhretlerinden, mevzularını Şarktan ve Tarihi Kadimden seçen Gustave Boulanger ile ayni zamanda heykeltraş, arkasında zengin bir san’at mirası bırakacak olan Jean-Léon Gérome’un atölyelerine devam etti. 1867 salonunda, karakalem bir Abdülâziz portresi teşhir etti ki, bu büyük ressamın bu sahada hemen tek eseridir denilse yeridir. Fransa - Prusya harbinin başında memleketine döndü, piyade yüzbaşısı rütbesile Mektebi Tıbbiye resim muallimliğine tayin edildi. Bayazıd ve Zeyrek rüşdiyelerinde de resim dersleri aldı, hünkâr yaveri tayin edildi, ve 1875 de binbaşı, 1877 de kaymakam, 1880 de miralay, 1884 de mirliva, 1890 da ferik oldu; 1892 de Osmanlı sarayının ecnebi misafirler teşrifatçısı tayin edildi, 1906 da öldü, kabri Eyyubda Feshâne caddesi üzerinde, Defterdardan gelirken sol koldadır. Bu kabristanın demir parmaklıklı kapısının üstüne şu kitabe konmuştur:
Yaverânı Hazreti Şehriyariden misafiri ecnebiye teşrifatçısı Ferik Ahmed Ali Paşa ruhuna fatiha. Fi 5 rebiülevvel 1325 ve fi 5 mayıs 1323.
Şeker Ahmed Paşa, memleketinde bir natürmort ve peyzaj ressamı; Garp san’at yolunda Türk resminin de bu ilk çağında, bugün ittifakla verilen bir hükümdür, bir büyük müjdeci olmuştur. Muasırlarından ne Zekâi Paşanın sağlam klâsik peyzaj tekniğine, ne de Seyyid Beyin natürmortlarındaki renk ve ışık inceliklerine varabilmiştir; fakat, bilhassa peyzajlarında kendine has safiyet ve samimiyeti, hâkim olduğu fırçasının büyük sabır mahsulü darbelerile, taklit edilemez güvez ve yeşillerile tamamen orijinal bir san’atkâr olmuştur.
Şeker Ahmed Paşanın büyük kıymetlerinden birisi de, Türkiyede ilk san’at hareketlerinin başına geçmiş bulunmasıdır. İstanbulda ilk Türk resim sergisini, 1874 de Çenberlitaştaki Maarif Nezareti binasında (bugün İstanbul Belediyesinin bazı daireleri bulunmaktadır) o açmıştı. Devrinin Avrupalı ressamlarından tablolar satın almak istiyen Abdülâziz, bu işi yerinde bir karar ile paşaya havale etmiş, o da Boulanger, Gérome, Chaplin, Harpignies, Daubigny ve Yvon gibi devrinin en namlı Fransız üstadlarının en güzel eserlerini seçip Türkiyeye getirmişti.
Kendisinin Mercan yokuşundaki konağı da, küçük ölçüde bir resim salonu halinde idi; devrinin Türk ressamlarının zengin eserlerinden bir koleksiyona sahipti; saraydaki hizmetinden kurtulunca, kendisini bu konaktaki atölyesine atardı. Sohbeti zengin ve tatlı bir zat idi, “Şeker” lâkabını da bu yüzden almıştı. Ressam Sami Yetik merhum nakleder:
Abdülâziz, oğlu Yusuf İzzeddin Efendiyle otururken, padişah mabeyincilerinden birine yaver ressam Ahmed Beyi kasdederek: “Yaver Ahmedi çağırınız” demiş. Mabeyinci birden bunun yaverlerden hangi Ahmed Bey olduğunu kestiremiyerek duraklayınca genç prens: “Canım.. bizim Şeker Ahmedi..” demiş. Şehzadenin bu tarifi hükümdarın fevkalâde hoşuna gitmiş ve kahkahalarla gülmeğe başlamış. “Şeker” lâkabı da o günün hâtırası olarak kalmış.
Yine Sami Yetik, Paşaya ait şöyle bir hâtıra da nakleder:
“Talebelik zamanında şöhretini işite işite bende eserlerini tetkik etmek aşkı uyandıran Şeker Ahmed Paşayı ancak Sanayii Nefise mektebini bitirdikten sonra lütufkâr bir tesadüfle tanıdım; ve bu tanıyış bana Şeker Ahmed Paşayı istediğim gibi etüd edebilecek serbest zeminler hazırladı. Bir gün Bahçekapısında ötedenberi resim edevatı satın aldığım Gayret ismindeki kırtasiye mağazasına uğramıştım. Ben bu dükkânda ara sıra akuarel ve guaş resimler teşhir ediyordum. Bu resimlerden bazıları ara sıra san’at muhibleri tarafından satın alınırdı; o hafta da küçük bir guaş resim koymuştum, karlı ve tipili bir havada eski Galata köprüsünün kalabalığını gösteren bu resmin teşhirden birkaç gün sonra satıldığını haber verdiler. Dükkâna girdiğim gün namıma bırakılmış küçük bir zarf buldum. Bu minimini zarfın içinden çıkan zarif bir kart Şeker Ahmed Alipazâde Ahmed İzzet imzasile beni Mercandaki konağına davet ediyordu.
Ahmed İzzet merhum o zamanlar süvari yüzbaşısı ben de piyade mülâzimisânisi bulunuyordum. Beni pek mültefitane kabul etti ve babası Şeker Ahmed Paşaya takdim etti. Ressam Ahmed Paşayı bu ilk görüşlerimin bende bıraktığı intiba, onu devrin riyâ ve iftira havası içinde insanî hislerini muhafaza ederek yaşayan temiz bir san’at âşıkı olarak buluşumdur. O, iyi bir nam kazanabilmek için devrin nüfuzuna kapılarak mağrur olmamak, hemcinsine birer kıymet vererek kibirsizce görüşmek ve iltifat etmek prensibini itiyat haline getirebilmiş bir ressamdı. Resme çalışan gençlerle hemen dost oluverişi, iltifatlara gark edişi en mümtaz vasıflarından idi. Şeker lâkabının verilmesi de şefik, mültefit tabiatının kazandırdığı güzel bir mükâfattır” Şeker Ahmed Paşanın eserlerini yakından ve toplu olarak tetkik etmek fırsatını elde ettiğini söyliyen Sami Yetik, büyük ressam hakkında şu hükmü veriyor:
“Ne kadar yazıktır ki, Avrupadan avdetini müteakip yaptığı tablolar, tedricen sönen heyecanının ufûl eden kudretinin âdeta tarih numarasile sıralanmış birer hüzünlü mersiyelerini söylerler”.
Bibl. : Sami Yetik, Ressamlarımız; İ. A. Gövsa, Türk meşhurları.
Ahmed Ali Paşa
(Resim : H. Çizer)
Theme
Person
Contributor
H. Çizer
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010701
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
H. Çizer
Description
Volume 1, pages 327-328
Note
Image: volume 1, page 327
Bibliography Note
Bibl. : Sami Yetik, Ressamlarımız; İ. A. Gövsa, Türk meşhurları.
Theme
Person
Contributor
H. Çizer
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.