Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AĞAOĞLU (AHMED)
Namlı gazeteci ve fikir adamı; 1869 da Azerbaycanın Karabağ yaylâsının merkezi olan Şoşan şehrinde doğdu; babası Mirza Hasan, oranın tanınmış bir ailesinden, şark ilimlerile pek çok uğraşmış bir zat idi; anası Taze Hanım da Karabağlı diğer bir büyük ailenin kızı idi; oğlu Ahmedi çocukluğunda zengin bir folklor ile beslenmiş bir kadındı. Doğduğu kasabadaki Rus ortaokulunu bitirip de Tiflis lisesine gönderildiği sırada, Ağaoğlu Ahmed, baba ocağında öğrendiği farsça ve arapçanın yanında rusçayı da, ana dili olan türkçe kadar mükemmel konuşuyordu. Ağaoğlu, ortaokul hayatını şöyle anlatıyor: “Biz beş Türk çocuğu, senelerce devam eden tahsil esnasında, Ermeni çocuklarından çektiklerimizi tarif etmek imkân haricindedir. Teneffüs esnasında çabuk davranıp arkamızı bir duvara dayamayı büyük bir muvaffakiyet sayardık. Yüzlerce Ermeni çocuğu üzerimize hücum ederek birisi başımızdan kalpağı alıp atıyor, diğerleri tekmelerle kalpaklarımızı eziyorlardı. Bazen ittifak edip üzerimize iftira ve isnadda bulunuyorlardı, bizi haksız yere cezalandırıyorlardı. Arkadaşlarımın çoğu dayanamadılar, mektebi terkettiler, mektebi bitirinceye kadar yalnız ben dayandım.” (Ali Nüzhet, Göksel, İstanbul Ansiklopedisine verilmiş notlar).
Tiflis lisesini bitirdikten sonra yüksek tahsil için Parise giden bu genç azer...
⇓ Devamını okuyunuz...
Namlı gazeteci ve fikir adamı; 1869 da Azerbaycanın Karabağ yaylâsının merkezi olan Şoşan şehrinde doğdu; babası Mirza Hasan, oranın tanınmış bir ailesinden, şark ilimlerile pek çok uğraşmış bir zat idi; anası Taze Hanım da Karabağlı diğer bir büyük ailenin kızı idi; oğlu Ahmedi çocukluğunda zengin bir folklor ile beslenmiş bir kadındı. Doğduğu kasabadaki Rus ortaokulunu bitirip de Tiflis lisesine gönderildiği sırada, Ağaoğlu Ahmed, baba ocağında öğrendiği farsça ve arapçanın yanında rusçayı da, ana dili olan türkçe kadar mükemmel konuşuyordu. Ağaoğlu, ortaokul hayatını şöyle anlatıyor: “Biz beş Türk çocuğu, senelerce devam eden tahsil esnasında, Ermeni çocuklarından çektiklerimizi tarif etmek imkân haricindedir. Teneffüs esnasında çabuk davranıp arkamızı bir duvara dayamayı büyük bir muvaffakiyet sayardık. Yüzlerce Ermeni çocuğu üzerimize hücum ederek birisi başımızdan kalpağı alıp atıyor, diğerleri tekmelerle kalpaklarımızı eziyorlardı. Bazen ittifak edip üzerimize iftira ve isnadda bulunuyorlardı, bizi haksız yere cezalandırıyorlardı. Arkadaşlarımın çoğu dayanamadılar, mektebi terkettiler, mektebi bitirinceye kadar yalnız ben dayandım.” (Ali Nüzhet, Göksel, İstanbul Ansiklopedisine verilmiş notlar).
Tiflis lisesini bitirdikten sonra yüksek tahsil için Parise giden bu genç azerbaycanlı, orada da hukuk mektebi ile Collège de France’den diploma aldı. Pariste, Fransız mecmualarında Şark meseleleri üzerine ilk kalem tecrübelerinde bulunan Ağaoğlu, büyük Fransız İnkılâbının beşiği olan bu büyük ilim ve hürriyet merkezinde “İttihat ve erakki” cemiyetinin âzalarile tanıştı.
1894 de Azerbaycana döndü; Azerbaycan Türklerinin millî benliğini uyandırmağa çalışan İsmail Gasprenski Hüseyinzade Ali ve Ali Merdan Topçubaşının, “Hayat”, “İrşad” ve “Terakki“ gazetelerinde kıymetli bir arkadaşı oldu, bir taraftan da öğretmenlik yaptı; Çarlık Rusyası zabıtasınca tehlikeli adam olarak tanındı; takip ve tazyika uğradı. 1908 Meşrutiyet inkılâbının tezine İstanbula geldi, maarif müfettişi tayin edildi; “İttihat ve Terakki” fırkasına girdi ve az sonra memuriyeti bırakarak tamamen serbest gazetecilik hayatına atıldı.
Ziya Gökalp, Yusuf Akçora ve Şair Mehmed Emin gibi Türkçülük cereyanı liderlerinin en yakın dost ve arkadaşı; Türkocağı ile “Türk Yurdu” mecmuasının kurucularından biri oldu. 1911-12 yıllarında İstanbul Darülfünunu Türk medeniyeti profesörlüğüne ve Rusça muallimliğine tayin edildi; “Tercümanı Hakikat” gazetesinde başmuharrirlik yaptı. Birinci Cihan Harbi yıllarında İttihat ve Terakkinin namzedi olarak Afiyonkarahisarından mebus seçildi, fırkanın Merkezi umumî âzası oldu; 1917 de, Kafkas ordusunun siyasî müşaviri olarak Azerbaycana gönderildi; 1918 de İstanbula döndüğünde, İttihat ve Terakki ricali arasında Maltaya götürüldü; üç yıl orada kaldı, 1921 de serbest bırakılınca Anadoluya geçti, Ankarada, Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin Matbuat Umum Müdürü oldu; zaferden sonra Halk fırkasının namzedi olarak Karstan mebus seçildi, Ankara Hukuk fakültesine profesör tayin edildi. Hükûmetin fikirlerini yayan yarı resmî Hâkimiyeti Milliye gazetesinin başmuharriri oldu. Fethi Okyar “Serbest Cumhuriyet Fırkası” nı kurarken bu liderin en kuvvetli arkadaşı odu; fırkaları dağıldıktan sonra faal siyasî hayattan çekildi, İstanbul Darülfünununda profesör oldu, “Akın” mecmuasını çıkararak ilmî ve siyasî düşüncelerini yaymakta devam etti. 1933 de profesörlükten emekliye ayrıldı; bir muharrir olarak ölüm anına kadar çalıştı. 19 mayıs 1939 da öldü.
Siyasî hayatı çetin mücadelelerle dolu olan Ağaoğlu Ahmed, aile hayatında, evlâtlarının coşkun bir aşk ile taziz ettikleri bir babalık saadetine kavuşmuş adamdı; Samed Ağaoğlu ve Bayan Tezer Ağaoğlu Türk basın ve maarifinin iki genç kıymetidir.
Ağaoğlunu yakından tanımış olan Ziya Gökalpın damadı ve Vefa lisesi edebiyat öğretmeni Ali Nüzhet Göksel, İstanbul Ansiklopedisine gönderdiği notlarda şöyle yazıyor:
“İkinci Meşrutiyet devrinin iki üç büyük muharririnden biri de hiç şüphesiz odur. Bir başmuharrir için gereken bütün vasıflar onda vardı. Prensip sahibiydi. Kültürü zengindi, inandığı fikirleri yaymaktan çekinmezdi, memleketi çok iyi tanırdı. Şark ve garp hakkında çok şeyler okumuş ve bunları benimsemişti. Muntazam tahsil görmüştü. Konuşma dili, memleketinin şivesini bırakmadığı halde yazı dili İstanbul şivesine uygundu. Memleket işlerinde milliyeti, sosyal ve ekonomik meselelerde ferdiyetçi; siyasette liberaldi. Ağaoğlunun makale ve kitaplarında daima bu prensiplerin çerçevesi içinde hareket ettiği görülür.
Bu fikirlerine karşı ne kadar bağlı olduğunu “İçtihad” dergisinde Süleyan Nazifle “Kadro” dergisinde ve “Cumhuriyet” gazetesinde Yakup Kadri ve Şevket Süreyya ile yaptığı münakaşaları okumak lâzımdır.
Münakaşalarda pervasızdı; inandığı şeyler onun için mukaddesti, ona dil uzatanlara karşı şiddetle hücum ederdi. Fakat hiçbir zaman, münakaşa ettiği adamın şahsiyetini kötüliyecek kadar yazılarında zaaf gösterdiği görülmemiştir. Filhakika Ağaoğlu yazılarile, bize yeni fikirler bulup verememişti. Fakat memleketin millî bünyesine göre bulunan yeni fikirleri müdafaa edenlerin yanında yer aldığı muhakkaktır.
Onun fikirlerini ve şahsiyetini en iyi izah eden eseri: “Serbest İnsanlar Ülkesinde” adındaki kitaptır. Bu eserde, ta çocukluğundan itibaren ruhuna sinen demokratik fikirlerini serbest insan ülkesinde diyalok şeklinde ve eserine edebi bir çeşni vermek şartile canlı bir halde belirtmiştir. Bu eserin son sayfasında filozof pîrler ona şu meseleler üzerinde and içiriyorlar:
“Hürriyete sadık kalacağıma and içiyorum”.
“Serbest insanlar ülkesi yasasının bütün maddelerine harfi harfine riayet edeceğime and içiyorum”.
“Bulunduğum her yerde hürriyeti neşir ve yasa maddelerini temsil edeceğime and içiyorum”.
“Hürriyeti ve serbest insanlar ülkesinin yasasını müdafaa için icabında nefsimi feda edeceğime and içiyorum”.
Hayatının son yıllarında neşrettiği bu kitaptaki andlarını, hayatı müddetince kendine bir mefkûre edinmiş ve bu uğurda hayatını harcamıştır.
Ben, Ağaoğlunun hastalığının son günlerinde ziyaret etmiştim. Yaşlılık ve hastalık gibi iki yıkıcı kuvvet üzerine çöktüğü halde, o yine ğenç, diri ve gür sesile bütün o sarî ve sıtmalı heyecanile konuşuyordu. Sözleri fikir meselelerine yaklaştıkça, odasının havası zaman zaman onun hiddetlerile, arasıra bıraktığı şen kahkahalarile doluyordu.
Dikkat ediyordum. Uzun yılların didinmeleri, girdiği cemiyetlerin fırtınalı politika hayatı, o mânalı baş üzerinde sanki hiçbir tesiri yapmamıştı. Amcasının istediği gibi, o genç kalmıştı. Ağaoğlunun ruhu daha genç olduğu halde yıllardanberi beklediğimiz terkibi bir eser veremeden aramızdan ayrılıp gitti”.
Ağaoğlunun kitap halinde çıkan eserleri:
Şiî Mezhebi ve Kaynakları, İslâm ve Ahund, İslâmlığa Göre ve İslâm Âleminde Kadın, Üç Medeniyet, Hindistan ve İngiltere, Serbest İnsanlar Ülkesinde, Devlet ve Ferd, Türk Teşkilâtı Esasiyesi, Türk Hukuk Tarihi (Üniversite için notları), Ben Neyim, İran ve İnkılâbı, Gönülsüz Olmaz, İhtilâl mi, İnkılâp mı, ve Kropatkinden tercüme ettiği Etika.
Bibl. : A. N. Göksal, Not; İ. A. Gövsa, Türk Meşhurları.
Ahmed Ağaoğlu
(Resim: H. Çizer)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
H. Çizer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM010530
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
H. Çizer
Tanım
Cilt 1, sayfalar 248-250
Not
Görsel: cilt 1, sayfa 248
Bibliyografya Notu
Bibl. : A. N. Göksal, Not; İ. A. Gövsa, Türk Meşhurları.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
H. Çizer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.