Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AFFAN EFENDİ (Oyuncakcı)
Rûşen Eşrefin, bu adı taşıyan bir hikâyesinde yaşattığı gayet şirin bir İstanbullu, Büyükşehrin artık benzeri kalmamış bir mahalle attarı tipidir. Bir mevlevi dervişi olan Affan Efendinin dükkânı Üsküdarda Selimiyededir.
“Dükkânı evinin alında idi. Fakat öyle dar bir dükkân ki, Affan Efendi öteberi vermek için tümseğinden ayağa kalktığı zaman sikkesi tavana asılı Eyyüp beşiklerine, kaynana zırıltılarına değerdi. Esasen yerinden pek de az kımıldardı ya!. Beyaz Ankara keçisi pöstekisinin üstünde müzehhep sülüs bir “Elkâsibi Habibullah” levhasile tâlik bir “Yâ Hazreti Mevlânâ” hitabının önünde bağdaş otururdu. Âhretlikler, uşaklar darçın, zencefil, karanfil, hindistancevizi gibi baharata ait öteberi istediler mi haydariyesinin göğsünü kavuşturur; bembeyaz sakallarile bıyıklarının arasından dudaklarına leylek gagası gibi sarkan beyaz burnuna takılı gözlüğü alnına kaldırır:
— Şu ikinci kutuyu çekiver evlâd! Şu beşinci kutu.. Bak, üstü rafta, sana zahet, uzatıver!. derdi.
“Terazisi, para çekmecesi, dividi, mesnevisi yanıbaşında idi. Yemeğini küçücük bir sinide, önüne getirirlerdi. Ufacık mangalı, yaz kış yanından eksilmezdi. Kahvesini kendi elile pişirirdi.
“Yaftalarının yazısı silinmiş beş on esmer baharat kutusile beş on tane kök kavanozu, yirmi otuz tane çıngıraklı teneke düdükle, s...
⇓ Read more...
Rûşen Eşrefin, bu adı taşıyan bir hikâyesinde yaşattığı gayet şirin bir İstanbullu, Büyükşehrin artık benzeri kalmamış bir mahalle attarı tipidir. Bir mevlevi dervişi olan Affan Efendinin dükkânı Üsküdarda Selimiyededir.
“Dükkânı evinin alında idi. Fakat öyle dar bir dükkân ki, Affan Efendi öteberi vermek için tümseğinden ayağa kalktığı zaman sikkesi tavana asılı Eyyüp beşiklerine, kaynana zırıltılarına değerdi. Esasen yerinden pek de az kımıldardı ya!. Beyaz Ankara keçisi pöstekisinin üstünde müzehhep sülüs bir “Elkâsibi Habibullah” levhasile tâlik bir “Yâ Hazreti Mevlânâ” hitabının önünde bağdaş otururdu. Âhretlikler, uşaklar darçın, zencefil, karanfil, hindistancevizi gibi baharata ait öteberi istediler mi haydariyesinin göğsünü kavuşturur; bembeyaz sakallarile bıyıklarının arasından dudaklarına leylek gagası gibi sarkan beyaz burnuna takılı gözlüğü alnına kaldırır:
— Şu ikinci kutuyu çekiver evlâd! Şu beşinci kutu.. Bak, üstü rafta, sana zahet, uzatıver!. derdi.
“Terazisi, para çekmecesi, dividi, mesnevisi yanıbaşında idi. Yemeğini küçücük bir sinide, önüne getirirlerdi. Ufacık mangalı, yaz kış yanından eksilmezdi. Kahvesini kendi elile pişirirdi.
“Yaftalarının yazısı silinmiş beş on esmer baharat kutusile beş on tane kök kavanozu, yirmi otuz tane çıngıraklı teneke düdükle, seki zon tane toprak kumbara, tavana asılı dört beş Eyyüp salıncağile, beş altı kaynana zırıltısı, beş altı da kursak düdük, Oyuncakçı Affan Efendinin bütün sermayesi idi. Öyle taş bebekti, kurşun askerleri, zilli çengileri düdüklü lâstik köpekleri filân satmazdı. Gayet müslümandı. Sûret namına bir karagöz bulundururdu. o da zannederim, karagöz bizde teamül olduğu için mahzursuz görürdü. Şarkın nesillere neşe veren mudhik kahramanı, camekânda sarkar, her gün akşama kadar Karacahmed mezarlığına getirilen tabutları, Harmanlığa talime çıkan askerleri, Haydarpaşa ile Üsküdar arasında işliyen arabaları seyrederdi.
“Oyuncakçı Affan Efendinin ticarette acelesi yoktu: Sabahleyin dükkânını ikide açar, öğleyin kapar, ikindiye doğru yine açar, namaz vakti kapının çengelini tekrar iliştirirdi. Her kapısını açışta beş altı çocuk birden içeriye dalar, dükkâna sinen baharat kokuları içinde uçurtma kâğıdı seçerler, çiriş isterlerdi. Akşama doğru alışveriş seyrekleşirdi; çünkü babaları eve dönen çocuklar korkudan sokağa çıkamazlardı. Yalnız Selimiyeden Nuhkuyusuna giden taburlardan bir iki çocuk, bevvabı kandırabilirse, bir lâhza girer, iğde, hubbülleziz, amerikanfıstığı, sakız gibi şeyler alırdı.
“Oyuncakçı Affan Efendinin dükkânı bazı akşamlar hususî bir kahvehane gibi olurdu. Eve gelince soyunup dökünen kalem efendileri Şam hırkalarile, itfaiye zabitleri mintanlarının üstüne avniyelerini çekerek birer ikişer toplanırlardı. Orada kahveler içilir, sohbetler edilirdi. Hattâ Affan Efendiden mesnevi dinliyen mevlevi muhibbi komşular bile vardı. Babaları yanlarına çocuklarını da almışlarsa Affan Efendinin elini öptürürler, o da öpülen elini kişniş şekeri şişesine uzatıp bir avuç hediye verirdi.
“Mahallede çok hürmet ve itibar sahibi olan Affan Efendinin iki âdeti çocukları için çok fena idi. Biri çeşidi az ve biçimleri eskiydi. Evvelki nesilleri avutabilen bu oyuncaklar zamanenin çocuklarına az ve basit gelirdi. Öteki de veresiye hiç mal vermezdi. Çocuklar: “Oyuncakçı amca, annem misafirlikte, şimdicik dönsün, getiririm” diye on paralık pestil isteseler:
— Oğlum, maşallah! okuma yazma biliyorsun.. Bak ne demiş, oku!. diye iç kapıyı gösterirdi. O, “bugün peşin, yarın veresiye” vâdini gören çocuk boynunu büker: “Ben batakçı değilim oyuncakçı amca.. Annem dönsün, vallahi şimdicik getiririm!” der, burnunu çeke çeke giderdi. Fakat bir defa haylâzlardan biri:
— Ee, sen de artık çok oldun! Canın isterse ver! Ben sanki Ligordan alamaz mı imişim! Ucuz da veriyor, veresiye de veriyor, malı da iyi fendi baba! dedi.
“O çelebi adam, bu cüretten bir öfkelensin!. Mangalın kenarındaki cezveyi devirerek tavandaki beşik hevengini sallıyarak tümseğinden atladı:
— Git yumurcak, sen de ondan al, başımı ağrıtma! diye üzerine yürüdü. Çocuk, korkusundan pabuçlarını yolda bırakmış, mezarların arasına kadar kaçmıştı. Affan Efendi de nefes nefese yerine çıkıp bağdaşını kurdu.
“Ligorun bu mahalleye zehirli bir örümcek ağı kurduğunu, kırk yıllık müşterileri sinek boğar gibi emdiğini Oyuncakçı Affan Efendi de bilirdi (B. : Ligor, Attar); fakat vekarı, rakibinin aleyhine taşmasına mânidi. Birkaç ay içinde bütün kâr ve kisbi Kaygusuz İbrahim Baba ile Karacaahmed Sultanını ziyarete giden kadınlara okunmuş, üflenmiş adak mumları satmağa münhasır kaldı. Güneş uzun müddet yerlerini değiştirmiyen karagözlerin renklerini soldurmuş, mukavva vücutlarını kötürüm insan uzuvları gibi kıvırmağa başlamıştı.
“Affan Efendi, o senenin Berat kandilinde dükkânın önüne son defa olarak sebil fıçıları dizdi. Doğancılara Sürre seyrine gidenlere kalaylı küçük maşrabalarda su dağıttı. O gün ne kadar düşünceliydi? Bir gece evvel Haydarpaşada kafayı tütsüliyen ayyaş İshak Bey kapısının önünden geçerken:
— Sen yine başına Elkâsibi Habibullahı as da altında pinekle, e mi!. Bak bakalım lâfla peynir gemisi yürür mü? Üç günlük kokmuş Ligor, ocağına incir dikti, sana külâhı tamam şimdi giydirdi!. diye bağırmıştı.
“İki gün sonra Sultan Hamidin velâdet donanması vardı. Gecesi, mahallenin fakir ve öksüz çocukları kışla boyunda sünnet edilecekti. Kırmızı taslı itfaiye mızıkası defne dallarile süslü çardağın içinde alafranga bir hava çalarken sırtında zenbil, bir ihtiyar mevlevinin sehpasına dayana dayana çadırdan içeri girdiği görüldü. “Selâmü leyküm” dedi. Kadınlar, erkekler fenerlerin ışığında Oyuncakçı Affan Efendiyi tanıdılar. Zenbilini bir karyolanın ayak ucuna koydu, içinden karagözler, kapsül tabancaları, aynalı, yaldızlı Eyyüp beşikleri, gursak düdükler çıkardı:
— Maşallah.. Maşallah.. Kordelâ bağladılar mı?! Ne yapalım, karınca kaderince! Bunlar da size Affan Dededen yadigâr olsun evlâtlar!” diye dükkânının son sermayesini sünnet çocuklarına dağıttı. Atlı tramvaylarla, piyanolarla oynıyan çocuklar, Affan Efendinin oyuncaklarını şöyle bir kenara koydular. Kadınlar: “Allah razı olsun, Allah ne dileğin varsa yerine getirsin” diye dua ediyorlardı. Affan Efendi:
— Bizden artık geçti, nasip bu kadarmış!.. dedi”.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010467
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 223-224
See Also Note
B. : Ligor, Attar
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.