Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÂDEM DEDE
Onyedinci asır şairlerinden ve Galata mevlevihanesinin en namlı şeyhlerinden; aslı Antalyalıdır, Çavuşoğulları diye anılan çok zengin bir ailedendir; doğum tarihi bilinmiyor, 1627 (H. 1037) de Antalya mevlevihanesi şeyhi Zincirkıran Mehmed Dedeye derviş olmuş, bir müddet Konyada bulunmuş, sonra İstanbula gelerek Galata mevlevihanesi şeyhi mesnevî şarihi Ankaralı İsmail Efendinin terbiyesile yetişmiş, 1631 (H. 1041) de şeyhinin ölümü üzerine Galata mevlevihanesi şeyhliğine tayin edilmiştir.
Büyük şehirde, mesnevi takrirleri, şiirleri ve fukaraya karşı en az yüz dinar sadaka vermek gibi fevkalâde cömertliği ile çok parlak bir nam almıştı; ailesinden kalan muazzam serveti bu yolda dağıtmıştı; fakat Âdem Dede için, “kimya ile altın yapıyor” diyenler bulunduğu gibi onun kerametine inananlar da pek çoktu. Meselâ Safaî şu menkıbesini nakleder:
“Âdem Dede, dördüncü Murad devrinde bir gün bazı dervişleri ile Hisarlara gezmeğe gider, ikindiden sonra kayık ile dönerken, neyzen ve bir iki kudüm ile deniz üzerinde mevlevî âyini yaparlar. Meğer bostancıbaşı Yalı köşkünde otururmuş, uzaktan dervişlerin sadasını işitince, bir gürüh bostancı ile bir kancabaş sandal gönderir, şeyh ve dervişlerini, Tophane iskelesine yanaşırlarken çevirirler. Yalıköşkü önüne getirirler. Bostanbaşı bunları karaya çı...
⇓ Read more...
Onyedinci asır şairlerinden ve Galata mevlevihanesinin en namlı şeyhlerinden; aslı Antalyalıdır, Çavuşoğulları diye anılan çok zengin bir ailedendir; doğum tarihi bilinmiyor, 1627 (H. 1037) de Antalya mevlevihanesi şeyhi Zincirkıran Mehmed Dedeye derviş olmuş, bir müddet Konyada bulunmuş, sonra İstanbula gelerek Galata mevlevihanesi şeyhi mesnevî şarihi Ankaralı İsmail Efendinin terbiyesile yetişmiş, 1631 (H. 1041) de şeyhinin ölümü üzerine Galata mevlevihanesi şeyhliğine tayin edilmiştir.
Büyük şehirde, mesnevi takrirleri, şiirleri ve fukaraya karşı en az yüz dinar sadaka vermek gibi fevkalâde cömertliği ile çok parlak bir nam almıştı; ailesinden kalan muazzam serveti bu yolda dağıtmıştı; fakat Âdem Dede için, “kimya ile altın yapıyor” diyenler bulunduğu gibi onun kerametine inananlar da pek çoktu. Meselâ Safaî şu menkıbesini nakleder:
“Âdem Dede, dördüncü Murad devrinde bir gün bazı dervişleri ile Hisarlara gezmeğe gider, ikindiden sonra kayık ile dönerken, neyzen ve bir iki kudüm ile deniz üzerinde mevlevî âyini yaparlar. Meğer bostancıbaşı Yalı köşkünde otururmuş, uzaktan dervişlerin sadasını işitince, bir gürüh bostancı ile bir kancabaş sandal gönderir, şeyh ve dervişlerini, Tophane iskelesine yanaşırlarken çevirirler. Yalıköşkü önüne getirirler. Bostanbaşı bunları karaya çıkarıp kayıklarını deldirir, neylerini ve kudümlerini bir taş üzerinde kırdırıp: “Badelyevm bu makule vazı’ ile deryada gezmiyesiz!” diye şeyhi azarlar ve dervişlerile beraber yol verir; Âdem Dede ile dervişleri, kalbleri incinmiş, Bahçekapısı iskelesine gelinciye kadar akşam olur, karanlık basar, bin zahmet ile bir kayık bulup Galataya geçerler. Tekkeye geldikleri saat şeyh, odasının saraya bakan iki penceresini kapatır, ve yirmi bir gün pencereleri kapalı tutar, yirmi birinci günü pencere kepenklerini kapalı tutar, yirmi birinci günü pencere kepenklerini açtırdığından az sonra bostancıbaşının padişah gazabına uğrıyarak idam olunduğu haberi gelir... Dervişlerden biri merak edip saraya koşar, ve büyük saray zabitinin kesik başını, kendi ney ve kudümlerini kırdırdığı taşın üstünde görür!”.
Dördüncü Murad Âdem Dedenin hükümdarlarla boy ölçüşürcesine cömertliğine sinirlenirmiş.. Bir gün kendisini dervişlerile beraber saraya çağırmış.. Mesnevî okutturmuş... Bir hayli sohbet ve safadan sonra da, şeyhin fukaraya verdiği gibi Âdem Dedeye yüz dinar ihsanda bulunmuş.. Şair şeyh de padişahın ne demek istediğini anlıyarak bundan böyle sadakada ileri gitmeyip fıkaraya “bahşişi dervişâne” olan on sekiz dirhem vermeğe başlamış!..
Devrin kıymetli şairlerinden olup sohbetlerinin zenginliği ve lâtifeleriyle meşhur olan Şeyhülislâm Bahai Efendi de mevlevî idi, sikkeyi de Âdem Dedenin elinden giymişti, aralarında çok samimî dostluk bağları vardı. Bir gün Âdem Dede kendisinin mesnevî okuyucusu olan dervişi bir iş için Şeyhülislâma gönderir; efendi:
— Sen kimsin?
— Âdem Dedenin karisiyim (okuyucusuyum)! der.
Bahaî Efendi lâtife fırsatını kaçırmaz:
— Öyleyse hoş geldin Havva Ana!. der.
Âdem Dede, 1652 (H. 1063) de hacca giderken Mısırda öldü ve Mısır mevlevihanesine defnedildi. Fakat ölüm haberi İstanbula ertesi yıl geldiğinden tarih yazan şairler ve tezkere sahipleri de ölümünü hicrî 1064 olarak tesbit ettiler. Âdem Dedenin ölümüne söylenmiş en güzel tarihlerden biri Fevzinindir:
Âdem Dedemiz raksiderek irdi Cinâne!
(H. 1064)
Yerine Galata mevlevihanesine Mehmed Arzi Dede şeyh olmuştu; bir zarif ölüm tarihi de bu münasebetle söylenmiştir:
Değildir devri Âdem geçti bu devri Muhammeddir!
(H. 1064)
Âdem Dede, mevleviler arasında hece veznini kullanan ilk şairdir.
Bir ilâhisinde bir kıt’a
Derd ehli libasını aşkile giyen gelsün
Zehrini şeker gibi zevk ile yiyen gelsün
Ol günlerini sâim, hem gicelerin kaim
Fakr âteşine daim sabr ile yanan gelsün.
Bibl. : S. N. Ergun, Türk Şairleri.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010450
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 211-212
Bibliography Note
Bibl. : S. N. Ergun, Türk Şairleri.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.