Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ACIMUSLUK SOKAĞINDA BİZANS MAHZENİ
Cağaloğlu ucundan girildiğinde, Acımusluk sokağı (şimdi Cemal Nadir sokağı) nın nihayetine doğru sol tarafında görülen eski duvarın gerisinde gayet dikkat çekici bir bizans mahzeni mevcut olup, burası uzun zamandır depo olarak kullanılmaktadır. Eski Çiftesaraylar arsasının alt tarafındaki mahzen ötedenberi yabancı ilim adamlarının alâkasını çekmiş ve geçen asrın sonlarına doğru İstanbul’un bizans devrinden kalan eski sarnıç ve mahzenlerini tesbit eden J. Strzygowski ve Ph. Forchheimer tarafından tanıtılmıştır (Die byzantinischen Wasserbehaelter von Konstantinopel, Wien 1893, s. 91). Fakat o devirde İstanbul’un hemen hemen bütün eski sarnıç ve mahzenlerini görüp, plânlarını çizen bu araştırıcılar buraya girememişlerdir. Ancak kısa bir zaman sonra, Sadrazam Cevad Paşanın eski su tesislerini ihya ve tamir ettirmek istemesi üzerine Benjamin Paluka burasını tetkik ederek, bu harabeyi etraflı bir makale halinde bir plânı ile tanıtmıştır (Ruinen eines byzantinischen Baues, “Mitt. d. Deutschen - Excur. Clubs,” N. F. II, 1895, s. 22 v. d.) . Aynı harabe bir müddet sonra da bir defa daha K. Wulzinger tarafından incelenerek yeni bir plânı daha çıkarılmıştır (Die byzantinischen Substruktionsbauten, “Jahrb. d. Inst.”, XXVIII, 1913, 376) aynı plân, A. M. Scheider, Byzanz, Berlin 1936, res. 45 ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Cağaloğlu ucundan girildiğinde, Acımusluk sokağı (şimdi Cemal Nadir sokağı) nın nihayetine doğru sol tarafında görülen eski duvarın gerisinde gayet dikkat çekici bir bizans mahzeni mevcut olup, burası uzun zamandır depo olarak kullanılmaktadır. Eski Çiftesaraylar arsasının alt tarafındaki mahzen ötedenberi yabancı ilim adamlarının alâkasını çekmiş ve geçen asrın sonlarına doğru İstanbul’un bizans devrinden kalan eski sarnıç ve mahzenlerini tesbit eden J. Strzygowski ve Ph. Forchheimer tarafından tanıtılmıştır (Die byzantinischen Wasserbehaelter von Konstantinopel, Wien 1893, s. 91). Fakat o devirde İstanbul’un hemen hemen bütün eski sarnıç ve mahzenlerini görüp, plânlarını çizen bu araştırıcılar buraya girememişlerdir. Ancak kısa bir zaman sonra, Sadrazam Cevad Paşanın eski su tesislerini ihya ve tamir ettirmek istemesi üzerine Benjamin Paluka burasını tetkik ederek, bu harabeyi etraflı bir makale halinde bir plânı ile tanıtmıştır (Ruinen eines byzantinischen Baues, “Mitt. d. Deutschen - Excur. Clubs,” N. F. II, 1895, s. 22 v. d.) . Aynı harabe bir müddet sonra da bir defa daha K. Wulzinger tarafından incelenerek yeni bir plânı daha çıkarılmıştır (Die byzantinischen Substruktionsbauten, “Jahrb. d. Inst.”, XXVIII, 1913, 376) aynı plân, A. M. Scheider, Byzanz, Berlin 1936, res. 45 de de yayınlanmıştır).
Bu çalışmalardan anlaşıldığına göre Acımusluk sokağı harabesi İstanbul’un Bizans devrine ait kalıntılarının en fazla ilgi uyandıranlarından biridir. Burasının aslında hayli büyük bir binanın mahzeni ve bodrumu olduğu anlaşılmaktadır. Halice nazır iyi bir mevkide kurulan bu binanın üst kısımlarından herhangi bir iz görülmemekle beraber, mevcut mahzenin ana çizgileri bakımından üstteki binayı aksettirdiği muhakkaktır. Sokağın kenarındaki cephe ise ilk şeklini günümüze kadar muhafaza edememiş, Türk devrinde açılan muhtelif pencereler ile içeriye ışık ve hava girmesi temin edilmiştir ki, böylece bu mahzenin kullanılması da temin olunmuştur. Mahzenin içindeki bazı kısımlar su sarnıcı haline getirilmiş ve bunlardan bir tanesi bir boru ile sokak üstündeki bir çeşmeye bağlanmıştı ki, sokağa adını veren çeşmenin bu olması muhtemeldir. Elli yıl önceki toprak seviyesine göre 10 m. yüksekliğinde olan cephenin gerisinde müteaaddit, tonozlu odacıklardan başka tam ortada 11 x 16.30 m. ölçüsünde, iki sıra mermer sütunlu büyük bir kısım vardır ve bunun duvarı dibinde bir de kuyu mevcuttur. Sağ taraftaki odaların gerisinde geç devirde ilâve edilmiş intibaını bırakan oval biçimli bir sarnıç ve gerilere uzanan bir dehliz bulunmasına karşılık, solda daha farklı bir tertip ile karşılaşılır. Ancak bu kanadın devamı tesbit edilememiştir. ütunlu salonun gerisinde 10,25 x 6,70 m. ölçüsünde (apsis çıkıntısı hariç) beşik tonozlu ve mihrap biçiminde apsisli bir mekân daha vardır ki bir kilise şeklinde olan bu kısmın içi su doludur. Yamaca yaslanmış olan bu büyük binanın yanlarda ve geriye doğru daha hayli uzandığı anlaşılmakla beraber bunları tesbit etmek mümkün olmamaktadır.
Bu kalıntının mahiyeti eskidenberi merak uyandırmıştır. Vaktiyle Mordtmann (Esquisse topographique de Constantinople, Lille 1892, s. 48) burasının İstanbul’un Latin işgali altında bulunduğu sıraada 1209 da Venediklilerin kendi bölgelerinde yaptırdıkları içkale (Castrum fori) nin kalıntısı olabileceğini ileri sürmüş ise de bu fikir bir kaç bakımdan kabul edilmemiştir. Paluka, burasını bir Bizans sarayının bodrumunda yapılmış özel bir hamam olarak kabul ederek, içeride bulduğu iki tuğla damgasının yardımiyle 939-941 yılları Romanos Lekapenos zamanında yaptırıldığını ve 1281 - 1349 yılları arasında Andronikos III zamanında tamir edilmiş olabileceğini muhtemel gördüğünü ortaya atmıştır. Fakat bu tahminler de çok zayıf temellere dayandığından kabul edilmemiştir. Daha sonraları, J. B. Papadopulos, Paris Akademisinde okunan bir tebliğinde, burasının bir fermanla Cenevizlilere bırakılan Botaniates sarayı kalıntısı olması ihtimalini hatırlatarak pek az ileride o sıralarda bulunan 12 m. aralıklı dört payeyi de bu bina ile ilgili görmüş ve hattâ bunun sarayın hamamına ait olabileceğini iddia etmiştir (Découvertes archéologiques à Constantinople, “Compte Rend. de l’Acad. Ins. et B. L.”, 1925, s. 115; M. Schede, “Archaeolo. Anzeigner“, 1929, s. 342).
Filhakika XII. asrın ikinci yarısında Bizansdan şehrin içinde bir imtiyaz bölgesi elde edilen Cenevizler, Kalamanos sarayı da denilen Botaniates sarayını satın almışlar, içinde iki kilisesi olan bu muhteşem binayı bir konsolosluk sarayı haline getirmişlerdir (E. Dalleggio, Nomenclature des églises latines, “Echos d’Orient”, 1924, s. 454). Ancak bu fikir de A. M. Schneider’in itirazı ile karşılaşmıştır (Byzanz, s. 91 - 92 ve 98). Ona göre Botaniates sarayı daha doğuda Sarayburnu havalisinde olmalıdır. Bütün bu değişik faraziyelere rağmen, Acımusluk sokağındaki kalıntı, umumiyetle Botaniates sarayı olarak tanınagelmektedir (E. Mamboury, İstanbul, rehberi seyyahin, İstanbul 1925, s. 356; ay. müel. İstanbul touristique, İstanbul 1951, s. 256 - 257). Asıl adı her ne olursa olsun, bugün görülen büyük mahzen muhakkakki bir sivil binaya aittir. Ölçülerinin hayli geniş olması bunun bir saray olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Şimdilik bilinen ve sayıları onikiyi geçen odaları, dehlizleri ve karışık plânı ile bu Bizans kalıntısı, iyice temizlenerek gezilir bir hale getirildiği takdirde İstanbulun merak uyandırıcı köşelerinden biri olabilir.
Semavi Eyice
Acımusluk sokağında Bizans mahzeninin plânı
Tema
Yapı
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Semavi Eyice
Kod
IAM010420
Tema
Yapı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 1, sayfalar 195-197
Not
Görsel: cilt 1, sayfa 195
Tema
Yapı
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.