Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ACEM AĞA MESCİDİ
Alemdar mahallesinde, Zeynep Sultan camiinin üst tarafında, Alemdar sinemasının (bk. Alemdar sineması) bitişiğindedir. (İstanbul Belediyesi, İstanbul rehberi, 1934, harita 2). Caddenin kenarındaki ufak bir arsanın gerisinde yükselen şekilsiz bir harabeden ibaret olmasına rağmen, Lala Hayreddin mescidi de denilen Acem Ağa mescidi, Bizans devrinin çok mühim kiliselerinden bir tanesinin yerinde ve bu eski yapının bazı kısımlarından istifade edilmek suretiyle yapılmış olduğundan, oldukça dikkat çekici bir eserdir. Acem Ağa mescidi yerindeki kilise Khalkoprateia’daki Theotokos yani Meryem kilisesi olarak şöhret bulmuştu. Khalkoprateia adı burada evvelce mevcut bakırcılar çarşısından gelmişti. Bizansın erken devirlerinde daha ziyade musevilerin oturduğu bu yerde bir de havra bulunuyordu. Tamamen biribirine uymıyan çeşitli rivayetlerden ve kaynaklardan öğrenildiğine göre, İmparator Theodosios II (408-450) nin kızkardeşi Pulkheria, kardeşinin saltanatının son yıllarında bu havranın yerinde bu kiliseyi inşa ettirmiştir. Bazı kaynakların bâni olarak gösterdikleri, Leon I (457-474) in karısı Verina’nın ise, henüz tamamlanmayan bu inşaatı bitirttiğine ihtimal verilir. İustinos II (565-578) bir zelzeleden hasar gören bu kiliseyi tamir ettirmiş ve yanına bazı ilâveler de yaptırmış, Basileios I...
⇓ Read more...
Alemdar mahallesinde, Zeynep Sultan camiinin üst tarafında, Alemdar sinemasının (bk. Alemdar sineması) bitişiğindedir. (İstanbul Belediyesi, İstanbul rehberi, 1934, harita 2). Caddenin kenarındaki ufak bir arsanın gerisinde yükselen şekilsiz bir harabeden ibaret olmasına rağmen, Lala Hayreddin mescidi de denilen Acem Ağa mescidi, Bizans devrinin çok mühim kiliselerinden bir tanesinin yerinde ve bu eski yapının bazı kısımlarından istifade edilmek suretiyle yapılmış olduğundan, oldukça dikkat çekici bir eserdir. Acem Ağa mescidi yerindeki kilise Khalkoprateia’daki Theotokos yani Meryem kilisesi olarak şöhret bulmuştu. Khalkoprateia adı burada evvelce mevcut bakırcılar çarşısından gelmişti. Bizansın erken devirlerinde daha ziyade musevilerin oturduğu bu yerde bir de havra bulunuyordu. Tamamen biribirine uymıyan çeşitli rivayetlerden ve kaynaklardan öğrenildiğine göre, İmparator Theodosios II (408-450) nin kızkardeşi Pulkheria, kardeşinin saltanatının son yıllarında bu havranın yerinde bu kiliseyi inşa ettirmiştir. Bazı kaynakların bâni olarak gösterdikleri, Leon I (457-474) in karısı Verina’nın ise, henüz tamamlanmayan bu inşaatı bitirttiğine ihtimal verilir. İustinos II (565-578) bir zelzeleden hasar gören bu kiliseyi tamir ettirmiş ve yanına bazı ilâveler de yaptırmış, Basileios I (867-886) ise içi fazla karanlık ve basık olan binanın çatısını yükseltmek ve kemerler açtırmak suretiyle daha ferah bir hale gelmesini temin etmiştir. Lâtin işgali sırasında (1204-1261) başta kıymetli kapı kanatları olmak üzere çeşitli aksamı, eşyası, hattâ arazisi soyulmuş olan Khalkoprateia kilisesinin Bizans İmpatarorluğunun son devrinde harap ve metrûk bir halde olduğuna ihtimal verilmektedir (R. Janin, Eglises et monastères, Paris 1953, s. 246 v.d.). Kilisesin Samatyadaki eski Studios manastırı kilisesi olan İmrahor camii gibi basilika şeklinde olduğu bilinmektedir. İki sütun dizisi ile üç sahna ayrılmış olan binanın üstü kiremit örtülü ahşap bir çatı ile kapatılmıştı. Bu kilisenin yanındaki muhtelif müştemilât yapıları arasında bir de İustinos tarafından yaptırılmış bir şapel vardı ki, burada uzun zaman Meryemin kuşağının saklandığı bilinmektedir. Kati olarak tesbit edilemeyen bir tarihte bir rivayete göre Zile’den diğer bir rivayete göre ise Kudüs’ten getirilen bu kuşağın mucizevi tesirlerine o derece ehemmiyet veriliyordu ki, onun sayesinde şehrin düşmandan dahi korunabileceğine inanılmıştı (J. Ebersolt, Sanctuarires de Byzance, Paris 1921, s. 54 v.d.). Khalkoprateia kilisesinin yanında ayrıca Aziz İakobos adına yapılmış bir de ibadethane vardı (Janin, ay. esr. 261 v.d.). Ayasofya 532 de yandığında Patrikhane kilisesi olarak kullanılan bu kilisede 536 da bir ruhani meclis de toplanmıştı. Birçok mukaddes eşya ve hatıra muhafaza edilen bu kilise, birçok yortu günlerinde İmparatorlar tarafından ziyaret ediliyordu (Constantin Porphyrogénète, Le livre des cérémonies, I Commentaires, Paris 1935, s. 76). Daha Lâtin işgali sırasında harap olan bu kilise ve ek binaları Fetihten sonra yeni kurulan mahallelerin arasında kaybolmuştur. Ancak esas Khalkoprateia kilisesinin üç cepheli dışarı taşkın apsis kısmı, bir duvarla çevrilerek Lala Hayreddin tarafından H. 889 (1484) da mescid haline getirilmiştir. Acemi ağalarından Ahmed Ağa bu mescide eczaı şerife vakf ettiğinden mescid onun adı ile tanına gelmiştir. Fakat mescidin harap olup tamir edildiği bir sırada esas kitabesi kapısı üstünden, yanındaki çeşme üzerine nakl edilmiştir. Mescidin minberini, Sadrazam Ali Paşa (öl. H. 1169-1756) koydurtmuştur (Ayvansaraylı Hüseyin Efendi, Hadikatül cevami, I, 149). Halen avlu kapısı üstünde görülen bir kitabeden anlaşıldığına göre mescid Sadrazam Mehmed Said Paşa tarafından H. 1169 (= 1756) da tamir ettirilmiştir. Eski kilisenin pek küçük bir kısmı, böylece mescid halinde günümüze kadar gelmiştir. Evkaf idaresi tarafından hayli zaman önce “kadrodışı” bırakılan bu tarihî binanın, 1937 de minaresi yıktırılmış, ve az sonra da çatı, kiremit, döşeme ve pencerelerinin herhalde satılması sonunda soyulan bina, yalnız dört duvardan ibaret bir harabe halini almıştır. Mescidin yanındaki Zeynep Sultan camii sokağındaki avlu kapısı yanında H. 1230 (1814) tarihinde Baş çuhadar Seyyid Ömer Ağa tarafından yaptırılmış, mermerden muhteşem bir çeşme vardır ki, kitabesinin nazımı Enderunlu Vasıf, yazının hattatı ise Üstat Rakım’dır (İ. H. Tanışık, İstanbul Çeşmeleri, İstanbul 1943, I, s. 236, no. 246). XIX. asır Türk sanatının her bakımdan dikkate değer bir eseri olan bu çeşmenin kitabesinden de aynı yerdeki bir çeşmenin ihyası suretiyle yapıldığı anlaşıldığına göre, herhalde Ömer Ağa çeşmesi Hadika’nın bahsettiği çeşmenin yerini almış olmalıdır.
Bizans devrinin bu çok mühim kilisesinin yerinde Acem Ağa mescidinin bulunduğu, 1912 de bu havalide yapılan sinema inşaatı sırasında anlaşılmıştır. Eski kilisenin ve müştemilâtının muhtelif aksamı bu sırada meydana çıktıktan başka, burada birçok eski işlenmiş mimari parçalar da bulunmuştur (F. Schrader, Konstantinopel, Tübingen 1917, s. 101; E. Mamboury, Les fouilles byzantines, “Byzantion”, XI, 1936, s. 234). Yine bu mahalde bulunan eski bir vaftiz teknesi ise 1886 da İstanbul Arkeoloji müzesine götürülmüştür (G. Mendel, Catalogue, İstanbul 1914, III, s. 420). Mescid haline getirilen eski kilisenin apsisi ile bema kısmı önünde son cemaat yeri de olan bir duvarla bölünmüş olmakla beraber, gerek sinemaya bitişik sağ tarafta, gerek ise solda, Zeynep Sultan camii sokağının kenarında eski kilisenin tuğla duvar kalıntılarını görmek kabildir. Adı geçen sokak hemen hemen kilisenin sol sahnının üstünden geçmektedir (M. Jugie, L’église des Chalcopratia, “Echos d’Orient, XVI, 1913, 308; D. Lathoud ve P. Pezaud, Le sanctuaire de la Vierge aux Chalcopratia, “Echos d’Orient”, XXIII, 1924, s. 36 v.d.; A. M. Schneider, Byzanz, Berlin, 1936, s. 56). Bu civarda az aşağıda, Güzel Sanatlar sokağındaki evlerin arasında harap bir yuvarlar bina da vardır ki, uzun zamandır kâğıt deposu olarak kulanılan bu yapının da Bizansın bu meşhur kilisesinin parçalarından biri olduğuna muhakkak nazarı ile bakılabilir. Şimdiye kadar ciddi surette tetkik edilmiyen bu yuvarlak bina belki mukaddes kuşağın muhafazası için yapılan şapel, belki de kilisenin yanında bir martyrion (azizlere mahsus türbe) dur. Etraflı bir tetkike muhtaç olan bu eserin duvarlarında yer yer hâlâ eski fresko resimlerin kalıntıları görülebilmektedir. İstanbulun halen duran en eski eserlerinden olan bu harabelerin bugün mezbelelik halinden kurtarılmaları, bilhassa şehrin başlıca turistik merkezinde olmaları bakımından elzemdir.
Semavi Eyice
Acemağa Mescidi
(kroki-plan: S. Eyice)
Theme
Building
Contributor
S. Eyice
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010388
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
S. Eyice
Description
Volume 1, pages 178-180
Note
Image: volume 1, page 179
See Also Note
bk. Alemdar sineması
Theme
Building
Contributor
S. Eyice
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.