Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ABDÜRRAHMAN (P...)
Abdülâziz devri ile Abdülhamidin ilk yıllarında hemen bütün İstanbul hovardaları tarafından tanınmış bir sima; ömrü fuhuş batağında geçmiş, son günlerini sefalet içinde geçirmiş tipik bir İstanbul kopuğu, büyük şehrin yetiştirdiği şeytanî zekâlardan biridir. Ahmed Rasim “Fuhşi - atik” de Abdürrahmanın bir macerasını kendi ağzından şöyle nakleder ki büyük şehrin en büyük yaralarından birine vurulmuş bir nişterdir.
“Bir akşam üstü Yenicamiden geçiyordum. O zaman caminin merdivenleri yanlarında, üstlerinde bizim salapuryacıların, Memetçiklerin zeybekleri otururlar, kısmet beklerlerdi. O gün de beş altı tanesi yine orada toplanmışlar, şişmanca bir karı ile kavga ediyorlardı. İçlerinden zayıf, yeldirmesi yırtık pırtık, şaşı... şaşı ama tatlı bakışlı biri de muslukların tarafına çekilmiş, korka korka kavgayı seyrediyordu. Olacak bu ya... Bu kız hoşuma gitti. Yanaştım, dedim ki:
— Benimle beraber gelir misin?
— (Kavgacı şişman karıyı göstererek) ablam salıverirse gelirim!
Sordum:
— Bu senin asıl ablan mı? Yoksa...
— Asıl ablam değil... sonradan ablam.
— Öyle ise gel!. Seni bizim eve götüreyim!..
Önceden durdu, düşündü, bana:
— Öyleyse sen kemeri geç, beni orada bekle.. dedi.
“Yürüdüm, saatin bulunduğu yere doğru gidiyordum. Arkama baktım ki geliyor. Tesadüf, bir de araba geçiyordu, durd...
⇓ Read more...
Abdülâziz devri ile Abdülhamidin ilk yıllarında hemen bütün İstanbul hovardaları tarafından tanınmış bir sima; ömrü fuhuş batağında geçmiş, son günlerini sefalet içinde geçirmiş tipik bir İstanbul kopuğu, büyük şehrin yetiştirdiği şeytanî zekâlardan biridir. Ahmed Rasim “Fuhşi - atik” de Abdürrahmanın bir macerasını kendi ağzından şöyle nakleder ki büyük şehrin en büyük yaralarından birine vurulmuş bir nişterdir.
“Bir akşam üstü Yenicamiden geçiyordum. O zaman caminin merdivenleri yanlarında, üstlerinde bizim salapuryacıların, Memetçiklerin zeybekleri otururlar, kısmet beklerlerdi. O gün de beş altı tanesi yine orada toplanmışlar, şişmanca bir karı ile kavga ediyorlardı. İçlerinden zayıf, yeldirmesi yırtık pırtık, şaşı... şaşı ama tatlı bakışlı biri de muslukların tarafına çekilmiş, korka korka kavgayı seyrediyordu. Olacak bu ya... Bu kız hoşuma gitti. Yanaştım, dedim ki:
— Benimle beraber gelir misin?
— (Kavgacı şişman karıyı göstererek) ablam salıverirse gelirim!
Sordum:
— Bu senin asıl ablan mı? Yoksa...
— Asıl ablam değil... sonradan ablam.
— Öyle ise gel!. Seni bizim eve götüreyim!..
Önceden durdu, düşündü, bana:
— Öyleyse sen kemeri geç, beni orada bekle.. dedi.
“Yürüdüm, saatin bulunduğu yere doğru gidiyordum. Arkama baktım ki geliyor. Tesadüf, bir de araba geçiyordu, durdurdum, o içeriye, ben arabacının yanına bindik. Doğru bizim eve. Girer girmez bizimkine dedim ki:
— Senin eskilerden bir gömlek, bir entari, bir don çıkar.. buna giydir!
Yaptı.
— Yarın için bir kat daha çıkar, sabah hamama götür, güzelce yıka.. temizle..
“Henüz on sekiz, on dokuz yaşlarında idi ama pek cılız olduğu için göstermiyordu. Ertesi gün birkaç yerden vurgun vurdum. Buna entarilik, gömlek, çorap, ayağına bir iskarpin aldım. Ayağı uğurlu geldi, birkaç gün sonra bir vurgun daha vurdum. Bir de yanar döner çarşaf yaptım... Her akşam pirzola, balık... biraz et bağlasın diye pilâv, makarna, patates, tatlı.. Zavallı günlerce aç, sefil kalmış.. Öyle hantallarla gezen ne olur.. İki ay sonra baktım ki gelişti, kaşı gözü belirdi. Yanaklarına, dudaklarına kan geldi. Vücudu biraz et tuttu.. Bir kandil akşamı bunu yaşmakladım, başına bir elmas dal koydum. Sırtına gül kurusu bir grün ferace giydirdim, kulaklarına bizimkinin salkım küpelerini taktım. Ellerine eldiven, fildişi saplı bir ipek yelpaze, ayağına ipekli diz çorabı, rugan iskarpin.. Bir gün evvel de Arabacı Recebe tenbih etmiştim. O da geldi. Bizimki ile beraber bindirdim, salıverdim piyasaya!.. Fitnat bizimkini tanır (B. : Fıtnat ve Acemin evi). Gezinirken görmüş, eğilmiş bakmış.. Kaşile gözüyle işmar etmiş.. Bizimki dudağını ısırarak: Şimdi sırası değil.. sonra anlatırıma getirmiş.. Akşam bana anlattı.. Derhal keşfettim.. Yarın Fitnat beni çağırtır, dedim. Bayezidde Rizanın gazinosuna oturdum. Bekliyordum, dediğim gibi de çıktı, baktım ki yelyeperek yelken kürek geldi. Beni çırakla istetti. Evvelden Abdürrahman diye çağırır, ağa bile demezdi. Bu defa:
— Abdürrahman Efendi!.. diye yüzüme güldü. Halet de, Esma da beraberdi. Dedi ki:
— Dün akşam sizinkinin yanında bir taze vardı.
Düşünür gibi durdum.
— Canım esmer üstüne.. az kaçık bakışlı!. Gül kurusu bir grün ferace giymiş.. Canım, Recebin arabasında idi.. Kuzum Abdürrahman Efendi.. Yeni bir Arnavud beyi var.. Paralı.. Beğenirse sen de biz de sebepleniriz!.. Hem sen bana bugünlerde sık sık uğra... diye ısmarladı. Ertesi gün gitmedim.. Her zaman ben beklerim, birkaç gün de onlar beklesinler.. Üçüncü günü yine beni buldu. Dedim ki:
— Kim olduğunu anladım, fakat güç iş.. Bizimki düğüne müğüne deyip gündüzün atlatabilirse.. Olacak!. Gecelik olamıyacak!..
Fitnat kendi dalaveresi için pek ziyade gözüne kestirmiş olacak ki:
— Gündüzlük olsun.. Şu herifi kaçırmayalım.. dedi. Hattâ bana: “Belki lâzım olur! diye beş mecidiye verdi.. Hak berekât! dedik. Cebe indirdik. İki gün sonra Fitnata gittim: Yola getirdik.. Galiba kız anasile tanışık dönüşük.. Bizimkine açılmış, en sonunda rehinde on beş liraya küpem var.. diye bir söz atmış!. On beş lirayı duyunca Fitnatın gözleri açıldı. O zaman on beş lira piyasa fevkında bir bedel idi.. Düşündü: Olur! Ben sana haber yollarım! dedi. İki gün mü ne geçti, beni gazinoda buldu, ertesi gün için alıp gelmemi sıkı sıkı tenbih etti.
Evde kıza dersini verdim: Kendini sat, utangaç görün, rakı içme.. Zorla içirirse istifrağ eder gibi yap! dedim. O, sen olmıya idin şimdiye kadar ölürdüm! diye elimi bırakır, eteğimi öperdi. O sabah bizimkile beraber arabaya koyup yolladım. Fitnat karşılamış, kahveler, şerbetler ikram etmiş.. Beyden kimbilir araba parası demişlerdir, çekmişlerdir, vasıta bahşişi demişlerdir çekmişlerdir, şu demişlerdir çekmişlerdir.. Öyle olacak ki Fitnat bizimkinin eline on beş lira saymış.. Bir lira daha vermiş.. İki mecidiye de araba parası.. Meded Allah.. Kimbilir Arnavuddan ne aldılar.. Kız eve döndüğünde bana dedi ki: O bey beni yarın çarşıda Tuhafçı***nın dükkâna davet eyledi!.
— Durma git!. Kaçta?
— Öğleden sonra.. Hangi saatte gelirsen beni orada bulursun!.
— Anneni alır gidersin..
“Ertesi gün gittiler.. İki saat sonra araba ile geldiler.. Kutu kutu üstüne!. Araba bir türlü boşanamıyor.. Birini açtım, mendiller, birini daha açtım çoraplar... Üçüncüsünü açtım, dantelâların, krepdöşin fiyongaların envaı.. Şişe şişe Lâvantalar, ipek fanilâlar... Bre bre! Neler, neler.. neler.. Anladım, kız çattı.. Biz de beraber.. Derken piyasa dalgalandı.. İstiyen istiyene.. Fitnat çırpınır.. Ah ne ettim de o herife çıkardım. Çünkü bizim bey âşık.. Kimse ile görüştürmüyor, para veriyor, üst baş yapıyor, ayağını yere bastırmıyor.. Kızın ağzından mektup yazdırıyoruz, götürüyorum, bir lira.. O yazıyor, ben dönerken yalvarır gibi: Belki canı balık ister.. Şu para ile de bir iki okka al! diyor, veriyor… Ben ayrılıyorum, o arkamı bırakmıyor.. Bir sepet de yemiş alıyor.. Taşı babam taşı!. Bu hal altı ay sürdü.. Saymadım ama altı yedi yüz lirayı buldu.. Cerrahpaşadaki evi işte o zaman aldım.. Sonra sattık a.. Bizimki öldü.. Bey kızın zihnine girmiş, çekti aldı.. Ben işi tazeliyeyim diye evlendim, uymadı.. Kıza gittikçe öteberi verirdi.. O beyi memleketten kardaşları gelmişler, almışlar, götürmüşler.. Bende ev yok.. Bu açıkta kaldı.. Fitnat tırnağını taktı.. Velhasıl bizim Yenicami zeybeği birinci sınıfta karar kıldı... Gümrükte *** Bey.. Babıâlide *** Bey.. Bilmem daha kim.. Seven sevene!. En nihayet şimdiki beyi çekti çıkardı.. Bu üçüncü çekilişidir, hem de nikâhlı.. Allah için iyi de bakıyor.. Fakat bu defa kendisini çelimsiz gördüm.. Verem galiba.. Kesim kesik öksürüyordu!.” (B. : Zeybek)
Bibl. : Ahmed Rasim, Fuhşi atik.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010309
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 154-156
See Also Note
B. : Fıtnat ve Acemin evi; B. : Zeybek
Bibliography Note
Bibl. : Ahmed Rasim, Fuhşi atik.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.