Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ABDÜRRAHİM EFENDİ (Adanalı)
Onyedinci asır ulemasından ve politika adamlarından, Şeyhülislâmların otuz birincisi; medrese tahsilini bitirdikten sora imtihan ile müderris oldu; genç yaşında, doğruluğu, hak ve hakikat uğrunda fevkalâde cesareti ile tanındı; Sultan İbrahimin ilk yıllarında, 1640 (1050 H.) da İstanbul kadısı oldu, Dördüncü Muradın kanlı istibdat devrinde yârân tegallübü ile bozulmuş olan esnaf nizamı ve narh işlerini düzeltmeğe ve para ayarsızlığından doğan pahalılık sıkıntısını gidermeğe çalıştı. Vazifesinde hatır saymaz adam olduğundan devrinin ileri gelen simalarından bir çok kimseyi gücendirmiş olmasına rağmen Sultan İbrahimin güven ve himayesile kazasker ve nihayet 1647 (1057 H.) de Şeyhülislâm oldu; fakat bu hükümdarın olağanüstü taşkın hareketlerile Sadırazam Hezarpâre Ahmed Paşanın Yeniçeri ocağı erkânına cana kasteder düşmanlığının doğurduğu ihtilâlde, velinimetinin aleyhine Ocak Ağalarile anlaştı; ve ihtilâlin, ferd ve irade arzusuna hâkim olan tazyikinden kurtulamıyarak bu padişahın ölümüne kadar yürüyenlerden biri oldu. Aşağıdaki satırlar. Vak’anüvis Naima Efendinin bu ihtilâli nakleden sahifelerinden alınmıştır.
“1058 recebinin on yedinci cuma günü Ağalar, mürettep ve müsellâh Yeniçerilerle Orta camie müçtemi olup salâtı subhdan evvel Murad Ağayı cümlenin lisanından bir tezkere ile...
⇓ Read more...
Onyedinci asır ulemasından ve politika adamlarından, Şeyhülislâmların otuz birincisi; medrese tahsilini bitirdikten sora imtihan ile müderris oldu; genç yaşında, doğruluğu, hak ve hakikat uğrunda fevkalâde cesareti ile tanındı; Sultan İbrahimin ilk yıllarında, 1640 (1050 H.) da İstanbul kadısı oldu, Dördüncü Muradın kanlı istibdat devrinde yârân tegallübü ile bozulmuş olan esnaf nizamı ve narh işlerini düzeltmeğe ve para ayarsızlığından doğan pahalılık sıkıntısını gidermeğe çalıştı. Vazifesinde hatır saymaz adam olduğundan devrinin ileri gelen simalarından bir çok kimseyi gücendirmiş olmasına rağmen Sultan İbrahimin güven ve himayesile kazasker ve nihayet 1647 (1057 H.) de Şeyhülislâm oldu; fakat bu hükümdarın olağanüstü taşkın hareketlerile Sadırazam Hezarpâre Ahmed Paşanın Yeniçeri ocağı erkânına cana kasteder düşmanlığının doğurduğu ihtilâlde, velinimetinin aleyhine Ocak Ağalarile anlaştı; ve ihtilâlin, ferd ve irade arzusuna hâkim olan tazyikinden kurtulamıyarak bu padişahın ölümüne kadar yürüyenlerden biri oldu. Aşağıdaki satırlar. Vak’anüvis Naima Efendinin bu ihtilâli nakleden sahifelerinden alınmıştır.
“1058 recebinin on yedinci cuma günü Ağalar, mürettep ve müsellâh Yeniçerilerle Orta camie müçtemi olup salâtı subhdan evvel Murad Ağayı cümlenin lisanından bir tezkere ile Şeyhülislâma gönderdiler. Gelüp tezkere okundu. Hususu merkumeyi cümle ittifak ile yazmışlar. Abdürrahim Efendi feryada başlayup:
— Ağa oğlum! Bu çektiğimiz ne azaptır, mal ve canımızdan emnü rahatımız gitti, bulayki bu gaile sühuletle husule geleydi! dedikte, Murad Ağa takviyeti kalb için:
— Behey Efendi: Bu işler cümle sizin sükûtunuz ve ademi ittifakınızla bu mertebelere gelmiştir, yoksa bunun çaresi görülmek emri sehildi, heman siz ulemayı cem ve Sultan Mehmed (Fatih) camiine buyurun, bu gaile bertaraf olmadıkça cemiyetimiz münhal olmak muhaldir! Deyüp gitti. Badehu ulema defter olunup cümlesine davet tezkereleri gönderilip Molla dahi süvar ve Sultan Mehmed camiine varup mihraba kuud eyledi”.
“Eazımı devlet bilittifak Sultan İbrahim olduğu mahalle teveccüh ettiler. Silâhdar ve Çuhadar Ağa ve Bostancıbaşı cümlesinin önüne düşüp teeddüb ile varup:
— Padişahım! Ulema ve âyan reyleri üzere içeri buyurun! dediler. Allahü Ekber, Sultan İbrahim Han âvâzı bülend ile feryada başlayup:
— Bre hainler, bre falanlar, bu ne asıl iştir ,ben her birinize ihsanlar etmedim mi, şimdi havanıza tâbi olmadığım için beni kaldırmak tedarikin ettiniz, ben padişah değil miyim, bu ne demektir! deyu ref’i savt eyledi... Dönüp Şeyhülislâma bakup:
— Bre Abdürrahim! Ben seni müftü etmedim mi? Şimdi sen bana kastedersin! dedikte Müftü cevap verdi:
— Hayır, beni sen Müftü etmedin, Allahü Taalâ eyledi! dedikte ziyade müteelim oldu.
“Manasıbı ilmiye ve seyfiyeyi ehline vermeyip rüşvetle nâ ehile tevcih etmekle nizamı âleme halel veren padişahın hal’ ve izalesi caiz olur mu deyu istifta ve olur deyu imza ettiklerinden sonra kalkıp Müftü Abdürrahim Efendi ve Sadrıazam Sofu Mehmet Paşa ve Kazaskerler ve Yeniçeri Ağası ve Murad Ağa ve Kara Çavuş cemiyet ile saraya varup Müftü Efendi mahsus fetva vermekle recebin yirmi sekizinci salı günü ve ağustosun sekizinci günü idi ki padişahı mahlûun izalesine mübaşeret ettiler. Cümhur bu niyet ile saraya vardıklarında cemian iç halkı taraf taraf kaçup kimesne el urmayıp maazallah deyu girizan oldular. Hapishanenin kapısını vezir ve müftü hizmetkârları yıkıp saraydan kimesne yaklaşmadı… Sultan İbrahim bir gülgûn atlas entari giymiş, kırmızı çakşır mutalla uçkurları taşra çıkmış, başında bir kellepuş, sol elinde Mushafı şerif Müftüye hitap edup:
— Baka Abdürrahim!. Yusuf Paşa bana senin için bir fettan dinsizdir, tepele demiş idi, seni öldürmedim, meğer sen beni öldürecek imişsin, işte Kitabullah, beni ne hüküm ile öldürürsüz zalimler!. diye feryad eyledi,,.
Recep ihtilâlinden sonra Abdürrahim Efendi bir yıl kadar tam istiklâl ile Müftülük etti, fakat padişah katline fetva vermiş bir adam olarak sarayın ve payitaht halkının menfuru oldu; hâtır ve gönül sayar olmadığından kibar ulema ve İstanbul âyan ve eşrafının da muhabbetini kazanamadı. Gürcü Abdünnebi vak’asından sonra mevkii tamamen sarsıldı (B.: Abdünnebi, Gürcü); ve Kara Murad sadaretinde 18 temmuz (8 recep 1059) pazar günü azledildi, azli fermanını çocuk padişah Dördüncü Mehmed kendi elile yazdı; Abdürrahim Efendi konağından bir koçuya bindirilerek yirmi kadar çavuş muhafazasında oğlu Galata Kadısı Mehmed Çelebinin Topçulardaki çiftliğine götürüldü; ki Mehmed Çelebi de lüks ve debdebe düşkünlüğü ve babasının nüfuz ve servetine dayanarak taşkınlık ve hoppalıklarile o devirde İstanbulun halk diline düşmüş şöhretlerindendi; ulemazâdeler şöyle dursun, vezirleri kıskandıracak yetmiş seksen kadar nadide atları ve otuz kırk tane nevcivan hizmetkârı, türlü dedikodu mevzuu olmuştu; araba ile çiftliğine giderken yanısıra tantanalı bir kapıkulu halkı yürürdü, İstanbul zürefası kendisine “Sultan Mehmed“ lâkabını vermişti; hattâ “Sultan Mehmed geçiyor!” diye yüzüne karşı harfendazlık edilirdi; Abdürrahim Efendi de “oğluna bu kadar fırsat vermek makul müdür” diye ayıplanırdı. Azli İstanbullular tarafından “Sultan İbrahim Hanın hal’ine ve velinimeti iken katline sebebi müstakil oldu” diye sevinçle karşılandı.
Topçulardaki çiftlikte de huzur içinde yaşayamıyacağını gören Abdürrahim Efendi hacca gitmek üzere izin istedi, bu istek hükûmetçe de uygun görülünce, gizlice Üsküdara geçti ve Hicaza gitti. Dönüşünde Kudüs kadılığına tayin edildi. Mütegallibe Ocak Ağalarile dostluğunu devam ettirdiğinden Üsküdar kadılığı ile payitahta döndü; fakat Ocak Ağalarını deviren ihtilâlde Belgrad kadılığı ile tekrar uzaklaştırıldı, ve bir müddet sonra da 1655 (1066 H.) de orada öldü.
Bibl. : İlmiye salnâmesi; Naimâ, IV.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010301
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 151-153
See Also Note
B.: Abdünnebi, Gürcü
Bibliography Note
Bibl. : İlmiye salnâmesi; Naimâ, IV.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.