Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ABDÜLHAMİD II. DEVRİNDE GAZETELER VE SANSÜR
İkinci Abdülhamid devrinde hükûmetin matbuattan istediği, Hükümdara mutlak “sadakat” ve “ubudiyet“ idi; bu sadakat ve ubudiyetin de her vesile ile ve sık sık arz ve beyanı beklenirdi; matbuata ve muhaberata konulmuş olan sansür, Hükümdarın vehmile denk bir hassasiyet gösterirdi, hükûmete muhalefet ve tenkid yollu yazılar caniyane bir teşebbüs olarak, sansürün iptal etmesile kalmaz, eklenen bir jurnal ile muharririnin sebebi felâketi olurdu; sansür, o zamanın tâbiridir, “zülfüyara dokunan“ yazıları ve bendleri çıkarırdı. Kitap ve risaleleri tetkik eden sansür heyetinin adı “Encümeni Teftiş ve Muayene” idi. (B. Encümeni Teftiş ve Muayene); sansür memurları, ve encümen âzâları zülfüyarın en hafif bir soluktan müteessir olacağı kaygusu ve ceza korkusiyle, meselâ mâsum bir aşk hikâyesinde, halka Çırağan sarayında, mahbus olan Beşinci Muradı hatırlatabilir diye “bu hırçınlıktan muradın nedir sevgilim” cümlesinden murad kelimesini çizerlerdi. Veliahd Reşad Efendinin adı da sansürlük isimlerdendi. Halkın, korkudan ziyade riyâ ve tabasbus duyguları da sansürün vehmini kurcalayan sebeplerden olmuştu: Meselâ bir çok “Murad” lar “Mir’at”olmuş. “Reşad” lar da isimlerini “Neşet” veya “Reşid” e çevirmişlerdir. Bununla beraber şeref ve vekarını muhafaza edenler arasında vükelâdan ve ricalden bu ...
⇓ Read more...
İkinci Abdülhamid devrinde hükûmetin matbuattan istediği, Hükümdara mutlak “sadakat” ve “ubudiyet“ idi; bu sadakat ve ubudiyetin de her vesile ile ve sık sık arz ve beyanı beklenirdi; matbuata ve muhaberata konulmuş olan sansür, Hükümdarın vehmile denk bir hassasiyet gösterirdi, hükûmete muhalefet ve tenkid yollu yazılar caniyane bir teşebbüs olarak, sansürün iptal etmesile kalmaz, eklenen bir jurnal ile muharririnin sebebi felâketi olurdu; sansür, o zamanın tâbiridir, “zülfüyara dokunan“ yazıları ve bendleri çıkarırdı. Kitap ve risaleleri tetkik eden sansür heyetinin adı “Encümeni Teftiş ve Muayene” idi. (B. Encümeni Teftiş ve Muayene); sansür memurları, ve encümen âzâları zülfüyarın en hafif bir soluktan müteessir olacağı kaygusu ve ceza korkusiyle, meselâ mâsum bir aşk hikâyesinde, halka Çırağan sarayında, mahbus olan Beşinci Muradı hatırlatabilir diye “bu hırçınlıktan muradın nedir sevgilim” cümlesinden murad kelimesini çizerlerdi. Veliahd Reşad Efendinin adı da sansürlük isimlerdendi. Halkın, korkudan ziyade riyâ ve tabasbus duyguları da sansürün vehmini kurcalayan sebeplerden olmuştu: Meselâ bir çok “Murad” lar “Mir’at”olmuş. “Reşad” lar da isimlerini “Neşet” veya “Reşid” e çevirmişlerdir. Bununla beraber şeref ve vekarını muhafaza edenler arasında vükelâdan ve ricalden bu isimleri taşıyan pek çok kimse vardır: Maliye Nazırı Reşad Paşa ve Şehremaneti Muhasebecisi Reşad Efendi gibi ki, bu sonuncunun torunu olan İstanbul Ansiklopedisinin muharririne de 1905 de Reşad adı konmuştur.
“Yıldız” sansürde çizilen isimlerdendi; şu garip ve gülünç fıkra, hakikat olmasa dahi devrin zihniyetini belirten mübalâgalı bir fıkra olarak zikredilmeğe değer: Bir seferinde Encümeni Teftiş ve Muayene heyetinden bir zat kendine tetkik edilmek üzere verilen bir riyaziye kitabından yıldıza benziyor diye “+” ve “x” işaretlerini çıkarmıştı!.
“Ehâli”, “hürriyet”, “cumhuriyet”, “ihtilâl” gibi kelimeler, yazılmak şöyle dursun, ağza dahi alınmazdı.
Gazeteler yine o devrin tâbiri ile “sayei şahanede” Türkiyenin her tarafında halkın dirlik ve düzen içinde mesut ve hükûmetin de her işinde muvaffak olduğunu belirtmeğe mecbur idiler; “sayei şahane” tâbirini de pek aşağılık şekilde suiistimal ederlerdi; meselâ, İkinci Abdülhamid’e beş altı satırlık tumturaklı dua ve methiyeden sonra “Sayei şahanede Ziraat Bankasının Gemlik şubesinin oradaki iki köy halkına tohumluk arpa ve buğday dağıttığını” yazarlardı... Tanınmış kimselerin ölümhaberleri de, gazete sütunlarına “Cenabı Hak Sultan Abdülhamid Hanı Sâni Efendimiz Hazretlerini her türlü âfattan siyanet ve ömrü şahanelerini müzdat buyursun” şeklinde bir mukaddemeden sonra konulurdu. Cumartesi günleri gazetelerin başında bir “Selâmlık resmi âlisi“ serlevhası bulunurdu, bu bendde, Padişahın Cuma namazını mutad merasim ile kıldığı haber verilirdi. İkinci Abdülhamid, halka sıhhatte olduğunu bildirmek bakımından bu yazılara çok önem verirdi. Her gazetede gayet dikkatli olarak kaleme alınmış beş altı türlü selâmlık resmi âlisi bendi bulunur, örnekleri beş altı hafta süren bir devir ile değiştirilerek kullanılırdı.
Günlük gazetelerin önemli bendlerinden biri de “Tevcihat ve nişanı hümayun” idi, burada, her gün, sadakat ve ubudiyeti görülen kimselere ihsan olunan rütbeler, memuriyetler ve nişanlar yazılırdı.
İstanbulda, Abdülhamid’in doğumu ve cülûsu münasebetiyle yapılan donanmalar da büyük şehir gazetelerinde günlerce süren “şehrâyin” bendleriyle aksettirilirdi. Gazetelerin şehrâyin muhabirleri, kandillerle donatılan ve “Padişahım çok yaşa”, yahut “Sultan Abdülhamid Hanı Sâni” yazıları veya “Tuğrayı Hümayun” ile süslenen yalı, konak ve evlerin sahiplerinin isim ve memuriyetleriyle birer birer yazarlar; sadakat ve ubudiyetlerini gazete sütunlarına geçirdiklerinden ötürü de kendilerinden hakkettikleri “rüşveti tahrir”i alırlardı.
Gazetelerde Padişahı medih yollu yazılar yazmada büyük hüner sahibi olarak tanınmış muharrirler, “Meşahiri İslâm” sahibi Hamid Vehbi Beyle “Serseri Yahudi” mütercimi Selânikli Tevfik Bey idi. Ahmet Rasim de, edebî hâtıraları arasında: “Ben bile bu yolda ilerliyordum. Hattâ cülûs veya velâdeti hümayundan bir kaç gün evvel eve kapanır, o günlerde neşredilmek için iki üç tane makalei mahsusa yazar, hazırlardım. Çünkü gazetesinde en parlak cülûsiye, velâdetiye bulundurmak imtiyaz sahiplerinin birinci meşguliyetleri idi. Makalâtı mütenevviaya ikişer üçer mecidiyeden fazla veremiyen ve ekseriya desti fakiri muharrirden bedava almak kurnazlıklarını hiç bir dakika gözden dûr tutmıyan ve tutmamış olan bu zevat, bu nevi makaleler için iki, üç, hattâ dört beş lira verirlerdi. Ben bu hânı yağmâ’yı etrafiyle bildiğim için makaleleri der ceyb ederek Babıâli caddesinde bunların güzergâhında durur, kollardım. Biri geçti mi, Kalpakçılarbaşı çığırtkanları gibi:
— Ne âlâ cülûsiyelerim, velâdetiyelerim var!
Der, nazarı dikkatlerini celbeylerdim. Gün olurdu ki bütün ceraidi münteşire benim makalelerle Hâkipâyi Padişahiye arzı tebrikât ve tes’idat ederlerdi” (Muharrir, şair, edip).
Gazetelerde basma kalıp manzumeler çıkardı, bunlar: Muharremiyeler, bayram tebrikleri, mevlüt, mi’raç, regaib ve berat kandilleri tebrikleri, Ramazanlara mahsus mizahi manzumelerdi. Hırkai saadet ziyareti makaleleri, kolera veba gibi salgınların defolması için cami, mescit ve tekkelerde iradei şahane ile “Buharii şerif” okunduğunu bildiren bendler; Mekkede Kâbe, Medinede Ravzai mutahhara örtülerinin değiştirildiği haberleri; bir hayır müessesesinin yapılması dolayisiyle yazılan makaleler, gazetelerin Padişaha sadakat ve ubudiyetini beyana vesile olan fırsatlardı.
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010231
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 108-110
See Also Note
B. Encümeni Teftiş ve Muayene
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.