Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ABDULLAH PAŞA (Deli)
İkinci Mahmudun sadrâzamlarındandır; asıl adı Hamdullah ise de Abdullahlık ile meşhurdur; Çengelköyü iskelesi kayıkçılarından Safranbolulu Yalnızkürek Ali dayının oğlu olarak dünyaya, gelmiş, çocukluğu ve gençliği yalınayak baldırı çıplak geçmiş, babasının yanında kayıkcılık etmiş, yıllarca denize kürek sallamış, yirmi beş yaşlarında iken sary-ı hümayun hamlacılar ocağına girmiş, evvelâ saltanat kayığında, sonra tebdil kayığında kürek çekmiş, bu ocakda kademe kademe yükselerek 1808 - 1809 yılları arasında bostancı başı olmuşdur. Bostancı başılıkda da yedi sene yüz akı ile hizmet etmişdir.
Vak’a nüvislerin o devri tasvir eden dilile, Abdullah Ağa erazil ve hayta güruhunun anladığı dili pek iyi bildiğinden gürleyen sesi, hiddet, şiddet ve heybeti ile şehir eşkiyasını pençe-i kahrında titretmiş, ve halk arasında büyük bir şöhret kazanmışdır. Fakat meşakkat ve mihnetle geçen yıllar vücudunu yıpratdığı için arzu ettiği gibi hizmet edemiyeceğini görünce azlini rica etmiş, 1815 de ma’işetine yetecek bir nan pâre ile Çengelköyündeki evine çekilmişdir. Bir sene sonra Sipah silâhdar ağalığına ta’yin edilmiş, hicrî 1234 (milâdî 1818 - 1819) da büyük mirâhur ve aynı hicrî yılın ramazanında (milâdî 1819) vezirlik rütbesile Kapudan Paşa olmuşdur, bu vazifede de o zamanlar kabadayılıkları ve tü...
⇓ Read more...
İkinci Mahmudun sadrâzamlarındandır; asıl adı Hamdullah ise de Abdullahlık ile meşhurdur; Çengelköyü iskelesi kayıkçılarından Safranbolulu Yalnızkürek Ali dayının oğlu olarak dünyaya, gelmiş, çocukluğu ve gençliği yalınayak baldırı çıplak geçmiş, babasının yanında kayıkcılık etmiş, yıllarca denize kürek sallamış, yirmi beş yaşlarında iken sary-ı hümayun hamlacılar ocağına girmiş, evvelâ saltanat kayığında, sonra tebdil kayığında kürek çekmiş, bu ocakda kademe kademe yükselerek 1808 - 1809 yılları arasında bostancı başı olmuşdur. Bostancı başılıkda da yedi sene yüz akı ile hizmet etmişdir.
Vak’a nüvislerin o devri tasvir eden dilile, Abdullah Ağa erazil ve hayta güruhunun anladığı dili pek iyi bildiğinden gürleyen sesi, hiddet, şiddet ve heybeti ile şehir eşkiyasını pençe-i kahrında titretmiş, ve halk arasında büyük bir şöhret kazanmışdır. Fakat meşakkat ve mihnetle geçen yıllar vücudunu yıpratdığı için arzu ettiği gibi hizmet edemiyeceğini görünce azlini rica etmiş, 1815 de ma’işetine yetecek bir nan pâre ile Çengelköyündeki evine çekilmişdir. Bir sene sonra Sipah silâhdar ağalığına ta’yin edilmiş, hicrî 1234 (milâdî 1818 - 1819) da büyük mirâhur ve aynı hicrî yılın ramazanında (milâdî 1819) vezirlik rütbesile Kapudan Paşa olmuşdur, bu vazifede de o zamanlar kabadayılıkları ve türlü rezaletleri, edebsizlikleriyle meşhûr kalyoncu neferlerini zabtürabt altına almışdır; fakat tekrar hastalanmış hicrî 1236 saferinde (milâdi 1820) yine azlini rica etmişdir. Hicrî 1238 saferinde (milâdî 1822) huzûr-ı hümayuna celb edilerek kendisine mühr-ü hümayun verilmiştir. Çengelköyü kayıkcı Abdullah Paşa, devlet işlerine müdahelesi ile sadr-ı âzamları bâziçe edinegelmiş olan nişancı Halet Efendinin katli için ferman almadıkça mühr-ü hümayunu kabul edemiyeceğini arz etmiş, şartında ısrar etmesi üzerine Sultan Mahmud, Halet Efendiyi fedaya mecbur kalmış, Abdullah Paşa pâdişahtan Halet Efendinin Konya’ya sürgün fermanını aldıktan sonra sadareti kabul etmişdir. Arkasından da Konya Valisi Galib Paşaya, ihtirasatı ile devlet bünyesinde derin rahneler açmış olan Halet Efendinin idam fermanını göndermişdir. Sadareti gayet kısa, üç ay yirmi beş gün sürmüşdür. Bir Tophane yangınında tulumbacılarla beraber bir tulumbacı neferi gibi çalışırken duvar üzerinden düşmüş, ağırca yaralanmış, isti’faya mecbur kalmış, iki ay sonra tedavi ve hava tebdili için gittiği İzmitde ölmüşdür.
Vak’a-nüvis dilile “keçe kitabı görmüş, levendnâme okumuş, eski babayiğitlerden, tavrı levendâne, tarzı eşbehâne, edebsiz gürûhun gözünü doldurmuş, kendini halka iyi bildirmiş ve herkesi yıldırmış, cerî, cessur, sıdk’u istikamet sahibi, irtikâb ve irtişa bilmez, îffetine ve namusuna imza olunmuş bir vezir-i sade dil ve saf nihad idi. Rahmetullah-i aleyh”.
Çengelköyünde iskelenin Beylerbeyi cihetinde ve hemen yanı başında İstanbul’un en Ulu çınar ağaçlarından biri vardır, denize doğru uzanmış alt dalı üçer dörder adım ara ile sekiz dokuz iri kütük üstünde durmaktadır, ömrü belki de on asrı aşmış olan ve hâlâ hayatiyetini muhafaza edip bahar mevsiminde yeşeren bu tarihî çınarın arkasında bostancı başı Abdullah Ağanın (Paşanın) hayır eseri şirin bir mescid bulunmaktadır ki hicrî 1234 (milâdî 1819) da inşa edilmişdir. Yine aynı sahada leb-i deryada büyük asırdîde bir ahşab yalı vardır, Paşanın Çengelköydeki yalısının bu yapı olması kuvvetle muhtemeldir.
Bostancıbaşılık ve Abdullah Ağalık alâkasiyle Beylerbeyindeki Abdullah Ağa (İstavroz) camiini hemen yeniden yaptırmış denilecek şekilde tamir ettirmiştir.
Bibl. : Cevdet Tarihi, XII.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010161
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 50-51
Bibliography Note
Bibl. : Cevdet Tarihi, XII.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.