Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ABDULLAH EFENDİ (Tatarcık)
On Sekizinci asır sonlarının kibar ulemasından, Üçüncü Selim devrinin büyük ölçüde ve kökten ıshalata tarafta devlet adamlarından; 1730 (1143H.) de doğdu; babası fetvâ emini Kırımlı Osman Efendidir; Tatarcık lâkabını, pek küçük yaşta iken bu nisbetle aldı; ve daha çocukluğunda arkadaşları arasında çalışkanlığı, ateşli zekâsı, canlı ve güzel konuşmasiyle tanındı; devrinin en büyük âlimlerinden Ayaklıkütüphane Mehmed Efendinin seçkin bir talebesi oldu.
1774 (1188 H.) vekayii arasında Cevdet tarihinde hakkında şu yollu bir bend vardır: “Mûsilei Süleymaniye müderrislerinden Tatarcık lâkabiyle maruf ve fartı zekâ ve cerbeze ile mavsuf olan Abdullah Efendi fuzalayi dehirden olduktan başka her hizmetin uhtesinden gelir bir zat olmakla bazı kazaskerler mumaileyhi terbiye kasdiyle hidematı celîlede istihdam ederlerdi, lâkin gayet müsrif olması hasebiyle iradı masarifine vefa etmiyerek tariki irtikâba saptı diye lisana gelmişti” diyen müverrih Rumeli kazaskerlerinden Abdullah Vassaf Efendi zade Esat Efendinin tezkireciliği hizmetinde iken arpalık kapı kethüdası bulunan Kasımın sevk ve delâletiyle bazı kadıları incitecek hareketlerde bulunduğunu, ve bu yüzden Tatarcık Mollanın Limniye, Kasımın da Magosaya sürüldüklerini kaydediyor. Bu ilk menfasından, ilim ve fazlına hürmeten bir seneye var...
⇓ Read more...
On Sekizinci asır sonlarının kibar ulemasından, Üçüncü Selim devrinin büyük ölçüde ve kökten ıshalata tarafta devlet adamlarından; 1730 (1143H.) de doğdu; babası fetvâ emini Kırımlı Osman Efendidir; Tatarcık lâkabını, pek küçük yaşta iken bu nisbetle aldı; ve daha çocukluğunda arkadaşları arasında çalışkanlığı, ateşli zekâsı, canlı ve güzel konuşmasiyle tanındı; devrinin en büyük âlimlerinden Ayaklıkütüphane Mehmed Efendinin seçkin bir talebesi oldu.
1774 (1188 H.) vekayii arasında Cevdet tarihinde hakkında şu yollu bir bend vardır: “Mûsilei Süleymaniye müderrislerinden Tatarcık lâkabiyle maruf ve fartı zekâ ve cerbeze ile mavsuf olan Abdullah Efendi fuzalayi dehirden olduktan başka her hizmetin uhtesinden gelir bir zat olmakla bazı kazaskerler mumaileyhi terbiye kasdiyle hidematı celîlede istihdam ederlerdi, lâkin gayet müsrif olması hasebiyle iradı masarifine vefa etmiyerek tariki irtikâba saptı diye lisana gelmişti” diyen müverrih Rumeli kazaskerlerinden Abdullah Vassaf Efendi zade Esat Efendinin tezkireciliği hizmetinde iken arpalık kapı kethüdası bulunan Kasımın sevk ve delâletiyle bazı kadıları incitecek hareketlerde bulunduğunu, ve bu yüzden Tatarcık Mollanın Limniye, Kasımın da Magosaya sürüldüklerini kaydediyor. Bu ilk menfasından, ilim ve fazlına hürmeten bir seneye varmadan dönen Abdullah Efendi mesleğinde Rumeli Kadıaskerliğine kadar yükseldi; en büyük hizmetini de 1791 (1206 H.) de Türkiyede mahkemelerin ve adliye memurlarının yetiştirilmesi yolunun ıslahı lüzumu üzerine kaleme aldığı çok mühim bir projeyi devrinin hükümdarı Üçüncü Selime vermek suretiyle yaptı; işe nasıl başlanacağını soran Padişaha, ilim ve irfanını borçlu bulunduğu kimselerden olan Şeyhülislâm ihtiyar Mekki Efendinin azlini tavsiye etti; Üçüncü Selimin kendisine teklif ettiği bu yüksek makamı da Mekki Efendinin üzerindeki hocalık haklarını hatırlatarak reddetti ve ilmiye mensupları arasında otoritesiyle tanınmış Dürrizade Arif Efendinin adını ileri sürdü. Fakat Arif Mollanın ilk işlerinden biri, nüfuzunu çekemediği Tatarcık Efendiyi sürgüne göndermek oldu.
Bu münasebetle gayet zarif bir fıkra naklolunur; Abdullah Efendi, hem ihtiyarın gönlünü almak, hem de gûya mâsum olduğunu anlatmak arzusiyle azline sebep olduğu Mekki Efendiyi bir gün Anadoluhisarındaki yalısında ziyarete gitmişti; Mekki Efendi de, sohbet arasında, yalının pek harap olduğunu söyliyerek “Geceleri sivrisinekten, hususiyle tatarcıktan hiç rahatım yok” demişti.
1795 (H. 1210) de ikinci defa olarak Rumeli kadıaskeri olan Abdullah Efendi bir yıl sonra, 16 Mayıs 1797 (19 Zilkade 1211) de öldü ve Edirnekapısında Lâ’lî zade sofasına defnedildi.
Tatarcık Abdullah Efendinin yalısı Beylerbeyindeydi, Beylerbeyi iskelesinden Çengelköy tarafına giderken dördüncü yalı idi. Çengelköy arkasında da bir çiftliği vardı. Devrinin tarihî dedikodusu mahiyetinde mufassal bir eser bırakan Cabi Said Efendi, bu çiftlikten de bahsediyor: “850 kuruşa bir mezrea alarak çiftlik yaptı. Buraya Eflâkbeyinin rüşvet olarak gönderdiği üç yüz damızlık koyun ile Sirozî İsmail Beyin rüşveti olan mandaları koydu. Hususî fırınında padişahlara lâyık has ekmek pişirtirdi” diyor. Tatarcık Abdullah Efendinin bu çeşit rüşvet hediyeleri aldığı bir dedikodu çerçevesi içinde kalmıştır; fakat fevkalâde cömertliği dillere destan olmuştu; öldüğü zaman arkasında büyük bir borç bırakmış, oğulları yalıyı ve çiftliği satmak zorunda kalmışlardı.
Bibl. : Cevdet tarihi, I-VI; Câbi Sait tarihi; Süleyman Faikefendi mecmuası; Bostancıbaşı defterleri.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010142
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 46-47
Bibliography Note
Bibl. : Cevdet tarihi, I-VI; Câbi Sait tarihi; Süleyman Faikefendi mecmuası; Bostancıbaşı defterleri.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.