Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ABDULLAH EFENDİ (İmrahor camii imamı Haşimîzade Seyyid)
Onyedinci asır sonlarile Onsekizinci asrın ilk yarısında yaşamış büyük hattatlarımızdandır, bütün ömrünü babasından kalma Mirahor camii imamlığında geçirmiştir. Yazıda üstadı Hafız Osman Efendidir; yazı derslerine “Rezaneti meşk” terkibinin ebced hesabile gösterdiği 1098 (1686) tarihinde başlamış ve kırk ay sonra H. 1102 (1690) de icazetname almıştır. Yirmi dört mushafı şerif yazmıştır; bunlardan ikisi Üçüncü Sultan Ahmedin siparişidir; yine Üçüncü Ahmet için bir tane de Osmanzade Taibin Meşariki şerif tercümesini yazmıştı. Sayısız talebe yetiştirmiş, sayısız en’am, evrad, kıtalar, murakkaat, hilyei saadet yazmıştır. Padişahın fevkalâde ihsanlarına nail olmuş, Sakazade Mustafa Efendi öldüğü zaman sarayı hümayûn gilmanlarına yazı hocası tayin edilmişti.
Abdullah Efendi herhangi bir mürekkebi kalemine aldığı zaman, yazısını tertemiz dökerdi; bir gün bu mesele padişahın huzurunda münakaşa mevzuu olmuş, üstadın hususî bir mürekkeb kullandığı iddia olunmuştu. Bir talim günü Enderûn gilmanlarına ders verirken meşkhaneye bir hünkâr baltacısı gelerek üstadın hokkasını almış, ağzını da Abdullah Efendinin mührile mühürleterek padişaha götürmüştü. Mürekkepte bir fevkalâdelik görülmeyince koca hokka ağzına kadar altın ile doldurularak birkaç top kıymetli kumaş ve sair hediyelerle üstada iade...
⇓ Devamını okuyunuz...
Onyedinci asır sonlarile Onsekizinci asrın ilk yarısında yaşamış büyük hattatlarımızdandır, bütün ömrünü babasından kalma Mirahor camii imamlığında geçirmiştir. Yazıda üstadı Hafız Osman Efendidir; yazı derslerine “Rezaneti meşk” terkibinin ebced hesabile gösterdiği 1098 (1686) tarihinde başlamış ve kırk ay sonra H. 1102 (1690) de icazetname almıştır. Yirmi dört mushafı şerif yazmıştır; bunlardan ikisi Üçüncü Sultan Ahmedin siparişidir; yine Üçüncü Ahmet için bir tane de Osmanzade Taibin Meşariki şerif tercümesini yazmıştı. Sayısız talebe yetiştirmiş, sayısız en’am, evrad, kıtalar, murakkaat, hilyei saadet yazmıştır. Padişahın fevkalâde ihsanlarına nail olmuş, Sakazade Mustafa Efendi öldüğü zaman sarayı hümayûn gilmanlarına yazı hocası tayin edilmişti.
Abdullah Efendi herhangi bir mürekkebi kalemine aldığı zaman, yazısını tertemiz dökerdi; bir gün bu mesele padişahın huzurunda münakaşa mevzuu olmuş, üstadın hususî bir mürekkeb kullandığı iddia olunmuştu. Bir talim günü Enderûn gilmanlarına ders verirken meşkhaneye bir hünkâr baltacısı gelerek üstadın hokkasını almış, ağzını da Abdullah Efendinin mührile mühürleterek padişaha götürmüştü. Mürekkepte bir fevkalâdelik görülmeyince koca hokka ağzına kadar altın ile doldurularak birkaç top kıymetli kumaş ve sair hediyelerle üstada iade edilmişti.
Abdullah Efendinin gençliğine ait de şöyle bir fıkra naklolunur: Bazan hocası Hafız Osman ile beraber sokağa çıkar, dolaşırlarmış. Bir gün yine böyle bir gezintide bir çarşıdan geçerlerken, Hafız Osman bir dükkân kenarına oturmuş, üstadının izni ile Abdullah Efendi de dükkâna çıkarak bir köşede çömelmiş. O sırada devlet ricalinden biri geçiyormuş, Hafız Osmanı görünce atından inip elini öpmüş, sohbet arasında:
— Sultanım.. Talebelerinizden bir Seyyid Efendiyi vasıf buyurmuştunuz.. Ayâ, anların rüyeti ve hatlarının ziyareti ile şerefyab olmak mümkün olmaz mı?.. diye sormuş. Hafız merhum da dükkânın kafes penceresini açarak Abdullahı göstermiş:
— Seyyid Çelebi budur, benden güzel yazar!. demiş.
Abdullah Efendi bu vakadan bahsederken: “Hicabımdan kalem gibi o anda iki şak olâ yazdım... Zira üstadım o zamana gelince yüzüme karşı bu derecede iltifatta bulunmamıştı!” dermiş.
Abdullah Efendi mükeyyefattan hiç bir şeye müptelâ olmamış, bütün zevkini yazıda bulmuş bir sanatkârdır; kaleminin süratile de meşhur bir hattattır.
Hacı Evhadüddin tekkesi şeyhi Seyyid Hüseyin Efendiye intisab etmiş, Halvetiye tarikatına girmişti. 1702 (H. 1144) de altmış üç yaşlarında ölmüştür.
* Sarayi Adne zîba Seyyid Abdullah ola üstad
* Ola Emir Efendi Adn ehli içün üstad
* Yedikuleliye Yarab sekiz cennât hasn ola
Mısraları ölümüne tarihtir. Nuruosmaniye kütüphanesine vakfedilmiş olan mürakaatı, hattatlar ve yazı mütahassısları arasında meşhurdur. Yazdığı mushafı şerifleri ekseriya Üsküdarlı Rugani Ali Çelebiye tezhib ettirirdi.
Talebelerinden hoca Mehmed Rasim Efendi, asrının büyük hattatlarından biri olmuştur. İmrahor imamı Abdullah, Türk yazı sanatında üstadı Hafız Osman ve hattat hoca Mehmed Rasim ile bir asrı dolduran üç muaz zam isimden biridir.
Bibl. Müstakimzâde, Tühfei hattâtin.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM010119
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 1, sayfa 42
Bibliyografya Notu
Bibl. Müstakimzâde, Tühfei hattâtin.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.