Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ABDULLAH (Arab)
İkinci Abdülhamid devrinin sonlarında, Onikiler diye maruf Aksaray kabadayılarının elebaşılarından, Tıflıbozzade Kahraman Beyin ölümünden sonra da Onikilerin başında istediğini yaptıran birinci reis olarak kaldı. Aslen Kürd idi, Süleymaniyeliydi. İstanbula, Abdülâziz devrinde, on altı on yedi yaşlarında iken gelmiş. Abdürrahman Bey adındaki büyük kardeşi Beyrut gümrük nazırlığında bulunmuştur; esmerliğinden galat olarak Arab lâkabını alan Abdullah, babadan kalma mühim bir servete sahipti, okuması yazması yoktu, İstanbuldaki şöhreti, tulumbacı ve kabadayı yeri olan Aksarayda Muradpaşa camii avlusundaki kuşbazlar kahvesiyle Çukurçeşmedeki Semai kahvesinde devrinin en tehlikeli külhanilerini her nasılsa korkutup sindirmesiyle başlar.
Hakkında şimdiye kadar neşredilen hâtıralar sima ve şahsiyetini şu çizgilerle göstermektedir:
Uzun boylu, kuru, sırım gibi, kafası daima tıraşlı, elmacık kemikleri çıkık, bıyıkları seyrek ve sarkık, iki kulağı da sağır bir adamdı. Kış yaz, ayağında çizme, sırtında kukuletalı bir sako ile gezerdi. Beline Trablus kuşağı sarar, yeleğine de kalın ve ağır bir altın köstek takardı. Pürsilâh gezerdi; yanından saldırma, tabanca ve usturpa, sağ çizmesinin kenarına sokulmuş söğüt yaprağı bıçak, bir elinde de sapı gümüş savatlı kamçı eksik olmazdı. Merdlik, yiğitl...
⇓ Read more...
İkinci Abdülhamid devrinin sonlarında, Onikiler diye maruf Aksaray kabadayılarının elebaşılarından, Tıflıbozzade Kahraman Beyin ölümünden sonra da Onikilerin başında istediğini yaptıran birinci reis olarak kaldı. Aslen Kürd idi, Süleymaniyeliydi. İstanbula, Abdülâziz devrinde, on altı on yedi yaşlarında iken gelmiş. Abdürrahman Bey adındaki büyük kardeşi Beyrut gümrük nazırlığında bulunmuştur; esmerliğinden galat olarak Arab lâkabını alan Abdullah, babadan kalma mühim bir servete sahipti, okuması yazması yoktu, İstanbuldaki şöhreti, tulumbacı ve kabadayı yeri olan Aksarayda Muradpaşa camii avlusundaki kuşbazlar kahvesiyle Çukurçeşmedeki Semai kahvesinde devrinin en tehlikeli külhanilerini her nasılsa korkutup sindirmesiyle başlar.
Hakkında şimdiye kadar neşredilen hâtıralar sima ve şahsiyetini şu çizgilerle göstermektedir:
Uzun boylu, kuru, sırım gibi, kafası daima tıraşlı, elmacık kemikleri çıkık, bıyıkları seyrek ve sarkık, iki kulağı da sağır bir adamdı. Kış yaz, ayağında çizme, sırtında kukuletalı bir sako ile gezerdi. Beline Trablus kuşağı sarar, yeleğine de kalın ve ağır bir altın köstek takardı. Pürsilâh gezerdi; yanından saldırma, tabanca ve usturpa, sağ çizmesinin kenarına sokulmuş söğüt yaprağı bıçak, bir elinde de sapı gümüş savatlı kamçı eksik olmazdı. Merdlik, yiğitlik, arkadaşlık gibi kelimeler sadece dudaklarında dolaşırdı; palavracı, kendi çıkarından başka hiçbir şeye kıymet vermezdi.
Kurnazlığı ve girginliği ile sarayda arka peyda etmiş, bilhassa Abdülhamidin itmiadını kazanmış kimselerden Kilercibaşı Osman Beye çatmış, İstanbul cihetindeki koltukları, Galata ve Beyoğlu umumhanelerini, balozlarını, meyhanelerini âdeta haraca bağlamıştı. Onikiler diye anılan avenesiyle işigücü oğlan ve kadın dalaveresi peşinde koşmak, bu uğurda ev basıp cam taşlamak, vurmak, vuruşmak, avlarından hâmilerini faydalandırmak olmuştu. Onikilerden Burunsuz Ömer, Arab Abdullahın sağ eli yerinde muavini, Aksaraylı Baha da müsahib, nedimi yerinde idi. Külhanbeylik ve kabadayılık yollarına yeni yeni atılan delikanlılar, dost tutacakları, dosttan ayrılacakları, arkadaş dostu ile görüşecekleri zamanlar hemen daima Arab Abdullaha danışırlar, onun himayesine sığınıp yardımını dilerlerdi. Vak’aları zabıtaca örtbas edilirdi. Arab Abdullahın en büyük vak’ası kabadayılıkta kendisinden kat kat üstün olan Çerkes Mehmedi Direklerarasında vurup öldürmesidir.
Akşamla yatsı arası; evine gitmek üzere bir çayhaneden çıkan Arab Abdullah, Osmanbaba türbesi önünde Çerkesin hücumuna uğrayıp alta gelir, fakat Mehmedden atik davranarak saldırması ile hasmının barsaklarını parçalayıp döküverir. Muhakemesinin bütün safhalarında da cinayetini inkâr ile kendisini mazlûmların hâmisi Osmanbabanın kerameti kurtardığını, Çerkes Mehmedi Osman Babanın vurduğunu söyler. Heyeti hâkime Abdullahın müdafaayı nefis uğrunda katil olduğuna kanaat getirdiğinden dört yıla mahkûm olur.
Arab Abdullaha son zamanlarda, Kilercibaşı Osman Beyin delâletiyle mirimiranlık pâyesi verilmiş, bu kaldırım kabadayısı bir Arab Abdullah Paşa olmuştur.
Arab Abdullah Meşrutiyetin ilânından sonra bir müddet Merdivenköyünde oturmuş ve o yıllar içinde ölmüştür. Kabrinin Sahrayıcedid mezarlığında olduğu rivayet edilir.
Arap Abdullarhı son zamanlarda yakından tanımış olanlardan Merdivenköylü Bay Âsaf, bu namlı kabadayı hakkında yazılan hâtıraların iftira yollu olduğunu, meyhane ve umumhane gibi yerlerden haraç almağa asla tenezzül eder adam olmadığını, oğlan ve kadın peşinde ömür çürütmüş bir bahtsız olmasına rağmen başkalarının zevk dellâllığı şöyle dursun, bu yolda bilâkis fevkalâde kıskanç olduğunu söyler. Mahbub ve mahbubelerine “Yavru” nun ağzında bozulmuş şekliyle “Yavri” der imiş. Son “Yavrisi” de oldukça geçkin bir Hayganuş Dudu olmuş. Arab Abdullahın Onikiler dışında en yakın dostlarından biri Suyolcu Mehmed pehlivandır.
Aka Gündüz “Katmerli Ahmed Efendinin Hikâyesi” nde Arab Abdullahı aşağılık insanlardan biri olarak yaşatır. Fatihli, ticaret ve iradiyle geçinen temiz bir ailenin çocuğu olan Ahmed, güçlü kuvvetli bir gençtir. Vefa idadisinden şehadetname aldıktan sonra babasının da tensibiyle Direklerarasında bir kıraathane açar. Fakat semtin serkomiseri Ahmedi haraca bağlamak ister; ve bir akşam gelip delikanlıyı hakaret dolu ağızla tehdit eder. Ne yapacağını şaşıran Ahmed, tanıdıklarından birine başvurur, “Meşhur bir Arab Abdullah vardır, bir defa ona danış!” cevabını alır. Arab Abdullah da: “Kumar oynat, oynatma, usul budur, komisere veerceğin paranın yarısını ona yarısını bana ver, ben seni muhafaza edeyim, bey gibi yaşa, kazan..” der. Kahramanının ağzından nakledilen hikâyede şu satırlar en canlı yeridir: “— Bu iş elimden gelmez Abdullah Bey!. Sonra babam gücenir!.
— Babanın aklına turp sıkayım!.
— Babamı karıştırma, göğsüne bir yumruk atarım, pestil gibi yere serilirsin fellâh!.
“Bunu galiba sertçe söylemişim ki etraftakiler hayretle bakıştılar, Arab bembeyaz kesildi, ayağa kalkacak oldu, göğsünden şöyle kakıştırıverdim. Zınkkadak çöktü.. Ay!. Bu seefr de elini kuşağına atmasın mı?. Baktım ki ince, sivri bir Bursa bıçağı!. Arabın fesini kafasından kapınca bıçağı elinden aldım, öteye fırlattım:
— Araboğlu!. dedim, ben sana efendice geldim, insanca danıştım, kepazeliğin lüzumu var mı?
Arab homurdanıyordu:
— Git delikanlı, git!. Başımı belâya sokma!.
— Zaten gitme desen de gideceğim... Asıl belâ senden geliyor!.. (B. : Katmerli Ahmed efendinin hikâyesi).
Bibl. : Sermed Muhtar Alus, Not; Ahmed Rasim, Muharrir bu ya; Aka Gündüz, Hayatdan hikâyeler.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM010079
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 29-30
See Also Note
B. : Katmerli Ahmed efendinin hikâyesi
Bibliography Note
Bibl. : Sermed Muhtar Alus, Not; Ahmed Rasim, Muharrir bu ya; Aka Gündüz, Hayatdan hikâyeler.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.