Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DİLÂVER (Sırıkhamamlı Kürd)
1897 ile 1900 arasında Cibâli yangın tulumbası sandığı uşaklarından ve tulumbacıların şakîlerinden âdem ejderhâsı bed tıynet, bed ahlâk bir rezil; Yemiş İskelesi sırık hammallarından olup Cibâli İskelesindeki meşhur tulumbacı kahvehânesini işleten Gürcü Deli Harunun evlâdı mânevisi Gürcü Reşid ismindeki delikanlının kaatili.
Gürcü Reşid de aynı sandığın uşaklarından bir tulumbacı idi, 19-20 yaşlarında resim gibi delikanlıydı, uzun boylu, pençeli, bıçkın meşreb, sandığının uşakları arasında bir âteşpâre idi. Cibâli tulumbacıları ile karşı taraftan Tersânelilerin uçarıları, ustası ile çırağının adını birleştirip Cibâli Kahvehânesine Hârun Reşid adını koymuşlardı: — Hârun Reşide gidelim, Hârun Reşidin Gürücü çayı bir yerde yoktur, Hârun Reşidde falanı gördüm!... derlerdi.
Bir ara İstanbul’dan uzaklaşmış, Kirmasti’ye gitmiştim, Gürcü Reşidin sandık omuzdaşlarından sırık hammalı Kürd Dilâver tarafından Kâğıthane civarında Cendere Boğazında katledildiğini orada işittim; insanın bakmaya kıyamadığı bir güzelliğin vahşiyâne ifnâsı karşısında nefretle irkildim.
Bir Cuma günü Reşid ustasından izin alarak Dilâver ve yine kürd hammallardan diğer iki tulumbacı ile Kâğıthâneye gitmiş, bir müddet işret edip eğlendikten sonra akşama doğru Cendere Boğazı denilen tenhâ kırlığa uzanarak orada tasarl...
⇓ Read more...
1897 ile 1900 arasında Cibâli yangın tulumbası sandığı uşaklarından ve tulumbacıların şakîlerinden âdem ejderhâsı bed tıynet, bed ahlâk bir rezil; Yemiş İskelesi sırık hammallarından olup Cibâli İskelesindeki meşhur tulumbacı kahvehânesini işleten Gürcü Deli Harunun evlâdı mânevisi Gürcü Reşid ismindeki delikanlının kaatili.
Gürcü Reşid de aynı sandığın uşaklarından bir tulumbacı idi, 19-20 yaşlarında resim gibi delikanlıydı, uzun boylu, pençeli, bıçkın meşreb, sandığının uşakları arasında bir âteşpâre idi. Cibâli tulumbacıları ile karşı taraftan Tersânelilerin uçarıları, ustası ile çırağının adını birleştirip Cibâli Kahvehânesine Hârun Reşid adını koymuşlardı: — Hârun Reşide gidelim, Hârun Reşidin Gürücü çayı bir yerde yoktur, Hârun Reşidde falanı gördüm!... derlerdi.
Bir ara İstanbul’dan uzaklaşmış, Kirmasti’ye gitmiştim, Gürcü Reşidin sandık omuzdaşlarından sırık hammalı Kürd Dilâver tarafından Kâğıthane civarında Cendere Boğazında katledildiğini orada işittim; insanın bakmaya kıyamadığı bir güzelliğin vahşiyâne ifnâsı karşısında nefretle irkildim.
Bir Cuma günü Reşid ustasından izin alarak Dilâver ve yine kürd hammallardan diğer iki tulumbacı ile Kâğıthâneye gitmiş, bir müddet işret edip eğlendikten sonra akşama doğru Cendere Boğazı denilen tenhâ kırlığa uzanarak orada tasarladıkları mel’anete muvaffak olamayınca Dilâver gürücü gencini dört yerinden bıçaklayarak katletmiş, öbür iki kürd korkularından kaçmışlar, Dilâver kurbanını çırıl çıplak soymuş, çoraplarına varınca üstünde ne varsa almış, uryan cesedi de bir çalılığın içine atmış, sonra büyük bir soğuk kanlılıkla Cibâlideki odasına gelmiş, niyeti ertesi sabah erkenden İstanbul’dan kaçıp savuşmak imiş. Fakat gece yarısı olduğu halde çırağının dönmediğini gören Deli Harun karakola müracaat ederek Reşid’in başına bir kaza gelmiş olacağını bildirmiş ve Kâğıthane’ye kimlerle gittiğini de söylemiş. Cibâli komiseri hammal Dilâver’in odasına geç vakit geldiğini tesbit ettikten sonra etrafı sarmış ve şerîrin yakalanmasını sabaha bırakmış. Dilâver sabahın alaca aydınlığında yatağını, sair pılı pırtısını toplamış, İstanbul’dan kaçmak niyeti ile sokağa çıkar iken yakalanmış, Reşid’in gümüş saati ile yine gümüşten saat kordonu üzerinden çıkınca inkâra mecâli kalmayıp cinâyetini itiraf etmiş. Dilâver idama mahkûm oldu, fakat cezası Sultan Hamid tarafından müebbed pırangabendliğe çevrildi ve zan ederim ki Sinop yahut Rodos zindanına gönderildi. 1908 meşrutiyetinde affa uğrayıp çıkmıştı, Kahveci Reşid’in kaatilidir diye gösterilir, şehir de eblehâne bir gurur ile sanki bir kahraman gibi dolaşırdı. Müntakim Allahın işine bakın ki 31 Mart Vakasında, ne maksat ile dolaştığı bilinmez, Meclis’i Mebusan civarında dolaşırken bir serseri kurşunla beyninden vurularak ölmüştür. Kendisini cinayet dâvasından tanıyan bir jandarma tarafından nişan alınarak bir şerir ortadan kalksın diye kasden öldürüldüğü de söylendi idi.
Kürd Dilâver türlü rezilliklerden başka esrarkeşdi, iri yarı, dev yapılı, sakalı matruş, pos bıyıklı korkunç bir adamdı; bütün emsali kürtler gibi aba yelek, kısa diz çakşırı, baldırlarında uzun konçlu kürd çorabı, ayaklarında kaba kürd yemenisi, başında da keçe külah üstüne burma çenber sarardı. “Sebah ve Joaillier” fotorafhânesi tarafından yayınlanmış meşhur İstanbul resimlerinden bir sırık hammalları resmi vardır, bu resmin sol başında ki adam işte bu kaatil Kürd Dilâver’dir.
Kahveci Deli Harun’a gelince, adamcağızın aslında lâkabı deli, çırağı Reşid’in feci ölümünden sonra büsbütün oynattı. Toptaşı Tımarhanesine girdi. Gayetle namuslu, cömerd, hakikaten merdi meydan bir zat idi, 1314 (Milâdî 1896) senesinde bu hârun Ağa ile beraber Cibâlideki kahvehânesinde çalgılı kahve yapmış idim, ikimizin de yüzü gülmüş, Allaha bin şükür hayli para kazanmış idik, o ramazan mazlum Reşid de canla başla hizmet etmişti, gariki rahmetler. Şu ayaklı mâniler o ramazanın hatırasıdır:
Adam aman.. şide bak
Ayağında kamerçini, şâhin başda dalfesi
Levendâne reftâr ile şu Gürcü Reşide bak
Adam aman.. şide bak
Böyle alım, böyle çalım, kaşın gözün şu nakşı
Yüzbin civan içersinde var mı bir kişide bak
Adam aman.. şide bak
Efendime bir köpüklü tâze Yemen Kahvesi
Diyen bülbül gibi sesi kulak ver işide bak
Adam aman.. şide bak
Şirânedir bıçkınlığı hizmetinde pervâne
Etrafında pervâneler şu şir ü hurside bak
Reşid’in kabri Ayvansaray Kapusu dışında Yâvedud Camiinin karşısındaki mezarlıkdadır, ağabâni sarılı bir fes bulunan baş ucu taşında güzel bir rik’a ile yazılmış kitâbesi şudur:
Ah minel mevt (tâlik ile)
İbretle bak şu kabrimin taşına
Neler gelmiş ben civanın başına
Kürd pelîdîn hançerile vuruldum
Henüz basmamışken yirmi yaşına
Cibâli kahvecisi Gürcü Hârun Ağanın evlâdı mânevisi olup Cendere Boğazından şehiden vefât iden Gürcü Reşid Ağanın ruhi için rizâen ...... el fatiha.
Sene 1341,
Kabir taşındaki ölüm tarihi yanlıştır, zira 1314, benim o kahvehanede çalgılı kahve yaptığım senedir ki Reşid hayatda idi, kaldı ki o tarihten bir sene sonra dahi kendisine görmüşümdür. Reşid’in katli 1315 den, 1897 den sonradır.
Vâsıf HİÇ
Kürd Dilâver
(Resim: S. Bozcalı)
Theme
Person
Contributor
S. Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Vâsıf Hiç
Identifier
IAM080968
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
S. Bozcalı
Description
Volume 8, pages 4565-4566
Note
Image: volume 8, page 4565
Theme
Person
Contributor
S. Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.