Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DİLÂVER (Dellâk Yamağı)
1886 yılında Cerrahpaşa Hamamında 16-17 yaşlarında dellâk yamağı Hafikli bir oğlan olub bir gece hamama gelen bir özbek dervişinin, belindeki altın kemerine tamah ederek öldürülen Dellâk Davud’a bu cinâyetinde yardım etmiş ve muîni kaatil olarak îdâma, îdâma bedel de onbeş sene prangabendliğine mahkûm olmuşdur (B.: Cerrahpaşa Hamamı Cinâyeti).
İstanbul Ansiklopedisinde bu maddenin muharriri 1881 de doğmuşdur; çocukluğumdan hatırladığım ilk büyük vak’a semtimiz olan Cerrahpaşa’da bu hamam cinâyetidir; hamamdan çıkarılıp “Adam öldürülmüşdür!..” diye karakola götürülürken gördüğüm dellâk yamağı Dilâverin sîmâsı ile kıyâfetini hiç unutmadım: başında ağabâni sarılı püskülsüz bir fes, sırtında kırmızı basma mintan, üstünde mor kadife bir yelek, belinde beyaz kuşak, bacaklarında kara potur-don, yalın ayak ve çıplak ayaklarında da takunya vardı; uzunca boylu ve vechen çok dilber bir genç idi.
Aradan yıllar geçdi, yüksek tahsilimi Mülkiye Mektebinde tamamladım, memuriyet ile taşrada dolaşmaya başladım. 1909-1910 arasında Erzincan’da mutasarrıf vekili olarak bulunuyordum, Manzum Dağlarında dolaşan Saçlı Dilâver adında bir şâkîden sık sık bahsediliyordu ve “Cana kıymaz, câdece soyar..” deniliyordu. Kazâyı teftişe çıkdım, bir gece Kemah’ın bir köyünde misâfir oldum. Benim mutasarrıf olduğumu...
⇓ Devamını okuyunuz...
1886 yılında Cerrahpaşa Hamamında 16-17 yaşlarında dellâk yamağı Hafikli bir oğlan olub bir gece hamama gelen bir özbek dervişinin, belindeki altın kemerine tamah ederek öldürülen Dellâk Davud’a bu cinâyetinde yardım etmiş ve muîni kaatil olarak îdâma, îdâma bedel de onbeş sene prangabendliğine mahkûm olmuşdur (B.: Cerrahpaşa Hamamı Cinâyeti).
İstanbul Ansiklopedisinde bu maddenin muharriri 1881 de doğmuşdur; çocukluğumdan hatırladığım ilk büyük vak’a semtimiz olan Cerrahpaşa’da bu hamam cinâyetidir; hamamdan çıkarılıp “Adam öldürülmüşdür!..” diye karakola götürülürken gördüğüm dellâk yamağı Dilâverin sîmâsı ile kıyâfetini hiç unutmadım: başında ağabâni sarılı püskülsüz bir fes, sırtında kırmızı basma mintan, üstünde mor kadife bir yelek, belinde beyaz kuşak, bacaklarında kara potur-don, yalın ayak ve çıplak ayaklarında da takunya vardı; uzunca boylu ve vechen çok dilber bir genç idi.
Aradan yıllar geçdi, yüksek tahsilimi Mülkiye Mektebinde tamamladım, memuriyet ile taşrada dolaşmaya başladım. 1909-1910 arasında Erzincan’da mutasarrıf vekili olarak bulunuyordum, Manzum Dağlarında dolaşan Saçlı Dilâver adında bir şâkîden sık sık bahsediliyordu ve “Cana kıymaz, câdece soyar..” deniliyordu. Kazâyı teftişe çıkdım, bir gece Kemah’ın bir köyünde misâfir oldum. Benim mutasarrıf olduğumu öğrenince köylüyü bir telâş aldı, muhtarı sıkıştırdım, meğer şakî Saçlı Dilâver köyde imiş, köylünün telâşı da haydudun bana bir zararı dokunması ihtimâli imiş. Her ne sebebden ise kan dökmeyen bir adamı şekaavet yolundan döndürmek ümidi ile muhtara: “Git, hangi evde ise bul ve benim köyde olduğumu, kendisi ile konuşmak istediğimi söyle!.. o buraya gelmekden korkar ise, ben oraya yanıma jandarma almayıp tek başıma giderim..” dedim. Kaçmaya kalkarsa vurulabileceğini anlamış, gelsin demiş, gittim ve karşımda Cerrahpaşa Hamamı Cinâyetinin muîni kaatili dellâk yamağını görünce kayretler içinde de kaldım. Kırk yaşına gelmiş, fakat sîmâsı hiç değişmemişdi. Erzurumlu kıyâfetinde idi ve esvabları yeni idi, ayaklarında yün çorab ve çarık vardı ve sakalı matruş olduğu halde papaz gibi uzun saçları vardı. Yanında bir de, Kastamonu taraflarının kılık kıyâfetinde, fakat üstü başı dökülmüş pelâspâre hâlinde 19-20 yaşlarında ter bıyık bir zeberdest delikanlı haydud çömezi vardı. Ben de o zaman, yapısı ufak tefek, çelimsiz, 28-29 yaşlarında bir İstanbul genciyim; ikisi de hürmetle elimi öptüler. Bir merhabadan sonra damdan düşer gibi:
— Dilâver Ağa, sen hiç İstanbulda bulundun mu?.. diye sorunca şaşırdı.
— Beyim, bulundum ama bu sual neden icab etti?. dedi ve “Sen dışarı çık!..” diyerek çömezini odadan çıkardı.
Hamam cinâyetini anlattım, inkâr etmedi. O kötü genç olduğunu îtiraf etti ve acı hayat hikâyesini şöylece anlattı:
“Beyim.. sen hamam çıplağı tüysüz bir oğlanın zındana girmesi ne demekdir bilir misin?., Ben Sinop Zındadında zincirlere vurulmuş haydudlara tam onbeş sene köçeklik ettim, zehir içip kan kusdum.. zındandan çıktığımda memleketde bir kız sevdim, istedim, vermediler, o kızın sevdâsı ile dağa çıkdım, bir daha inmedim..”
Haydud çömezi oğlan sığırtmaç imiş; ayaklarıma kapanarak kurtarmam için yalvardılar; “Sen şimdi dağdasın.. benim köyde olduğumu öğrenip şu oğlanı gönderdin, devlet babadan aman istedin, ben oğlanı alır, yarın Erzincana götürürüm, sen buradan ayrılmazsın, bir haftaya kalmaz jandarma kumandanı gelir, ona teslim olursun, üst tarafını bana bırak” dedim.
Saçlı Dilâver Erzincana getirilince adı Hasan olan çömezi ile beraber kasabanın tek fotoğrafcısı bir ermeniye resimlerini çektirdim, resimleri koruyucu bir yazı ile Erzurum Vâlisi Celâl Beye gönderdim; İstanbuldan bir cevab gelinceye kadar da saçlarını kesdirip çömeziyle beraber hapsettirdim. Bir buçuk ay kadar sonra affı irâdesi geldi, Dilâveri mutasarrıflığa hademe olarak aldım. Kaderin kötü ve kirli yollara atarak bir muîni kaatil sıfatı ile genç yaşında zındana kadar sürüklenen bedbaht bir insan kurtarılmış oldu. Bir müddet sonra Erzincana Esad Rauf Bey adında bir mutasarrıf geldi, vekâletim sona erdi. Yeni mutasarrıf beyin ilk işi de hayduddan hademe olmaz diyerek Dilâveri kovmak oldu. Adamcağız yine bana sığındı; bu sefer eline bir mektub vererek İstanbul’da ticâretle meşgul Sezâi Bey adında bir mekteb arkadaşıma yolladım.
1886 da hissesine düşecek bir para ile korkunç bir cinâyete yardım eden Dilâver 1929 da Sezâi Beyin icâbında kasa anahtarlarını teslim ettiği namuslu bir adam olarak altmış yaşında öldü.
Reşad MİMAROĞLU
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Reşad Mimaroğlu
Kod
IAM080962
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4559-4560
Bakınız Notu
B.: Cerrahpaşa Hamamı Cinâyeti
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.