Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DİKBAŞ (Ahmed)
1966 yazında irâdesi dışında hayatına mal olacak büyük bir mâcerânın kahramanı olmuş 16 yaşında esnaf çırağı bir küçük delikanlı; 7 ağustos pazar günü Fenerbağçe Plâjından kiraladığı sandalla denize açıldıkdan sonra ânî olarak kopan fırtınaya tutulmuş; rüzgârla, dalgalarla, akıntı ile Marmara Adasına kadar sürüklenerek 42 saat aç ve susuz denizde kalmış ve ikinci gece içinde “Kılavuz Ali Paşa” muhribi tarafından görülerek kurtarılmışdır. Ahmed Dikbaş mâcerâsını gazetecilere şöyle anlatmışdır :
“Pazar günü iznimi denizde geçirmek istedim. Fenerbahçe plâjında bir süre yüzdükden sonra yarım saatliğine sandal kiraladım. Biraz açıldıkdan sonra birden bire rüzgâr sertleşti. Küreklere bütün gücümle asıldığım halde sanki ters çekiyormuşum gibi Burgazadası istikâmetine sürüklenmeye başladım. Vaziyetimin kötülüğünü anladım; bu sırada 100 metre kadar ötemden birkaç yelkenli geçti, beni alıp kurtarmaları için onlara el salladım, ama yanlış anladılar, aynı şekilde el sallayarak selâmaldılar ve uzaklaştılar.
“Bütün gücümle kürek çekiyordum; fakat artık adalar da gözden kaybolduğundan istikâmetimi şaşırdım, ve yavaş yavaş gece bastırdı; hava bayağı soğumuştu; üzerimde bir mayodan başka bir şey olmadığı için eser sert poyraz rüzgârı, bütün gün yanmış olan sırtıma kırbaç gibi vuruyordu. Nihayet g...
⇓ Devamını okuyunuz...
1966 yazında irâdesi dışında hayatına mal olacak büyük bir mâcerânın kahramanı olmuş 16 yaşında esnaf çırağı bir küçük delikanlı; 7 ağustos pazar günü Fenerbağçe Plâjından kiraladığı sandalla denize açıldıkdan sonra ânî olarak kopan fırtınaya tutulmuş; rüzgârla, dalgalarla, akıntı ile Marmara Adasına kadar sürüklenerek 42 saat aç ve susuz denizde kalmış ve ikinci gece içinde “Kılavuz Ali Paşa” muhribi tarafından görülerek kurtarılmışdır. Ahmed Dikbaş mâcerâsını gazetecilere şöyle anlatmışdır :
“Pazar günü iznimi denizde geçirmek istedim. Fenerbahçe plâjında bir süre yüzdükden sonra yarım saatliğine sandal kiraladım. Biraz açıldıkdan sonra birden bire rüzgâr sertleşti. Küreklere bütün gücümle asıldığım halde sanki ters çekiyormuşum gibi Burgazadası istikâmetine sürüklenmeye başladım. Vaziyetimin kötülüğünü anladım; bu sırada 100 metre kadar ötemden birkaç yelkenli geçti, beni alıp kurtarmaları için onlara el salladım, ama yanlış anladılar, aynı şekilde el sallayarak selâmaldılar ve uzaklaştılar.
“Bütün gücümle kürek çekiyordum; fakat artık adalar da gözden kaybolduğundan istikâmetimi şaşırdım, ve yavaş yavaş gece bastırdı; hava bayağı soğumuştu; üzerimde bir mayodan başka bir şey olmadığı için eser sert poyraz rüzgârı, bütün gün yanmış olan sırtıma kırbaç gibi vuruyordu. Nihayet gece yarısına doğru öyle yoruldum ki, ne olursa olsun diyerek kürekleri bıraktım ve olduğum yerde kestirmeye başladım. Bir saat sonra büyük bir gürültü ile uyandım, yine fırtına çıkmış, sandalım denizin üstünde bir fındık kabuğu gibi kalmışdı; muvazeneyi temin etmek için bir sağa bir sola yatıyordum.
“Artık ümidi kesmiştim. Yanan sırtımın derisi su toplamış, avuçlarımın içi ise kürek çekmekten parçalanmıştı. Kendimi kaderimin götüreceği yola bıraktım. Sağdan soldan geçen büyük gemilere bağırmaktan sesim de kısılmışdı, Gün ağardığında etrafta bir tek kara parçası bile görünmüyordu. Karnım acıkmış, gözlerim kararmaya başlamıştı. Artık kurtulamayacağımı zannediyordum. Yakıcı güneş sırtımı tekrar kavurmaya başladı. Bir yandan sandala dolan suları boşaltmaya çalışıyordum, o gün de öyle geçdi ve ikinci gece oldu. Bari hava yine patlamasa diye düşünürken üzerimde bir projektör’ün ışığının gezinmekte olduğunu gördüm. Beni bulmuşlardı. Büyükçe bir harp gemisi yanıma kadar geldi. Küpeşteden:— Denize atla yüzerek gel!.. dediler. Kendimi sevinçle sulara attım. Gözlerimi Kılavuz Ali Paşa Muhribinin revirinde açtım. Meğer ben denize atlar atlamaz bayılmış ve dibe doğru inmeye başlamışım. İki bahriyeli beni güçlükle kurtararak gemiye almışlar..” (Son Gazetesi).
Gazete şu notları ilâve ediyor: “Ahmed Dikbaş Taksimde bir evde bekâr uşağı arkadaşları ile kalmakdadır. Hayatından ümid kesilmiş, plâjda bırakdığı elbise ve çamaşırları arkadaşlarına teslim edilmişdi. Kaldırıldığı hastahânede asabî krizler geçiren Ahmed: “Bir daha sandala binmek mi, büyük konuşmayayım ama, sandal değil, denizi bile görmek istemiyorum!.” demiştir.
Burhaneddin OLKER
Ahmed Dikbaşın macerâsı Son Gazetesi yaprağında
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Burhaneddin Olker
Kod
IAM080934
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4548-4549
Not
Görsel: cilt 8, sayfa 4548
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.