Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DİBEK
Gaayet büyük taş havan; içinde buğday dövülüp bulgur yapılanlarına “Bulgur Dibeği”, kavrulmuş kahve dövülüp toz kahve yapılanlarına da “Kahve Dibeği” denilir. Dibekler şahsen tedârik edilemezdi, zîrâ bir evin ihtiyacının kat kat üstünde idi, onun içindir ki bulgur dibekleri hayır sâhibleri tarafından bir camie ve mahalleye vakıf olarak konulurdu; böyle bir dibek Bulgirlu Köyünde cami yanında halâ durmaktadır (B.: Bulgurlu, cild 7, sayfa 3113; Bulgurlu Camii, cild 7, sayfa 3117). Bulgur fabrikalarının bulunmadığı, bulgurun dibekde dövüldüğü devirlerde bu vakıf bulgur dibeklerinin İstanbulun günlük hayatında ne kadar önemli olduğu aydın görülür. İstanbulda dibek adına nisbetle anılagelmiş 7 sokak adı vardır: Dibek çıkmazı, Dibek Sokağı, Dibekci Ahmed Sokağı, Dibekci Ali Sokağı, Dibekci Kâmil Sokağı, Dibekli Camii Sokağı, Dibektaşı Sokağı (Bütün bu isimlere bakınız).
Irgad makuulesinden bir takım garibler de mahallenin dibekciliği ile geçinmişlerdir.
Kahve dibekleri ise devlet malı idi, İstanbulda Eminönünde “Tahmis” denilen yerde idi.
Mîrî Kahve Dibekleri — Kahvenin kavruldukdan sonra çeşidli şekillerdeki değirmenlerde çekilerek toz hâline getirilmesi geçen asır sonlarında başlamış ve yayılmışdır (B.: Kahve). Kahvenin Türkiyeye girdiği Kanunî Sultan Süleyman devrinden XIX. asır son...
⇓ Devamını okuyunuz...
Gaayet büyük taş havan; içinde buğday dövülüp bulgur yapılanlarına “Bulgur Dibeği”, kavrulmuş kahve dövülüp toz kahve yapılanlarına da “Kahve Dibeği” denilir. Dibekler şahsen tedârik edilemezdi, zîrâ bir evin ihtiyacının kat kat üstünde idi, onun içindir ki bulgur dibekleri hayır sâhibleri tarafından bir camie ve mahalleye vakıf olarak konulurdu; böyle bir dibek Bulgirlu Köyünde cami yanında halâ durmaktadır (B.: Bulgurlu, cild 7, sayfa 3113; Bulgurlu Camii, cild 7, sayfa 3117). Bulgur fabrikalarının bulunmadığı, bulgurun dibekde dövüldüğü devirlerde bu vakıf bulgur dibeklerinin İstanbulun günlük hayatında ne kadar önemli olduğu aydın görülür. İstanbulda dibek adına nisbetle anılagelmiş 7 sokak adı vardır: Dibek çıkmazı, Dibek Sokağı, Dibekci Ahmed Sokağı, Dibekci Ali Sokağı, Dibekci Kâmil Sokağı, Dibekli Camii Sokağı, Dibektaşı Sokağı (Bütün bu isimlere bakınız).
Irgad makuulesinden bir takım garibler de mahallenin dibekciliği ile geçinmişlerdir.
Kahve dibekleri ise devlet malı idi, İstanbulda Eminönünde “Tahmis” denilen yerde idi.
Mîrî Kahve Dibekleri — Kahvenin kavruldukdan sonra çeşidli şekillerdeki değirmenlerde çekilerek toz hâline getirilmesi geçen asır sonlarında başlamış ve yayılmışdır (B.: Kahve). Kahvenin Türkiyeye girdiği Kanunî Sultan Süleyman devrinden XIX. asır sonların kadar Türkiyede dolayısı ile İstanbulda kahve büyük taş dibeklerde dövülerek toz hâline getirilmiş ve böylece, zamanımızda pek makbul sayılır, hep dibek kahvesi pişirilerek içilmişdir.
Kahve dibeklerinin mîrî oluşu, kavrulmuş kahveye dibeklenirken, toz hâline getirilirken hilekâr esnafın kahveye nohud ve arpa gibi şeyler katmasını önlemek içindir. Bu devlet kontrolü kahve maddesinde dibekle kalmamış, kahvenin kavrulması işini de alarak, İstanbulun en büyük zâbıta âmiri olan Yeniçeri Ağasının emrinde bir “Kahve Ocağı”na vermişdir. Yeniçeri zâbitlerinin nezaretinde de bir takım ırgadların çalışdırıldığı bu ocak, Eminönünde idi ve bulunduğu yer kendisine nisbetle “Tahmis” adını almışdı. Tahmis arabca, nebâtî dâneleri (Kahve, nohud, fındık, arpa gibi) kavurma demekdir. Tahmis Ocağı, Mısır Çarşısının batıya açılan kapusunun karşısında idi ki zamanımızda o mevkîde Kuru Kahveci Mehmed Efendinin dükkânı bulunmaktadır, Mısır Çarşısının batı kenarından geçen cadde de “Tahmis Caddesi” adını taşır.
Tahmis ocağında kahve gaayet büyük tavalarda kavrulurdu. Günde ikibin okka kadar kahve kavrulup dibeklendiği söylenir ki tüccardan ve kahvecilerden alınan tava ve dibek ücretleri Yeniçeri Ocağı gelirleri arasında küçümsenmeyecek işdi.
Sahhaflarşeyhizâde Esad Efendi “Üssü Zafer” isimli meşhur eserinde son yeniçerilerin kabadayılıklarını ve türlü rezâletlerini anlatırken Tahmis Ocağı hakkında da şunları yazıyor : “Tahmisde kahve kavurup döven ocağa mansub eşhas saf kahveye nohud vesâire gibi şeyler karışdırmasın diye onlara nezâret için hergün dört nefer sakallı usta (yeniçeri aşcısı) gönderilirdi ve asıl hileyi bu adamlar yapardı. Tahmisde günde 2000 okka kahve kavurulur, dibeklenirdi, bu ikibin okka hâlis kahveye üçde biri belki dahaziâye mıktarda nohud ve sâire katarlar bu suretle elde ettikleri ziyâde kahveyi satarak bedelini dibekcilerle paylaşırlardı. Kahveci esnafı bunu bilir fakat âciz kalmış önüne geçemezlerdi..”
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080922
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4545-4546
Bakınız Notu
B.: Bulgurlu, cild 7, sayfa 3113; Bulgurlu Camii, cild 7, sayfa 3117; B.: Kahve
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.