Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DERMAN (Hakkı)
Kimyager, eczâcı ve ünlü kemâni; değerli genç sanatkâr ve müzik konuları yazarı Hilmi Rit (B.: Rit, Hilmi) Hakkı Derman için: “Kırkbeş senedir mûsikimize hizmet ediyor, çalışının kimseye benzememesi, taksimlerinde elde ettiği eşsiz başarı onun kemanının en büyük hususiyetidir. Radyo ve sahnelerimizin bu kıymetli sanatkârı, arkadaşları arasında çok sevilir. Yakınları ona “Kaptan” diye hitabetmeyi alışkanlık edinmişlerdir. İyi kalbli, hakikî dost, müşfik aile reisi ve sayısız meziyetleri şahsında toplamışdır” diyor.
Hakkı Derman hal tercemesini meslekdaşı muharrire şöyle anlatmışdır :
“1907 senesinde İstanbul’da Kabataş semtinde doğmuşum. Babamın ismi Ali, annemin ki Mebruredir. Musikiye ve bilhassa kemana olan hayranlığım küçük yaşta başlamış olmalı ki, 10 yaşımda iken sünnet olduğum zaman, babamdan bana sünnet hediyesi olarak keman almasını istedim. 12 yaşımda Beşiktaş Musiki Cemiyetine intisabettim. Cemiyet reisi Hakkı Süha Beydi (B.: Gezgin, Hakkı Sühâ) Neyzen İhsan Bey de hoca olarak bulunuyordu. Uzun seneler beraber olduğum ve arkadaşlık ettiğim merhum Şerif İçli ile, ilk defa bu Cemiyetde tanıştım. Dört beş sene kadar bu toplulukta bulundum. Bu arada, tahsilime de devam ediyordum. Bu arada, tahsilime de devam ediyordum. Beşiktaş’taki Gazi Osman Paşa Lisesini bitirdim, Eczacı...
⇓ Read more...
Kimyager, eczâcı ve ünlü kemâni; değerli genç sanatkâr ve müzik konuları yazarı Hilmi Rit (B.: Rit, Hilmi) Hakkı Derman için: “Kırkbeş senedir mûsikimize hizmet ediyor, çalışının kimseye benzememesi, taksimlerinde elde ettiği eşsiz başarı onun kemanının en büyük hususiyetidir. Radyo ve sahnelerimizin bu kıymetli sanatkârı, arkadaşları arasında çok sevilir. Yakınları ona “Kaptan” diye hitabetmeyi alışkanlık edinmişlerdir. İyi kalbli, hakikî dost, müşfik aile reisi ve sayısız meziyetleri şahsında toplamışdır” diyor.
Hakkı Derman hal tercemesini meslekdaşı muharrire şöyle anlatmışdır :
“1907 senesinde İstanbul’da Kabataş semtinde doğmuşum. Babamın ismi Ali, annemin ki Mebruredir. Musikiye ve bilhassa kemana olan hayranlığım küçük yaşta başlamış olmalı ki, 10 yaşımda iken sünnet olduğum zaman, babamdan bana sünnet hediyesi olarak keman almasını istedim. 12 yaşımda Beşiktaş Musiki Cemiyetine intisabettim. Cemiyet reisi Hakkı Süha Beydi (B.: Gezgin, Hakkı Sühâ) Neyzen İhsan Bey de hoca olarak bulunuyordu. Uzun seneler beraber olduğum ve arkadaşlık ettiğim merhum Şerif İçli ile, ilk defa bu Cemiyetde tanıştım. Dört beş sene kadar bu toplulukta bulundum. Bu arada, tahsilime de devam ediyordum. Bu arada, tahsilime de devam ediyordum. Beşiktaş’taki Gazi Osman Paşa Lisesini bitirdim, Eczacı Mektebine girdim, 1926 senesinde oradan da mezun oldum. Sahneye, ilk defa kemani İhsan Efendinin yanında stajyer olarak çıktım. 1928 de ilk İstanbul Radyosu’nda, yayınlara girmeye başladım. 1930 senesinde Selâhaddin Pınar ve Hafız Burhan merhumlarla beraber çalışıyordum. 1931 de ilk Türk-Yunan dostluğunun kuruluşu münasebeti ile Madam Venizelos’un himayelerinde Atina’daki “Tiyatro Olimpiya” da bir Türk Müziği konseri vermek üzere Yunanistan’a gittim. Bu seyahatimde Âkile Artun, Hafız Ahmed, Nuri Halil Poyraz, Edip Erten merhumlarla Ahmed Yatman arkadaşlarım vardı. Bir konser için gittiğimiz Yunanistan’da bizi üç ay bırakmadılar ev Selânik, İskeçe, Gümülcinede çeşitli konserler verdik. Bu seyahatten çok iyi intibalarla yurda avdet ettik.
1936 senesinde, Ankra Radyosu’nun ilk açılışına davet edildim. Bu tarihten itibaren Ankara Radyosu’nun yayınlarına devam ederken, Tıbbi Kimya ihtisası yapmak üzere 1937 de Refik Saydan Enstitüsüne kimya asistanı olarak girdim. 1940 senesinde ihtisastmı tamamlıyarak Belediye Kimyagerliğine tâyin edildim. Ankara Radyosu’nun kadrolu hâle gelmesinden sonra her iki tarafa devam imkânı kalmayınca, musiki hayatını tercih ederek kendimi tamamen musikiye verdim. 1945 senesinde İstanbul’a geldim ve sahne konserlerine burada devam ettim. Bugünkü İstanbul Radyosu’nun ilk açıldığı günden beri yayınlara girmeye başladım, halen de devam etmekteyim. 1945 senesinde İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Türk Musikisi İcra Heyetine katıldım, şimdi de aynı heyette vazife görmekteyim.
“Sanat hâttralarım çokdur, ikisini anlatayım; en önemlisi muhakkak ki, Atatürk ile ilgili olanıdır; Büyük Ata’ya 1932 yılında İstanbul’da takdim edildim. Kendisine fasıl hizmetim, 1936 senesinde Ankara’daki radyo faaliyetim sırasında olmuşdur. İki üç günde bir beni huzurlarına çağırırlar, sevgi ve iltifatlarını eksik etmezlerdi. Bir gün, Hariciye Köşkünde verilen bir davette, musiki icrasına başlamak üzere iken âni olarak bana bir sual tevcih ettiler. Hayatımın en heyecanlı ânını yaşadım diyebilirim. Şöyle ki, altmış kişilik heyeti îmâ: — Musikiye başlamadan, evvelâ musiki nedir, bizi bu mevzuda tenvir edin!.. buyurdular. Kendimi toparladım. Daha önce huzurlarında bulunduğum bir sırada musikinin tarifini ağızlarından dinlemiştim, onları konuşmama başlangıç yaptım. Çok hoşlarına gitti; Atanın mûsiki târifi şu mealde idi: “Musiki, tabiatta mevcut nizamsız sesleri, gürültüleri, patırdıları insanlığın fikir, duygu ve nihayet ahlâk vasıflarını yükseltici, terbiye edici bir nizam ve ahenge sokan, onu ses ve nağme ile ifade vasıtası haline koyan insan zekâsının yaratttğı yüksek sanat eseridir. (Atatürk, musikinin bu tarifini, 8.11.1937 günü gece saat 2 de yapmışlardır)”.
“Bu tariften sonra, konuşmam çok beğenilmiş olacak ki, davetliler arasında bulunan Akşam gazetesi sahibi merhum Necmeddin Sadak Beye, sözlerimin başmakale olarak yazılması için gece yarısı emir verdiler ve, o gece İstanbul’a telefonla yazı yazdırıldı, 14.1.1938 günü de imzam ile neşredildi.
“Başımdan geçen hoş bir hâdisedir. 1929 senesinde İstanbul Radyosu’nun Büyük Postahâne üstünde bulunduğu sırada, bir gece, yayın arasında taksim yapmam icâbetti. Radyo neşriyâtına yeni katılmışdım; heyecanlı olduğum için, taksim yapacağım zaman arkadaşlarıma stüdyoda beni yalnız bırakmalarını rica ettim. O zaman stüdyo olan salonun bir kâbısı açıktı ve arada bir perde vardı. Bu kapı merdiven sahanlığına açılırdı. Bir kış gecesi geçen vakanın kahramanı, o zamanki postahanenin meşhur kedisi oldu. Şöyle ki, mikrofon salondaki perdenin tam arkasında idi. Tam taksime başladığım sırada, perdenin arkasına gizlenmiş olan kedi tiz bir sesle miyavlamaya başladı. Şaşırmıştım. Bu seslerin mikrofondan da duyulacağı korkusu içinde, taksimi yarıda bırakıp kediyi kovalamaya başladım. Yerime oturup kemanı elime alır almaz, kedi gene aynı yerde bitti ve tekrar miyavlamaya başladı. O gece, bu sahne birkaç defa tekerrür etti. Taksim bittiğinde, kan ter içinde idim. İki gün sonra, muzip bir arkadaşımdan şöyle bir kart aldım: “Geçen gece, radyoda hoş sesli bir soliste refakat etmeniz bizi son derece memnun etti.” (Hilmi Rit, Hakkı Derman, Ses Mecmuası 1963).
Hakkı Derman
(Resim: Agob Arad)
Theme
Person
Contributor
Agob Arad
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080789
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Agob Arad
Description
Volume 8, pages 4487-4488
Note
Image: volume 8, page 4487
See Also Note
B.: Rit, Hilmi; B.: Gezgin, Hakkı Sühâ
Theme
Person
Contributor
Agob Arad
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.