Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DENİZ HIRSIZLARI, KORSANLAR
Korsanlar, geceleri Liman dahilindeki gemilerde, sahil depolarında veya yalılarda icrai faalıyette bulunurlar. Buna kendi tabirlerine “İş”, “İşe çıkmak” denir. Vasıtaları, sandaldır, ya kürekle giderler, yahut sandalda bir takma motör vardır. Suç aletleri de bıçak ve keserden ibârettir.
Korsanlık, daha ziyade kışın olur, yağışlı geceleri de bilhassa tercih ederler; zirâ mavunacı ısınmak için baş altına girer, sahildeki depo bekçiside yağmur altında gereği gibi dolaşamaz. İşte bekçinin bu bir anlık gafleti içinde ne olursa olur. Korsanlar mehtabdan çekinirler, ayın bulut arkasına girmesini beklerler. Dolayısı ile Deniz Polisinin vazifesi kışın daha ağırdır. Kar, tipi, don demez, üstünde bu haşarat ile mücâdele eder.
Korsanlar, işe en az iki, ençok dört kişi olarak çıkarlar. Vasıtaları olan sandalda ya kendilerinin, ya kira ile tutulmuş, yahut çalınmışdır.
İçlerinden biri işin başıdır, bu şahıs gündüzleri iş yerinin etrafını gezer, çalacakları eşyayı tesbit eder, gece gelirler. Fakat bâzan bir aksilik çıkar, umduklarını bulamazlar, kaldırmayı tasarladıkları eşya yer değiştirir; veya bekçi ile karşılaşırlar, ilk anda tehditlerini sökdüremezlerse hemen işden vaz geçerek kaçarlar ve sahilleri dolaşarak rastladıkları şeyleri çalarlar, ki buna aralarında “kap kaç” derler. İş esnâsında ...
⇓ Read more...
Korsanlar, geceleri Liman dahilindeki gemilerde, sahil depolarında veya yalılarda icrai faalıyette bulunurlar. Buna kendi tabirlerine “İş”, “İşe çıkmak” denir. Vasıtaları, sandaldır, ya kürekle giderler, yahut sandalda bir takma motör vardır. Suç aletleri de bıçak ve keserden ibârettir.
Korsanlık, daha ziyade kışın olur, yağışlı geceleri de bilhassa tercih ederler; zirâ mavunacı ısınmak için baş altına girer, sahildeki depo bekçiside yağmur altında gereği gibi dolaşamaz. İşte bekçinin bu bir anlık gafleti içinde ne olursa olur. Korsanlar mehtabdan çekinirler, ayın bulut arkasına girmesini beklerler. Dolayısı ile Deniz Polisinin vazifesi kışın daha ağırdır. Kar, tipi, don demez, üstünde bu haşarat ile mücâdele eder.
Korsanlar, işe en az iki, ençok dört kişi olarak çıkarlar. Vasıtaları olan sandalda ya kendilerinin, ya kira ile tutulmuş, yahut çalınmışdır.
İçlerinden biri işin başıdır, bu şahıs gündüzleri iş yerinin etrafını gezer, çalacakları eşyayı tesbit eder, gece gelirler. Fakat bâzan bir aksilik çıkar, umduklarını bulamazlar, kaldırmayı tasarladıkları eşya yer değiştirir; veya bekçi ile karşılaşırlar, ilk anda tehditlerini sökdüremezlerse hemen işden vaz geçerek kaçarlar ve sahilleri dolaşarak rastladıkları şeyleri çalarlar, ki buna aralarında “kap kaç” derler. İş esnâsında korsanlardan biri sandalda motör başında veya kürekte bekler, diğer biri de malı alıp sadala yerleştirir.
Gemilerden yalnız elbise, yatak, yorgan çalan korsanlar vardır, bunlara “Tufacı” denirki sayıları çok azdır.
Deniz üzerinde çekindikleri bir vasıtaya rastlarlarsa derhal sahile bağlı iki gemi veya mavuna arasına saklanırlar, yahud denize saldıkları oltalarla kendilerine balıkçı süsü verirler. Anî Polis baskınlarında malları denize atarlar, fakat bu atış gelişi güzel değildir, sahilden belli noktaları kerteriz ederek attıkları yerden ertesi günü malı tarama sureti ile kanca ile çıkarırlar. Bâzende çaldıkları eşyayı iple denize sarkıtırlar, gece üzerine varılsa bile içinde ancak iki üç kişi bulunan bir sandal görülür. Bu gibi hallerde polis müteyakkız bulunulmalıdır. Tecrübeli deniz polisi boş sandalla altında mal ile gelen sandalı kürekle gidişinden derhal fark eder.
Korsan çaldığı malları şu üç şekilde satar:
1 — Bir müddet saklar ki bunlara “Kokusu çıkar” denir. Bir kaç gün sonra satışını yapar. Üç sene evveline kadar Unkapanı köprüsünün beşinci dubasının içi deniz hırsızlarının malı sakladıkları yerlerden biri idi. Polisçe öğrenildikden sonra terk ettiler.
2 — Çalar derhal satar, alıcısı da hazırdır. Korsan çalar, satıcısına verir, kendisi istirahata çekilir, uyanınca malı satılmıştır. Parasını satıcısından alır, fakat kime satıldığını bilmez.
3 — Bizzat kendisi satar (Bu hal enderdir.) Bilfarz, Bin lira değerindeki malı beşyüz liraya satılır. Korsan bunun bir kısmını satıcısına verir, geriye kalanı da iş arkadaşları arasında paylaşılır. Sandalın sâhibi olan korsan fazlâ pay alır; sandal korsanların değilse ayrıca sandal kirasını öderler; neticede bin liralık maldan herbirine ancak 60-70 lira kalır.
Korsanlardan da Korsanlık yapan bir gurup vardır ki kabadayı geçinen, kendi aralarında bileğine güvenen kimselerdir. Geceleri malların çıkacağı yerlerde pusuya yatarlar; gelen korsanların yanına yaklaşarak aldıkları malları tamamen veya kısmen ellerinden alırlar. Denizde bu kabadayıların sandallı dolaşdığı görülürse o gece mühim bir hırsızlığın olacağı muhakkakdır.
Yukardada kaydettiğimiz gibi korsanlar 2-4 kişilik çetecikler hâlinde işe çıkarlar, bir çetenin efradı sıkı dost görünürler ise de birbirlerine güvenleri yok gibidir; bir çetenin reisi yerindeki korsan ayakdaşlarının sadâkatine asla güvenmez; korsan bir çeteden öbürüne kolaylıkla geçer, bunun da sebebi hemen dâima bir işden az pay alması, yahud, kendi ağızları ile “Okkalı işe” götürülmemesidir. Deniz polisi korsanlar arasındaki bu kırgınlıklardan faydalanmasını bilmelidir.
Korsanlar arasında kimlerin nereden denize açıldığı bellidir, en azılılarını temerküz ettiği semtler Yağkapanı ile Unkapanıdır, geceleri işe de bu iki iskele ve civârından çıkarlar.
İstanbul Limanında en fazla korsanlık olan bölgeler Sirkeci ile Sarayburnu arasındaki rıhtıma bağlı deniz nakil vasıtalarındaki tüccar emtiası, Yemiş İskelesi ve etrafındaki motorlarda bulunan emtia, Eyyub ve Bahâriye sâhillerindeki fabrika ardiyllerinde bulunan çubuk ve kangal demirler, Kasımpaşa ve civarındaki mavunalarda bulunan gümrüğe gelmiş eşyâ, Haliçde demirli kömür yüklü vapurlardan kömür. Pek seyrek olarak Pendik’e kadar Anadolu yalısına ve Boğaziçine de uzanırlar, ve oralardan ekseriyâ yalı boyundaki inşaatdan demir çalarlar.
Hemen bütün korsanlar bu kötü yola 16-17 yaşlarında tüysüz oğlan iken atılmışlardır ve yine çoğu uygunsuz gürûhundan, iffetsiz, homoseksüel gencler olmuşdur. İçlerinde korsanlığa 60 yaşına kadar devam edenler vardır. 1965 yılında İstanbul Limanında iş peşinde dolaşır ve zâbıtaca müseccel 72 korsan bulunuyordu. Hayatlık hayatının kesin geleneği olarak hepsi lakablıdır; en yamanları şunlardır:
Yamalı Hüseyin, Hammal Ahmed, Ayı Cemal, Alnıyarık Ahmed, Topal Receb, Şıkşık İbrahim, Bücür Mustafa, Mizre Salâhaddin, Tufa Receb, Memeli Mustafa (?), Çolak Hüseyin, Çörçil Ahmed, Kaptırma Mehmed, Köse Mustafa, Suluağız Nihad, Yağlı Hüseyin, Gömleksiz Ahmed, Serserî Yakub, Parlak Mustafa, Çakır Salâhaddin, Çakal Hasret.
1965 de bu azılı korsanlardan Yamalı, Şıkşık, Tufa ve Memeli 17-20 yaş arasında delikanlılar, Çörçil, Kaptırma, Suluağız ve Gömleksiz de 55-65 yaş arasında en yaşlılarıydı. (Bu maddenin muharrırı 1966 da İstanbul Polisinin Deniz Ekibi âmiri idi).
İhsan BİRİNCİ
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
İhsan Birinci
Identifier
IAM080744
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4446-4448
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.