Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DENZ HAMAMLARI
On dokuzuncu asrın ortalarına kadar İstanbulda erkekler ve erkek çocuklar denize, etrâfında, civârında müslüman evleri bulunmayan yerlerden, açıkda soyunub, tıbkı sıcak çarşı hamamlarında olduğu gibi bir peştemal sarınarak, yahud iç donları ile girmişlerdir; Evliya Çelebi Salacak sâhilini ve Kâğıdhâne Deresi boyunu tasvir ederken; “...cümle dilberan mâhi temmuzda deryâda çimerler.. mukaşşer bâdâm (kabuğu soyulmuş bâdem) gül penbe misâl vücûdi nâzeninlerin nilgûn (kırmızı) ibrişim futalara (peştemallara) sarub mâhîler gibi gavvaslık iderler...” diyor.
İstanbulun denize girmek için en şöhretli yerlerinden biri Kumkapu sâhili ola gelmişdi, öyle ki önyedinci asırda bir türküde adı geçer:
Edirne Tunca suyunda
Bursanın kaplucasunda
İstanbul Kumkapusunda
Deniz melekleri oynar..
Denize girmekden murad eğlence değil, sâdece atlama ve yüzme, bir spor ve yıkanma olarak bilinmiş; onun içindir ki denize girmeye dâimâ derin sular aranmış; İstanbulun zamanımızdaki şöhretli plâjları denize girme mevsimlerinde asırlar boyunca hâli kumsallar olmuşdur.
İstanbul halkı denize girme zamanını da; “Karpuz kabuğu denize düşdüğü zaman” diye tâyin etmişdir.
Müslim, gayri müslim kadınlar kızlar, geçen asır ortalarına kadar denize girmemişlerdir.
İstanbulda ilk deniz hamamları on dokuzuncu asır ortasında y...
⇓ Read more...
On dokuzuncu asrın ortalarına kadar İstanbulda erkekler ve erkek çocuklar denize, etrâfında, civârında müslüman evleri bulunmayan yerlerden, açıkda soyunub, tıbkı sıcak çarşı hamamlarında olduğu gibi bir peştemal sarınarak, yahud iç donları ile girmişlerdir; Evliya Çelebi Salacak sâhilini ve Kâğıdhâne Deresi boyunu tasvir ederken; “...cümle dilberan mâhi temmuzda deryâda çimerler.. mukaşşer bâdâm (kabuğu soyulmuş bâdem) gül penbe misâl vücûdi nâzeninlerin nilgûn (kırmızı) ibrişim futalara (peştemallara) sarub mâhîler gibi gavvaslık iderler...” diyor.
İstanbulun denize girmek için en şöhretli yerlerinden biri Kumkapu sâhili ola gelmişdi, öyle ki önyedinci asırda bir türküde adı geçer:
Edirne Tunca suyunda
Bursanın kaplucasunda
İstanbul Kumkapusunda
Deniz melekleri oynar..
Denize girmekden murad eğlence değil, sâdece atlama ve yüzme, bir spor ve yıkanma olarak bilinmiş; onun içindir ki denize girmeye dâimâ derin sular aranmış; İstanbulun zamanımızdaki şöhretli plâjları denize girme mevsimlerinde asırlar boyunca hâli kumsallar olmuşdur.
İstanbul halkı denize girme zamanını da; “Karpuz kabuğu denize düşdüğü zaman” diye tâyin etmişdir.
Müslim, gayri müslim kadınlar kızlar, geçen asır ortalarına kadar denize girmemişlerdir.
İstanbulda ilk deniz hamamları on dokuzuncu asır ortasında yapılmışdır; ilk deniz hamamının hangi yıl, nerede ve kimin tarafından kurulduğunu tespit edemedik. İstanbulda kadın ve kızların denize girmesi de deniz hamamlarının kurulması ile beraber başlamışdır.
Kalender adında bir halk şâirinin Çardak İskelesi Yeniçeri Kahvehânesi şânında yazılmış yirmi kıt’alık bir destanı vardır; (B.: Çardak İskelesi Yeniçeri Kahvehânesi) bu destanda adı geçen kahvehânenin yanında bir deniz hamamından şu iki kıt’a ile bahsediliyor:
Kurulu kurbinde deniz hamamı
İstanbulu tutmuş şöhreti nâmı
Görürsün uryan nice gül endâmı
Her biri bir semtin bir mehpâresi
Kimi kebûrterdir atar taklayı
Kiminde gör bıçkın meşreb edâyı
Belde al futayla yüz mehlikaayı
İstanbulun kumrii âvâresi
Biz bu destanın devrinde değil, 1826 dan, yeniçeri ocağının kaldırılmasından hattâ çok, sonra devam ede gelen hâtıralar dinlenerek yazıldığını tahmin ediyoruz; buna rağmen İstanbulun ilk deniz hamamı olarak Çardak İskelesi Hamamını göstermek, kuruluş tarihini de 1826 ile 1850 arasında geçen çeyrek asır içinde tesbit etmek belki mümkündür. Eminönü-Karaköy arasındaki eski köurünün Eminönü başına yakın ve Haliç tarafında bir denib hamamı yapılmış olması da İstanbulun ilk deniz hamamı olan Çardak İskelesi Hamamının hatırâsının devam ettirilmesi gibi görünür.
İkinci deniz hamamının Salıpazarı sâhilinde, üçüncüsünün de Kumkapusu sâhilinde kurulduğunu tahmin ediyoruz.
İlk kurulmaya başladıkları andan bu yana deniz hamamları hususi ve umumî olmak üzere evvelâ ikiye ayrılır.
Hususî hamamlar büyük yalıların, yalı lebi deryâda ise hemen yanı başında, eger yalının önünde, rıhtımlı bir saha varsa yalının önüne yapılırdı; yapılır ve artık bir daha bozulmazdı, baharda ,kış denizinin tahribâtı tâmir edilir, dışı boyanırdı; deniz üstünde süslü, zarif ahşab odacıklar idi; denize çakılmış kazıklar üstüne kurulur, içerden ortası havuz hâlinde, yandan deniz yüzünden üstuü tahda perde ile kapatılmış, dışardan içi görülmez, içinde yüzen, yıkananlar da dışarısını göremezdi; erkekler, oğlan çocukları, daha yerinde tâbir ile beylerle küçük beyler, denize hamamdan girerler, tahta perde altından dışarı çıkarlardı; fakat hanımlar, küçük hanımlar, lütfen denize girmelerine izin verilmiş halayıklar, pek mükemmel yüzme de bilseler, tahta perde dışına asla çıkamazlardı. Hususi deniz hamamlarının binâ şekli, büyüklüğü, dışının süsü, içinin konforu, yalı sâhilinin kudretine, zevkine bağlı kalmışdır.
Umumî hamamlara gelince, erkekler hamamı ve kadınlar hamamı olarak ikiye ayrılır; bâzı semtlerde, meselâ Kumkapuda ve Salıpazarında, yalnız erkek hamamı kurulurdu; bâzı semtlerde de, yekdiğerinden uzakca çifte hamam olarak kurulurdu; iki hamam arasındaki mesâfe, kadınlar hamamındaki seslerin, erkekler hamamından işidilemeyeceği esası ile tesbit edilmişdi.
Aşağıdaki satırları bu ansiklopedinin aziz dostu merhum Halûk Şehsüvaroğlunun bir makalesinden alıyoruz :
“Deniz hamamı, İstanbula ondokuzuncu asrın getirdiği bir yenilikdir. Boğaziçinin ve Marmamarının hangi yerlerinde umumî deniz hamamları yapılacağı Şehremanetince tesbit edilmişti. Bu yerlerin şenliğine, masrafına göre bir, üç, beş sene için müzayede ile ihalesi yapılırdı.
“1867 senesinde İstanbul kıyılarında altmış iki hamam vardı. Bazı yerlerde yalnız erkeklere mahsus hamamlar olur, bazı kıyılarda ise kadın ve erkeklere mahsus ayrı hamamlar bulunurdu. Böyle çift hamamlar birbirinden ses duyulmıyacak şekilde yapılırdı.
“Deniz hamamları büyüklükleri ve inşaları itibarile üç sınıfa ayrılmıştı. Bunların bazıları kırk zir’a boyunda ve yirmi dört zir’a eninde olur, diğerleri de muayyen ölçülerde yapılırdı.
“Deniz hamamları akıntılı sularda kazıklar üstünde ahşab olarak, suya dayanır, çürümez kerestelerle kurulurdu.
“Hamamların derinlikleri ekseriyetle iki arşın olurdu. Bilhassa erkek hamamlarında bir kahve ocağı bulunur, kahve, çay, gazoz, limonata satılırdı.
“Sarhoş ve bî edeb olarak gelenler hamama kabul edilmezlerdi. Her hamamda Şehremaneti tarafından tayin edilmiş birer çavuş oturur ve bunlar, nizamlara, umumî edebe aykırı harekette bulunulmamasına dikkat ederlerdi. Çavuşların aylıkları hamamların hasılatından ödenirdi.
“Hamamların içinde soyunma yerleri umumî ve hususî localar olarak iki sınıf idi; umumî peykelerde soyunanlar 1 kuruş, locada soyunanlar 2 kuruş hamam parası öderlerdi.
“Hamamlarda Şehremanetinin verdiği nümunelere göre lüzumu kadar donlar ve peştemallar bulundurulur, kendi iç donunu ıslatmak istemeyen, ve bir peştemal da getirmemiş olanlara, arzusuna göre, 1 kuruş karşılığı bir don veya peştemal verilirdi; ayrıca yüzme bilmiyenlere öğretmek; icâbında yüzenlerin istimdâdına koşmak için bir kaç usta yüzücü bulunurdu.
“Geçen asır sonlarında İstanbulda umumî deniz hamamı kurulan semtler şunlardır: Yeşilköy, Bakırköy, Samatya, Yenikapu, Kumkapu, Çatladıkapu, Ahırkapu, Salıpazarı, Fındıklı, Kuruçeşme, Ortaköy, İstinye, Tarabya, Büyükdere, Yenimahalle, Beykoz, Paşabahçesi, Kuleli, Çengelköyü, Beyleerbeyi, Üsküdar, Salacık, Moda, Fenerbahçe, Caddebostan, Bostancı, Kartal, Maltepe, Pendik, Tuzla.
“1869 senesinde Kabataşta Rikâbı Hümayun bölüklerile sair saray bendegâhı için yeni bir deniz hamamı yapılmıştı.” (Halûk Y. Şehsüvaroğlu, İstanbul Deniz Hamamları, Cumhuriyet Gazetesi, 1949).
Umumî deniz hamamlarının değişmez yapı şekilleri şu idi; deniz dibine çakılan kazıklar üzerinde inşâ edilen deniz hamamı, suyu derin sâhilde hemen oracıkda kurulur ve deniz hamamına, karadan bir köprücük ile geçilip girilir. Sığlık sâhillerde ise, matlub derinliği buluncaya kadar açıkda kurulur ve sâhilden hamama, yine kazıklar üstünde çatılmış bir tahta köprü ile gidilir.
Denize girme mevsimi geçince, kış ağzında deniz hamamları sökülür, kerestesi, gelecek yaz kullanılamak üzere bir ardiyede saklanır, kışın yerinde, deniz dibine çakılmış kazıkları kalırdı.
Bir deniz hamamı, kaba bir teşbih ile, kazıklar üstüne konmuş gaayet muazzam bir ambalaj sandığına benzer. Erkek hamamı ile kadın hamamı arasında ufak bir plân farkı vardır; şöyleki:
Kadınlar hamamının içi fırdolayı soyunma peyke ve odalarıdır; bunların önünde korkuluk dar bir yol vardır, buradan denize salınmış bir veya bir kaç merdivenle, hamamın ortasında etrâfı tahta perde ile kapanmış ve bir çeşid havuza benzemiş denize inilir.
Erkekler hamamının içi de bu pleânın aynıdır; erkekler hamamının fazlası, hamamın dışında, fırdolayı ikinci bir balkon-yolun bulunmasıdır; gençler buradan denize atlarlar; eğer kenarına peyke de yapılmış ise, oturulur, güneşlenirlerdi.
“Resimli Tarih” mecmuasında imzasız bir makalede deniz hamamı şöyle târif ediliyor:
“Tamamen tahtadan ve direkler üzerine oturtulmuş olarak yapılır, içinde bir kaç soyunma odası bulunurdu. Bu hamamları sâhile bağlayan yine tahta bir köprü yapılır. Salaşların tepesine gerilmiş çamaşır iplerindeki hamam peştemalları, kurumak için güneşde çırpınıp dururlardı. Şiddetli lodoslarda yerlerinden koparlar, yıkılırlardı.
“Kadınlar hamamı ile erkekler hamamı arasnda polis sandalı mekik dokurdu.. şiddetle yasak olduğu halde erkeklerden hamamın sınırını aşıp kadınlar hamamı yanına kadar gidenler, çıplak kadın dikiz etmeye çalışanlar olurdu...”
Bizde deniz mayosu, plâjların kiymetlendiği Cumhuriyet devrinde kullanılmaya başlanmışdır. Erkeklerin iç donu yahut peştemal sarınarak denize girdikleri deniz hamamlarında kadınlar, ya boğazdan ayak bileklerine kadar uzanan bir gecelik gömleği ile denize girer, yahud “denizlik” denilen çiçekli basmalardan hususî bir kisveleri vardı. Bir bluz ve bir dondan mürekkeb denizlik kapalı bir kisve idi; donun paçaları, en kısası diz kapağı altına kadar iner, baldırları da kısmen, don parçalarına dikilen danteller veya kırmalı süsler örterdi. Göğüslük-bluzun yakası kapalı, kolları da dirseğe kadar inerdi. Denizlik bâzan bluz ve don ekli, zamanımızıdaki işci, amele tulumları kesiminde yapılırdı.
Zamanımızda İstanbulda deniz hamamı kalmamış gibidir; biri Bostancada biri Modada iki yer her ne kadar deniz hamamı adını taşıyor ise de İstanbulun eski deniz hamamları ile hiç bir ilgileri kalmamışdır. Bostancı Deniz Hamamı eski hamamlara şeklen benzer gibidir; fakat Moda Deniz Hamamı hiç bir yönden eski hamam tipi ile ilgili olmayan, kendine has güzellikde ve azametde bir müessesedir (B.: Moda Deniz Hamamı).
Pitoresk ahşap yapıları, üstlerinde kocaman donanma bayrakları gibi sallanan siyahlı, kırmızılı, sarılı peştemalları ile eski deniz hamamları ressamlarımız için de câzip bir konu olmuşdur; Halil Paşa ile Ahmed Münib Beyin “Deniz Hamamı” adını taşıyan çok güzel birer tablosu vardır.
Deniz Hamamı
(Münif Fehmi’nin bir resminden)
Theme
Building
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080740
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4438-4441
Note
Image: volume 8, page 4438
See Also Note
B.: Çardak İskelesi Yeniçeri Kahvehânesi; B.: Moda Deniz Hamamı
Theme
Building
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.