Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DENİZ ASKER OKULLARI
İstanbulda kurulmuş deniz asker okulları şunlardır:
Mühendishâni Bahrîi Hümâyun — Türk donanmasına tahsil görmüş zâbit yetişdirmek için Birinci Abdülhamid zamanında açılmış ilk bahriye mektebi; Kasımpaşada Tesânede Tersâne Zındanının bulunduğu sahâda bir binâda açılmış olan bu mekteb, donanmada ve tersânede büyük ıslahat yapmış olan Kaptanıderyâ Cezâyirli Gazi Hasan Paşanın tamâmen kendi düşüncesinin eseri olarak açılmışdı.
Gazi Hasan Paşanın kaptanıderyâlığı zamanına kadar, gerek eski kürekli gemiler (çekdiriler) devrinde, gerekse yelkenli gemiler ( (kalyonlar) devrinde Osmanlı Donanmasının bahriye zâbitleri, türlü meziyet ve kıymeyleri ile temâyüz etmiş neferler arasından yetişmişdi; mürettebâtın en değerli olanlarının sırtına bir üniforma giydirilerek zâbit yapılırdı; Gazi Hasan Paşanın kendisi de aynı yoldan yetişmiş ve kaptanpaşalığa, büyükamiralliğe kadar yükselmişdi (B.: Hasan Paşa, Cezâyirli Gazi). Harb gemisi inşâsının mühin bir fen olarak gelişdiği ve deniz topculuğunun bir meslek hâline geldiği XVII. yüz yılın ikinci yarısında türk donanmasının zâbit sınıfı için bu durumu çok kifâyetsiz bulan ve deniz seferlerindeki muvaffakiyetsizliklerin başlıca sebeblerinden biri olarak gören Gazi Hasan Paşa donanmanın şiddetle muhtaç olduğu zâbitleri yetişdirmek için bir mekteb aç...
⇓ Read more...
İstanbulda kurulmuş deniz asker okulları şunlardır:
Mühendishâni Bahrîi Hümâyun — Türk donanmasına tahsil görmüş zâbit yetişdirmek için Birinci Abdülhamid zamanında açılmış ilk bahriye mektebi; Kasımpaşada Tesânede Tersâne Zındanının bulunduğu sahâda bir binâda açılmış olan bu mekteb, donanmada ve tersânede büyük ıslahat yapmış olan Kaptanıderyâ Cezâyirli Gazi Hasan Paşanın tamâmen kendi düşüncesinin eseri olarak açılmışdı.
Gazi Hasan Paşanın kaptanıderyâlığı zamanına kadar, gerek eski kürekli gemiler (çekdiriler) devrinde, gerekse yelkenli gemiler ( (kalyonlar) devrinde Osmanlı Donanmasının bahriye zâbitleri, türlü meziyet ve kıymeyleri ile temâyüz etmiş neferler arasından yetişmişdi; mürettebâtın en değerli olanlarının sırtına bir üniforma giydirilerek zâbit yapılırdı; Gazi Hasan Paşanın kendisi de aynı yoldan yetişmiş ve kaptanpaşalığa, büyükamiralliğe kadar yükselmişdi (B.: Hasan Paşa, Cezâyirli Gazi). Harb gemisi inşâsının mühin bir fen olarak gelişdiği ve deniz topculuğunun bir meslek hâline geldiği XVII. yüz yılın ikinci yarısında türk donanmasının zâbit sınıfı için bu durumu çok kifâyetsiz bulan ve deniz seferlerindeki muvaffakiyetsizliklerin başlıca sebeblerinden biri olarak gören Gazi Hasan Paşa donanmanın şiddetle muhtaç olduğu zâbitleri yetişdirmek için bir mekteb açılması zârurretini aydın bir vezir olan Sadırâzam Halil Hamid Paşaya da kabul ettirerek bir bahriye mektebinin açılması için pâdişahdan irâdesi alındı ve mekteb yukarda yerini kaydettiğimiz binâda 5 şevval 1198 (11 ağustos 1784) tarihinde törenle açıldı ki Gazi Hasan Paşa tarafından Kasımpaşada Kalyoncular Kışlasının yapdırıldığı yıla rastlar (B.: Kalyoncular Kışlası). Bu ilk bahriye mektebinin binâsı zamanımızda mevcud değildir; adı Mühendishânei Bahrîi Hümâyun olduğu halde kapusunun üstüne mermer bir taşda “Hendesehânei Bahrî” yazılmışdı, bu ilk bahriye mektebi bu isim ile de anılabilir.
Bu mekteb hakkında bilgilerimiz çok az ve mübhemdir; şöyle ki mekteb “Seyri Sefâin” ve İnşâyi Sefâin” isimleri ile iki kısma ayrılmışdı. Her iki kısım dörder sınıfa ayrılmışdı, ilk sınıf “4.sınıf”, ve son sınıf da “1. sınıf” adını taşıyordu. Seyri Sefâin kısmının 2 muallimi, 1 halîfesi (muallim muâvini) vardı ve bütün talebe kadrosu 35 kişi idi; İnşâyi Sefâin kısmının ise 2 halîfesi vardı ve bütün talebesi 10 kişi idi. Seyri Sefâin kısmını bitirenler donanmaya veriliyordu ve donanmada gemilerde “Jurnal Hocası” (Gemi Kâtibi), “Çorba Hocası” (Gemi Anbar Memuru, İâşe Zâbiti), “Baş Hoca” (Gemi Seyir Zâbiti) oluyorlardı, ve zamanla bu zâbitler kaptanlığa kadar yükseliyorlardı. İnşâyi Sefâin kısmını bitirenler tersâne mimarları arasına alınıyordu. Talebenin kıyâfeti hakkında kesin bir bilgi yokdur, bilinen başlarına kalyoncular gibi şal sarmrış olduklarıdır, halk arasında akran ve emsâli gencleden bu şal sarıkları ile ayırd edilmişlerdri. Bu ilk bahriye mektebinin ilk devresinde zamanın ünlü matematik bilgini Gelenbevî İsmail Efendi bu mektebde matematik öğretmenliği yapmışdı.
1788 de osmanlı tahtına oturan Üçüncü Sultan Selim yine bir asker okulu olan Mühendishânei Berrîi Hümâyuna büyük önem vermişdi; 1795 de bu okula yeni bir binâ yapılmış B.: Mühendishânei Berîi Hümâyun, başına “Mühendishâne Nâzırı” unvanı ile Nizâmı Cedid ricalinden Abdullah Paşa getirilmiş, Mühendishânei Bahrî’nin idâresi de o nazırlığa bağlanmışdı. Ramiz Paşa 1803 den 1808 yılına her iki askerî okulu idâre etti, bu devir içindedir ki Mühendishânei Bahrîi Hümâyunda da bazı ıslahat yapıldı. Seyri Sefâin kısmında talebe kadrosu 35 den 30 kişiye indirildi, buna mukabil İnşâyi Sefâin kısmının talebesi de 10 dan 20 ye çıkarıldı.
Seyri Sefâin kısmına 3, İnşâyi Sefâin kısmına 2 muallim yardımcısı verildi, bunlar sâdece mükazerecilik yapdılar, dersleri Mühendishânei Berrî’nin muallimleri verdi, o okulun son sınıf muallimi aynı zamanda Mühendishânei Bahrî’nin müdürü oldu. Cuma ve salı günleri tâtildi, pazartesi ve perşembe günleri Mühendishânei Berrîi talebesi arzî üzerinde tatbikata çıkarılıyor, o gün boş kalan mekteblerine Mühendishânei Berrîi talebesi gelerek ders görüyordu, geri kalan üç günde de Mühendishânei Behrî talabesi kendi mekteblerinde halîfeleri nezâretinde ders çalışıyorlardı.
Mühendishânei Bahrînin ilk sınıfına alınacak çocuklar en az 12 yaşında idi; bahriye mensublarının oğulları için bu mektebe girmek, sıhhî durumu müsâid olmak şartı ile bir hak olarak tanınmışdı.
1808 de Yukarı Boğaz kalelerindeki laz yamakların ayaklanması ile başlayan ihtilâlde Üçüncü Sultan Selimin tahtdan indirilmesi, Dördüncü Sultan Mustafanın zamanındaki büyük anarşi, Alemdar Mustafa Paşanın saltanat darbesi, onu tâkib eden Alemdar Vak’ası, yeniçerilerin azgınlık devri içinde berrî ve bahrî mühendishânelerin tedrisâtı yüz üstü kaldı. Mühendishânei Bahrînin her iki kısmında zâten ancak 50 talebe vardı, çoğu mektebi terk etti, halifeler maaş alamadılar, mektebi bırakıp dışarda başka işler tuttular; İnşaâyi Sefâin talebesi çekek yerlerinde, hususî gemi inşâ tezgâhlarında iş buldular, mektebde ancak kimsesiz bir kaç çocuk kaldı, ve Mühendishânei Bahrîi Hümâyun böylece kendiliğinden kapanma hâline geldi. Bu perişan hal 1821 yılına kadar sürdü ve mekteb bu durumda iken varlığının tek alâmeti olan binâsı da yandı: Kasımpaşada Kadımehmedefendi Mahallesinden çıkan ateş Tersâneye sirayet etmiş, Tersâne Zındanı ve civarını ve Tersâne Eminliği köşkü ile Çorlulualipaşa Camiini yakmış hattâ Tersâne önüne palamarla bağlı bir gemi de tutuşarak yana yana Halicin karşı sâhiline düşmüş, yangının deniz aşırı Balat semtine sirâyetine sebeb olmuşdu.
Yangından sonra Mühendishânei Bahrî talebesi Tersânenin Parmakkapu denilen yerinde Errehâneye (Bıçkı Atölyessine) nakledildi. Büyük bir mağaza olan bu binâ Kasımpaşa Tersânesinin son zamanlarında Gayrîmâmul Anbarı binâsı ile Kereste Mağazı ola binânın arasındaki yapıdır. Kitâbesi yokdur, yanında bir çeşme vardır; içi oldukca geniş olub odalara bölünmüşdür, bu son taksimatın mekteb olduğu zaman yapıldığı söylenebilir. Yangın, Mühendishânei Bahrî için kahır yüzünden lutuf olmuş, unutulmuş, yüz üstü bırakılmış mektebi hatırlatmışdı. Husrev Mehmed Paşanın ikinci kaptanıderyâlığında (1822 - 1827) Mühendishânei Bahrînin durumunun ıslahına çalışıldı, evvelâ adı değiştirildi, “Mektebi Fünûnu Bahriye” ismi verildi; dolayısı ile idâresi Mühendishânei Berrîden ayrılmış oluyordu. Tersâne kaptanları arasından seçilen liyâkatlı bir zât, adı maalesef tesbit edilmemişdir, Mühendishânei Bahrîye nazır müdür tayin edildi. Bahriye zâbitlerinin haftanın belli bir gününde mektebi gezerek gördükleri noksanları, istedikleri yenilikleri mekteb idâresine bildirmeleri usulü kondu. Son sınıf talebelerinin mezuniyet imtihanları da muallimlerinden gayri liman reisinin ve seçkin kaptanların bulunduğu bir heyet önünde yapılmaya başlandı. Talebe sayısı da 200 e çıkarıldı.
İşte bu ilk bahriye mektebi, Mühendishânei Bahrîi Hümâyun kırk yıla yakın Türk donanmasına ilk mektebli zâbitleri yetiştirmişdir.
Zamanımızdaki Deniz Harb Okulunun temeli olmuşdur.
Mektebi Bahriye, Mektebi Fünûnu Bahriye — Türkiyede ikinci deniz asker okulu olan Mektebi Fünunu Bahriye’nin temeli Mühendishünei Bahrî’nin son sığındığı Tersânede Errehâne denilen eski bıçkı atölyesinde atıldı. Bu okul Hüsurev Mehmed Paşanın ikinci kaptânıderyâlığında (1822-1827) Mühendishânei Bahrinin ıslahı yolunda kurulmuşdu. (B.: Husrev Mehmed Paşa); kurulduğu tarihi kesin olarak tesbit edemedik.
İkinci Sultan Mahmud Orta Havuzun inşâsı münâsebeti ile bir gün Tersâneye geldiğinde Divanhânede tersâne erkânı ile konuşurken Bahriye Mektebinin Errehâne binâsında mevcud 200 talebesi ile çok sıkıntılı bir durumda bulunduğu pâdişaha arz edildi ve mektebe başlı başına bir binâ inşâsı için pâdişahdan irâdesi alındı, ve bu işi o zaman kaptanpaşalık vekâletinde bulunan Ahmed Fevzi Paşa üzerirne aldı. (B.: Ahmed Fevzi Paşa, Firârî Hâin; cild 1, sayfa 365). Mekteb binâsı için Kasımpaşada Halice nâzır bir tepe üstünde Cezâyirli Gazi Hasan Paşanın konağı seçildi. Bu büyük ve köhne konak 1828 de satın alınarak yıkdırıldı ve yerine yeni bir Bahriye Mektebi binâsı yapdırıldı ki zamanımızda Kasımpaşada Bahriye (Deniz) Hastahanesinin ortasında bir kulesi olan eski kısımdır. Yapı ancak hicrî 1254 (M. 1838) yılında tamamlandı ve kapusunun üzerinebir tarih kitâbesi kondu, tarih beyti şudur (tarih mücevherdir) :
Noktai târihi Zîver hisab idüb didim
“Mektebi Behriye ihyâ kıldı şehinşâhı din”
1254 (M. 1838)
Mektebin eski bıçkı atölyesinden yeni binâya, ikmâlinin hemen tezine taşındığı muhakkakdır. Mühendishânei Bahrî gibi bu Mektebi Fununu Bahriye de dört sınıflı idi. İlk sınıfına 14-16 yaşındaki gencler alınıyordu ve ilk üç sınıfında iki senede bir yapılan imtihanlarla sınıf geçiliyor, bu suretle dört sınıflı mekteb 7 senede bitiriliyordu. Yeni bînaya geçerken Bahriye Mektebinin tahsil seviyesi de yükseltilmek istenmiş, talebesinin Darülfünundan alınması kararlaşmışdı.
Mektebin yeni binâya taşındığı 1838 den Patrona Mustafa Paşanın mekteb nazırlığına tayin edildiği 1847 senesine kadar geçen 9 yıl içinde Mektebi Bahriye yeni binâsında da arzû edilen gelişmeye kavuşamadı. Yeni binâ aslında 400 talebeye göre yapılmışdı. İçinde dörtyüz talebenin rahatca barınması gereken binânın bu kadar talebeyi alamadığı görüldü, müstahdemleri kifâyetsiz olduğundan temizliğine de gereği gibi bakılamadı. Darulfünun açılamamışdı, Mektebî Bahriyeye oradan talebe almak da bir hayal olmuşdu. Talebeler çocukdu. İnşâiye bölümü hemen muattal halde idi; buharlı gemilerin makinaları süratle gelişmiş, bu yeni makinaları idâre edecek zabitlerin yetiştirilmesi, seyri sefâin bölümü de ihmal edilmişdi. Mekteb nazırı Patrona Mustafa Paşa (B.: Mustafa Paşa, İngiliz Patrona) bir ıslahat lâyıhası hazırladı ve bunu kaptanıderyâlık makamına verdi, Mustafa Paşanın hazırladığı bu ıslahat projesinin başlıca maddeler şunlardır :
1 — Mektebin talebe kadrosu ençok 120 olacak
2 — Dört sınıflı olan mektebde tahsil müddeti de 4 sene olacak
3 — İlk sınıfdan başlamak üzere talebe “Güverte” ve “Makine ve İnşâiye” iki meslekî ihtisa şubesine ayrılacak
4 — Son iki sınıfda da “Makine ve İnşâiye” şubesi, yine bu isimlerle iki ayrı şube olacak, yani ilk iki yıl Makina ve İnşâiye üzerinde bir bilgi edinen gençler son iki senede yalnız makina ve yalnız inşâiye de ihtisaslarını tamamlayacaklar.
5 — Darülfunundan talebe temin olununcaya kadar Mektebi Bahriyeye bahriye mensublarının evlâdları alınacak, onlar kadroyu doldurmadığı takdirde diğer meslek erbabının çocukları alınacak
6 — Mektebe girebilmek için sıhhî muayenede müsbet rapor almak, okuma yazma bilmek şart olacak, hatır ile asla talebe alınmayacak
7 — Mektebin ilk sınıfına girmek için yaş haddi 14-16 olacak
8 — Yabancı dil olarak fransızca öğrenmek mecburî olacak
Meclisi Bahriye bu projeyi aynen kabul etti, yalnız iki madde ekledi :
9 — Şimdilik Adalar Denizinde Ege Denizinde, ilerde ise Bahri Muhitde (Okyanosda) dolaşmak üzere bir veya iki mekteb gemisi lâzımdır
10 — Yabancı dil olarak fransızca ihtiyârî, ingilizce mecburi olacak (Bu projedeki rakamlar tarafımızdan konulmuşdur)
Mustafa Paşa projesine bir de ders müfredat programı eklemişdi.
Bu layıhanın ve ders müfredat programının tasdik ve tatbiki Mektebi Bahriyede gelişme yolunda büyük bir dönüm noktası teşkil etti. O sıralardadır ki mekteb, Kasımpaşada sureti mahsusada yapdırılmış olan binâyı da terkederek 1850 de Heybeli Adada bulunan bahriye kışlasına nakledildi. Bu naklin sebebi şu idi :
1828 senesinde Sakızağacında bir Bahriye Hastahânesi yapılmışdı; binâsı çok küçükdü, Tersâneye de çok uzakdı. Tersâneye yakın, geniş ve havadar bir binâ arayan Bahriye Nezâreti Kasımpaşadaki Bahriye Mektebinin hastahâne için çok uygun olduğunu gördü. Mekteb binâsının hastahâneye çevrilmesi için mektebe bir yer bulmak gerekiyordu. Mekteb için de Heybeli Adada yine 1828 yılında inşâ edilmiş Bahriye Kışlası münâsib görüldü (B.: Deniz Hastahînesi) ve mekteb Kasımpaşadan Heybeli Adaya götürüldü.
Heybeli Ada Bahriye Kışlası bir dörtgenin üç çizgisi boyunca inşâ edilmiş bir binâlar mecmuası idi: müteaddid koğuş ve odalardan mürekkeb asıl kışla, bir hünkâr kasrı, bir cami, bir hamam, bir hastahâne ve sâir müştemilât. Kapusunun üzerindeki kitâbesinin tarih beyti şudur (tarih mücevherdir) :
Rif’ata as cevher âsâ kışlaya târihi
“Kelde mellâna binâ bu kışlayı Mahmud H.”
1244 (M. 1828)
Kasımpaşadaki Bahriye Mektebi inşâsından 12 sene sonra “Deniz Hastahânesi”, Heybeli Adadaki bir gemiciler kışlası da inşâsından 22 sene sonra Bahriye Mektebi olmuşdu, binâlar hüviyetlerini değişdirdiler, fakat kapularındaki kitâbeler yerlerrinde kaldı.
Bahriye Mektebi Heybelideki kışlaya nakledildiğinde cami yanındaki hünkâr kasrı dershânelere tahsis olundu. Büyük salonuna pâdişahların ziyâretleri için bir taht kondu ve bu salonun kapusuna şu levha asıldı :
Rütbetül ilim, aler-rüteb
(İlim rütbesi bütün rütbelerin üstündedir)
Abdülmecid
Bin Mahmud Han
1266 (M. 1850)
İşte bu levhadaki tarih, Bahriye Mektebinin Heybeliye nakli tarihidir.
Bu İstanbul Ansiklopedisinin kalem arkadaşlarından ve Topkapusu Sarayı Müzesi ile Deniz Müzesinin eski müdürlerinden merhum Haluk Yusuf Şehsüvaroğlu “Yüz sene evvel Kasımpaşada açılan İlk Bahriye Mektebi” isimli makaalesinde bu büyük mektebin ilk yılları içindeki talebe hayat ve nizâmını şöyle anlatıyor :
“Kalkma, yatma, ders, paydos ve yemek zamanları trampete vurularak bildirilirdi. Talebe seher vaktinde kaldırılırdı, yüz yıkanıp sür’atle giyindikden sonra ilk iş abdest almak olurdu, ve beş vakit namazda mutlaka abdest tâzelenirdi. Sabah ve öğleden sonra iki ders yapılırdı, öğle paydosundan başka teneffüs yokdu. Dershânede asla konuşulmazdı. Dershâneye her sınıf avluda tabur olarak girerdi. Kendi aralarında müzâkeler koğuşlarında yapılırdı. Muallim tarafından sorulan sulallere cevab verememek ayıp sayılır, böyle bir talebe tekdir edilir, tekerrüründe dayak cezâsı alırdı. Dayar, asker ocaklarının kadim geleneği olarak yüzü koyun yatırılan talebenin kaba etlerine bildirilen sayıda değnek vurmakdı, pek haysiyet kırıcı idi, onun içindir ki talebe dayak cezası almamak için derslerine elinden gelen gayreti gösterirdi.
“Yemekhânenin adı Lokanta idi. Talebeye kendi aralarında olsa bile efendimsiz konuşmamaları önemle tenbih edilmişdi.
“Yat trampetesi yatsı namazından bir saat sonra vururdu. Koğuşlara gidip soyundukdan sonra isteyenler arkadaşlarından birinin yatağı üzerinde toplanarak bir müddet daha ders müzâkeresinde bulunabilirlerdi; uyuyanları rahatsız etmemek şartı ile izin verilirdi. Gece nöbetcisi zâbitler, yanlarına aldıkları bir kaç bahriye neferi ile koğuşları sabaha kadar bir kaç kere dolaşırlardı. Kavga eden iki talebe yakalandığı zaman, sebebi ne olursa olsun mektebin geleneği olarak yaşca küçük olana 15, büyük olana da 20 değnek vurulurdu, ve her ikisi 24 saat katıksız ekmek verilerek hapsedilirdi. Bir arkadaşının herhangi bir şeyini haber vermeden almak hırsızlık sayılırdı, ilk seferinde yüz değnekle meydan dayağına yatırılır (B.: Dayak),, tekerrüründe ikiyüz değnekle meydan dayağı atıldıkdan sonra 3-6 ay prangaya vurulur ve bu ağır hapis cezasını çekdikden sonra mektebden tard edilirdi. Askerlik kurraasını bahriyeden çekmiş bir nefer okuma yazma biliyorsa ve Bahriye Mektebine girmek isterse gencin bu arzusunun tahakkuku için kolaylık gösterilir, kendisine gereken kitablar verilerek kitâbet ve hendese derslerinden imtihan edilir, muavaffak olursa mektebe alınırdı.
“Mektebin üniforması kışın koyu lâcivert çuhadan stire pantalon, kısa gemici kaputu ve fes idi, setire üstüne tokası çapalı bir kemer bağlanırdı; yazın kaba beyaz ketenden pantalon ve kırmızı çuhadan mintan giyilirdi. Mintan, frak kesiminde bir ceketin adı idi, şu fark ile ki arka kuyruk kısmı yokdu, önü açık durur, iki yanında üçer süs düğmesi vardı, mintan altına da göğsü boyun hizâsına kadar örten bir fanila giyilirdi. O devrin bahriye neferleri gibi bele kuşak sarmazlar idi..” (Haluk Y. Şehsüvaroğlu).
Bahriye Mektebinin ilk devirlerinin üniforması üzerine elimizde son derecede dikkate değer bir vesika vardır ,uzun boylu, bıyıkları henüz terlemiş yakışıklı bir delikanlının bir boy portresidir, İstanbulda Beyoğlunda Vasil Kargopulo Fotogfarhânesinde çekilmiş olan resmin arkasına kurşun kalemle ve çok güzel bir yazı ile “Rifat Beyin bahriye talebelerinden” ibâresi yazılmışdır; sahhaf - koltukcu Nizameddin Aktuç vâsıtası ile Keçecizâde İzzzet Fuad Paşaya âid bir evrak tomarı arasında elimize geçmişdir, delikanlının kiyâfeti şöyledir: pantalon yerine İskoçyalılar veya Yunanlı efzonlar gibi diz kapağı hizâsına kadar inen kısa bir eteklik giymişdir, baldırlarında işlemeli tozluk, üstünde yine işlemeli bir cebken, başında da püskül kenarından 2-3 parmak kadar uzun fes vardır; cebkeninin işlemeleri arasında ve iki ön köşede birer ay-yıldız nişanı vardır. Aynı kiyâfet ile İzzet Fuad paşanın da en çok 3 yaşında iken çekilmiş bir resmi vardır. Paşanın doğum tarihi 1860 olduğuna göre bu resimlerin 1862-1863 arasında çekilmiş olması gerekir, Sultan Azizin ilk saltanat yıllarıdır, ve kim olduğunu tesbit edemediğimiz Rifat Beyin bahriyeli talebesi, o sırada Heybeli Adada bulunan Bahriye Mektebinin talebelirinden biridir. Halk nazarında asla beğenilmeyeceği muhakkak olan bu üniformanın kabul edilmesi ile kaldırılması bir olmuş olacakdır ki elimize bu resimler geçmemiş olsaydı Bahriye Mektebi tarihçesinde kesin olarak unutulmuş olacakdı.
Mektebi Fünunu Bahriye (Bahriye Mektebi) zamanımızda “Deniz Harb Okulu” adını almışdır.
Bahriye İdadisi — Mektebi Fünunu Bahriye (Bahriye Mektebi), kara ordusu için açılan Harbiye Mektebi gibi yüksek bir askerî meslek ve ihtisas mektebi olarak açılmışdı. Kendine lüzumu olan talebeyi gereği gibi yetiştirmek üzere piyâde, topcu, tıbbiye idâdîleri gibi 1852 – 1853 arasında bir de Bahriye Îdâdîsi açıldı. Dört sınıflı olan bu mekteb Kasımpaşada Tersânede tâyin edemediğimiz bir binâda açılmışdı. 1864 de bütün askerî îdâdîler (piyâde, bahrîye, topcu, tıbbiye) Galasarayı Îdâdîsi binâsında bir idâre altında toplandılar, ayrı ayrı kadrolarda talebeler oldukları halde îdâdi tahsillerini müşterek gördüler, diplomalarını aldıkdan sonradır ki asıl meslekî asker mekteblerine dağıtıldılar. Fakat bu müşterek eğitim ve öğretimden fayda görülemedi, bilhassa Bahriye Îdâdîsi talebesi için bilâkis kötü oldu; Mektebi Bahriyeye verilecek gençler için îdâdî tahsilinde yalnız nazarî bilgiler kâfî değildi, gemici olan çocukların o çocukluk yaşlarında iken deniz ile ulfetleri lâzımdı, gemi hayatına alımmaları lazımdı, gemicilik âletleri gözle görüp tanımaları, elleriyle kullanmaları lâzımdı. Diğer askeri îdâdîler için de böyle idi; 1878 de askerî îdâdîler Galasarayından alınarak müstakil müesseseler halâinde dağıtılırken Bahriye Îdâdîsi de Heybeli Adaya götürüldü. Adada Bahriye Mektebinin dershâne binâsı ile vapur iskelesi arasında 1861-862 de Sultan Aziz tarafından yaptırılan büyük ve ahşab bir köşke yerleşdirildi. 1908 de bu köşk yeni kurulan Ticâreti Bahriye Mektebine verilerek Bahriye Îdâdîsi sınıfları Bahirye Mektebi binâsı içine alındı. Bahriye Mektebi içinde bu Bahriye Îdâdîsi sınıfları zamanımızdaki Deniz Lisesinin temeli olmuşdur.
Bahriye Rüşdiyesi — 1875 de ilk askerî rüşdiyeler açılırken Bahriye Îdâdîsine talebe yetiştirmek üzere Kasımpaşada hastahâne arkasında bir binâda bir de Bahriye Rüşdiyesi açılmışdı (B.: Rüşdiye Mektebleri); bir müddet sonra Bahriye Kâtib Mektebi de bu rüşdiye binâsına nakledildi (B.: Bahriye Kâtib Mektebi). Bahriye Rüşdiyesi meşrutiyetin ilânından az sonra Heybeli Adadaki Bahriye Mektebi için yeni bir tahsil sistemi kabul edilerek Bahriye Îdâdîsine talebe alınmamasına karar verildiğinde lağvedildi.
Bahriye Kâtib Mektebi — Bahriyede donanma teşkilâtı içinde ve gemilerde kâtiblik ayrı ihtisas isteyen bir işdi; kâtibin ayrıca gemi seyrü seferinden anlaması, gemici eğitimi görmüş olması lâzımdı. Osmanlı donanmasının ilk okur yazar zâbitleri arasında kâtibleri Mühendishânei Bahrîi Hümâyunun Seyri Sefâin kısmı yetiştirmişdi. Mühendishânei Bahrînin yerini alan Mektebi Bahriye güverte, makina ve inşâiye zâbitleri yetişdirmeye başladı, kâtib sınıfı menşe’siz kaldı. Bunun üzerine Kasımpaşada havuzlar arkasında bir binâda üç sınıflı bir kâtib mektebi açıldı. Biri Bahriye Rüşdiyesi açılınca katip mektebi de üç sınıfdan iki sınıfa indirilerek rüşdiye mektebinin binâsına nakledildi, şöyleki bahriye rüşdiyesini bitirenler bahriye îdâdîsine geçiyorlardı, bu çocukların içinden kâtib olmak isteyenler iki sene kâtib sınıflarına devamdan sonra oradan “ brik kâtibi” rütbesi ile diploma alacaklardı; sonra sırası ile “korvet kâtibi”, “firkateyn kâtibi”, “kalyon kâtibi “ olacaklar, binbaşılıkla güverte zâbitliğine geçecekler, giderek gemi süvârisi olabileceklerdi. Kâtib Mektebi 1909 da lagvedildi.
Haddehâne Mektebi — Haddehâne Kasımpaşada eski tersânede demir ve bakır gibi mâdenleri levha ve çubuk-tel hâline getiren büyük bir atöliye- fabrikanın adıdır. Ahşab kalyon teknelerinin bakır levhalarla kaplanmaya başlanması ve bu münâsebetle harb gemilerinin zırhlı adını alması üzerine İkinci Sultan Mahmud devrinde kurulmuş, som saç ve çelik tekneli buharlı gemiler devrinde de büyük bir önem almışdır.
İstanbulda mîrî fabrikalar, bu arada bilhassa askerî fabrikalar çoğalınca buralara işci-amele bulmakda güçlük çekildi, bu sıkıntı tersâne haddehânesinde de oldu. İkinci Sultan Abdülhamid devrinde kendi işci ve amelesini tam ihtisas ile kendisi yetişdirmesi düşünülerek tersâne haddehânesinde “Sibyan Koğuşu” adı altında bir çırak mektebi açıldı. Bu koğuşa İstanbul halkının ayak takımına mensub çocukları alındı, iç çamaşırlarına varınca- giydirilip kuşatılarak iâşe ve ibâteleri temin edildi. Haddehâne Sibyan Koğuşuna girmek için şartlar en az 12-16 yaş arasında bulunmak, vücud yapısı ve sihhati gireceği ağır işe dayanıklı, sağlam olmak mahallesinden bir hüsnü hal kâğıdı getirmek ve müslüman evlâdı olmakdı. Çocuklar gündüzleri haddehânede çırak olarak çalışırlar, geceleri koğuşda, başda okuma yazma ve âdâbı diniye gelmek üzere iki saat nazarî ders görürlerdi. Bu sibyan koğuşu için âzamî yaş haddi 19 idi, sonda haddehânenin veya tersâne fabrikalarından herhangi birinin ücretli işçi kadrosuna alınırlardı.
İstanbul Ansiklopedisine kiymetine baha biçilmez notlar ve hâtıralar tevdî etmiş olan Üsküdarlı halk şâiri Vâsıf Hoca (Vâsıf Hiç) de çocukluğunda bir müddet Haddehâne Sibyan Koğuşunda bulunmuşdur (B.: Hiç, Vâsıf).
O devrin âdetince, Haddehâne Sibyan Koğuşu üzerine Lütfi adında biri tarafından “Destânı Sibyan” adı ile bir destan yazılmışdır; bu destanın aşağıdaki metnini Tâhir Alangu’nun “Çalgılı Kahvehânelerindeki Külhanbeyi Edebiyatı” isimli eserinden alıyoruz. T. Alangu destanın elindeki nushasında okuyamadığı kelimeleri göründükleri şekilde kaydetmişdir; biz, o şekle yakın ve bir mânâ verilebilen kelimeyi koyduk ve o kelimeleri bir mûtarıza içinde kaydettik. İfâdesinden destan yazarı Lütfi’nin haddehâne sibyanlarından olub tulumbacılık âleminde yeni yeni kanad çırpmaya başlamış biri olduğu anlaşılıyor:, destan şudur :
1 . Sene biniçyüz senesinde heman
İrâde buyurmuşdur Sultan Abdülhamid Han
Basılıp cerîdelere olmuşdur ilân
Sınıf küşâd olsun sabî sibyana
2 . Nüfuzu pâdişah emri yerine geldi
Şâkirdan cümlesi şâd olub geldi
Nızam olduğunu cümlesi bildi
Söyle müjde olsun sibyana
3 . Sor kumandanımız ol Ârif Paşa
Devri âlem durdukça sen binler yaşa
Gezip kışlamızı eyle temâşâ
İsmi ver şan olsun sabî sibyana
4 . Ramazanı şerîfin yirmi yedisi
Kışlamıza girdik Kadir gecesi
Bu şeb hânesine gitsin cümlesi
Yekden ruhsat oldu sabî sibyana
5 . Hüseyin Efendi kışlaya girdi
Çarkçılar içinde yokdur menendi
Cümle zâbıtana verir emri
Emir ilân olsun sabî sibyana
6 . Kışlamızın önü bahir limandır
Kumanda borusu derde dermandır
Bize divan hem zâbıtandır
Söyle bu şeb divan olsun sabî sibyana
7 . Akşam sabah nöbet bekleriz
Zabıtan gelir diye yolun bekleriz
Yatıya gitmeye candan severiz
İzin beyan olsun sabî sibyana
8 . Analar atalar evlâdını bekler
Bize izin vermez paşalar beyler
Bu şeb gelir diye yolumuz gözler
Bu da hicran olsun sabî sibyana
9 . (Evciler) kışlada kalır bir gece
Hanesine gider ertesi gece
Bana onbeş günü geçsin deyince
Günler hasret olsun sabî sübyana
10 . Abdest alır sibyan namaz vaktinde
Namaza gideriz beş vakit günde
Cemaat arkada imam ilerde
Şöyle iman olsun sabî sübyana
11 . Saat onikide oluruz divan
Cem olur bir yere sibyan şâkirdan
Çağırırız :— Çok yaşa Abdülhamid Han
Şâhid (enâm) olsun sabi sibyana
12 . Nuş ederiz kahve kahvehânede
İki üç saat vardır müsaade
Herkes refîkiyle zevkü sefâde
Zevkü sefâ olsun sabî sibyana
13 . Pazar geceleri ruhsat verilir
İki posta gidip ikisi gelir
Yatıya gidenlerin gönlü şâd olur
Pazar seyran olur sabî sibyana
14 . Sibyan hocası Ali Efendi
Gelmemiş cihâne misli menendi
Geldi kabahatli dişin bilendi
Güllü âşiyan olsun sabî sibyana (?)
15 . Erkânı harb için çifte kolağası
Sibyan bölükleri gönül (cilâsı)
Tâlim kumandanı kudret dâvâsı
Emret tabur olsun sabî sibyana
16 . Çâre yok böyle takdirde nâbından (?)
Yaradan etmesin bizi müzdan (?)
Bende bir diyim eder ganî Yezdan
Hakdan ihsan sabî sibyana
17 . Lütfi hizmetde tamam eyledi
Kışla devrûnunda şan eyledi
Sibyana çifte destan söyledi
Yâdigâr olsun sabî sibyana
Kadim behriyeliler, kalyoncular İstanbulda türlü yolda haşarılık ile meşhurdu; bahriye efrâdının bu şöhreti İkinci Sultan Abdülhamid zamanında da devam etmişdi.
Haddehâne sibyanlarının üniformaları o devrin bahriye neferleri üniformasının aynı idi. Bu benzerliğin tesiri ile olacak, Haddehâne Sibyanları bıçkın meşrep gençler olmuşlardı. Yakın geçmişin yangın tulunbacılığı âleminde, bu arada çalğılı kahvehânelerin semâici, destancı, mânici gençleri arasında bahriyelilerin hemen hepsi haddehâneli idi.
Gemilerde makinaları iyi idâre edecek, kullanacak, koruyacak çarkçı efrâda donanmanın şiddetle ihtiyâcı vardı, hattâ bu efrâda donanmanın şiddetle ihtiyâcı vardı, hatta bu efrâdın ağır hizmet olan gemiciliği meslek edinmeleri şarttı. Haddehâne Sibyan koğuşundan ise ancak tersâne fabrikalarında çalışacak usta yetiştirilebiliyordu.1908 meşrutiyetinde donanmaya büyük önem verilirken bilhassa bu nokta üzerinde de duruldu, ve Haddehâne Sibyan Koğuşunun hem nazarî ve amelî tedrisâtında hem de idâresinde ıslaha ve muhtaç pek çok nokta görüldü. Mevcut çıraklarını yetiştirip çıkardıktan sonra kapanmasına ve yerine bir Çarkçı Çırak Mektebinin açılmasına karar verildi, 1908 den itibâren Haddehâneye yeni çırak-öğrenci alınmadı ve Haddehâne Sibyan Koğuşu böylece 1910 da kapandı.
Deniz Gedikli Erbaş Okulu — Hayatını donanma hizmetine bağlamış, harb gemilerinde gemiciliği meslek edinmiş bahriye efrâdını, deniz gedikli küçük zâbitlerini yetiştiren müessese olarak Deniz Gedikli Erbaş Mektebini bâzı tarih yazarları Türkiyenin en eski bahriye mektebi olarak görürler. İstanbuldaki kadim tıb medreselerini İstanbul Üniversitesinin tarihçesine bağlayan görüşün aynıdır; şöyle ki, Deniz Gedikli Erbaş Mektebinin temeli, denizciliğin kürek devrinde ve daha İstanbulun fethinden evvel Geliboluda ilk Osmanlı tershânesinin yanında, önce Pençik Oğlanlarından, az sonra da Devşirme Oğlanları arasından seçilmiş “Azeb”lerin tâlim ve terbiye gördükleri Azebler Kışlasıdır derler. (B. Azebler; Acemioğlanları; Yeniçerililer). Donanmamızın en eski gedikli bahriyelilerine alem olmuş “Azeb” ismi “Bekâr Genc, Bekar Uşağı” demekdir, donanma hizmetinde bulundukları müddetçe evlenemezlerdi. İstanbulun fethinden sonra bu kışla tersâne ile birlikte İstanbula nakledilmiştir.
İstanbul Tersânesi Kasımpaşada kurulmuşdu. Gemi inşâ tezgâhları, kalafat yerleri, anbarlar ve bir forsa-kürekçi zindanı ile (B. Forsa; Kürek; Tersâne Zındanı) oldukça geniş bir sâhayı kaplamış olan Kasımpaşa Tersânesi hududu içinde donanmanın, donanma gemilerinin gedikli efrâdı olan Azebler için bir kışla yeri bulunamamış, onlar için de Halicin öbür yakasında ve Tersânenin karşısında Unkapanında “Azeb Odaları” adı ile bir kışla yapılmışdı. “Oda” o devirlerde “Kışla” karşılığı kullanılmış bir isimdir, İstanbuldaki iki büyük yeniçeri kışlası da “Eski Odalar” ve “Yeni Odalar” isimleriyle meşhurdur. Unkapanındaki Azeb Odalarının camii ve hamamı da “Azebler Camii” ve “Azebler Hamamı” adı ile anıla gelmişdi. Azeb Odaları denilen kışla XVIII. yüzyılda kürekli gemilerinin yerini yelkenli harb gemileri kalyonlar alıp da “Kalyoncu” adı ile yeni bir sınıf bahriye askeri kurulduğunda kaldırılmışdı. O kışlanın camii ile hamamı isimlerini muhafaza ederek zamanımıza kadar gelmiş, Atatürk Bulvarının açıldığı sırada yıkdırılmışdır.
Yukarda kaybettiğimiz gibi Kasımpaşa Tersânesi sâhası içinde bir bahriye kışlası kurmak imkânı bulunamadığından yelkenli gemilerin gedikli efrâdı olan kalyoncular da bidâyetde Galatada ve Kasımpaşada bekâr odalarına, hanlarına yerleştirilmiş, hattâ bir kısmı hamamlarda ve kahvehânelerde mekân tutmuşlardı. Donanmanın İstanbulda bulunduğu sıralarda donanmanın gedikli efrâdı kalyoncularının böyle bir hayat tarzı içinde disiplinlerinin temini imkânsız olmuş ve kalyoncular İstanbulun günlük hayatında büyük zâbıta vakalarına sebebiyet veregelmişlerdi. (B. Kalyoncular). Tersane ve donanmada ilk büyük islâhatı yapan Kaptanıderyâ Cezayirli Gazi Hasan kalyoncuları mutlak askeri disiplin altına almak için onlara Kasımpasada Tersâne civarında “Kalyoncular Kışlası” adı ile büyük bir kışla yaptırmışdır. (B.: Kalyoncular Kışlası; Hasan Paşa, Cezayirli Gazi).
1826 da Yeniçeri Asker Ocağı kaldırıldıktan az sonra gedikli kalyoncular da kaldırılmış, yerlerine “Askâkiri Bahriy” almışdı. 19 20 yaşlarında bahriye efrâdı olarak donanmaya alınan gençler üç sene donanma hizmetinde bulunmuş, sefer zamanında gemilerde, sefer dönüşlerinde de kalyoncular Kışlasında barınmışlardır. Bahriye efrâdı acemi nefer olarak donanmaya alınıp tâlim ve terbiyeden sonra tam denizci olarak yetişdikleri zaman terhis edilmişler, donanmadan ayrılmışlardır. Yelkenli gemilerin yerini buharlı harb gemileri alınca, gemiciliği meslek olarak seçmiş, bir buharlı harb gemisinin çeşidli işlerinde ihtisas sâhibi olmuş gedikli bahriye efrâdına şiddetle ihtiyaç duyuldu. Türk bahriyesinin istikbâli, hayatı, kudreti için yapılacak en mühim işlerden biri, tek meslek ve sanatları olan gemicilikde uzun müddet hizmet edecek bir küçük zâbit, gedikli efrad sınıfının kurulması görüldü, ve çok geç, ancak 1913 de tahakkuk etti.
Askeri hizmetini bahriyede ifâ eden efrâd içinden okuma yazma bilen ve neferliği sırasında gemicilikte üstün liyâkatları görülenler gedikli küçük zâbit olarak donanmada kalabileceklerdi ve gedikli küçük zâbit olarak donanmada 14 sene hizmet edeceklerdi. 19-20 yaşlarında donanmaya nefer olarak gelen bir gencin gedikli sınıfına geçtikten sonra küçük zâbit olarak rütbeleri ve tahsisatları şöyle tesbit edilmişti.
Gedikli namzedi : 300 kuruş aylık
3. Sınıf gedikli : 500 » »
2. Sınıf gedikli : 750 » »
1. Sınıf gedikli : 1000 » »
Gediklilere günde bir nefer tayını ve senede bir kat esvab ile çamaşır verilecek, bunların arasında gemilerin makina dâirelerinde çalışacak olanlara ayrıca iş esvabı verilecekdi. Namzedlik müddeti 2 sene idi, üç sınıf gediklilikde de her sınıfda beşer yıl hizmet edecekdi. Bu suretle 17 yıllık gediklilik hizmetini dolduranlar askerîtekaaüd kanununa göre tekaaüd edilip kaydı hayat şartı ile maaşa bağlanacaklar, ayrıca ellerine verilen bir şehâdetnâme ile Liman Dairesinde, Seyrisefâin İdâresinde, Deniz Fenerleri İdâresinde çalışmak isterlerse tercih edilerek vazifeye alınacaklardı. Gediklilik hizmetine 22-23 yaşlarında girmiş ve 39-40 yaşlarında emekliye ayrılmış bir gediklinin istikbâli bu suretle temin edilmiş oluyordu.
Bahriyede neferlik hizmetinde ifâ ederek terhis edilen efrâdın nazarında dışardaki serbest hayat daha câzib olduğu için gedikli küçük zâbitliğe istekli olanlar donanmanın ihtiyacını karşılamadı. Bunun içindir ki yeni bir yol arandı. Gedikli küçük zâbitleri 15-17 yaş arasındaki çocuklar arasından seçip yetişdirme, dolayısı ile bir “Gedikli küçük Zâbit Mektebi (Gedikli Erbaş Mektebi) kurmak düşünüldü.”
Birinci Cihan Harbinin ilk yıllarında önce bir “Bahriye Makinacı Çırakları Mektlbi” açıldı ve okul binâsı olarak Tersâne önünde demirli “Mûini Zafer” korveti tahsis edildi; sonra bir de “Gemici Çırakları Mektebi” açıldı, bu ikinci mektebe de okul binâsı olarak “İclâliye” korveti tahsis edildi. Her iki çırak mektebinin talebeleri istisnâsız çok dar gelirli âilelerin evlâdları oldu, bu çocuklar bir yandan sokaklara düşüb hayta olmakdan kurtuldular, bir yandan da donanmanın gedikli küçük zabitlerinin menşei temin edilmiş oldu.
Çırak mekteblerine 15-17 yaş arasında alınacak çocuklar beş sene tâlim, terbiye ve tahsilden sonra gedikli küçük zâbitliğe namzed sınıfından başlayacaklar idi. Çırak mekteblerinde bulundukları müddetce sâir bahriye efrâdı gibi kendilerine her sene iç çamaşırı, ayakkabı, iki kat iş esvabı, bir kat yazlık bir kat da kışlık haricî, adamlık üniforma verilecekdi. Çırak çocuklara her gün bir nefer tayını, ve her ay birinci sınıfda 5, ikinci sınıfda 10, üçüncü sınıfda 15, dördüncü sınıfda 20, beşinci sınıfda 25 kuruş ceb harçlığı - aylık verilirdi. Çırak mekteblerini bitirenler (20-22 yaşında) gedikli namzedi oldular, ve ondan sonra gedikli küçük zâbit nizamnâmesine tâbi olarak donanma hizmetinde terfî ettiler.
Birinci Cihan Harbi sonunda 1918 mütârekesinde Türkiyenin istiklâli tehlike karşısında kaldı, dolayısı ile bütün teşkilâtı ile türk bahriyesi ve bütün gemileri ile türk donanması yok olmak üzere idi. Sevr Muâhedesi Osmanlı Devleti donanması olarak 600 tonluk 13 gabbot ve torpidoya müsaade veriyordu.
Türk Donanması, Türkiyenin istiklâli ile beraber ancak büyük zaferden sonra kurtuldu. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti türk donanmasını ihyâ ederken ele aldığı en önemli işlerden biri de deniz asker okulları ve bu arada deniz gediklilerini yetişdirme oldu. Cumhuriyet devrinde eski çırak mekteblerinin yerine yeni tersânenin kurulduğu Gölcükde “Deniz Gedikli Erbaş Mektebi” açıldı. Bir müddet sonra bu mekteb İstanbulda Kasımpaşada “Divanhâne denilen eski bahriye nezâreti binâsına nakledildi; bu binâ da kifâyetsiz görülerek Deniz Gedikli Erbaş Mektebi hâlen bulunduğu Beylerbeyindeki feriye sarayına nakledildi ve burada yeni tesislerle öylesine gelişdi ki yalnız memleketimizin değil, doğu Avrupanın en büyük ve mükemmel deniz asker okullarından biri oldu.
Bu güzel müessesenin tarihcesine okulun, günlük hayatı üzerine müşahede notlarımızı da eklemek ve bu maddeyi okulun resimleri ve öğrencilerinin üniformalı resimleri ile tezyin etmek istedik; okulu ziyâret için izin ricası ile yazdığımız mektuba okul kumandanlığından cevab verilmedi; 1966 yılının haziran ve temmuz aylarında Deniz Gedikli Erbaş Okulunun kumandanlığında bulunan zâtı bu İstanbul Ansiklopedisinin teessüfünü, eserin metni içinde tesbit ediyoruz.
Efrâdı Cedîde Mektebi — Askerlik vâzifesini ifâ etmek üzere silah altına alınan genclerden bahriyeye ayrılanların donanma gemilerine dağıtılmasından önce bir yıl eğitim gördükleri bir kışla mektebdir. Yeni bahriye efrâdı bütün çocukluğu denizde hoşrolarak geçmiş yalı uşağı gençler olsa bile askere alınır alınmaz donanma hayatına giremeyecekleri kabul edilmiş, çeşidli görevler ile gemilere dağıtıldıklarında kendilerinden beklenilen hizmeti lâyıkı ile îfâ edebilmeleri için böyle bir mektebde bir yıl sürecek tâlim ve terbiye il eyetişdirilmleri zarûrî görülmüşdür.
Efrâdı Cedide Mektebi meşrutiyetin ilânından sonra donanmada yapılacak ıslahat için müşâvir olarak dâvet edilmiş Amiral Gambel Paşanın hazırladığı projeye uyularak 1909 da Kasımpaşada Kalyoncular Kışlasında kurulmuşdur.
Efrâdı Cedide Mektebinin mevcudu 6 bölüğe ayrılmışdır. Bu altı bölükdeki bütün efrâda akaaid, sıhhat bakımı ve askeri terbıye üzerinde dersler verilmiş, mavzer tüfeğini kullanması, kürek çekmek, yelken tâlimi, gemi temizliği, gemide çamaşır yıkama, esvab tâmiri öğretilmişdir. Sonra mutahassıs bahriye neferi yetiştirmek için her bölükde kurslar vardır; nefer bu kurslardan yalnız birine devam eder. Bu bölüğün kadrosu içindeki efrâd bir kaç kursa ayrılmışdır, şöyle ki:
1. Bölük — Serdümenlik, sıhhiyecilik, dalgıçlık
2. Bölük — Telsiz, telgrafcılık, yazıcılık
3. Bölük — Topculuk, kamacılık, haydı olikcilik
5. Bölük — Varda bandıracılık, borazanlık (boru, fifre, trampet)
6. Bölük — Sanayi (ateşcilik, makinistlik, gemi ocaklarının idâresi)
Âbidin Dâver 1909 da muhabir olarak çalışdığı Tasviri Efkâr Gazetesinde “Bahriye Efrâdı Cedide Mektebi” başlıklı bir haber yazısında şunları yazıyor: “Şeker bayramı alayında pâdişahın yoluna dizilmiş askerî kıtalar arasında bir bölük bahriye askeri tertemiz ve pek muntazam üniformaları, metin ve hatasız vaziyetleri, sert ve keskin yürüyüşleri ile derhal göze çarpıyordu. Zâbitlerinden birine bu bölüğün hangi geminin askeri olduğunu sordum. Öğrendim ki bu muntazam ve levend tavırlı bahriye askerleri harb gemilerine dağıtılacak efrâdı cedide imiş, Kasampaşadaki Efrâdı Cedide Mektebinde tâlim ve terbiye gören yalı uşağı genclermiş...”.
Deniz Harb Okulu — Heybeliadadaki Bahriye Mektebi 1928 den sonra Deniz Harb Okulu adını almışdır. Türk Ansiklopedisinde “Deniz Harb Okulu” maddesi, bizim yukarda “Mühendishânei Bahrîi Hümâyun” ve “Mektebi Bahriye, Mektebi Fünunu Bahriye” isimleri ile iki ayrı madde hâlinde topladığımız notların, ifâde farkı ile aynı gibidir. O iki okulun tarihçesi; geçirdikleri safhalarla Deniz Harb Okulunun dört eski devri olarak kaydedilmiş : Mektebi Bahriyenin Deniz Harb Okulu adını alması da, tarihçede beşinci devir olarak kaydedilmişdir; Deniz Harb Okulu hakkında aşağıdaki satırları Türk Ansiklopedisinden alıyoruz: “... 1929 da deniz okulları Deniz Mektebleri ve Kursları Müdürlüğüne bağlanmış, îdâdî sınıfları Bahriye Lisesine çevrilmiş, Bahriye Harb Okulunun 4 yıla çıkarılan eğitim süresi ikiye bölünerek ilk iki yılı okulda, son iki yılı da okul ve eğitim gemilerinde (makina öğrencileri fabrika ve gemilerde) hizmet etmeye ayrılmış, bir de muamele memuru sınıfı kurulmuşdur. Böylece Deniz Lisesinden çıkan öğrenciler güverte, makina ve kâtib kollarına
ayrılır olmuşdur. Okulun programları pratik ve daha çok meslekî konularda düzenlenmişdir. Asteğmen olarak güverte bölümünden çıkanlar, üçüncü öğrenim yılını çeşidli kurslar (topculuk, torpide, mayıncılık, telsiz, seyir ve piyâdecilik), dördüncü öğrenim yılını teğmen olarak donanma stajında geçirmeğe bağlı tutulmuşdur. Makina bölümü bu iki yılı okulda öğrenim yapmakla tamamlar oldu. Okul gemisi ile yapılan geziler dışında, dört yıllık öğrenim 1953 den beri okulda uygulanır bir hâle konulmuş, türlü sınıflar, uzmanlık eğitimi de bundan sonraya eklenmiş bulunmaktadır” (Türk Ansiklopedisi).
Deniz Harb Okulunun tarihçesine okulun günlük hayatı üzerine müşâhede notlarımızı da eklemek ve bu maddeyi okulun resimleri ve öğrencilerin üniformalı resimleri ile tezyin etmek isterdik; okulu ziyâret için izin ricâsı ile yazdığımız mektubu okul kumandanlığından cevab verilmedi (B.: Mühendishânei Bahrîi Hümâyun; Bahriye Mektebi).
Deniz Lisesi — Heybeliadadaki Bahriye Mektebinin îdâdî sınıfları 1928 de Deniz Lisesi adını almışdır, ve memleketimiz medârı iftihârı asker okullarından biri olmuşdur. 1928 yılına kadar tarihçesi yukarda Mektebi Bahriye maddesinde tesbit edildi. Okulun günlük hayatı üzerine müşâhede notlarımızı da okumak ve bu maddeyi okulun resimleri ve öğrencilerinin üniformalı resimleri ile tezyin etmek istedik, okulu ziyâret için izin ricası ile yazdığımız mektuba okul kumandanlığından cevab verilmedi; 1966 yılının haziran ve temmuz aylarında Deniz Lisesi kumandanlığında bulunan zâte bu İstanbul Ansiklopedisinin teessüfünü eserin metni içinde tesbit ediyoruz. (B.: Bahriye Mektebi; Bahriye Îdâdisi).
Mızıkacı Çırakları Mektebi — Bahriye bandolarını musiki, ve bilhassa batı musikisi üzerinde sağlam bilgili genclerle beslemek için İkinci Sultan Abdülhamid zamanında, tesbit edemediğimiz bir tarihde bir mekteb açılmışdı; mekteb Kasımpaşada Kalyoncular Kışlasında bu mızıkacı çocuklara dershâne-meşkhâne ve yatakhâne olarak ayrılan koğuşlardı. Talebelerine o devrin bahriye neferi üniforması giydirildi; bu mektebin çocukları tarafından teşkil edilmiş bir bando takımı İstanbulda “Bahriye Sibyan Mızıkası” adı ile şöhret bulmuşdu; yazın bâzı cuma ve pazar günleri Taksim Bağçesine götürülür, halka açıkhava konseri verilirdi. Bir Cuma günü de bu çocuk bandosunu pâdişah dinlemek istemiş, Yıldız Sarayına giden Bahriye Sibyan Mızıkası Sultan Hamidin marşı ile başlayarak on kadar marş, polka ve vals çalmış, hükümdar adına birer okkalık kutularda Hacıbekir şekeri ve birer altın ile taltif edilmişlerdi. Bu mektebin ne zaman kapandığı ve dolayısı il Bahriye Sibyan Mızıkasının dağıldığı tarihi tesbit edemedik. Tahmin ediyoruz ki Haddehâne Sibyan Koğuşu ile birlikde kapatılmış olacakdır.
“Ertuğrul Bandosu”, “Donanma Bandosu” ve “Merkez Bandosu” isimleri ile üç bahriye bandosu 1912-1914 arasında adamsızlık yüzünden konserlerde ve törenlerde tam âhenk ile vazife göremez hâle geldi ve bir mızıka mektebine şiddetle lüzum görüldü, bilhassa muallim Lanke Bey’in teşebbüs ve gayreti ile böyle bir mektebin açılmasına karar verildi ve 1916 da dört sınıflı “Mızıkacı Çırakları Mektebi” açıldı, kadrosu 50-60 çocuk olarak tesbit edilmişdi, birinci sınıfına 14-16 yaşında çocuklar alınacakdı. Mekteb olarak Tersâne önüne çekilmiş Tîrimüjgân Vapuru tahsis edildi. Hızıkacı çocukların meşkhâne-dershâneleri, yatakhâneleri, yemekhâneleri gemi içinde idi. Talebeye bahriye neferi üniforması giydirildi. Bir bandonun bütün sazlarına âşina olmak ve bir sazını mükemmelen çalmak için gereken nazarî ve amelî musiki derslerinin yanında bu mızıkacı çırakları bahriye askeri eğitimi de gördüler, gemici eğitimleri makinacı çıraklarının aynı idi. (B.: Makinacı Çırakları Mektebi).
Deniz Asker Okullarının Okul Gemileri — (B.: Ertuğrul Fikrateyni; Selimiye Firkateyni; Hüdâvendigâr; Heybetnümâ; Nüveydifütuh; İclâliye Korveti; Mûinizafer korveti; Hamidiye Kuruvazörü, Savarona Yatı).
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080722
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4400-4410
See Also Note
B.: Hasan Paşa, Cezâyirli Gazi; B.: Kalyoncular Kışlası; B.: Husrev Mehmed Paşa; B.: Ahmed Fevzi Paşa, Firârî Hâin; cild 1, sayfa 365; B.: Mustafa Paşa, İngiliz Patrona; B.: Deniz Hastahînesi; B.: Dayak; B.: Rüşdiye Mektebleri; B.: Bahriye Kâtib Mektebi; B.: Hiç, Vâsıf; B. Azebler; Acemioğlanları; Yeniçerililer; B. Forsa; Kürek; Tersâne Zındanı; B. Kalyoncular; B.: Kalyoncular Kışlası; Hasan Paşa, Cezayirli Gazi; B.: Mühendishânei Bahrîi Hümâyun; Bahriye Mektebi; B.: Bahriye Mektebi; Bahriye Îdâdisi; B.: Makinacı Çırakları Mektebi; B.: Ertuğrul Fikrateyni; Selimiye Firkateyni; Hüdâvendigâr; Heybetnümâ; Nüveydifütuh; İclâliye Korveti; Mûinizafer korveti; Hamidiye Kuruvazörü, Savarona Yatı
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.