Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DELLÂL, DELLÂLLAR
Arabcada, bir şeyi bir kimseye göstermek, bildirmek anlamında delâlet kökünden isim. 1) Bir malın satılmasına delâlet eden, alış verişde alıcı ile satıcı arasında tavassut eden, birinin malını nidâ ile (bağırarak) satan adam; 2) Bir haberi emri yüksek sesle bağırarak halka duyuran, bildiren, tebliğ eden adam” (Hüseyin Kâzım, Büyük Türk Lügâtı).
Birinci anlamında dellâllar zamanımızda da mevcuddur; bu hizmetleri karşılığında, işin mâhiyetine göre satıcıdan, alıcıdan, hem satıcı hem alıcıdan ya götürü, yahud satılan ve alınan malın bedelinden ondalık hesâbı ile bir ücret alırlar ki ona da kadimden beri “dellâleliye” denilir. Hepsi bir mal konusu üzerinde ihtisas sâhibidirler ve ona göre isimlerle anılırlar “Ev, arsa dellâlları”, “Bedestan Dellâlları”, “Balıkhâne Dellâlları”, “Araba Dellâlları” gibi; fuhuş yollarında alış verişe delâlet edenlere de, sûreti mahsûsade takılmış “Pezevenk” adından başkaca “Muhabbet Dellâlı” denilir. Bu ansiklopedide işlerinin isimleri ile tesbit edilmişlerdir.
Onyedinci asrın ilk yarısında Dördüncü Sultan Murad zamanında yapılan büyük esnaf-Ordu alayı münâsebeti ile Evliyâ Çelebi bu dellâlların yalnız dört tâifesinden şöylece bahsediyor :
“Esnâfı Dellâlânı Bedestânı Enderun (İç Bedestan Dellâlları) - Pirleri Ebünnidâ’dır; eli beratlı, gedik sâhibi, muh...
⇓ Read more...
Arabcada, bir şeyi bir kimseye göstermek, bildirmek anlamında delâlet kökünden isim. 1) Bir malın satılmasına delâlet eden, alış verişde alıcı ile satıcı arasında tavassut eden, birinin malını nidâ ile (bağırarak) satan adam; 2) Bir haberi emri yüksek sesle bağırarak halka duyuran, bildiren, tebliğ eden adam” (Hüseyin Kâzım, Büyük Türk Lügâtı).
Birinci anlamında dellâllar zamanımızda da mevcuddur; bu hizmetleri karşılığında, işin mâhiyetine göre satıcıdan, alıcıdan, hem satıcı hem alıcıdan ya götürü, yahud satılan ve alınan malın bedelinden ondalık hesâbı ile bir ücret alırlar ki ona da kadimden beri “dellâleliye” denilir. Hepsi bir mal konusu üzerinde ihtisas sâhibidirler ve ona göre isimlerle anılırlar “Ev, arsa dellâlları”, “Bedestan Dellâlları”, “Balıkhâne Dellâlları”, “Araba Dellâlları” gibi; fuhuş yollarında alış verişe delâlet edenlere de, sûreti mahsûsade takılmış “Pezevenk” adından başkaca “Muhabbet Dellâlı” denilir. Bu ansiklopedide işlerinin isimleri ile tesbit edilmişlerdir.
Onyedinci asrın ilk yarısında Dördüncü Sultan Murad zamanında yapılan büyük esnaf-Ordu alayı münâsebeti ile Evliyâ Çelebi bu dellâlların yalnız dört tâifesinden şöylece bahsediyor :
“Esnâfı Dellâlânı Bedestânı Enderun (İç Bedestan Dellâlları) - Pirleri Ebünnidâ’dır; eli beratlı, gedik sâhibi, muhteşem, mûtemed adamlardır ki Bedestân içinde hizmet ederler, dışarı çıkmazlar. Alayda cümlesi omuzlarında satılık cevâhir raht, kılıç, gaddâre, kürk, gayri zîkiymet esvablar ile geçerler.
“Esnâfı Dellâlârı Bedestanı Bîrun (Dış Bedestân Dellâlları) — Cümle 200 neferdir; elleri beratlı değildir, ammâ mûtemed kefilleri vardır. Bunlar da omuzlarındaki metâları ile :
— Bin kuruşa cevâhir kuşağım!.. İkibin kuruşa üstüfanım!.. diyerek geçerler.
“Esnâfı Dellâlânı Bedestânı Cedid (Yeni Bedestân Dellâlları) — 70 nefer, pirleri Ebünnîdâ’dır. Bu dellâller Eski Bedestân Dellâllarına kiyas edilmeyüb müsellâh ve müzeyyen ve âsiyet aldıkları zîkiymet esvablarla geçerler.
“Esnâfı Dellâlânı Bedestânı Bîrun (Dış Bedestan —burada— Kapalı Çarşı Dellâlları) — Pirleri Ebünnidâ’dır. Koltuklarının altında nice bin kuruşluk (satılık) zikiymet (eşya) ile geçerler..”.
Ikinci anlamdaki dellâllara gelince, gazetelerin çıkması üzerine büyük şehrin günlük hayatında hizmetlerine lüzum kalmamışdır; “Dellâlbaşı” unvânını taşıyan birinin emrinde ve sadâret makaamına bağlı bir teşkilât idi; yevmi usûlüne göre bir ücret bu devlet dellâllarının kaç kişi olduklarını bilmiyoruz; Kasımpaşa ve havâlisinin istikbâl ile hâkimi olan Kaptanpaşanın (B.: Kaptanpaşa) ve İstanbul Belediye başkanı yerinde olan İstanbul Kadısının (B.: Istanbul Kadısı) emrinde de dellâllar vardı.
Halka haber ve emir tebliğ eden dellâelların tarihimizde en büyük hizmetleri, kendi hayatları için de en tehlikeli hizmetleri ihtilâller içinde olmuşdur. Bir pâdişâhın ölümünde yeni pâdişâhın tahta çıkışı da halka hem 101 pare top atılarak, hem de dellâllarla bildirilirdi; cüluslarda, büyük şehrin bütün semtlerine yayılan dellâlların sözleri klişe hâlinde tesbit edilmişdi; “Devlet ve Memleket Sultan (......) Hânındır!..” diye bağırırlardı; her cülüsde değişen tahta oturan pâdişâhın adından ibaret idi.
Ihtilâl sahnelerinden bir kaç misal nakledelim :
1648 de Sipâhiler tarafından istenmeyen sadırâzam Sofu Mehmed Paşa kendi adamlarından bir kaçını sipâhi kılığına sokarak bir Yeniçeri çorbacısını katlettirmiş, bu cinâyet de Yeniçerililerle sipâhiler arasında, tarihimizde At Meydanı Vak’ası denilen çok kanlı bir şehir muhârebesine sebeb olmuşdu. (B.: At Meydanı Vak’ası). Yeniçeriler At Meydanında toplanmış olan sipâhilere karşı yürümeye hazırlanır iken, sadırazam Sofu Mehmed Paşa da İstanbul içine semt semt dellâllar salarak: “Bu cenge gelmeyenin kendi kâfir ve avreti boşdur!” diye bağırtmışdır.
1651 de Kösem Sultanın sarayda îdamından sonra mütegallibe yeniçeri ağalarının tenkîline girişildiğinde, ağaların tek desteği olan Yeniçeriler de onlardan yüz çevirmişdi; o zaman mütegallibe ağalar kışla avlusuna altın keselerini tepe gibi yığdırmış ve dellâllâr çıkartarak: “Altın ve gümüş isteyen bu tarafa gelsin!..” diye bağırtmışlar, fakat yeniçeriler altın keselerine bakmayub kışlalarını terketmişlerdi.
Yine ayni vak’a mütegallibe ağalardan Koca Bektaş Ağa kaçub saklandığında şehre salınan dellâllar: “Bektaş Ağanın yerine haber verene dirlik ve ihsan verilir!...” diye başırmışdı.
1688 de Yeniçeri ve sipâhi zorbalarının tenkîdine girişildiğinde Sancağı Şerif çıkarılmış, Istanbul sokaklarına, Eyyuba, Galataya, Üsküdara, ve tâ Kavaklara kadar Boğaziçinin iki yakasındaki köylere salınan dellâllar: “Ümmeti Muhammedden olan Sancağı Şerif altına gelsin!..” diye bağırarak İstanbul halkını pâdişâha yardıma çağırmışdı.
1730 ihtilâlinin yalın ayaklı liderleri Patrona Halil ile ayakdaşları sarayda tuzağa düşürülüp îdam edildiklerinde vak’a halka dellâllar ile bildirilmişdi; dellâllar şöyle bağırmışdı: «Ey ehâli!.. Pâdişahımız tuğyan eden eşkiyânın cümlesini tu’mei şemşîri riâyet eylemişdir!.. Artık huzur ve emniyet içinde olun!. Esnafdan her kim dükkânını kapar ve halkı telâşa verirse aman verilmeyüb dükkânının önüne asılacakdır!.. Pâdişâhımızın emri budur ki, gerek çarşı ve pazarlarda ve gerek mahalle işlerinde bâgî ve şâkîlerden kimi bilirseniz Ağakapusuna getirin!..»
1807 ihtilâlinde Kabakcı Mustafa ile peşindeki Boğaz Kaleleri yamakları İstanbula hâkim oldukdan sonra şehre saldıkları dellâllara şöyle bağırtmışlardı : «Dükkânlar açılsın!.. Kimse işinden kalmasın!.. Bizim ayaklanmamız devlet nizâmı içindir!..»
1808 de «Alemder Paşa Vak’ası» denilen ihtilâlde, Alemdar Mustafa Paşanın intihârından sonra İkinci Sultan Mahmud bir ara duruma hâkim olmuş, İstanbuldaki ihtilâlci yeniçeriler dağılmaya yüz tutmuşdu ki ortaya Kandıralı Mehmed çıkmış ve pâdişâha sâdık donanmayı ele geçirmiş ve Tersânelileri de yeniçerlier tarafına çevirmişdi, İstanbul tarafı sokaklarına da dellâllar salarak: «Gemilerle Tersâne bizde!.. Karşı yakada Tophâne bizde!..» diye bağırtmış, bozguna yüz tutmuş yeniçerililer şehrin erâzil ve eşkiyası yuvalarından boşanan sarıca arılar gibi tekrar Et Meydanında toplanmışdı.
1826 da son ihtilâli, İstanbul sokaklarına ocak adına yayılan dellâlların sesleri ile başlamışdı. Bu dellâlların bir kısmı: “Gâvur tâlimi için fetvâ ve höccet yazanları ve cümle başı kavukluları kahredeceğiz!.. Evlâd ve iyallerini esir edip bâkirelerini onar kuruşa, dullarını beşer kuruşa satacağız!..” diye, bir kısmı da: “Herkes dükkânını açan!.. Sırçası kaybolana cevâhir veririz!.. İçimizde zerre kadar cinâyet eden bulunursa keseriz, biçeriz!..” diye bağırmışdı.
Vak’ai Hayriye denilen ve Yeniçere Ocağının kaldırılması ile sona erecek olan o ihtilâlin içinde Ocak adına salınan dellâllar: “Yeniçeri olan kazanlar yanına gelsin!..”, Pâdişâh adına salınan dellâllar da: “Müslüman olan Sancağı Şerif altına gelsin!... ”diye bağırmışlardı (B.: Ismail Ağa, Dellâlzâde).
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080647
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4371-4372
See Also Note
B.: Kaptanpaşa; B.: Istanbul Kadısı; B.: At Meydanı Vak’ası; B.: Ismail Ağa, Dellâlzâde
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.