Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DEFTERDAR, BAŞDEFTERDAR
Tanzimât devrimine kadar Osmanlı İmparatorluğu devlet teşkilâtında Mâliye Bakanının unvânı; Baş Defterdar pâdişahın sonsuz yetkili vekîli, vekili mutlakı olan sadırâzamın başkanlığında toplanan ve önemlice farklarla zamanımızın kabinesi yerinde olan Dîvânı Hümâyun üyesi idi; ekseriya sâdece “Defterdar” da denilirdi.
Diğer bütün divan âzâları gibi bizzat pâdişah tarafından tâyin olunurlar ve azledilirler idi.
Koca bir imparatorluğun gelir kaynakları ile çeşidli ağır masraflarını denkleşdirme bakımından mesuliyetleri çok ağır bir yüksek makam idi.
Mâliye kalemlerinden, meslekden yetişmiş kimselerle berâber, meslekî en küçük bir bilgisi olmadığı halde sâdece becerikli adam olarak tanınmış kimseler, veya, hazîne para sıkıntısına düşerse, âcil ihtiyaçları zâti serveti ile karşılayabilecek zengin kimseler defterdar tâyin edilmişlerdir.
Defterdarlık, mâliye teşkilâtı bu İstanbul Ansiklopedisinin konusu dışında kalır.
Defterdarların en büyük endîşeleri devletin Kapukulu Asker Ocakları denilen ücretli dâimi askerlerinin “ulûfe” adı verilen paralarını zamanında ödeyebilmekdi. Ulûfe üçer aylık dört taksite bölünmüşdü; hicrî takvim ile ilk taksit muharrem, ikinci taksit cemâziyelevvel, üçüncü taksit de çift olarak şaban aylarında ödenirdi. Ulûfe gelenek olmuş merâsimle Istanbulda Sarayı Hümâ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Tanzimât devrimine kadar Osmanlı İmparatorluğu devlet teşkilâtında Mâliye Bakanının unvânı; Baş Defterdar pâdişahın sonsuz yetkili vekîli, vekili mutlakı olan sadırâzamın başkanlığında toplanan ve önemlice farklarla zamanımızın kabinesi yerinde olan Dîvânı Hümâyun üyesi idi; ekseriya sâdece “Defterdar” da denilirdi.
Diğer bütün divan âzâları gibi bizzat pâdişah tarafından tâyin olunurlar ve azledilirler idi.
Koca bir imparatorluğun gelir kaynakları ile çeşidli ağır masraflarını denkleşdirme bakımından mesuliyetleri çok ağır bir yüksek makam idi.
Mâliye kalemlerinden, meslekden yetişmiş kimselerle berâber, meslekî en küçük bir bilgisi olmadığı halde sâdece becerikli adam olarak tanınmış kimseler, veya, hazîne para sıkıntısına düşerse, âcil ihtiyaçları zâti serveti ile karşılayabilecek zengin kimseler defterdar tâyin edilmişlerdir.
Defterdarlık, mâliye teşkilâtı bu İstanbul Ansiklopedisinin konusu dışında kalır.
Defterdarların en büyük endîşeleri devletin Kapukulu Asker Ocakları denilen ücretli dâimi askerlerinin “ulûfe” adı verilen paralarını zamanında ödeyebilmekdi. Ulûfe üçer aylık dört taksite bölünmüşdü; hicrî takvim ile ilk taksit muharrem, ikinci taksit cemâziyelevvel, üçüncü taksit de çift olarak şaban aylarında ödenirdi. Ulûfe gelenek olmuş merâsimle Istanbulda Sarayı Hümâyunda Kubbealtı denilen Dîvanı Hümayunun toplanma dâiresi önünde dağıtılırdı; devlet servet ve âzametini gösterme fırsatı bilinerek o gün bu törende bâzan yabancı elçiler de bulundurulurdu. İstanbulda askerî ayaklanmaların çoğunun sebebi ulûfenin gecikmesi, yahud, devlet ve saray erkânının cahil ve cehlin kamçıladığı hırs eseri büyük sûiistimaller dolayısı ile ulûfenin ayarı bozuk, askerin değerinden noksanına harcamak zorunda kaldığı paralarla ödenmesi olmuşdur. Bu gibi haller karşısında da Sadırazâm ve Defterdar asker tarafından en büyük sorumlu kimseler bilinmişdir.
En hafifinden defterdar olan kimselerin saraylarının asker tarafından taşlandığı çok görülmüşdür; bundan ötürüdür ki, defterdar tâyin edilenler, önce sarayının kırılacak camları için yeteri kadar cam alarak bir yere koyardı.
Defterdarların ikinci büyük endîşeleri, harb hallerinde kara ordusunun ve donanmanın ağır masraflarını karşılamak idi.
Osmanlı Başdefterdarları arasında pek muhteşem hayatı ile en parlak sîmâ, Kanunu Sultan Süleymanın baş defterdarı İskender Çelebi olmuşdur; yine aynı devirde aynı mevkîde bulunmuş Mahmud Çelebinin unvânı yapdırttığı bir cami dolayısı ile İstanbulun bir semtine isim olmuşdur (B. : İskender Çelebi; Mahmud Çelebi, Nazlı; Üveys Paşa, Kara; Ahmed Paşa, Ekmekcizade; Mustafa Paşa, Defterdar).
Hicrî 1253 (1837-1838) den sonradır ki Başdefterdarlar Mâliye Nâzırı ünvânını aldılar.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080586
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfa 4334
Bakınız Notu
B. : İskender Çelebi; Mahmud Çelebi, Nazlı; Üveys Paşa, Kara; Ahmed Paşa, Ekmekcizade; Mustafa Paşa, Defterdar
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.