Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DEBBAĞ, DEBBAĞHÂNE
Hak ağzında “Tabak”, “tabakhâne” denilir; deriyi usulü ile terbiye ederek kokusunu gideren, onu boyayan ve kurutan ve meşin, sahtiyan, kösele veya post, kürk hâline getiren sanatkâr işçi ve onların işledikleri, çalıştıkları imâlâthâne.
Debbağlar ve debbağhâneler fetihden bu yana türk İstanbulda kalabalık bir esnaf zümresi ve büyük iş yerleri olagelmişlerdir.
Evliya Çelebi XVII. asır ortasında Dördüncü Sultan Muradın zamanında büyük bir ordu-esnaf alayını tasvir ederken debbağlardan şöylece bahsediyor:
“Esnâfe Debbâğan — İstanbulun dört kadılığında on iki yerde debbağhâneleri vardır. Bunların içinde nice şehbaz işçiler vardır ki âdem ejderhâsıdır, eğer içlerine bir kanlı (kaatil) veyahud bir harâmi (hırsız) düşse, sığınsa aslaa hâkime teslim etmezler, ama o adam da onların elinden halâs olamaz, bîçâreyi köpek necesi idman etmeğe (köpek pisliğini debâgat sanatında kullanılacak şekilde terbiyeye) tâyin ederler, ister istemez tövbekâr olub bir iş sâhibi olur. Cümle debbağ kârhâneleri 700 aded olub debbağ tâifesi 3000 neferdir. Pirleri Zeyd Hindî’dir, beline peştemalını peygamber huzurunda Selman Pâk bağlamışdır, onuncu pirdir. Âliosman ülkesinde debbağlara Ahiler dirler ki pirleri Kayseriden çıkmışdır, Ahi Ören (Ahi Evren) diye şöhret bulmuşdur. Bunların bir ıftihar edecek şeyleri va...
⇓ Devamını okuyunuz...
Hak ağzında “Tabak”, “tabakhâne” denilir; deriyi usulü ile terbiye ederek kokusunu gideren, onu boyayan ve kurutan ve meşin, sahtiyan, kösele veya post, kürk hâline getiren sanatkâr işçi ve onların işledikleri, çalıştıkları imâlâthâne.
Debbağlar ve debbağhâneler fetihden bu yana türk İstanbulda kalabalık bir esnaf zümresi ve büyük iş yerleri olagelmişlerdir.
Evliya Çelebi XVII. asır ortasında Dördüncü Sultan Muradın zamanında büyük bir ordu-esnaf alayını tasvir ederken debbağlardan şöylece bahsediyor:
“Esnâfe Debbâğan — İstanbulun dört kadılığında on iki yerde debbağhâneleri vardır. Bunların içinde nice şehbaz işçiler vardır ki âdem ejderhâsıdır, eğer içlerine bir kanlı (kaatil) veyahud bir harâmi (hırsız) düşse, sığınsa aslaa hâkime teslim etmezler, ama o adam da onların elinden halâs olamaz, bîçâreyi köpek necesi idman etmeğe (köpek pisliğini debâgat sanatında kullanılacak şekilde terbiyeye) tâyin ederler, ister istemez tövbekâr olub bir iş sâhibi olur. Cümle debbağ kârhâneleri 700 aded olub debbağ tâifesi 3000 neferdir. Pirleri Zeyd Hindî’dir, beline peştemalını peygamber huzurunda Selman Pâk bağlamışdır, onuncu pirdir. Âliosman ülkesinde debbağlara Ahiler dirler ki pirleri Kayseriden çıkmışdır, Ahi Ören (Ahi Evren) diye şöhret bulmuşdur. Bunların bir ıftihar edecek şeyleri vardır, o da yeşil bir sırık üzerinde bir eski deriden bayrakdır, bu deri Demirci Gâve’nin önündeki sahtiyan önlükdür ki onu bayrak yapub Zâlim Dahhâk’e karşı gelmişdir, bu bayark odur; alayda işbu bayrakları ellerinde, dükkânlarını renk renk sahtiyanlarla tezyin idüb geçerler...”.
Eski teşkilâtda nefsi İstanbul, Eyyub, Galata ve Üsküdar olmak üzere dört kadılığa (belediye bölgesine) ayrılmış olan İstanbulad 700 debbağhâne olduğunu söyliyen Evliyâ Çelebi bunlardan ancak Kazlıçeşmede, Kasımpaşada ve Üsküdarda olanlarını kaydediyor, Kazlıçeşme ve Kasımpaşa debbağhânelerinin de kaçar aded olduğunu söylemiyor. Biz o tarihde Boğaziçinde Beykozda da bir kaç tabakhâne bulunduğcnu tahmin ediyoruz. Haliç kıyısında Defterdarda da bir büyük tabakhâne vardı (B.: Defterdar Debbağhânesi).
Debbağhâneler ağır kokulu olduğu için İstanbul debbağhâneleri şehir dışında kurulmuşdur, bu arada bilhassa Kazlıçeşme ve Kasımpaşa debbağhâneleri de en meşhurları olmuşdur. Evliyâ Çelebi İstanbul debbağhânelerinden yerlerinde şöyle bahsediyor:
“Kasabai hârici Yedikule (Kazlıçeşme) — Fâtih Sultan Mehmed cümle debbağhâneleri ve salhâneleri (mezbahaları) buraya koyub bu semti âbâdan eyledi; lebi deryâda mâmur bir kasabadır; bir camii, yedi mescidi, bir hanı, bir hamamı, yedi sebili, üç tekkesi vardır (B.: Kazlıçeşme); ve 300 aded debbağkârhânesi, 50 aded ve lebi deryâda 70 aded kirişci kârhânesi vardır, ammâ müteehhil mahallesi yokdur, mücerredler pazarıdır (cümle halkı bekâr uşaklardır); buradan 5000 nefer tuvana debbağ bekâr şehbazları çıkar ki her biri âhene (demirden adama) benzer; ammâ bu kasabanın bed kokusuna alışamayanlar bir an dursa helâk olur. Fakat ehâlisine o bed râyiha miskü anber kokarmış. Pek cömerd adamlardır, Allah mallarına berekâtı Halil vermişdir. Hoca Ali nâm bir debbağın kırk yıldan birikme kelb necâseti (köpek pisliği) vardır ki ingiliz kâfirleri kırkbin kuruşa satın almak istemişler de verilmemişdir diye meşhurdur. Bu kasabada bir çeşmenin kemeri altında dört köşeli bir beyaz mermer üzerinde üstâdı mermer bir kaz tasvir etmişdir ki o çeşme Kazlıçeşme diye mârufdur...”.
“... Kasımpaşa’nın debbağlar esnafı gümrah tâifedir; 300 kadar büyük kârhâneleri vardır ki her birinde yirmişer otuzar zeberdest pehlivanlar işlerler. Bu tâifeye bir kanlı veya hırsız girib sığınsa cümlesi baş kaldırıp o mücrimi hâkime vermezler, ama o mücrim de ölünceyedek bunların içinden halâs olamaz, sanatı öğrenir ve harâmilikden çekilir. Kasımpaşanın sarı sahtiyanı, kırmızı köselesi meşhurdur...”.
“... Üsküdarda tertib üzere bir esnafa mahsus çarşılar yokdur, çarşılarında cümle ehli sanâyi karışıkdır, debbağhânesi bile iki yerdedir...”
Evliyâ Çelebinin Kazlıçeşme debbağhânelerini kaydederken “Kirişçi Kârhânesi” diye bahsettiği imâlathâneler de debbağhânelerin yanında kurula gelir müesseseler idi ve kirişçi esnafı debbağlara yamak sayılırdı; kirişhânelerde çeşid çeşid yay kirişleri ve telli sazlar için kezâ deri teller-kirişler yapılırdı.
Eski esnaf loncaları teşkilâtından her loncanın o esnaf zümresi tarafından seçilen bir pirleri ve bir yiğit başıları vardı; debbağlar pirlerine “Ahîbaba derlerdi, resmi kayıdlarda da unvânı “Debbağlar Ahibabası” diye yazılırdı.
Eski devirde debbağlığın ağır ve pislik içinde çalışılır bir iş olduğu muhakkakdır, Kazlıçeşme Debbağhânelerini kaydederken bunu Evliyâ Çelebi de açıkça yazıyor. Büyük muharrir debbağları “Gümrah tâife, zeberdest, âdem ejderhâsı” diye tasvir ediyor; Kazlıçeşme ve Kasımpaşa debbağlarının da tamamen mücerred kimseler, bekâr uşakları olduğunu bilhassa kaydediyor. Öyle tahmin ediyoruz ki o devirlerde debbağlık, ne kadar kârlı iş de olsa halk nazarında, lâğımcılık gibi, makbul meslek görülmemişdir. Sürûrînin (ölümü 1813) şâir Ayni hakkında bir hicviyesi bunun aydın delilidir. Sürûri Ayni için “Kefşger” demiş; kefşger, pabuçcu demekdir ki o zamanlar hamamlarda müşterilerin pabuçlarını silip hamamdan çıkarlarken önlerine çevirip koyan uşaklara da kefşger denilirdi; Aynî buna son derecede kızmış Sürûriye “Müfteri” demiş; Sürûri bu sefer şu ağır beyti yazmışdır :
İftirâ olsaydı maksûdum demezdim kefşger
İt bokuna daldırırdım ben seni debbağ idüb:
Sürûrînin çok ağır ve kaba tasvirine rağmen, diğer bütün esnaf civanları arasında debbağ civanınını unutmayarak onu da medheden kalender meşreb şâirler vardır (B.: Debbağ Civanı).
“Debbağ” kelimesi üzerine güzel bir darbı mesel vardır; eski usül debagatde deriler, taş bir zemine vurula vurula terbiye edilirdi; en iyi deriler de en çok dövülen, vurulan deriler olur; muhabbet yolunda yapılan nazler, cevrü cefâlar, tevbihler, tedibler için : “Debbağ (tabak) sevdiği deriyi yerden yere vurur!...” denilir.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080556
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4325-4326
Bakınız Notu
B.: Defterdar Debbağhânesi; B.: Kazlıçeşme; B.: Debbağ Civanı
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.