Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DAVUL
“İki tarafı deri kaplı büyük bir kasnakdan ibâret bir musiki âleti” (Hüseyin Kâzım, Büyük Türk Lügâtı).
İstanbul ağzında bu isimle ilgili bâzı deyimler vardır :
Fazla gürültüden sersemleme anlamında “Kafam (başım) davula döndü”; bir meseleyi, sırrı, ayıbı âleme yayma anlamında “Bir davul çalmadığı kaldı”; aslında çetin, mihnetli yorucu olduğu halde içinde olmayanlara kolay görünen işler hakkında: “Davulun sesi uzakdan hoş gelir” (Darbımesal); gizil yapılması gereken bir işi gevezelikle bozma yolunda ”Davul zurna hırsız arar” denilir.
Asırlar boyunca İstanbulun günlük hayatında davulun önemli bir yeri olmuşdur; düğünlerde, sünnet düğünlerinde, bayram yerleri eğlencelerinde, pehlivan güreşlerinde zurnanın refâkati ile davul çalınmışdır; ramazan geceleri mahalle bekçileri sahur vaktini davul çalarak dolaşmak süretiyle bildirmişlerdir; bekçiler ve tulumbacılar mahalleleri ve semtleri halkından bayram bahşişlerini kapu kapu davul çalarak dolaşmak süretiyle toplamışlardır; gazetenin bulunmadığı devirlerde halka hükûmet emirleri dellalları vâsıtası ile ilân edilmiş, halkı îkaz ederek emri dinlemeye toplamak için de dellala bir davulcu refâkat etmişdir.
Rûşen Eşref “Ayrılıklar” isimli eserinde İstanbulun kara işgal yıllarındaki ramazanlarında bekci davulu seslerini şu satırlarda tesbit e...
⇓ Read more...
“İki tarafı deri kaplı büyük bir kasnakdan ibâret bir musiki âleti” (Hüseyin Kâzım, Büyük Türk Lügâtı).
İstanbul ağzında bu isimle ilgili bâzı deyimler vardır :
Fazla gürültüden sersemleme anlamında “Kafam (başım) davula döndü”; bir meseleyi, sırrı, ayıbı âleme yayma anlamında “Bir davul çalmadığı kaldı”; aslında çetin, mihnetli yorucu olduğu halde içinde olmayanlara kolay görünen işler hakkında: “Davulun sesi uzakdan hoş gelir” (Darbımesal); gizil yapılması gereken bir işi gevezelikle bozma yolunda ”Davul zurna hırsız arar” denilir.
Asırlar boyunca İstanbulun günlük hayatında davulun önemli bir yeri olmuşdur; düğünlerde, sünnet düğünlerinde, bayram yerleri eğlencelerinde, pehlivan güreşlerinde zurnanın refâkati ile davul çalınmışdır; ramazan geceleri mahalle bekçileri sahur vaktini davul çalarak dolaşmak süretiyle bildirmişlerdir; bekçiler ve tulumbacılar mahalleleri ve semtleri halkından bayram bahşişlerini kapu kapu davul çalarak dolaşmak süretiyle toplamışlardır; gazetenin bulunmadığı devirlerde halka hükûmet emirleri dellalları vâsıtası ile ilân edilmiş, halkı îkaz ederek emri dinlemeye toplamak için de dellala bir davulcu refâkat etmişdir.
Rûşen Eşref “Ayrılıklar” isimli eserinde İstanbulun kara işgal yıllarındaki ramazanlarında bekci davulu seslerini şu satırlarda tesbit etmişdir :
“Davullar, toplar ve kandillerle karşılanan ramazan, davullar ve kandiller, toplarla yürütülür; davullar, kandiller ve toplarla uğurlanır. Türklerin geçirdiği belki en küskün ramazan bu olduğunu unutarak çocuk gibi sevindim.
“Ağabânî sarıklı ve poturlu bekci, elinde muşanba fener kapuya dikildi. Sopasını taşa vurdu. Mânici, bu günlere pek uygun düşen titrek bir sesle dedi ki :
Besmeleyle çıkdım yola
Selâm verdim sağa sola
A benim devletli beyim
Vakti şerif hayır ola
Dambır dadan dan, dambır dadan
Dambır dadan dan, dambır dadan
“Eskiden böyle bekci kapuya geleceği akşam sofrada ne telâş olurdu. Çocuklar yemekden bir an evvel sıvışmak isterlerdi. Kafesler sürülür, mânicinin yolu beklenirdi. İftardan yeni kalkan erkekler, beyaz entâriler, şam hırkaları ile minderlere bağdaş kurarlar, orucun keyfini gidermek için bol kahvelerle kehrûba saplı çubuklardan Beyazıd Sergisinden alınma güzel kokulu sigaralar içerler, başlarında gürültü istemezlerdi. Kadınlar üst üste kafes arkalarına yığılırlar, yahud lâmbayı üfleyerek kafesleri açarlardı. Cesâreti, tek başına gece yarıları sokaklarda sopasını vura vura dolaşırken beliğleşen bekci o akşam söz belâgati karşısında silik kalırdı. Efendilerden bahşişini istemek için parası ile tuttuğu uyanık zekâlı, sözü, âhengi düzgün şehirli mâniciye bir vilâyet adamı hayret ve gururu ile, bön ve iyi bir tebessümle bir bakışı vardı ki unutmak kaabil değil !
“Bu seferki mânici, askerden yeni döndüğü sırtındaki alman ceketinden belli, zayıf, esmer bir genc, davulu taşımakdan yorulmuş gibi duvara yaslandı. İnsanları azalmış, bin maddî derdi içinde onbeşinci gecenin âdetini unutmuş ev halkında heyecan bile uyandırmadı :
Bize geldik, size geldik
İnci mercan dize geldik.
Başlar tâcı iki gözüm
Arz eyledik dize geldik..
Dambır dadan dan
Dambır dadan dan
“Karanlık sokaklardan şapkalı fesli çocuklar, siyâsî dinî düşüncelerin fevkindeki iki tecessüsleriyle mâniciye sokuldular. Bekci, bir tatlıdan sinek kovar gibi çocukları sağa sola açdı. Mânici de dedi ki :
Bekciniz kapuya geldi
Cümlenize selâm verdi.
Darılmayın iki gözüm
Bahşişini almaya geldi.
Dambır dadan dan
Dambır dadan dan
“Bekci, mânicinin eskiden kalma beyitlere sokuşdurduğu fasâhati başı ile tasdik ediyordu. Çocuklar büsbütün çoğalmaya başladı. Davulla beraber el çırpanlar, göbek atanlar bile vardı. Yoldan geçen birkaç fronsız, ingiliz neferi de bu kalabalığa katıldı Mânici gittikçe çoşuyordu. Ramazanı şöyle târif etti :
Bu aya sultan ay derler
Kaymak ile bal yerler
Ezelden âdet kılınmış
Bekciye bahşiş verirler
Dambır dadan dan
Dambır dadan dan
“Zavallı genç, kaymakla baldan yenen ayların ne kadar uzakda kaldığını düşün müyor muydu? Türk kapularının otuz gece her gelene açık olduğu o iftarlar kalsaydı davul boyunnuna böyle ağır gelir miydi? Acaba bahşişini beklediği adamlar bile baldan, kaymakdan tadabiliyorlar mıydı? Ah!... türklerin bol ve şen günlerinde, kim bilir, hangi yüreği coşkun ve zekâsı şen bir halk şâirinin tertib ettiği bu safdil beyit o gece ne kadar müessirdi !
“Artık arzûsunun yerine getirileceğine kanaat getiren, fakat sabırsızlanıp sopasını taşa vuran bekciye de dedi ki:
Duvardan kedi atladı,
Bekcinin ödü patladı.
Merak etme Bekci Baba
Bey kesesini yokladı.
Dambır dadan dan
Dambır dadan dan
“Hiciv ve medhiye karışık bu beyitlerde türk rumuzunun neşesi o kadar güzel gözüküyordu ki... cesur bekcinin karikatürü, ne yapdığını görmediği efendinin kesesini açdığına dâir ezberden mâlûmat verişi, cidden eli keseye uzattıracak kadar zevkliydi.
Pencereler açılıyor
Çil paralar saçılıyor.
Bahşişim aldım bergüzar
A paşam eylemem inkâr..
Veren eller derd görmesin
Hak bereket versin Yezdan
Dambır dadan dan
Dambır dadan dan
“Gerçe mânicinin tahmin ettiği gibi pencereler açılıyordu, fakat çil paralar saçılmadı, ay ışığında uçuşan kirli kâğıdları bekci kelebek avlar gibi tutu...” (Ruşen Eşref, Ayrılıklar, Davulcunun mânileri: B.: Bekci; Ramazan; Ayrılıklar; Ünaydın, Rûşen Eşref).
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080530
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4314-4315
See Also Note
B.: Bekci; Ramazan; Ayrılıklar
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.