Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
DAVUDPAŞA CAMİİ
1934 Belediye Şehir Rehberine göre Üsküdarda Hâkimiyeti Milliye Caddesi üzerinde, aynı cadde üzerinde bulunan Büyük Hamamın yakınındadır; Mimar Sinanın önemli yapılarından biri olan Büyük Hamam son yıllarda ciddî bir tâmir görmüş, daha önce hamam bünyesini kaybedecek derecede tahrip edildiği için “Mimar Sinan Kapalı Çarşısı” adı ile bir çarşı olmuşdur.
Halk ağzında “Karadavudpaşa Camii” adı ile anıla gelir; Üsküdarın en eski camilerinden biridir, “Kara Nişancı” lakabı ile anılmış olan bânîsi İkinci Sultan Bayazıdın vezirlerindendir. Hadikatül Cevâmi şu malûmatı veriyor: “Bânîsi Kara Nişancası denmekle meşhur Davud Paşadır, Gebzede 911 de (M. 1505-1506) vefat idüb oraya defnedilmişdir; camii mezburun avlusunda iki kapu olub mahalle tarafına açılan kapusunun yanında fevkaanî olan mekteb Varadin muhârebesinde (1716) şehid olan Türk Ahmed Paşanın hayır eseridir. Bu camiin mahallesi vardır”.
Camiin bulunduğu semt İmrahor adını taşır; Davudpaşa Camii geçen asır içinde semti tahrib eden iki yangında yanmış ve tecdîden iki defa tâmir edilmişdir. İlk tâmiri hicrî 1233 (M. 1817-1818) yılındadır. Bu tâmirin kitâbesi hâlen camiin cümle kapusunun kemeri üstünde olub manzum ve tarih mısrası 1 rakamı ile tâmiyelidir :
Cenâbı Hazreti Davud Pâşâ hayır kânı
İlâ yevmilkıyâme yâd eylesünler hayır i...
⇓ Devamını okuyunuz...
1934 Belediye Şehir Rehberine göre Üsküdarda Hâkimiyeti Milliye Caddesi üzerinde, aynı cadde üzerinde bulunan Büyük Hamamın yakınındadır; Mimar Sinanın önemli yapılarından biri olan Büyük Hamam son yıllarda ciddî bir tâmir görmüş, daha önce hamam bünyesini kaybedecek derecede tahrip edildiği için “Mimar Sinan Kapalı Çarşısı” adı ile bir çarşı olmuşdur.
Halk ağzında “Karadavudpaşa Camii” adı ile anıla gelir; Üsküdarın en eski camilerinden biridir, “Kara Nişancı” lakabı ile anılmış olan bânîsi İkinci Sultan Bayazıdın vezirlerindendir. Hadikatül Cevâmi şu malûmatı veriyor: “Bânîsi Kara Nişancası denmekle meşhur Davud Paşadır, Gebzede 911 de (M. 1505-1506) vefat idüb oraya defnedilmişdir; camii mezburun avlusunda iki kapu olub mahalle tarafına açılan kapusunun yanında fevkaanî olan mekteb Varadin muhârebesinde (1716) şehid olan Türk Ahmed Paşanın hayır eseridir. Bu camiin mahallesi vardır”.
Camiin bulunduğu semt İmrahor adını taşır; Davudpaşa Camii geçen asır içinde semti tahrib eden iki yangında yanmış ve tecdîden iki defa tâmir edilmişdir. İlk tâmiri hicrî 1233 (M. 1817-1818) yılındadır. Bu tâmirin kitâbesi hâlen camiin cümle kapusunun kemeri üstünde olub manzum ve tarih mısrası 1 rakamı ile tâmiyelidir :
Cenâbı Hazreti Davud Pâşâ hayır kânı
İlâ yevmilkıyâme yâd eylesünler hayır ile ânı
Bu zâti pür kerâmet olmuş idi kadr ile evvel
Cenâbı Bâyezid Hânı Velîye âsafı sânî
Ayasofyâsıdır Üsküdârın vasati sûkde
Davud Pâşâ velînin câmii bu hayrülunvânı
Kuvâsına irişmiş idi lerze havfi Bâri ile
Bu tâmiri mücedded ile geldi kuvveti sânî
Mütevellîsine idüb lisânı hâl ile tahsin
Sadâkat âferin dir Hüseyin Ağaya her şânı
Bu târihde Rizâ dâvet nâmına bir nidâ çıkdı
“Ne pek Camii Davud Paşa mâmur oldu rûrânî”
1234 — 1 = 1233
Camiin cadde tarafındaki duvarının dışında minârenin hemde yanındaki pencerenin üstünde yine manzum ikinci bir tarih kitâbesi vardır ki şudur :
Çâmii cümle fezâil Han Mahmudun Hüdâ
Dergehi ikbâlin etmiş kıblesi şâhü gedâ
Ol imâmülmüslimînin çün hatîbi himmeti
Minberi dîne şeref virdi be hakkı Mustafâ
Bendegânından Hasan Ağa ki yapmın mâbede
Cûdi Şâh Bâyezid vezîri Davud Pâşâ
Vâkıfı sânîdir elhak hem de sâhib bu beyte
Ola sâyi himmeti makbûli dergâhı Hüdâ
Cevher tarihi itmâmın nisâr et Hâmid:
“Bu muallâ camii kıldı Hüseyin Ağa ihyâ”
1247 (M. 1831 - 1832)
Tarih mücevherdir. Kim olduğu kesin olarak tesbit edilemeyen, sâdece İkinci Sultan Mahmudun bendegâhından olduğunu öğrendiğimiz Hüseyinin Davudpaşa Camiini tâmir ettirmekle kalmayub vakfına da yeni gelirler eklediği anlaşılıyor. Bu iki kitâbe arasında 14 yıllık bir fark görülmektedir, birincisinin tâmire başlandığında, ikincisinin de, herhangi bir sebeble uzun sürmüş tâmirin tamamlandığında yazıldığı anlaşılıyor.
İkinci tamir Aziz Ağa adında bir hayır sâhibinin himmeti ile hicrî 1284 (M. 1867-1867) 1285 (M. 1868 - 1869) yıllarında yapılmışdır; manzum kitâbe taşı camii 1966 yılının nisan ayında ziyâretimizde avlunun bir köşesinde yerde durmakda idi; R.E. Koçunun bir notuna göre bu taş 1947 de, hâlen mevcud olmayan avlu kapısının kemeri üstünde idi; kaybolacak gibi görünür, kaybolursa çok yazık olur, bu kitâbenin de son cemaat yerinin yan duvarının caddeye bakan yüzüne konması münâsib olur kanaatindeyiz; kitâbenin metni şudur :
Yanub bu Camii Davud Pâşâ emri tâmiri
Nice müddetler olmuşdu dûçâri ukdei te’hîr
İdüb Elhâc Aziz Ağa bu yıl imârına himmet
Kulûbi ehli îmâne bu sûret eyledi tesrîr
Senihâ eyle bu târihi tebliğ ehli îmâna
“Olundu mâbedi Davud Pâşâ pek becâ tâmir”
1284
Manzum kitâbenin altında tâmir tarihi rakamla 1285 olarak gösterilmişdir : tarih mısranın tutarı 1 noksandır; tâmirin tarih manzumesi yazıldıkdan az sonra tamamlandığı anlaşılıyor.
“Mir’âtı İstanbul” müellifi Mehmed Râif Bey meşhur eserine bu camii kaydederken küçümsenmeyecek hatâlara düşmüşdür, şöyle ki ilk tamiri yapdıran Hüseyin Ağanın adını “Hasan Ağa” diye yazmış, 1247 tarihli kitâbenin metnini de gereği gibi anlayamayarak eserine “İşbu camiin asıl bânîsi Hasan Ağa nâmında bir zât olduğu kapunun üzerindeki tarihden anlaşılıyor” diye hazin bir hüküm vermişdir; tarih beytini de yanlış, “Cevher” i “Hak hem”, “nisâr” ı da “şâh” diye okumuşdur. Yine “Mir’atı İstanbul” bizim avlunun bir köşesinde yerde terkedilmiş gördüğümüz 1284 - 1285 tarihli kitâbeyi camiin cümle kapusunun üstünde gösteriyor, ve bizim cümle kapusu üstünde bulduğumuz kitâbe taşından ise hiç bahsetmiyir.
Yukarıda kaydettiğimiz ziyâret tarihinde camiin her iki avlu kapusundan eser kalmamışdı. Önüne basit bir tel çekilmiş avluya yalnız cadde tarafından ve köhne sandık tahtalarından yapılmış bir kapu ile giriliyordu. Avlunun arka kapu tamamen körelmiş, pek yakınlara kadar kapu yanında bulunan camiin ayak yolları ile onun karşısında Hadikatül Cevâmiin bahsettiği fevkaanî mekteb de yok olmuşlardır. Vaktiyle camiin avlusunda bulunan bir çitlenbik ağacı ile ağacın hemen dibinde Alemdar Baba adında bir zâtin kabri de cami harîmi dışında, cadde kenarında kalmışdır. Etrafı beton üzerine demir parmaklıkla çevrilmiş olan bu kabrin baş şâhidesindeki kitabe şudur:
Lâ ileâhe illâllâh
Muhammed Resülallâh
Alemdar Ahmed Baba
Sene 1091 (M. 1680)
Davudpaşa Camii iki defa yanmış ve iki defa tamir edilmiş olmasına rağmen, minâresi hâric, XV. yüz yıl karakterinden hemen hiç bir şey kaybetmemişdir. 1963 de başlamış olan son bir tâmir de 1966 nisanında tamamlanmış, fakat bâzı teferruat dolayısı ile mâbed henüz ibâdete açılmamışdı.
Sekiz mermer sütunlu son cemaat yerinin üstü aslında yarım küre veya beşik şeklinde yedi kubbecik ile örtülmüş olabilir. 1947 de hayır sâhibi bir zat 5000 lira sarfederek kiremit örtülü bir çatı yapdırmışdı, son tâmirde son cemaat yerinin üstü beton bir saçakla örtülmüşdür.
Cami, içinde iki sivri kemerle üç bölümlü bir zâviye karakteri taşımaktadır. Ortadaki asıl ibâdet sahanın karı plânlı olub yarım küre şeklinde bir kubbe ile kapanmışdır. İbâdet sahnın iki yanındaki kısımlardan sağdakinin dershâne, soldakinin de bir şeyh makaamı olduğu bellidir; soldaki kısımda bir de ocak bulunmaktadır. Geçen asır içindeki tamirlerin birinde ocak ibtâl edilmiş, yerinde bir pencere açılmış, son tamirde de pençere örülerek ocağın ihyâsı yoluna gidilmiş olduğu görülmüşdür. İki yan kısımlar kareye yakın mustakil plânlı olub orta kubbeye nisbetle daha alçak ve daha küçük yarım küre şeklinde birer kubbe ile örtülmüşdür. Minâre kapusu vaktiyle sağdaki kısmın son cemaat yeri tarafındaki köşesinde imiş, o kapu kapatılmış, minâre kapusu son cemaat yerinden ve yine köşeden açılmışdır. Kesme taşdan minâre son tâmirde tamamen yeni olarak yapılmışdır. İki yan kısımlarda üçer duvarda ikişerden altışar pencere, orta kısımdada mihrab ve son cemaat yeri duvarlarında altda ikişerden dört, üstde de üçerden altı ki ceman on pencere vardır, bol ışıklı, eskilerin tâbiri ile dilküşâ camidir.
Avluda bodrum üstünde tek katlı küçük ve ahşab bir müezzin meşrûtası vardır; ziyâret ettiğimiz tarihde camiin müezzini emektar hademi hayrâdın Şileli Osman Efendi adında pek nâzik, pek sevimli bir zât idi.
İbrahim BAYTEKİN
Üsküdarda Karadavudpaşa Camii
(Resim: İbrahim Baytekin)
Üsküdarda Karadavudpaşa Camii
(Plân: Anonim)
Üsküdar’da Karadavudpaşa Camii
(Resim: İbrahim Baytekin)
Tema
Yapı
Emeği Geçen
İbrahim Baytekin
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
İbrahim Baytekin
Kod
IAM080499
Tema
Yapı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
İbrahim Baytekin
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4296-4299
Not
Görsel: cilt 8, sayfalar 4296, 4297, 4298
Tema
Yapı
Emeği Geçen
İbrahim Baytekin
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.