Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
DARBHÂNE VE DAMGA MATBAASI
İstanbul Darbhânesi Fâtih Sultan Mehmed tarafından kurulmuş. Damga Matbaası da 1845 de Abdülmecid devrinde tesis edilmiş, mâliye bakanlığına bağlı olan iki müessese 1933 de “Darbhâne ve Damga Matbaası Müdürlüğü” adı ile bir müstakil müdürlük olarak birleştirilmişdir.
Darbhâne — İlk İstanbul Darbhânesi, Fâtih Sultan Mehmed tarafından Bayazıd civarında Bizans yapısı harab bir kilisenin yerinde yapdırılmış bir binada kurulmuşdur. Darbhâne XVIII. asrın ilk yıllarına kadar orada kalmışdır. Bu binâyı gören XVII. yüz yılın büyük muharriri Evliyâ Çelebi şu satırları yazıyor:
“Sultan Bayazıd kurbinda darbhânei azîmdir. Yerinde bir kilise varmış, Fâtih Sultan Mehmed Han kiliseyi yıkdırıp yerine darbhâne inşâ etti. Dört tarafı kale gibidir. Darbhâne Eminliği büyük memuriyetdir. Darbhâne Kethüdâsı, simsarlar, kâtibler, sikkezen başılar rüus ile tâyin olunur memurlardır (Rüus, sadırâzamlar tarafından verilen memuriyet berâtına denilir). Sikkeclier 300 nefer keferedir, ama gaayet doğru adamlardır. Kalcılar 100 neferdir, hepsi yahudidir. Gördükleri çeşidli işlere göre darbhânede çalışanlar dolabcı, telci, haddeci, cilâcı, sarraf, dîdeban (gözcü, muhafız) gibi isimlerle anılırlar. Hiç birinden bir alçaklık görülmez, ihânetleri görülse, Darbhâne Emininin einde kat’î ferman vardır, aman vermeyüb e...
⇓ Read more...
İstanbul Darbhânesi Fâtih Sultan Mehmed tarafından kurulmuş. Damga Matbaası da 1845 de Abdülmecid devrinde tesis edilmiş, mâliye bakanlığına bağlı olan iki müessese 1933 de “Darbhâne ve Damga Matbaası Müdürlüğü” adı ile bir müstakil müdürlük olarak birleştirilmişdir.
Darbhâne — İlk İstanbul Darbhânesi, Fâtih Sultan Mehmed tarafından Bayazıd civarında Bizans yapısı harab bir kilisenin yerinde yapdırılmış bir binada kurulmuşdur. Darbhâne XVIII. asrın ilk yıllarına kadar orada kalmışdır. Bu binâyı gören XVII. yüz yılın büyük muharriri Evliyâ Çelebi şu satırları yazıyor:
“Sultan Bayazıd kurbinda darbhânei azîmdir. Yerinde bir kilise varmış, Fâtih Sultan Mehmed Han kiliseyi yıkdırıp yerine darbhâne inşâ etti. Dört tarafı kale gibidir. Darbhâne Eminliği büyük memuriyetdir. Darbhâne Kethüdâsı, simsarlar, kâtibler, sikkezen başılar rüus ile tâyin olunur memurlardır (Rüus, sadırâzamlar tarafından verilen memuriyet berâtına denilir). Sikkeclier 300 nefer keferedir, ama gaayet doğru adamlardır. Kalcılar 100 neferdir, hepsi yahudidir. Gördükleri çeşidli işlere göre darbhânede çalışanlar dolabcı, telci, haddeci, cilâcı, sarraf, dîdeban (gözcü, muhafız) gibi isimlerle anılırlar. Hiç birinden bir alçaklık görülmez, ihânetleri görülse, Darbhâne Emininin einde kat’î ferman vardır, aman vermeyüb ellerini keserek Darbhâne kapusunun önüne bırakır. Sikke vurucuları gelirken ve giderken uryan idüb ararlar. Darbhâne Âli Osman Devletinin yüzü suyudur”.
XVII. asrın ilk yarısında Darbhâne Bayazıddaki binadan Topkapusu Sarayında Birinci Avluda silâh deposu olarak kullanılan Aya İrini Kilisesinin yanındaki sûreti mahsusada inşâ edilmiş yeni bir binâya nakledildi ki zamanımızda da aynı binâda bulunmaktadır. B. : Aya İrini Kilisesi; Birinci Avlu).
Hicrî 1119 (M. 1707 — 1708) yılında, Bayazıddaki metrûk Darbhâne binâsı devrin pâdişâhı Üçüncü Sultan Ahmedin baş hasekisi Emetullah Sultan tarafından yıkdırılarak yerine muazzam bir Simkeşhâne binâsı ile yanına bir sebil ve mekteb yaptırıldı. O tarihe kadar Çarşıkapusunda eski ve harab bir binâda bulunan Siskeşhâne Bayazıddaki yeni binâsına nakledilince, boşalan eski Simkeşhâneyi de Sadırâzam Çorlulu Ali Paşa satın alarak yıkdırttı, onun yerine de Çorlulu Ali Paşanın Camii ve Medresesi yapıldı (B. : Simkeşhâne; Çorlulu Ali Paşa Camii). Bayazıdda XVIII asır Türk mimârisinin en güzel eserlerinden biri olan büyük Simkeşhâne de 1957 — 1958 arasında Adnan Menderes tarafından yıkdırıldı.
Yukardaki satırlar Hadikatül Cevamiin Çorlulu Ali Paşa Camii maddesindeki kayda göre yazılmışdır. Râşid Târihinde hicrî 1127 (milâdî 1715) yılı vak’aları arasında Darbhâne tarihcesi bakımından dikkate değer bir kayıd vardır; Râşid :
“Receb ayının yedinci günü (9 temmuz) Bayazıd Camii civârında kökcü dükkânlarından yangın çıkarak Eskinişancı ve Kumkapu ya kadar önüne gelen binâları kül etti, bu arada Darbhâne de yandı” diyor.
Kuvvetle söylenebilir ki Darbhâne Sarayın Birinci Avlusu içine hicrî 1119 (M. 1707 — 1708) de değil 1127 (1715) yangınından sonra ve alelacele yapılmış olan bir binâya alınmışdır. Küçük Çelebizâde Âsım Efendinin hicrî 1139 (M. 1727) yılı vakaayii arasındaki şu kaydı da az önceki hükmümüzü teyid eder :
“Sarâyi Hümâyunda Darbhâne binâsının tamamlanması — Saray içindeki Darbhâne binası ziynet ve metânetden mahrum olduğu için kâgir ve güzel bir binâ inşâsı ferman olunmuşdu. Yeni binâ bu yıl tamamlandı ve 13 cemâziyelâhir salı günü ki (13 ocak) dîvan günüdür resmi küşâdı yapıldı”.
Sadırâzam Nevşehirli İbrahim Paşanın zamanında yapılmış olan zamanımızdaki Darbhâne binâsı hicrî 1248 (Milâdî 1835) de İkinci Sultan Mahmud tarafından yenileşdirilerek tâmir ettirildi ve tâmirde Darbhâneye bir de hünkâr dâiresi ilâve edildi.
Bu son tâmirde Darbhâne kapusu üstüne konulan târih kitâbesi şudur :
Hazreti Sultan Mahmud Han Hakaanı benâm
Tam ider nâmı hümâyûnu ayâri sikkeyi
Eyledi tevsîini ferman bu kenzi âzamın
Maksadı âlî çoğaltmakdır şümârı sikkeyi
Hâtemi mihre değişmez nâkidi rengini hayâl
İsmi sâmîsiyle nakşi şernigâr sikkeyi
Hüsni ikbâli ola arâyişi rûyi zemin
Hattı tuğrâsı ide tezyin cidârı sikkeyi
Tab’ı nekkaadı tutub mîyârı hükminde redif
İntizâmı dinü devleti nüh nisâr sikkeyi
Dağdâri reşk olur seyreyledikçe kursi mâh
Sâyesinde îtibârı ber karâr sikkeyi
Tâ ebed revnak virüb kevne o şemsi saltanat
Bezi ide âfâka necmi tâbidâr sikkeyi
Yazdı Pertev bendesi târihini tâmül ayâr
“Kıldı zîbâbâd Mahmut Han bu Dârisikkeyi”
(1248 (M. 1835).
Hünkâr dâiresinin târih kitâbesi:
Ferman revâyi bahrü ber şâhi cihan Mahmud Han
İhsan fezâyi sîmü zer sultâni İskender tüvan
Yapıldı bu nev dâire ol âfitâbı envere
Oldu bu dâri âmire kenzi mutalsamden nişan
Pertev sezâ târihini yazsa zer ender zer kalem
“Yaptırdı Dârisikkeye nev dâire şâhi zeman”
1248 (M. 1835).
Târih manzûmeleri Pertev Paşanındır, kitabelerin yazıları da devrin büyük hattatlarından Yesarîzâde İzzet Efendinindir.
İstanbul Darbhânesi hakkında Kozan mutasarrıflığında bulunmuş Musa Kâzım Beyin Osmanlı Târih Encümeni Mecmuasında çıkmış “Darbhânenin ahvâli dâhiliyesi” başlıklı güzel bir makaalesi vardır ki aşağıdaki satırları oradan alıyoruz :
“Darbhâne : Müdürlük, muhâsebe, kitâbet, encümen, çeşni, çarhhâne, sikkehâne, ağırtma, sikkezen, teksirhâne, müze, kazan, tâmirhâne, kefçe (kepçe) ve dökümhâne dâirelerinden ibârettir.
“Encümen : Müdür, iki müfettiş, muhâsebe memuru, çeşni memuru, ve çarhhâne memuru ile baş sikkekenden kurulur (sikkeken : mâdenî paraların kalıbını yapan).
“Darbhâneye âid bir muâmele Encümenle başlar, kepçe, çeşni, dökümhâne, çarhhâne, ağırtma ve sikkehâneden geçdikten sonra mâliye kasasında sona erer. Sikkeken ve teksirhâne muâmeleleri müstakil birer şûbe hâlindedir. Kazan ve tâmirhane kayde değmez, diğer dâirelerin vazifeleri şudur :
“Kepçe — Terâzi, vezne ve emânet odası demekdir. Bu dâire dört kısma ayrılmışdır : biri mîzan, diğeri kasa, üçüncüsü altın ve gümüş mahzeni, dördüncüsü defter kalemidir. Mahzende altın külçeleri ile altın hurdaları; kalb ve silik gümüş meskûkât bulunur. Bu dâireden verilen makbuz, resmî sened hükmündedir; idâre encümeninin mutlak mes’ûliyetini taşır.
“Çeşni — Bu dâire kimyâhâne ve ayâr tâyin edici şûbedir. Darbhâneye getirilen külçeler ile hurda, bankalar ile resmî dâirelerden gönderilen silik ve kalb akçeler iki defa çeşnihâneden geçer : Biri teslimde, ikincisi darb ameliyesinin hitâmında. Çeşni dâiresi Darbhânenin nâmus ve hayâtıdır. Çeşni memurunun raporu alınmayınca hiç bir muâmele yürütülemez. Çeşnihâne altın için 916,5, gümüş için 880 ayarını kabul etmişdir. Çeşni memurları gaayet mâhir birer kimyâgerdir.
“Dökümhâne — Bu dâire iki bölme ve altı ocağa ayrılmışdır. Üç ocağı altın, üç ocağı gümüş eritmesine mahsusdur. Gümüşün külçesi olmayub kalb ve silik meskûkâtın eritilmesi ile iktifâ olunur. Bunun sebebi de şudur : Bir zamanlar gümüş sikke çokluk üzere darbedilmiş olduğundan 1299 (1881 - 1882) târihli kararnâme ile gümüş külçe satın alınıp gümüş sikke darbı men edilmişdir. Gümüş ufaklık darbı lâzım oldukça silik mecidiyeler eritilerek yeni paralar darbedilir. Altın 1500 - 1800 ve gümüş 1000 derecei harâretde erir. Darbhânede iki ocak yakmakla iktifâ olunuyor, zîrâ ocakcılar şiddeti harâretden bîtâb kalıyor. Altın için 25,000, ve gümüş için 80,000 dirhem külçe veya hurda birikmedikce ocak yakdırılmaz, çünkü masrafı korumaz ve dökümhâne ile çarhhânenin işleri denkleşmez. Eritilen gümüş ve altın sebîke (külçe) hâline konur ve külçe hâlinde çarhhâneye gönderilir; bir sebîke (külçe) 30 X 5 X 5 santimetre eb’âdındadır. Her ocak kok kömürü ile yanar. Dökümhâne para darbı işinin ilk kademesi olduğu için dökümhânede dâima bir müfettiş bulundurulur.
“Çarhhâne — Dökümhâneden gelen külçeler haddeden geçirilir, ve 1,5 metre uzunluğunda 5 santimetre eninde levhalar hâline konulur ki bu levhalara tel adı verilir. Tellerin inceliği hadde makinasının yanında mastara (bir âletin adı) ile tâyin edilir. Çarhhânede üç hadde vardır, bir saatte 40 - 50 tel yapılır; ve yapılan teller mîzandan (kontrolden) geçirilir. Teller zımbalara verilir. Darbedilecek sikkenin büyüklüğüne göre sepetlere dökülen tekerleklere “pul”, zımbadan geçdikden sonra pullar alınmış ve delik delik kalan tellere de “hurda” adı verilir. Tellerden pulları kesip çıkaran zımbalar dâima ufak vezin hatâları yapabilir.
“Hurdalar tartılarak dökümhâneye iâde edilir; pullar çarhhânede bir sıra hâlinde diz çöküp pul tartan mîzancılara teslim edilir.
“Tartılan pullar “Aç” (Vezni eksik), “Tok”, (Vezni fazla) ve “Tam” (Vezni nizâma uygun) isimleri ile üçe ayrılır. Aç ve tok pullar hurdalarla berâber, tekrar külçe hâline konulmak üzere, Dökümhâneye gönderilir. Tam pullar Kenarcıya verilir.
“Ağırtma — Çarhhâneden çıkan tam pullar Ağırtma dâiresine gönderilir. Bu dâirede pullar üzerinde beş ameliye yapılır : tavlamak, zaclatmak, sudan geçirmek, talaşa koymak, tavaya atmak.
“1. Tavlamak : Pullar kızgın fırına konulup 15 dakika bırakılır, bundan maksad, altın ve gümüşün sertliğini gidermekdir.
“2. Zaclatmak : Zac, gümüş ile altını ağartır. Fakat gümüş yalnız zac ile de ağarmaz, zacdan çıkdıktan sonra ayrıca bir şarab tortusu dolabında da çalkanır.
“3. Sudan geçirme : Zac altın üstünde de, gümüş üstünde de bir koku bıraktığı için pulları birkaç defa sıcak suda çalkamak lâzımdır.
“4. Talaş : Mâdenin suyunu alır.
“5. Tava : Mâdenin rûtubetini tamâmen giderir.
“Sikkehâne — Asıl Darbhâne demek bu Sikkehânedir; pullar burada para olur. Buraya tertemiz olarak gelen pullar darb makinaları ile para oldukdan sonra Sikkehâne kasasının torbalarına doldurulur ve sıkı bir hesab tutulur. Hâzine, ihtiyâcı olan parayı bu kasadan alır.
“İstanbul Darbhânesinin kuruluşundan hicrî 1257 (M. 1841) senesine kadar, para çekiç ile darbedilmişdir. 1258 (M. 1842) de Balancier (Balansiye) = Rakkas usûlü Makina, 1270 (M. 1853) de de Presse Monnaietere = Sikkehâne Makinası konmuş, ve 1326 (1908) de üç yeni makine daha ilâve edilmişdir.
“Sikkeken — Darbhânenin bu dâiresi iki kısımdır; biri nakış ve kazıma (hakk), öbürü fotograf. Sikkeken, mâdenî paralarla madalyaların şekil ve süsünü tertib ve tanzim eden memurdur. Çizdiği, tanzim ettiği resmin küçük ölçüde bir fotografisi alınır ve pâdişâha arz edilmek üzere Darbhâne Müdürüne verilir. Bâzan bir sikke için üç dört nümûne yapılır. Seçilen nümûne Sikkeken başı tarafından sikke tâbir olunan, ve bir parmak uzunluğunda ve üstüvânî (silindrik) bir şekilde olan bir çelik parçası üzerine kazanıp (hakk edilip) Teksir Dâiresine verilir. Sikkeken efendiler hem hattat, hem ressam ve hem fotografcı oldukları için kadimden beri hatırı sayılır zâtler sırasındadır.
“Sikkekenlerin hakk, zemin, balık sırtı ve iplik isimleri ile dört nevî kalemi olup bu demir ve ince kalemlerle mâdenî para yüzlerinde defne dalı, başak, tırtıl (tırtır), kordon, yıldız, yazı, târih ve tura işâretlerini kazırlar, çizerler.
“Teksirhâne — Bu dâireye imâlâthâne de denilir; Sikkekenliğin bir şûbesidir. Resim ve nakşolunan sikke veya madalyanın çelik üstüvâne (silindir) üzerindeki nümûnesi bu dâireye gelir, ve burada tamâmen o ustuvânenin eşi bir kaç ustuvâne yapılarak darb dâiresine gönderilir.
“Müze — Oldukça geniş bir dâiredir. Bizde ve Avrupada basılan paralar, madalya ve kasime (kâğıt para) kalıpları, yakalanmış kalpazanlardan alınan âletler, para üzerine türkce, ingilizce ve fransızca bir kaç eser ile fermanlar vardır. Bu müzede bulunan en mühim meskûkât (mâdenî para) koleksiyonları şunlardır :
1 — Edhemzâde merhum Galib Beyin veresesinden 1200 liraya alınan Meskûkâtı Osmaniye koleksiyonu.
2 — Yine Galib Beyin oğlu Mübârek Beyden 200 liraya alınan Meskûkâtı Selçûkiye koleksiyonu.
3 — Darbhâne modelcisi ressam Mesrur İzzet Beyden 80 liraya alınan Meskûkati Türkmâniye Koleksiyonu.
4 — 1300 (1882 - 1883) senesinden beri her sene tahsis kılınan 60 lira ile şimdiye kadar tedârik olunabilen meskûkatı islâmiye, madalyalar ve meskûkâtı ecnebiye.
“Darbhâne Müdürleri — Son bir asır içinde Darbhâne müdürleri şu zâtlerdir : Kazaz Artin, 1248 (1832 - 1833) — 1256 (1840 - 1841); Düzoğlu Agob, 1256 - 1268 (1851 - 1852); Düzoğlu Mihran, 1268 - 1296 (1878 - 1879); Tevfik Bey, 1296 - 1300 (1882 - 1883); Hâfız Said Efendi, 1300 - 1301 (1883 - 1884); Süleyman Sûdi Efendi 1301 - 1304 (1888); Hacı Râşid Efendi, 1304; Kâmil Efendi, 1304 - 1320 (1904); Hakkı Bey, 1320 - 1325 (1910); Ferid Bey, 1325 - ?” (Mûsa Kâzım, Osmanlı Târih Encümeni Mecmuası).
Damga Matbaası — 1845 yılından 1933 yılına kadar müstakil bir müdürlük ile idâre edilmişdir; 1933 de Darbhâne ile aynı idâre altına alınmışdır. Matbaanın tertib (dizgi), makine (baskı), klişe, galvanoplasti ve cild atölyeleri vardır.
Damga Matbaasında damga - harc pulları, millî müdafaa, uçak pulları, cezâ evleri pulları, muhtelif bandroller, nüfus ve ikaamet cüzdanları, kira kontratnâmeleri, noter kâğıdları ve kıymetli evrak basılmaktadır.
Zamanın müsaadesi nibetinde sipâriş verildiği takdirde posta pulları da basabilecek bir matbaadır.
Hakkı GÖKTÜRK
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Hakkı Göktürk
Identifier
IAM080402
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4235-4238
See Also Note
B. : Simkeşhâne; Çorlulu Ali Paşa Camii
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.