Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇUKUR HAMAM
Fâtih devri eserlerinden büyük bir çifte hamam idi; Fâtih Külliyesinden Baş Kurşunlu Medresenin hemen yakınında idi; yıkılmış, küçücük bir izi, nişanı kalmamışdır; Charles Texier’nin, ve ondan naklen Heinrich Glück’ün çizdiği plân ve kesid resimden pek mükellef bir hamam olduğu görülüyor. Türk klâsik hamam yapısında kendine mahsus bir plâna sâhibdir, şöyle ki, bütün hamamlarımız bir camekân (soyunma yeri), bir soğukluk ve bir harâreden (asıl yıkanma yeri) mürekkb iken bu Çukur Hamamın hem erkekler ve hem kadınlar kısmında harâre iç içe çift yapılmışdır. Erkekler kısmında birinci yıkanma yeri iki yanda birer sofa ile bu sofalardan geçilip girilir birer halyetden; ikinci yıkanma yeri de sekiz sofa ile, kapudan girildiğine göre, sağ ve soldaki sofralardan geçilir ikişer ikişer dört halvetden mürekkebdir.
Soğukluğunda da sağlı sollu birer ayak yolu ve birer tahâret hücresi bulunmaktadır. Camekânın ortasında bir fiskiye bulunmakta idi; camekân ve birinci yıkanma yeri, kubbelerin ortasına konmuş tepe feneri ile, ikinci yıkanma yeri de tepe camları ile aydınlatılmışdı. Kadınlar hamamına gelince, iki yıkanma yerinin arasına birer halvet yerleştirilmiş olup bu halvetlerin her iki yıkanma yerine açılmış çifter kapısı bulunuyordu; bu târifimize göre birinci yıkanma yeri iki yanında birer so...
⇓ Devamını okuyunuz...
Fâtih devri eserlerinden büyük bir çifte hamam idi; Fâtih Külliyesinden Baş Kurşunlu Medresenin hemen yakınında idi; yıkılmış, küçücük bir izi, nişanı kalmamışdır; Charles Texier’nin, ve ondan naklen Heinrich Glück’ün çizdiği plân ve kesid resimden pek mükellef bir hamam olduğu görülüyor. Türk klâsik hamam yapısında kendine mahsus bir plâna sâhibdir, şöyle ki, bütün hamamlarımız bir camekân (soyunma yeri), bir soğukluk ve bir harâreden (asıl yıkanma yeri) mürekkb iken bu Çukur Hamamın hem erkekler ve hem kadınlar kısmında harâre iç içe çift yapılmışdır. Erkekler kısmında birinci yıkanma yeri iki yanda birer sofa ile bu sofalardan geçilip girilir birer halyetden; ikinci yıkanma yeri de sekiz sofa ile, kapudan girildiğine göre, sağ ve soldaki sofralardan geçilir ikişer ikişer dört halvetden mürekkebdir.
Soğukluğunda da sağlı sollu birer ayak yolu ve birer tahâret hücresi bulunmaktadır. Camekânın ortasında bir fiskiye bulunmakta idi; camekân ve birinci yıkanma yeri, kubbelerin ortasına konmuş tepe feneri ile, ikinci yıkanma yeri de tepe camları ile aydınlatılmışdı. Kadınlar hamamına gelince, iki yıkanma yerinin arasına birer halvet yerleştirilmiş olup bu halvetlerin her iki yıkanma yerine açılmış çifter kapısı bulunuyordu; bu târifimize göre birinci yıkanma yeri iki yanında birer sofa ile dört köşesinde dört halvet, ikinci yıkanma yeri de üç sofa ile dört köşesinde dört halvetden, fakat aradaki halvetler müşterek olmuğu için bütün hamam beş sofa ile altı halvetden mürekkeb bulunuyordu. Bu satırlar plân ile tâkib edilecek olursa, Çukur Hamamın yok oluşu ile İstanbulun eşsiz bir güzel ve büyük bir bina kaybetmiş olduğu görülür.
Çukur Hamama ilk tahribkâr darbenin on yedinci asır ortasında indirilmiş olduğunu Evliyâ Çelebi’den öğreniyoruz; büyük muharrir bu hamam için şu satırları yazıyor:
“Fatih Sultan Mehmedin yaptırdığı Çukur Hamam gaayet musannâ ve rûşen olduğu gibi diğer hamamlardan da büyükdür; sâde camekânı beşbin adam alır, 110 kurnadır. Nısfı bölünüp keçecilere tahsis olunmuşdur.”
Hadikatül Cevâmi Fatih civârında Kepekciler Mescidi maddesinde: “... meşhur Çukur Hamam bu mescidin yakınındadır” diyor; bu kayıddan Çukur Hamamın o tarihde hamam olarak işler olduğu tereddüd ile tahmin olunabilir, fakat Evliyanın kesin ifadesi karşısında, hamam olarak işlemekde olsa bile yarısının keçeci esnafı elinde hayli tahrib edilmiş olduğu âşikardır.
Vak’anüvis Lutfi Efendi târihinin ikinci cildinde 1245 (milâdî 1829 - 1830) vak’aları arasında, o yıl İstanbulda erzak kıtlığı dolayısıyla çekilen sıkıntıdan bahsederken şunları yazıyor:
“Yıllardan beri devredilmemiş, tazesi ile değiştirilmesine bakılmamış olan bir takım kokmuş, çürümüş ve âdetâ külçeleşmiş darı, çavdar ve kokoroz gibi şeyler ki, bunların en eski Fatih Camii Şerifi civârında Çukur Hamamda mahfuz idi, bu gibi ne kadar eski zâhireler varsa fırınlara dağıtılarak defter mûcibince camilerde ve kiliselerde sabah ve akşam nüfus başına memurlar nezââretinde birer dâne ekmek dağıtılmaya başlandı.” Bu satırlar kesin olarak gösteriyor ki, 1829 - 1830 yıllarından çok önce Çukur Hamam kapanmış ve mirî bir erzak anbarı hâlinde kullanılmaya başlanmışdır.
Bu meşhur büyük ve güzel hamamın hangi tarihte tamamen yok olduğu tesbit edilemedi; tahmin ediyoruz ki, 1894 zelzelesinde yıkılmış olacakdır.
Çukur Hamam
(Plân ve kesid resim: H. Gluck)
Tema
Yapı
Emeği Geçen
H.Gluck
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080263
Tema
Yapı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
H.Gluck
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4171-4173
Not
Görsel: cilt 8, sayfa 4172
Tema
Yapı
Emeği Geçen
H.Gluck
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.