Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇUBUKÇU, ÇUBUKDAR
Eski kibar ve ricâl dâirelerinde tütün çubuklarına bakan, onları hazırlayan, efendisine ve misafirlerine veren hizmetkâr; “Tütüncü” veyâ, “Tütüncübaşı” ünvanını taşıyan diğer bir itibarlı bende ağanın yamağı sayılırdı; çubukdar aslında bu günkü anlamla bir uşak ise de, el ve beden gücü ile görülür kaba işlerde kullanılan sâir uşaklardan çok imtiyazlı idi; daima efendisinin meclislerinde bulunarak misafirlere de hizmet ettiği için çubukdarların kıyâfetlerine son derecede dikkat edilir; her gün yakası yeni veya paçası görülmesi ihtimali olan iç çamaşırına varınca tertemiz giyinirler, üst esvabları da âlâ çuhadan kesilirdi; ve hemen istisnasız gaayetle dilber gençlerden seçilirlerdi; çoğu efendisinin enîsi, mahremci, mûtemedi olur, mürâhiklik çağını geçirince mühürdarlığa, haznedarlığa ve hattâ damadlığa kadar yükselirlerdi; meselâ Eski Zagra âyânı, Vidin Kalesini kendi kesesinden tamir ettirmiş Kapucubaşı Mehmed Ağa 1808 de İstanbula geldiğinde sokakda yalın ayak yarım pabuç ile dolaşır güzellikde melek misali on altı on yedi yaşlarında Mehmed adında bir çocuk görür ve kapuçuhadarı vasıtası ile hizmetine aldırtarak kendisine çubukdar yapar, Eski Zagraya götürür, kısa bir zaman sonra da Çubukdar Mehmed Ağa kat kat milyoner efendisinin dari dünyada biricik evlâdı olan kızı Benli Ayşe...
⇓ Read more...
Eski kibar ve ricâl dâirelerinde tütün çubuklarına bakan, onları hazırlayan, efendisine ve misafirlerine veren hizmetkâr; “Tütüncü” veyâ, “Tütüncübaşı” ünvanını taşıyan diğer bir itibarlı bende ağanın yamağı sayılırdı; çubukdar aslında bu günkü anlamla bir uşak ise de, el ve beden gücü ile görülür kaba işlerde kullanılan sâir uşaklardan çok imtiyazlı idi; daima efendisinin meclislerinde bulunarak misafirlere de hizmet ettiği için çubukdarların kıyâfetlerine son derecede dikkat edilir; her gün yakası yeni veya paçası görülmesi ihtimali olan iç çamaşırına varınca tertemiz giyinirler, üst esvabları da âlâ çuhadan kesilirdi; ve hemen istisnasız gaayetle dilber gençlerden seçilirlerdi; çoğu efendisinin enîsi, mahremci, mûtemedi olur, mürâhiklik çağını geçirince mühürdarlığa, haznedarlığa ve hattâ damadlığa kadar yükselirlerdi; meselâ Eski Zagra âyânı, Vidin Kalesini kendi kesesinden tamir ettirmiş Kapucubaşı Mehmed Ağa 1808 de İstanbula geldiğinde sokakda yalın ayak yarım pabuç ile dolaşır güzellikde melek misali on altı on yedi yaşlarında Mehmed adında bir çocuk görür ve kapuçuhadarı vasıtası ile hizmetine aldırtarak kendisine çubukdar yapar, Eski Zagraya götürür, kısa bir zaman sonra da Çubukdar Mehmed Ağa kat kat milyoner efendisinin dari dünyada biricik evlâdı olan kızı Benli Ayşe Hanımla evlenerek damad olur; Benli Ayşe Hanımın Çubukdar Mehmed Ağadan oğlu Emin Paşa, bu ansiklopedinin müdevvini R. E. Koçunun anası Hacı Fatma Hanımın dedesidir.
Çubukdar Delikanlıların çoğu yalnız cemal sahibi olmakla kalmamış, efendi meclisinin ziyneti, yüz akı oldukları için, hizmete alınır iken zeki, fatin, zarif ve nâzik olmalarına da ayrıca dikkat edilmiş, hizmetle alındıktan sonra bir evlâd gibi tahsil ve terbiyeleri ile uğraşılmışdır. Adı tarihimize geçmiş çubukdarlardan Şehreminli Tayyarzâde Mehmed adındaki güzel, zeki ve tahsilli gencin büyük bir meddah hikâyesine konu olan hayatını yepyeni notlarla yazmış olan R. E. Koçu, güzel Mehmed’in o devrin namlı zenginlerinden Gümrükçü Hüseyin Efendiye çubukdar olarak ilâhî cezbe sâhibi kalender derviş Geysûdar (Saçlı) Mehmed Efendi tarafından görüldüğünü söylüyor; güzel delikanlının edeb, irfan ve malûmatını da şu sahnede anlatıyor:
“... Hüseyin Efendi yeni çubukdarına bağlanıverdi. Duvarlar namlı hattatların elinden çıkmış kıymetli levhalarla doluydu. Bunların içinde büyük bir levha ise acemi bir elin yazısı olduğu halde efendinin hemen baş ucuna asılmışdı. Tayyarzâdenin gözü o levhaya takıldı. Hüseyin Efendi:
— Bakînin en sevdiğim beytidir... gümrükde genç kâtiblerden biri yazmışdır, yazıda halâvet yok ama gönülden kopma hediye olduğu için başkaca üstâda yazdırmak istemedim... dedi.
“Tayyarzâde yüzü utancından kızararak:
— Efendim sultânım... yanılmıyorsam ikinci mısraı hatalı yazılmış... dedi.
“Hüseyin Efendi o beyti bakarak okudu ve bir hatâ göremedi:
Yâ Rab ne vâdîdir bu kim can teşnedir, cânan teşne
— Hatâ nerede?... diye sordu.
“Tayyarzâde hâfızasından okudu:
Yâ Rab ne vâdidir bu kim can teşne, cânan teşnedir.
“Bâkî Divânı sedirde yastık üzerinde duruyordu. Efendi hemen kitabı alıp açdı, mısra delikanlının okuduğu şekilde idi. Kültürünün bu aydın gösterisi, Hüseyin Efendinin gözlerinde dilber çubukdarını bir kat daha güzelleştirdi.
“Gümrükçü duvarda başka bir levha gösterdi:
— Oğlum... bak şu yazının güzelliğine... beyit de güzel... fakat kimin eseridir bilemedim... tamâmına da bir yerde rastlamadım... dedi.
“Tayyarzâde utana sıkıla:
— Efendim... bu ilâhinin güftesi Şeyh Abdülahad Nuri Efendinin, bestesi de Habib zade Hasan Çelebinindir, râst ilâhidir.. tamamı hâfızamdadır.. dedi ve güzel sesi ile okudu:
Aşkınla cihan besle, lütfeyle inâyet kıl
Derdinle bu can haste, lütfeyle inâyet kıl
Âşıklara ihsan et, derdlilere derman et
Vuslat yolu âsân et, lütfeyle inâyet kıl.
“Hüseyin Efendi artık kendisini tutamadı, hemen yerinden kalkarak delikanlının güzel başını elleri arasına aldı: — Tayyarzâde!... âferinler irfânına tahsiline, üstâdına!... diyerek onu gözlerinden öpdü... (R. E. Koçu, Tayyarzüde Mehmed, Ulus Gazetesi, Ankara).
Aşağıdaki manzûme, bilâhare Bahâriyeye nakledecek olan Maçka Melevihânesinde (B.: Beşiktaş Mevlevihânesi, Bahâriye Mevlevîhânesi Çırağan Sarayı) şeyh dairesinde çubukdarlık yapan genç ve dilber bir derviş şânında Tophâne ketebesinden Üsküdarlı halk şairi Âşık Râzi tarafından yazılmışdır:
Her tavru edâsı bıçkın nigâhı
Ol kaddi şemşâdı çeşmi siyâhı
Çubukdar civanı Allah aşkına
Sevse ger bir kişi var mı günâhı
Tiri müjgânı hem gamzei fettan
Ucundan uşşakın feryâdü âhı
Çatmış ebrûlerin hançer misâli
İşmar mıdır yoksa eğri külâhı
Zenciri zülfünde dîvânesinin
Pâyin bûs eylemek ikbâlü câhı
Reyhan kâkülünden billûr topuğa
Mümkin midir tasvir çubukdar şâhı
Usşâkın lûlei çeşmesine şûhun
Tütündür perçemi benden güvâhi
Koyar hem çapkının gül ruhlerinden
Âteşi şems ile şûlei mâhı
Bendesi Hazreti Mollaayı Rûmun
Olmuşdur lânesi Maçka Dergâhı
Tennûrei beyzâ içre şebçırağ
Dervişânın râhi aşkda hemrâhı
Ayinei sâfı sînei mâşuk
Terbiye eylemiş nice gümrâhı
Aşk ile meşk olur dimişler yâhû
Olmuş kalenderlik sırrın âgâhı
Mesnevîden etmiş taallümü aşk
Avam okur iken kitâbı bâhı
Kendû gibi güzel ismin söylemem
Dillere düşürmem ismetpenâhı
Tayyarzâde Mehmed Gümrükçü Hüseyin Efendi huzurunda
(Sabiha Bozcalının kompozisyonu)
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080199
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4136-4139
Note
Image: volume 8, pages 4136-4139
See Also Note
B.: Beşiktaş Mevlevihânesi, Bahâriye Mevlevîhânesi Çırağan Sarayı
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.