Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇUBUK
“İnce ve uuzn değnek; düz dal” (H. Kâzım, Büyük Türk Lûgatı). Sigara kâğıdı kullanılmasından önce, tütünün lüle içinde yakılarak, dumanının içi oyulmuş bir çubuk ile içildiği devirde o çubuklara “tütün çubuğu” ve ekseriya sâdece “çubuk” denilirdi; dolayısı ile tütün içmeye “çubuk içmek”, tütün ikramına “çubuk ikram etmek”, “çubuk çıkarmak”, “çubuk vermek” denilirdi.
Tütün çubuğu üç parçadan mürekkebdir: 1 — Tütünnü konduğu lüle; 2 — İçinden dumanın çekildiği ince ve dümdüz ağaç dalından gövde kısmı; 3 — Ağıza gelen kısmı, ağızlık, İmame.
Tütün içme vasıtası anlamında “Çubuk”, ancak lülesi ve imâmesi ile tamamdır; lülesiz ve imâmesiz gövde kısmı, içi oyulmuş çubukluk bir daldan ibarettir; onun içindir ki çubuk, tütün çubuğu denilince, lülesi, gövdesi ve imâmesi ile bir bütün hatırlanmalıdır.
Memleketimizde tütün içme tiryakiliği on yedinci asır başında, Birinci Sultan Ahmed devrinde, 1605 - 1606 arasında başlamışdır ve ayak takımından en yüksek, kibar tabakaya varınca o kadar süratle yayılmışdır ki, 1633 de, ancak 28 sene sonra Sultan Ahmedin üçüncü halefi ve oğlu Dördüncü Sultan Murad zamanında ilk ve cezâsı yakalandığı anda idâm olmak üzere çok şiddetli tütün yasağı çıkdığında ölüm göze alınmış, tütün - çubuk içilmişdir (B.: Tütün; Cibâli Yangını - 1633, cild 7, sayfa 3555); o a...
⇓ Read more...
“İnce ve uuzn değnek; düz dal” (H. Kâzım, Büyük Türk Lûgatı). Sigara kâğıdı kullanılmasından önce, tütünün lüle içinde yakılarak, dumanının içi oyulmuş bir çubuk ile içildiği devirde o çubuklara “tütün çubuğu” ve ekseriya sâdece “çubuk” denilirdi; dolayısı ile tütün içmeye “çubuk içmek”, tütün ikramına “çubuk ikram etmek”, “çubuk çıkarmak”, “çubuk vermek” denilirdi.
Tütün çubuğu üç parçadan mürekkebdir: 1 — Tütünnü konduğu lüle; 2 — İçinden dumanın çekildiği ince ve dümdüz ağaç dalından gövde kısmı; 3 — Ağıza gelen kısmı, ağızlık, İmame.
Tütün içme vasıtası anlamında “Çubuk”, ancak lülesi ve imâmesi ile tamamdır; lülesiz ve imâmesiz gövde kısmı, içi oyulmuş çubukluk bir daldan ibarettir; onun içindir ki çubuk, tütün çubuğu denilince, lülesi, gövdesi ve imâmesi ile bir bütün hatırlanmalıdır.
Memleketimizde tütün içme tiryakiliği on yedinci asır başında, Birinci Sultan Ahmed devrinde, 1605 - 1606 arasında başlamışdır ve ayak takımından en yüksek, kibar tabakaya varınca o kadar süratle yayılmışdır ki, 1633 de, ancak 28 sene sonra Sultan Ahmedin üçüncü halefi ve oğlu Dördüncü Sultan Murad zamanında ilk ve cezâsı yakalandığı anda idâm olmak üzere çok şiddetli tütün yasağı çıkdığında ölüm göze alınmış, tütün - çubuk içilmişdir (B.: Tütün; Cibâli Yangını - 1633, cild 7, sayfa 3555); o amansız yasak devrinde yazılmış aşağıdaki beyit o devrin rind meşreb şeyhülislâmı ve asrının büyük şâiri Yahya Efendinindir:
Duhan içüb o şehle, dimeyin râyegândır bu
Virin biçâreler can nakdini, resmi duahandır bu
Zerâfetini zedelemeden bugünkü dile şöylece çevirebiliriz: “O güzeller şâhı ile tütün içmek bedava, kolay değil, tütün vergisi olarak can kondu, verin biçâreler!...”
O asrın, o devrin adamı olan müverrih Peçevili İbrahim Efendi ilk tütün, çubuk tiryakilerini şöyle tasvir ediyor:
“Ehli keyf mübtelâsı oldu, giderek keyf ehli olmayanlar da kullandılar, hattâ kibar ulemadan ve devlet ricâlinden niceleri ol ibtilâya uğradı. Kahvehânelerde erâzil ve evbâşın tütünü kesreti istimâlinden kahvehâneler gök duman olup içinde olanlar birbirin görmemek mertebelerine vardı. Sokaklarda ve pazarda dahi lüle ellerinden düşmez oldu, birbirinin yüzüne gözüne püf püf diyerek sokakları mahalleleri kokuttular...”
O ilk tiryâkilerin ellerindeki lüle değil, lülesi olan çubukdur, fakat yukardaki satırlar ilk tütün salgınına nisbetle o kadar tâzedir ki, Peçevili henüz çubuk kelimesini kullanmıyor.
Çubuk önce ikiye ayrılır: 1 — Kahvehânelerde ve evlerde kullanılan çubuklar. Gövde kısmı uzundur, 2-2,50 metre boyundadır; yekpâre olanları, birbirine geçme bir kaç parçadan mürekkeb olanları vardır; lüle yerde, takatuka (küllük) denilen bir tabla üstünde durur (B.Takatuka); lüleye doldurulan tütünü kahvehânelerde ateş oğlanları, evlerde çubukdarlar ateşler. Çokça tütün almak, içim keyfinin de sürekli olması için bu çubukların lüleleri de büyük olurdu. 2 — Tiryakilerin dilediği yerde, ve hattâ sokakda tütün içmeleri için üzerlerinde taşıdıkları çubuklar; gövde kısmı kısa, en çok 30-40 santim boyunda, lülesi de taşımasını kolaylaştırmak için küçük olurdu; bir torbacık içinde kuşak kıvrımına sokulup taşınır ve aynı bir kese içinde bulunan tütün dolduruldukdan sonra, kav ve çakmak ile, tiryâkinin kendisi tarafından ateşlenirdi.
Çubukların ikinci tasnifi kullananların içtimaî seviyesine göredir; ayak takımının, avamın, esnâfın, orta tabakının, âyân, eşraf, devlet ricâlinin, vezirlerin ve nihâyet padişahların çubukları, lülesi ile, gövdesi ile, ağızlığı, imâmesi ile elbetki çok farklı olmuşdur; lülesi ap ayrı bir sanat eseri, gövdesi ve imâmesi altın çenberler, elmas, yakut, zümrüt, vesair kıymetli taşlarla müzeyyen murasâ çubuklar yapılmışdır. Bu yolda öylesine i leri gidilmiştir ki, kibar ve ricâlin çubuk nümayişleri devletçe israf, sefâhet telâkki edilmiş, ve hicrî 1195 yılında (1781) Birinci Sultan Abdülhamid Sadırâzam İzzet Paşaya gönderdiği bir hattı hümâyun ile murassâ çubuk yapılmasını, satılmasını ve kullanılmasını yasak etmişdir; hatti hümayunun bugünkü dile çevrilmiş sûreti şudur: “... bir kaç seneden beri tütün çubukları imâmelerine altın kakmalar yapmakda ve çeşitli cevâhir taşları konulmakda, çubuklar üçer beşer yüz kuruşa satılıp alınmaktadır... hilâfı şeri şerif israfdır... bundan sonra çubuk imâmelerine altun kakılmayacak, bir tek cevahir taş konmayacakdır, öyle çubukların satışını ve kullanılmasını yasak ettim, lâzım gelenlere tenbih et, yasağı dinlemiyenleri de te’dib ve terbiye et...”
Topkapusu Sarayı Müzesinin hazine kısmında pek zengin bir murassâ çubuklar koleksiyonu vardır.
Tütün tiryakiliği kadınlar arasında çok yaygın olmuşdur, öyle ki türk İstanbulun harem hayatı üzerine resimler yapan Avrupalı ressamlar kadınları umumiyetle rehâvet içinde uzanmış, nargile yâhud çubuk içer vaziyetde tahayyül etmişlerdir. Kadın çubukları da aynı olmuşdur, şöyle ki lüleleri, bilhassa çiçek kabartmalarla, âdeta küçücük bir çiçek demeti ile süslenmiş, imâmeler de, hanım ağzına uygun, gaayet küçük olmuşdur.
Kahvehânelerle meskenlerden başka, hamamlarda da çubuk takımları bulundurulmuşdur, ve hamamlarda ateş oğlanlığı, çubukdarlık vazifesini mahbub tâze dellâklar, dellâk şâkirdleri görmüşdür.
Çubuk içmek, misafire, kahvehâne ve hamamlarda müşteriye çubuk çıkarmak, vermek kendine mahsus merâsimle olmuşdur; M. Zeki Pakalın “Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri” isimli eserinde bu merâsimi şöyle kaydediyor:
“Saraylarda ve büyük konaklarda çubukçu başılar, çubuk ağaları vardı, bir de ateşçi bulunurdu. Çubuk içileceği zaman ortaya evvelâ, şimdiki sigara tablalarının gördüğü işe yarayan gümüş veya pirinçten takatuka adı verilen büyük tabla konulur, sonra çubukçu lüleleri tütün doldurulmuş çubukları getirir, lüleleri takatukaya koyarak çubuğu misafirlere verirdi, öyle ki çubuğun imâmesi içecek olanın ağzı hizasına gelirdi; çuubk içecek kimse tarafından sol el (?) ile tutulurdu. Sonra (bir zincire asılı ve zincirden tutulan) küçük bir mangal ile ateşçi gelir, çubukçu küçük bir maşa ile birer (köz) ateş alıp lülelere koyardı.”
Konaklarda, evlerde kahvehânelerde, hamamlarda misafir ve müşterilerin içtimaî mevkiine göre çeşidli çubuklar çubukluk denilen dolablarda muhafaza edilirdi (B.: Çubukluk); konaklarda da çubukluk “Çubuk Odası” denilen bir odada dururdu (B.: Çubuk Odası).
Çubuk lüleleri pek çeşidli şekillerde yapılmışdır; lülecilik, küçük güzel sanatlar arasında bir iş olmuşdur (B.: Lüle, Lüleciler).
Çubukların gövde kısımları umumiyetle yâsemin ve kiraz dallarından yapılmışdır; gül ağacından ve pelesenkden yapılanlar da vardır, ekseriyâ bir kaç parçadan mürekkeb olarak fildişinden de yapılmışdır.
İmâmelerde hemen dâima sarı, kırmızı veya siyah kehrübâ kullanılmışdır.
Tütün el ile kıyılarak hazırlanılırdı, kibar tiryakiler kendi zevklerine göre tütün harmanları yapdırırlardı; bu gibilerin hususî çubuklarını ve tütünlerini çubukdarları, velinimet nereye giderse, peşine takılıp götürürdü (B.: Çubukdar).
Harcı âlem çubuk ve sâdece lüle satan seyyar satıcılar ekseriya bekâr hanları ve bekâr odaları kapılarında dururlardı; müverrih Naimâ Efendi hicrî 1064 (milâdî 1654) yılı vekayii arasında şu fıkrayı kaydediyor: “Yeniçeri ağası Gürcü Kenan Paşa, ki gençliğinde Duducu Hasan Paşanın kölesiydi, bir tuvana adamdı. Şehirde türlü rezâlet, ahlâksızlığın haddi payânı yok iken tütüncü dükkânlarını basar, tütünleri yakıp tütün içenlere aşırı dayak atardı. Kol gezerken Sultanahmed Camii yanındaki Sipahiler Hanına uğradı. Ulûfe almak için İstanbula gelmiş kapukulu sipâhilerinden bâzılarını han önünde çubuk içerken gördü, dayak atmak için tutmak istedikde sipahiler han içine kaçdılar, öcünü han kapusunda tütün, lüle ve çubuk satan fukaradan almak onların mallarını yakmak istedikde, handaki sipahiler ellerine birer değnek kaparak handan boşandılar ve ağanın yanındaki yeniçerilerle bir döğüşe kapışıp yeniçeriağasını kaçırddılar ve ardlarına düşüp koldaki yeniçerilerden bir kaçına muhkem dayak çekdiler...”
Dükkânların, kayıkhânelerin üstündeki odalarda yatıp kalkan bekâr uşakları gece yataklarında da çubuk içerler ve çubuklar ateşli iken uyurlar, devrilen çubuk yorganı, şilteyi tutuşdururdu ki, bu yüzden İstanbulda pek çok yangın çıkmışdır; hattâ cehennemî bir ateş âfeti olan ve İstanbulun dörtte üçünü kül eden hicri 1070 (milâdî 1660) Ayazmakapusu yangını, Ahi Çelebi camii civarında kale duvarı dışında bir tütün içici bekâr uşağı yaramazın çubuğundan çıkmışdı (B.: Ayazmakapusu Yangınları, cild 3, sayfa 1512).
Kahvehâne peykesinde çubuk keyfi
(Resim: Sabiha Bozcalı)
Hamam peykesinde çubuk keyfi
(Resim: Sabiha Bozcalı)
Sokakda tütün içen İstanbullu genç
(Bir XVII. asır gravürü)
Sokakda tütün içine İstanbullu kibar delikanlı
Elinde yelpâze ve kolunda tütün kesesi
(Resim: Sabiha Bozcalı)
Theme
Other
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080196
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Sabiha Bozcalı
Description
Volume 8, pages 4133-4136
Note
Image: volume 8, pages 4133, 4134, 4135
See Also Note
B.: Tütün; Cibâli Yangını - 1633, cild 7, sayfa 3555; B.Takatuka; B.: Çubukluk; B.: Çubuk Odası; B.: Lüle, Lüleciler; B.: Çubukdar; B.: Ayazmakapusu Yangınları, cild 3, sayfa 1512
Theme
Other
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.