Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇÖPCÜ, ÇÖPÇÜLER
Yakın geçmişin tâbiri ile “Tanzîfât Amelesi”, zamanımızın resmî kaydı ile “Temizlik Amelesi”, İstanbul Belediyesinin müstahdemleri olarak bu ameleye verilen Çöpcü adı, halk ağzının kullandığı, dolayısı ile basının da benimseyip kullandığı isimdir.
İstanbulun Belediye işlerine İstanbul Kadılığı, asâyiş ve inzibâtına da Yeniçeri Ağalığı ve Yeniçeri Kollukları tarafından bakıldığı eski teşkilât devrinde, büyük şehrin temizlik âmiri, Yeniçeri Ocağından “Çöplük Sübaşısı” denilen bir zâbit idi (B.: Çöplük Sübaşısı).
Belediye mektubcusu değerli bilgin merhum Osman Nuri Ergin (B.: Ergin, Osman Nuri) “Mecellei Umûri Belediye” ismindeki büyük eserinde (1922) “Tanzifât” başlıklı kısmında şu malûmatı veriyor:
“Tâhirsübaşı (Temiz, Temizlik Sübaşısı) adı da verilen Çöplük Sübaşıları, İstanbul Sokaklarında birikmiş olan süprüntüleri, yıllık bir para alarak arayıcı denilen esnafa ihâle ederlerdi. Bunlar İstanbulda evler ve sokaklarda birikmiş ne kadar süprüntü, çöp varsa, zenbillerle toplayıp taşıyarak deryâ kenarına götürürler ve orada tekneler içinde yıkayarak içinden para ve para edecek şeyleri arar, toplar ve bulduklarını erbâbı bu esnafa götürüp satarlardı (B.: Arayıcı Esnafı).
“Arayıcıların son zamanlara kadar sokak sokak dolaşub evlerden çöp aldıklarını yaşlı kimseler hâlâ tahattur etmekt...
⇓ Devamını okuyunuz...
Yakın geçmişin tâbiri ile “Tanzîfât Amelesi”, zamanımızın resmî kaydı ile “Temizlik Amelesi”, İstanbul Belediyesinin müstahdemleri olarak bu ameleye verilen Çöpcü adı, halk ağzının kullandığı, dolayısı ile basının da benimseyip kullandığı isimdir.
İstanbulun Belediye işlerine İstanbul Kadılığı, asâyiş ve inzibâtına da Yeniçeri Ağalığı ve Yeniçeri Kollukları tarafından bakıldığı eski teşkilât devrinde, büyük şehrin temizlik âmiri, Yeniçeri Ocağından “Çöplük Sübaşısı” denilen bir zâbit idi (B.: Çöplük Sübaşısı).
Belediye mektubcusu değerli bilgin merhum Osman Nuri Ergin (B.: Ergin, Osman Nuri) “Mecellei Umûri Belediye” ismindeki büyük eserinde (1922) “Tanzifât” başlıklı kısmında şu malûmatı veriyor:
“Tâhirsübaşı (Temiz, Temizlik Sübaşısı) adı da verilen Çöplük Sübaşıları, İstanbul Sokaklarında birikmiş olan süprüntüleri, yıllık bir para alarak arayıcı denilen esnafa ihâle ederlerdi. Bunlar İstanbulda evler ve sokaklarda birikmiş ne kadar süprüntü, çöp varsa, zenbillerle toplayıp taşıyarak deryâ kenarına götürürler ve orada tekneler içinde yıkayarak içinden para ve para edecek şeyleri arar, toplar ve bulduklarını erbâbı bu esnafa götürüp satarlardı (B.: Arayıcı Esnafı).
“Arayıcıların son zamanlara kadar sokak sokak dolaşub evlerden çöp aldıklarını yaşlı kimseler hâlâ tahattur etmektedirler. Hattâ 1285 de (1868) Belediye Dâireleri açıldığı sırada arayıcı esnâfının mevcud bulunduğu, o zaman Zabtiyeden Şehir emânetine devr olunan “Tersâne Amele Bedeliyesi” veren esnaf listesinde bunların da adının bulunması ile sâbittir. O zamanları idrâk etmiş olanların ifâdesine nazaran arayıcılar:
— Çöp çıkaram... avâzesi ile sokaklarda dolaşır, evlerin kapularını çalarak aldıkları çöpleri arkalarındaki küfelere yükleyerek götürürlermiş. Bu arayıc ı- çöpçüler de, lâğımcılar gibi, ekseriyet ile ermeni imişler.
“O eski devirde İstanbulda meydanların muayyen zamanlarda gayri müslimlere temizlettirildiği, caddelerin de yeniçeriler tarafından süpürüldüğü ve mahalleler arasındaki sokakların mahalle halkı tarafından temizlendiği vesikalardan anlaşılmaktadır. Saray da da Bostancı teşkilâtının dış hizmet ocakları arasında (B.: Bostancı Ocakları) Mezbelekeşan Ocağı adı ile bir çöpçü takımı vardı. Bu konuda mühim vesikalar şunlardır ki İstanbul Kadısına gönderilmiş fermanlardır:
H. 993 (M. 1585) tarihli ferman:
“... Bayazıd Meydanı ayda iki defa temizlenmekde iken son zamanlarda ihmal edilmiş. Çöplüksübaşısı geldikde eskiden nasıl ola geliyorsa yine öylece süpürtülüp temizletilmesi...”
H. 1107 (M. 1695) tarihli ferman
“... sokak ve mahallelerin dâimâ temiz tutulması gerekirken ihmâl edilmiş ve bâzı yerlerde çöpler yığılmışdır. Sübaşı ve asesbaşıya tenbih olunmuşdur, siz de halka tenbih edin, mahaleler arasındaki mezbeleleri kaldırıp denize atsınlar, ve sokaklar gereği gibi temizlensin. Bundan sonra her kimin dükkânı önünde veya mahalle arasında süprüntü görülürse dükkân sahibi ve mahalle halkı cezalandırılacakdır...”
H. 1107 (M. 1695) tarihli ferman:
“... mahalle içlerindeki sokakların, cami ve mescid avlularının, çarşı ve pazar boylarının temizliğine dikkat edilmesi, mahalle imamlarına, mütevellîlere, esnaf kâhyalarına bir kaç sefer tenbih edildiği halde ihmal edilmektedir; tekrar muhkem tenbih edin, bundan sonra, sokaklarda, cami ve mescid avlularında ve çarşılarda pazarlarda süprüntü, lâşe görülürse mahalle imamları, mütevellîler ve esnaf kâhyalarının hakkından gelinecekdir...”
H. 1131 (M. 1719) tarihli ferman
“... bundan önceki fermanlarımıza rağmen, İstanbul pislik içindedir, anlaşılıyor ki halk bu şehrin temizliği ile ilgili değil... her mahaleye ve çarşı boylarına tahammülü ölçüsünde süprüntücüler tâyin olunsun, onlar temizlesin ve süprüntücülerin ücretleri de mahalle halkı ile çarşılıdan alınsın (Büyük vezir Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın kurmak istediği bu ilk çöpçü teşkilâtı maalesef tahakkuk edememişdir; B.: İbrahim Paşa, Nevşehirli, Dâmad). ve bu ücretler her ay toplansın. Süprüntücüler işlerini ihmal ederler ise küreğe konulsunlar...”
H. 1218 (M. 1804) tarihli ferman
“... sokaklar, çarşı boyları öylesine pislik içindedir ki gençlerin üstü başı berbad oluyor, ve şehir pis kokuyor. İmamlar vasıtası ile halka ve kâhyalar vasıtası ile esnafa kesin olarak tenbih edilsin, herkes evinin ve dükkânının önünü, sokağını temiz tutmaya mecburdur, sokaklara süprüntü, hayvan ölüsü, pis sular atılmasın, dökülmesin. Bu ferman riâyet edilmezse, halk ve esnaf değil, onların nâzırı olan mahalle imamları ve esnaf kâhyaları mesul tutulacaktır. İstanbul Kadısı olarak siz de bu hususta çok dikkatli olun...”
H. 1227 (M. 1812) tarihli ferman
“... şehrin temizliği yine ihmal edilir olmuş- sokaklara ve çarşı boylarına süprüntü, hayvan ölüleri ve pis sular atılıp dökülüyor. Mahalle imamlarına ve bekçilere şiddetli tenbihde bulunan, temizlik işini ihmal ederler ise ağır ceza göreceklerdir...”
H. 1228 (M. 1813) tarihli ferman
“... şehrin temizliği ihmal ediliyor, sokaklara ve çarşı boylarına süprüntü, hayvan ölüleri, pis sular atılıp dökülüyor. Tenbihler dinlenmiyor ve bu pislik, taaffün sârî hastalıklara sebep oluyor (İstanbulda 1227 - 1812 de müthiş bir vebâ salgını olmuşdur). Mahalle imamlarını, esnaf kâhyalarını ve yiğitbaşılarını huzurunuzda toplayınız, kafalarının alacağı şekilde anlatınız ki temizlik işine dikkat etmedikleri takdirde çok ağır ceza göreceklerdir. Sokaklar, çarşılar, dükkân, ev, han önleri temiz tutulacakdır...”
“Yukarıda kısaltılmış örnekleri görenler fermanlar pek çokdur. Sokaklarda köpek ve kedi ölülerin yattığından bahsedilir; o eski devirlerde İstanbulun şimdikine nisbetle çok daha pis olduğunda şüphe yoktur. Lâğımsız, kaldırımsız, dar ve iğribüğrü sokakları güneş ışığından mahrum bir şehirde temizlik olamaz. “On üçüncü asrı hicride İstanbul Hayatı” muharriri Balıkhâne Nâzırı Ali Rıza Bey şöyle diyor:
“... yakın zamanlara kadar İstanbul evleri ahşab ve kısmı küllisi boyasız, boyalı olan bâzı büyük konaklar da aşırı boyası ile mülevven ve üzeri çamur kuruları ile mülevves olub evler birbirine yapışık ve basık girintili çıkıntılı şeylerdi, içlerinde fâreler, sansarlar mekân tutmuştu. Evlerin avluları loş, ıslak, sulucanlı olub sokaklara çirkâb sızardı. Sokaklarda duvar diplerinde süprüntü, kedi ve köpek ve fâre lâşeleri, arsalarda virânelerde übek übek kazurât, gelip geçtikçe istikrah etmemek mümkin olamazdı. En işlek caddeleri dahi o kadar dar idi ki karşılıklı damdan dama kediler atlardı...”
“H. 1242 (M. 1827) de İhtisab Nâzırlığı kuruldu, Belediye işleri İstanbul kadılığından bu nazırlığa devredildi, dolayısile de temizlik işleri ile ihtisab nazırlığı meşgul oldu. 1276 (M. 1859) da ihtisab nâzırlığı lâğvedilince temizlik işleri, o tarihde kurulan Zabtiye Müşürlüğüne verildi. 1285 de (M. 1868) ilk belediye nizamnamesi yapıldı ve İstanbulun temizliği belediye vazifeleri arasına girdi. Yeniden tanzîfat memurları tayin edildi, tanzîfat arabaları yapdırıldı. Bu sûretle İstanbulda ilk çöpçü teşkilâtı kuruldu.
“Operatör Cemil Paşanın (B.: Topuzlu, General Cemil) ilk şehir eminliği zamanında bir “Nezâfeti Fenniye Müdürlüğü” kuruldu, tanzîfat müfettişliği tâyin edildi; sokaklar geceleri yıkanıp temizlenmeğe başlandı, hayvanla çekilir çöp arabaları, onlar için ahırlar yapdırıldı; İstanbul ağır masrafla ilk defa ciddî ve fennî temizlik gördü, ki ilk Nezâfeti Fenniye Müdürü mühendis Salâhiddin Beyin bu hususda büyük hizmeti, himmeti görülmüşdür.
“Birinci Cihan Harbi felâketi bu yenilikleri alt üst etmiş, arozözlere ve hayvanlara ordu tarafından el konmuş, genç amele de askere alınarak tanzifat işi kadınlara ve çocuklara kalmış, Cemil Paşanın binlerce lira sarfı ile kurduğu teşkilât mahvolmuştu.
“Mütârekeden sonra Cemil Paşanın ikinci defa şehir eminliğine (Belediye başkanlığında) tanzîfat işleri ile tekrar, ciddî surette uğraşıldı. Her türlü noksanlar hazırlanıp tamamlandı ve Dr. Vedi Bey isimde yorulmak bilmez bir zât Nezâfeti Fenniye Müdürlüğüne getirildi. İstanbul sokakları temizlendi ise de bu yolda yapılan masraf Şehiremânetini (Belediyeyi) iflâsa mahkûm etti. Çünkü, tanzîfat resmi olarak İstanbul halkından senede ancak 50.000 lira toplanabiliyor, bu parayı da, Şehiremâneti istikrazına karşılık olarak mâliye nezâreti alıyordu, halbu ki Şehiremâneti her sene tanzîfat işlerine 400.000 - 500.000 lira sarfediyordu. Bu duruma ne kadar dayanabilecekdir, bilinemez” (Osman Nuri Ergin, Mecellei Umûriye Belediye, 1922).
Osman Nuri Ergin yukarıdaki tarihçede, tahminen 1690 ile 1840 arasında bir buçuk asır İstanbulun temizlik işlerinde kullanılmış külhanbeylerine kaydetmemişdir (B.: Külhanbeyleri).
Cumhuriyet devrinde İstanbulun temizlik işleri büyük, en büyük meselelerinden biri olarak tekrar ele alındı. Bu ağır iş İstanbul Belediyesinin Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından düzenlenir ve çevrilir; eski “Tanzifat amelesi” ve halk ağzında ve basında kullanıla gelen “çöpçü” tâbirleri yerine bu müdürlüğün resmî kayıdlarında “Temizlik İşçisi” ismi kabul edilmişdir. Temizlik İşleri Müdürlüğü teşkilâtı ve çöpçülerin ahvâli hakkında yazı olarak sorduğumuz sorular, bu satırların yazıldığı sırada Belediye Temizlik İşleri Müdürü bulunan Faruk Canıtez tarafından, aydın adama yakışan bir sağ duyu ile gereği gibi cevablandırılmışdır; aşağıdaki notları o yazıdan naklediyoruz:
“1964 yılında İstanbul Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü kadrosu 37 maaşlı memur, 502 ücretli müstahdem ve 2317 işçi (çöpçü) olmak üzere 2856 kişi idi.
“Müdürlük İstanbulun temizlik işlerini 4 ana esasda ele almışdır: 1 — Cadde ve sokakların temizlenmesi; 2 — Temizlenmiş caddelerden çöpleri toplama, taşıma; 3 — Çöplerin imhâsı, 4 — Kar temizliği.
“Bu işleri görmek için 2110 işçi (çöpçü), 110 amelebaşı, 25 postabaşı, 12 grupbaşı kullanılmaktadır.
“Temizlik işlerinde kullanılmak üzere Belediyenin 207 motorlu vâsıtası vardır, bunların 100 tânesi dâimâ hâli faaliyettedir. Ayrıca 174 atlı çöp arabası çalıştırılmaktadır.
“Müdürlüğün 1964 yılı bütçesi 15,833,272 liradır; maaş ve ücretler hâric bunun 6,398,272 lirası şehir temizliğine sarfedilir.
“Temizlik işçinin (çöpçülerin) aylıkları ilk sene için 360 liradır; sonra 425 liraya yükseltilir.
“En genç temizlik işçisi (çöpçü) 18 yaşındadır, bu yaşdan küçük olanlar ise alınmaz; yaş haddi yoktur, çalışacak kudreti olan çalışır.
“Emrinde bulundukları Belediye Şubeleri müdürlüklerinde koğuşları (yatakhâneleri vardır, bunlardan Fatih, Eminönü, Kadıköy, Üsküdar, Beyoğlu ve Şişli koğuşlarında hamam, berber, terzi ve saraçlar vardır.
“Temizlik işçileri (çöpçüler) ekseriyetle Kastamonu, Çorum, Sivas ve Tokad vilâyetleri halkındandır; hemşehrileri delâleti ile İstanbula bu işde çalışmak (çöpçülük) için gelirler.
“Bir işçiye (çöpçüye) senede 1 kat yazlık ve 1 kat kışlık üniforma-elbise (1 asker kesimi pantalon ile bir montgomeri biçimi bluz-ceket), 2 çift postal, 1 muşamba verilir; elbiseleri muhtelif beden numaraları üzerinden münakasa ile diktirilir.
“İşçi (çöpçü) üniformalarında (Bluz-ceketde ve şapkada) Belediye Encümenince kabul edilmiş alâmetler bulunur (Bluzun sol göğüsü üzerine dikilmiş madenî bir plâk üzerinde Belediye Dâiresinin adı ile çöpçünün numarası yazılıdır).
“İşçiler (çöpçüler) günde 8 saat çalışırlar, haftada 1 gün ve senede 15 gün izinleri vardır.
“Çarşı boyları, pazar yerleri, haller ve civârı temizlik işleri teşkilâtını en çok yoran yerlerdir (Buralarda halk, esnaf çöpçüye yardımı, yerinin temizliğini kendi vazifelerinden biri bilecek yerde, bilâkis sokakları, caddeleri, dükkân önleri durmadan zâlimâne telvis etmektedir. Belediye emri geerğince bir çöp kabı bile bulundurmaz; küstah bir nahvet ile çöpçüyü kendi uşağı zanneder, halbuki kendi uşağı dahi olsa öylesine pervâsız kirletme cevri karşısında tahammül etmez ve kaçar. Çöpçünün feryâd ettiği en mülevves semtlerin başında Eminönü ve civârı, Hal ve civarı ve Küçükpazardır. İstanbul Ansiklopedisi).
“Şehrin temiz tutulması hususunda Belediye Zâbıtası Talimatnâmesinde cezaî müeyyideler vardır, tatbiki hâlinde müessir olacağı muhakkakdır.
“Toplanan çöpler imhâ sahalarına götürülür, bu sâhalar İstanbul cihetinde Habibler Köyü civârında; Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş ve Sarıyer bölgelerinde Levendde, Anadolu yakasında da Merdivenköyündedir. Çöpler denize dökülmez, buldozerler vâsıtası ile üzerlerine toprak atılarak karada imhâ edilir” (eylül 1964).
İstanbulun temizlik işleri, çöpçüler İstanbul basınında sık sık acı tenkid konusu ola gelmişdir; çöpçüler karikatüristler için de İstanbul Belediyesine batıran bir nükte iğnesi olmaktadır. Fakat insâf ile düşünmelidir ki, şehir, plânsız olarak durmadan genişlemekde, büyümektedir ve halk, bir büyük şehrin hemşehrilik sorumluluğunu idrak etmemişdir; büyük şehirde çoban hürriyeti ile yaşayanlar milyona yakındır; öyle ki, İstanbulun lâyık olduğu günlük temizliği temin için İstanbulda yaşıyan en azından yarım milyon vatandaşın peşine yarım milyon çöpçü takmak lâzımdır; bir terbiyesizin, bir yobazın Galatadan aldığı 1 kilo incir Köprüyü boydan boya kayağan, cıvık incir kabuğu ile telvîs eder. Şehrin en büyük postahanesi önünde leke sabunu satan bir serserî, azıcık konakladığı o noktadan sabunlu bir çirkef bırakarak def olur.
İstanbul çöpçüleri, istisnâsız diyar garibi bekâr uşaklarıdır; röportaj yazarları için çöpçülerin hayatı çâzib bir konu olmuşdur; aşağıdaki satırları Metin Sosyalın “Gaaye para biriktirip köyden düzgün bir kız almak” başlığı altında Hürriyet Gazetesinde çıkmış (23 Ağustos 1964) bir makaalesinden alıyorz:
“Çöpçü Sadık, Çöpçü Kadır, Çöpçü Mehmed...
“Üçü de karayağız köy delikanlısıydı. Erkek adam, mert adam ama rüzgârın yol ortasında savurduğu buruşuk bir kâğıt parçası gibi sürüklenip, taşı toprağı altındır diye İstanbula gelmişlerdi.
“Gelmişlerdi de ne olmuştu sanki? Çalı süpürgesi elde, faraş koltuk altında sokak sokak elâlemin artıklarını süpürüyorlardı. Daha doğrusu günleri, ayları, seneleri...
“Bu yaz sıcağında onların alınlarında beliren boncuk boncuk ter damlacıkları ekmek parası için değil, sırf evlenebilmek içindi. Evet, sırf evlenebilmek için...
“Reşâdiye’nin Çiftlik Köyünde Sâdık Güzel, koynunda sakladığı banka defterini gösterirken derin derin içini çekti:
— Yaz beyim, yaz... dedi, onüç aydır gurbetteyim ama, şuracıkta anca 852 lira yığabildim.. görüyorsun çöpçüyüz, lâkin her şey, köyden eli yüzü düzgün bir kız alma sevdası peşinde... kız babası dünyanın başlık parasını ister adamdan... bunu köyde bulup biriktirmeye imkân yok...
“Sadık Güzel 24 yaşındaydı. İstanbul’a geçen sene gelmişti. Köylüsünden birinin delâletiyle Belediyeye istida vermiş, neticeyi günlerce sabahçı kahvelerinde beklemiş, nihayet onu buraya, Eminönü Temizlik İşleri Âmirliğine çöpçü olarak almışlardı; devam etti:
— Ayda elime 260 lira temiz para kalır, kalır ama yemek için, gezip tozmak için mi, hayır...
“On üç aydır İstanbuldaydı, Çöp İskelesi ile Sirkeci’den başka yer bilmiyordu Gezip görememişti.
“Babası rençberdi, anası ve üç kız kardeşi de tarlada çalışıyorlardı.
“Üç kız kardeş.. Bunun ne demek olduğunu artık iyi biliyordu. Sözün kısası, üç kız kardeş demek,, çöpcü Sâdık gibi başlık parası uğruna gurbete çıkmış, çile dolduran üç köy delikanlısı daha demekti.
“Sâdık: — Bizim kaderimiz bu.. der gibi elini hafiften salladı. Sigarasından bir iki nefes çekti. Üçüncü içiyordu. Daha ucuzu olsa onu içerdi, tek kuruşu hesaplıydı. Kolay mı, köye en azından 5-6 bin lirayla dönmek lâzımdı. İşte o zaman evlenmeyi hak etmiş olur, dünürlerini kız evine alnı açık gönderebilirdi...
“Onlarla Temizlik Âmirliği binasının Mahfel dedikleri genişçe salonunda konuşuyorduk. Aralarında pek mahcub tavırlı, yanık tenli ve yüz hatlarında gurbetin yorgunluğu belli oluveren bir başka delikanlı:
— Ah!.. dedi, gurbet canıma tek eyledi...
“Kastamonu’nun Garıpça köyünden, adı Kadir Çelik... Belki hepsinden daha dertliydi. Tam sekiz sene önce düşmüştü gurbet ellere. Hem de nişanlanır nişanlanmaz. Sorduk. Hikâyesini şöyle anlattı:
— Biz beş kardeşiz beyim, benden başka hepsi baş-göz oldu; terhis olup köye geldiğim zaman “Seni de everelim” dediler... meğer komşu köyden, daha önce tasarladıkları bir kız varmış, uzatmayalım, söz kesildi, nişan takıldı ve ben sekiz senedir yüzünü bile görmediğim o kızı alabilmek için, yani babasının eline tıkır tıkır yedi bin lira sayabilmek için gurbette sürtüyorum...
“Bugüne kadar hemen hemen yapmadığı iş kalmamıştı ama en iyi çöpçülüktü. Zaten çöpçülerden çoğuna sorun, köyden kalkıp şehire gelirken ne türlü hayaller kurmuşlardır. Hattâ aralarında iyi iş tutmuş, hayalleri nispeten gerçekleşmiş olanları bile vardır ama, yatak parası, bir iki kap yemek, esvap, çamaşır, hamam... derken, kazandıkları parayı yetirememiş, nihayet çöpçülük yapmak için Belediyeye müracaat etmişlerdir. Çünkü Belediye esvap, çamaşır, postal verir. Yatmak için koğuş gösterir. Her övün karavana çıkar ve hamam parasızdır.” (Metin Sosyal, Hürriyet Gazetesi).
Bize tevdi edilmiş bir hâtıra-notda İstanbul sokaklarının temizlik işi üzerine şunlar yazılıdır:
“Arazözler çıkmadan önce İstanbulda caddeleri, yalın ayaklı, baldırı çıplak adamlar, tekerlekli ve mafsallı hortumlar vasıtasıyla, köşe başlarındaki Terkos yangın musluklarından aldıkları sularla sularlardı. Hürriyetin ilânından sonra operatör Cemil Paşanın şehreminliği zamanında caddeler her gece bol sularla yıkanır ve süpürülürdü.”
Yalın ayaklı tanzîfât amelesi, 1895-1900
(Resim: Fotoğrafdan S. Bozcalı eli ile)
Çöpçü tipi. 1946
(Resim: Hüsnü)
Çocuk çöpçü Kargılı Hüseyin, 1957
(Resim: S.Bozcalı)
Delikanlı Çöpçü, Reşâdiyeli Sâdık, 1964
(Resim: Hürriyet Gazetesinde bir resimden S. Bozcalı eli ile)
Çöpçü Karikatürü
— Belediye seçimi tozu dumana katacağa benzer
— Tabii, bizde temizlik hep böyle olur.
(Cemal Nâdir, Cumhuriyet Gazetesi, 1943)
Çöpçü Karikatürü
(Nehar Tüblek, Akbaba Mecmuası)
Çöpçü Karikatürü
(Nehar Tüblek, Akbaba Mecmuası)
Tema
Folklor
Emeği Geçen
S. Bozcalı, Hüsnü, Cemal Nâdir, Nehar Tüblek
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080174
Tema
Folklor
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
S. Bozcalı, Hüsnü, Cemal Nâdir, Nehar Tüblek
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4122-4128
Not
Görsel: cilt 8, sayfalar 4123, 4124, 4125, 4126, 4127, 4128
Bakınız Notu
B.: Çöplük Sübaşısı; B.: Ergin, Osman Nuri; B.: Arayıcı Esnafı; B.: Bostancı Ocakları; B.: Topuzlu, General Cemil; B.: Külhanbeyleri
Tema
Folklor
Emeği Geçen
S. Bozcalı, Hüsnü, Cemal Nâdir, Nehar Tüblek
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.