Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇÖĞÜR, ÇÖĞÜRCÜLER
Bir Türk sazıdır, çalan sanatkâra “çöğürcü” denilir; bilhassa “âşık” denilen halk saz şairleri tarafından asırlardan beri kullanılgelmişdir; ve yine asırlar boyunca İstanbulda asker ocakları kışlalarında, âşık kahvehânelerinde, bekâr hanları, odalarında çalınmış, zamanımızda da folklor topluluklarına refakat eden çöğürçülerin elinde mûsiki sahnelerimize çıkmaktadır.
XVII. asrın büyük muharriri Evliyâ Çelebi İstanbul esnafı arasında çöğürcüler için şunları yazıyor:
“Çöğürcü sâzendeler — 300 neferdir. Çöğürün mucidi Germiyan padişahlarından (aşkı ilâhî sâhibi) Yâkub Germiyânîdir ki Kütahyada yatar. Bu levend sazı beş kılı, tahta göğüslü, yirmi altı perdelik gövdesi büyük bir sazdır, ekseri Yeniçeri Ocağına mahsustur. Bu sazda mahareti olanlar Demiroğlu, Molla Hasan, Koroğlu, Geda Muslu, Kara Fazli, Celeb Kâtibi, Kayıkçı Mustafa, Celeb Gedâî, Hâkî, Türâbî ve sairedir.”
Aşağıdaki satırları da Türk Ansiklopedisinden alıyoruz:
“Pek eski çağlardan beri kullanıldığı sanılıyorsa da, Evliyâ Çelebi, XIV. yüzyılda Germiyan beylerinden Yâkub Beyin icâd ettiğini bildiriyor. Çöğür, Kopuz’un daha gelişmişi olub (B.: Kopuz) ilk yapılışından sonra bir çok değişmelere uğramıştır. Bugün 12 telli ve 32 perdelidir. Sapı ile birlikde boyu 110 santimetre, göğüs tahtasının eni 17 santimetredir. Göğünün ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Bir Türk sazıdır, çalan sanatkâra “çöğürcü” denilir; bilhassa “âşık” denilen halk saz şairleri tarafından asırlardan beri kullanılgelmişdir; ve yine asırlar boyunca İstanbulda asker ocakları kışlalarında, âşık kahvehânelerinde, bekâr hanları, odalarında çalınmış, zamanımızda da folklor topluluklarına refakat eden çöğürçülerin elinde mûsiki sahnelerimize çıkmaktadır.
XVII. asrın büyük muharriri Evliyâ Çelebi İstanbul esnafı arasında çöğürcüler için şunları yazıyor:
“Çöğürcü sâzendeler — 300 neferdir. Çöğürün mucidi Germiyan padişahlarından (aşkı ilâhî sâhibi) Yâkub Germiyânîdir ki Kütahyada yatar. Bu levend sazı beş kılı, tahta göğüslü, yirmi altı perdelik gövdesi büyük bir sazdır, ekseri Yeniçeri Ocağına mahsustur. Bu sazda mahareti olanlar Demiroğlu, Molla Hasan, Koroğlu, Geda Muslu, Kara Fazli, Celeb Kâtibi, Kayıkçı Mustafa, Celeb Gedâî, Hâkî, Türâbî ve sairedir.”
Aşağıdaki satırları da Türk Ansiklopedisinden alıyoruz:
“Pek eski çağlardan beri kullanıldığı sanılıyorsa da, Evliyâ Çelebi, XIV. yüzyılda Germiyan beylerinden Yâkub Beyin icâd ettiğini bildiriyor. Çöğür, Kopuz’un daha gelişmişi olub (B.: Kopuz) ilk yapılışından sonra bir çok değişmelere uğramıştır. Bugün 12 telli ve 32 perdelidir. Sapı ile birlikde boyu 110 santimetre, göğüs tahtasının eni 17 santimetredir. Göğünün ortasında 5 santimetre yükseklikde bir köprüsü vardır. Akordu beş düzen üzerinedir, Kürdî taksimlere göre ayarlanır. Perde bağları, titreşimi kolaylaştırmak için “sarı kantin” ile bağlanır ve mızrab ile çalınır. En üstteki tele bamteli denilir. Bütün telleri aynı numaralı, 38 numara çelik teldir. Yakın zamanlara kadar Bursada kestâne ağacından, pek beğenilen ve her yerde aranılan çöğürler yapılırdı. Meydanlarda da çalındığı için çöğüre Meydan Sazı da denilir. Hak şairleri ile Yeniçeri Ocağının en gözde sazı idi.”
XVII. asır ortalarında Dördüncü Sultan Mehmedin ilk saltanat yıllarında Anadoluda asi bir vali iken kendisine mührü hümâyun gönderilerek sadırâzam olan İbşir Mustafa Paşanın İstanbula gelmesi dolayısı ile tertib edilen muhteşem karşılama alayında yeniçeri çöğürcüleri müverrih Naimâ Efendi pek canlı tasvir ediyor:
“... sadırâzam ile müftü efendinin önlerinde sekiz nefer yeniçeri şâirleri, başlarında keçe ve arkalarında birer kaplan postalar, sînelerinde tabıl vâri çöğürlerini çalarak, kaddü kaamet sâhibi dev endam herifler, sedâları birer saatlik yerden işidilir, âvâzı bülent ile türkülerini çağırarak ve her biri növbete riâyet ile türküsünü haykırarak Sarâyi Hümâyuna varınca böylece gittiler...” (B.: İbşir Mustafa Paşa)
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080145
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfa 4111
Bakınız Notu
B.: Kopuz; B.: İbşir Mustafa Paşa
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.