Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇORUM VAPURU YANGINI FÂCİASI
İstanbul limanında benzeri görülmemiş bir gemi yangını faciasıdır. Tophâne rıhtımına bağlı bütün hamûlesini ve yolcularını almış, 10 Temmuz 1949 pazar günü sabahı saat 5 de Karadenize yola çıkacak olan Devlet Deniz Yollarının Çorum Vapurunun (yine ayni idârenin gemisi olarak bu vapurun türk bayrağı altındaki ilk adı Ankaradır; bir geminin ayni bayrak altında isim değiştirmesi kadimden devam ede gelen denizci an’anesine uğursuz sayılır; gemilerin isimleri sancakları ile beraber değiştirilir) 3 numaralı anbarında 9 - 10 temmuz 1949 cumartesi - pazar gecesi (o yıl ramazanın 12-13. gecesi) saat 8.15 de bir yangın çıkmış 57 vatandaş feci bir şekilde ölmüştür ve facia yangın haberi üzerine Tophâne rıhtımına koşmuş binlerce İstanbullunun gözleri önünde cereyan etmiştir. Aşağıdaki satırlar 10 Temmuz tarihli Cumhuriyet Gazetesinden alınmıştır:
“Vapur sabahın erken saatinde yola çıkacağı için yolcularını akşamdan almışdı. Anbar yolcuları yerlerine yerleştikleri bir sırada saat 8.15 de geminin kıç tarafındaki 3 numaralı anbarda çıkan yangının alev ve dumanları mezkûr anbarı birden sarıvermiştir. O anbardaki yolcular dehşet içinde kalarak, tek çıkış yolu ve çok dar olan merdivene hücum etmişlerdir, ve ancak kuvvetliler yukarıya çıkabilmişlerdir. Anbarın üstündeki güverte de dar, eşya ve güve...
⇓ Devamını okuyunuz...
İstanbul limanında benzeri görülmemiş bir gemi yangını faciasıdır. Tophâne rıhtımına bağlı bütün hamûlesini ve yolcularını almış, 10 Temmuz 1949 pazar günü sabahı saat 5 de Karadenize yola çıkacak olan Devlet Deniz Yollarının Çorum Vapurunun (yine ayni idârenin gemisi olarak bu vapurun türk bayrağı altındaki ilk adı Ankaradır; bir geminin ayni bayrak altında isim değiştirmesi kadimden devam ede gelen denizci an’anesine uğursuz sayılır; gemilerin isimleri sancakları ile beraber değiştirilir) 3 numaralı anbarında 9 - 10 temmuz 1949 cumartesi - pazar gecesi (o yıl ramazanın 12-13. gecesi) saat 8.15 de bir yangın çıkmış 57 vatandaş feci bir şekilde ölmüştür ve facia yangın haberi üzerine Tophâne rıhtımına koşmuş binlerce İstanbullunun gözleri önünde cereyan etmiştir. Aşağıdaki satırlar 10 Temmuz tarihli Cumhuriyet Gazetesinden alınmıştır:
“Vapur sabahın erken saatinde yola çıkacağı için yolcularını akşamdan almışdı. Anbar yolcuları yerlerine yerleştikleri bir sırada saat 8.15 de geminin kıç tarafındaki 3 numaralı anbarda çıkan yangının alev ve dumanları mezkûr anbarı birden sarıvermiştir. O anbardaki yolcular dehşet içinde kalarak, tek çıkış yolu ve çok dar olan merdivene hücum etmişlerdir, ve ancak kuvvetliler yukarıya çıkabilmişlerdir. Anbarın üstündeki güverte de dar, eşya ve güverte yolcusu ile dolu olduğu için anbardan çıkış yolu hemen tıkanmışdır.
“Aşağıdan gelen çocuk ve kadın feryadları güverte yolcularını harekete getirmişse de, daha öteye çekilmek imkânını bulamamışlardır. Çünkü birinci mevkie açılan tek kapı evvelden kilidlenmiştir. En önde bulunanlar, kapıyı kırmağa muvaffak olmuşlar, bu defa da karşılarına demir parmaklıklar çıkmıştır. Bir müddet insan üstü kuvvet sarfedilmek suretile bu mania da ortadan kaldırılmıştır. Lâkin bu işler oluncaya kadar bir hayli zaman geçmiş ve ambarda kalan yolculardan bir kısmı maalesef bulundukları yerde ölmüşlerdir.
“Hâdiseyi dışarıdan görenler, itfaiyeye telefon etmişler, kısa bir zaman sonra yetişen itfaiye erleri, tertibatsız geldikleri için vapura girememişler ve lumbuzlardan su sıkmağa başlamışlardır. Fakat onlar su sıktıkça alevler yükselmiş ve hafif infilâklar olmuşdur. bundan da yangının ambarda bulunan bir takım kimyevî maddelerin istialinden çıktığı anlaşılmıştır. Fakat, oraya gelmiş bulunan itfaiye grubu, modern cihazlarını hemen getirmeği düşünmediği için müşkül duruma düşmüştür. Hattâ itfaiye erleri maskelerini de almamışlardı. Bu yüzden uzun müddet ambara girememişlerdir.
“İtfaiye erleri, gemi mürettebatı, halktan bazı kimseler merdiven ağzına koşarak orada yığılıp kalmış yolcuları birer birer çıkarmağa koyulmuşlardır. Bu kurtarma teşebbüsüne yangının çıkmasından bir saat kadar sonra başlanabildiği için merdiven ağzından ambara çıkarılan baygın vatandaşlarımızdan bir kısmı, çıkarıldıktan bir müddet sonra ölmüşlerdir. Daha yaşlı olanlarla küçük çocuklar ise ölü olarak bulunmuşlardır.
“Saat 22 sularında, vapurun, vapurun kıç tarafı, mütemadi su sıkma neticesi, denize oturmağa başlayınca, dışarıdaki telâş artmış ve geminin tehlikeye düştüğü görülmüştür. Derhal yetişen Kilyos kurtarma gemisi. “Çorum” un ambarına dolan suları boşaltmağa, bir taraftan da itfaiye, getirttiği modern söndürme cihazlarını, gaz maskelerini ve duman boşaltma makinesini kullanmağa koyulmuşlardır. Alevlerin söndürülmesinden sonra gelen duman boşaltma makinesini kullanmağa koyulmuşlardır. Alevlerin söndürülmesinden sonra gelen duman boşaltma cihazları da kullanıldığı için ambarda kurtarma faaliyeti artmıştır. Fakat, saat 24 e kadar ambara girmek kabil olamamışdır.
“İlk tahkikata göre, yangın, tüccar eşyası arasındaki tıbbî ecza sandıklarının birinden çıkmıştır. Yangından kurtulan yolculardan Abdullah Orak, kendisile görüşen bir arkadaşımıza hâdiseyi şöyle anlatmıştır.
“— Bayburdluyum. Ambarda yer tutabilmek için gemiye erken gelmiştir. İçeride takriben 200 kişi vardır. Saat 8 sularında burnuma, yanan lâstik kokusu geldi. Etrafa bakındım, biraz ilerimde yerde kibrit alevi büyüklüğünde bir ateş gördüm, derhal koştum ve ayağımla üzerine bastırdım, fakat alev, söneceği yerde parladı, bu sırada, yolcu ve mürettebattan bazıları etrafıma geldiler, süratle büyüyen ateşi ayaklarımızla söndürmeğe koyulduk, biz çalıştıkça alevler büyüyordu... nasıl bir sürat, elektrik düğmesine basıp lâmbanın yanması gibi... alevler, bütün ambarı sarıverdi ve ambarda âni bir panik başgösterdi. Herkes merdivene koştu. İçerisi cehenneme döndü, herkes kurtulmak için merdivene hücum etti, çocuklar kadınlar, ityarlar eziliyor, çok kuvvetliler, onlara basarak yukarı fırlıyorlardı.”
Faciada ölenlerden bir kısmının naaşları aileleri tarafından kaldırılmışdır; 11 kişinin naaşı da Kızılay tarafından kaldırılmışdır; cenaze namazı Kasımpadaşa Camii Kebirde kılınmış, Daymazdere Mezarlığına defnedilmişlerdir. Devrin ulaştırma bakanı Dr. Kemal Satır bu hazin cenaze töreninde bulunmak üzere Ankaradan İstanbula gelmiştir ki bir devlet adamına pek yakışan harekettir.
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080142
Tema
Olay
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4109-4110
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.