Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ENSTİTÜSÜ
1957 yılında İstanbul Üniversitesi Tıb Fakültesine bağlı olarak kurulmuş bir enstitüdür; 1964 yılında bu enstitünün müdürü Ord. Prof. Dr. İhsan Şükrü Aksel idi; bu enstitü yapdığı araştırmanın neticesini 1964 yılı ekim ayında İstanbul basınını şu acı şeklide tebliğ etmişdir: “Türkiyede çocukların %62 i geri zekâlıdır; bunun da başlıca 3 sebebi vardır: 1 — Çocukların iyi beslenememesi, 2 — Sosyal ve iktisadî şartların kötü olması; 3 — Cehalet.”
Enstitü müdürü yukardaki kesin hükme şu beyanı eklemişdir:
“Bu araştırma uzun zamanda tamamlandı. 4 ayrı sınıftan muhtelif ailelere mensup 80 çocuk tesbit etmiştik. Bunlardan 20 si Nişantası ve Şişlide oturan zengin ailelerin çocuklarıydı. 20 sini Cibaliden işçi çocukları teşkil ediyor. Topkapı tarafında oturan esnaf ve memur ailelerinin çocuklarından 20 ve Taşlıtarlada gecekondularda oturan göçmen ailelerinden de 20 çocuk ele aldık. Çocuklar, kendilerine hissettirilmeden gerek okulda uzun müddet müşahede altında bulunduruldu ve muhtelif zekâ testleri yapıldı. Neticede gördük ki, zengin ailelerin çocukları diğerlerine nazaran daha zeki... İkinci durumda zeki olanlar ise gecekonduda yaşıyan göçmenlerin çocuklarıydı. Memur ve esnaf çocukları 3 üncü nihayet işçi sınıfının çocukları ise 4 üncü derecede zeki olarak karşımıza çıktı.
“Gecekonduda ...
⇓ Devamını okuyunuz...
1957 yılında İstanbul Üniversitesi Tıb Fakültesine bağlı olarak kurulmuş bir enstitüdür; 1964 yılında bu enstitünün müdürü Ord. Prof. Dr. İhsan Şükrü Aksel idi; bu enstitü yapdığı araştırmanın neticesini 1964 yılı ekim ayında İstanbul basınını şu acı şeklide tebliğ etmişdir: “Türkiyede çocukların %62 i geri zekâlıdır; bunun da başlıca 3 sebebi vardır: 1 — Çocukların iyi beslenememesi, 2 — Sosyal ve iktisadî şartların kötü olması; 3 — Cehalet.”
Enstitü müdürü yukardaki kesin hükme şu beyanı eklemişdir:
“Bu araştırma uzun zamanda tamamlandı. 4 ayrı sınıftan muhtelif ailelere mensup 80 çocuk tesbit etmiştik. Bunlardan 20 si Nişantası ve Şişlide oturan zengin ailelerin çocuklarıydı. 20 sini Cibaliden işçi çocukları teşkil ediyor. Topkapı tarafında oturan esnaf ve memur ailelerinin çocuklarından 20 ve Taşlıtarlada gecekondularda oturan göçmen ailelerinden de 20 çocuk ele aldık. Çocuklar, kendilerine hissettirilmeden gerek okulda uzun müddet müşahede altında bulunduruldu ve muhtelif zekâ testleri yapıldı. Neticede gördük ki, zengin ailelerin çocukları diğerlerine nazaran daha zeki... İkinci durumda zeki olanlar ise gecekonduda yaşıyan göçmenlerin çocuklarıydı. Memur ve esnaf çocukları 3 üncü nihayet işçi sınıfının çocukları ise 4 üncü derecede zeki olarak karşımıza çıktı.
“Gecekonduda yaşıyanların; işçi, memur ve esnaf çocuklarına nazaran daha ileri derecede zeki olmasının sebeplerini de inceledik. Göçmenler, bundan evvel azınlık olarak yaşadıkları yerlerde ezilmemek için çalışmışlardı. Mallarını, mülklerini orda bırakıp Anavatana geldikleri için bunlara yeniden sahip olabilmek üzere aynı çalışma temposu içinde bulunmuyorlar. Hemen belirtmeli, hayat seviyeleri de yükseliyor ve çocuklarına iyi, kuvvetli yemekler yedirmeye bilhassa dikkat ediyorlar.” (Hürriyet Gazetesi, 16 Ekim).
İnsanı “bütün varlıkların en mükemmeli ve bütün mahlûkların en şereflisi” (Ekmeli mevcûdat ve eşrefi mahlûkaat) kılan zekâ cevheri, kan karışmalarına bağlı bir Allah vergisidir. Refah ile, besin ile ilgisi yokdur. Türk Milleti, tarihi boyunca öyle işler başarmışdır ve öyle eserler ibda etmiştir ki evlâtlarının yüzde 65 i geri zekâlı bir milletin harcı değildir. Çocuklarımızın iyi beslenmemesi ve kötü sosyal ve iktisadî şartlar, ancak Birinci Cihan Harbi başına kadar mâziye götürülebilir. Hiç bir milletin zekâ cevheri elli yıl içinde böyle bir tedenni kaybedemez. Cehâlet sebebine gelince, o yönden de milletimizin bugünkü durumu, muazzam işlerin başarıldığı asırlara nisbetle çok üstündür. Türlü nimetlerle refah içinde büyültülmüş, kendisi de müderris pâyeli olduğu halde, lâzımlığa oturan bir kadıaskerzâdenin geri zekâsını tehzil yollu “Ana... oturak bana bum dedi!...” sözü mizah tarihimize geçmişdir. Bakırköy civarında bir darülfünun hocasının bir mamut iskeleti bulduğunu gazetelerde ilân ettiği zaman, bulunan iskeletin mamut iskeleti olmayıp İkinci Abdülhamid zamanında İstanbula gelmiş bir sirkin hastalanıp ölen filine âid olduğunu da avamdan bir adam açıklamışdı. Ayvansarayda Kalafat yerinde amele olan bir tulumbacı Çingene Cevdet de bir gece bir tiyatroda Otello rolüne çıkmış ve o rolü ermeni aktörlerden kat kat üstün başarı ile temsil etmişti (B.: Cevdet, Çingene). Câhil kalafat amelesinin üstün zekâsını kabul etmek gerekir. Bu ansiklopedi de başarılı resimlerini gördüğümüz Ömer Tel, 1900 metre irtifâında mahrumiyet içinde 9 evli bir dağ köyünden İstanbula geldiği zaman 7 yaşında idi ve alfabeyi bilmiyordu. Babalığına bir gün bir bardak su verdiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçmişdir:
— Mersi Ömer...
— Baba mersi ne demek?
— Kabahat bende evlâdım... mersi, fransızca teşekkür ederim demekdir... sağ ol, teşekkür ederim demeliydim... ama sana bir daha mersi dersem sen de bana “pabucumun tersi!...” de ...
Biraz sonra çocuk mersi hitâbı ile karşılaşmak için hizmet vesileleri aramış ve bulmuş, fakat bu sefer babalığı çocuğu tecrübe yolunda kasden “mersi!...” demişdir; işte aldığı cevap:
— Bir pabucun tersi baba!...
Bu parlak zekâ ve onun eseri yüksek fıtrî terbiye karşısında besi, kötü sosyal durum ve cehil, bir milletin zekâsı üzerinde miyar olmaktan çok uzak kalır. Aynı çocuk, ilk okulun, 3. sınıfında iken mukavvadan bir radyo modeli yapmışdır; “Ömer! Şu radyoyu aç da dinleyelim!...” lâtifesine şu cevabı vermişdir:
— Baba... benim radyom yalnız sessiz dünya yayınlarını alıyor!...
Dilimizdeki “çarıksız erkânı harb” deyimi boş bir lâf değildir. Çocuklarımızın yüzde 65 i geri zekâlı değil, zekâlarının gelişmesi için gereken vasatı bulamamaktadırlar.
Bir Çocuk Psikiyatri Enstitüsü elbetteki çok lüzumlu müessesedir: araştırmalarında müsbet sonuçlara ulaşması temenni olunur.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM080101
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 8, sayfalar 4086-4087
Bakınız Notu
B.: Cevdet, Çingene
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.