Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÇOCUK, İSTANBUL ÇOCUKLARININ İLK TAHSİLİ
Hayır sahibleri İstanbul ve civârında asırlar boyunca binden fazla sibyan mektebi yaptırmışlardır (B.: Sibyan Mektebleri), fakat “Mahalle Mektebi” denilen bu okulların ayarında müesseseler zan etmemelidir, gaayeleri çocuğa Kur’an okutabilmektir; bunun için de “elif be” (Alfabe) öğretilmez, ezberletilirdi; elifbe ezberletmek için de hocaların ayrı ayrı garib tekerlemeleri vardı.
Zamanımızın anlamında ilk okul muallimi Tanzimattan sonra yetiştirilmişdir; Tanzimata kadar sibyan mektebi muallimleri bu işi basit bir geçim yolu kabul etmiş, ne tedris usûlü ne de pedagoji bilir kimselerdi; aslında o eski devirlerde çocuk terbiye ve tedrisi bir ilim olarak vücud bulmamışdı; hattâ toplum, çocuğu söz le terbiye yerine dayak, amansız dayak ile yıldırmayı tatbik ederdi, çocuk mektebe verilir iken hocasına: “Eti senin, kemiği benim!.” denilirdi (B.: Falaka). Esnaf ve ayak takımından bir sibyan mektebine giden, verilen çocuklar çok az olmuşdur, mahalle mekteblerine giden çocuklar umumiyetle orta tabakaya mensub olmuş, bu da ailenin bir mürüvveti bilindiği için çocuğun mektebe başlaması “Amin Alayı” denilen an’aneleşmiş bir törenle yapılmıştır (B.: Âmin Alayı). Müstesnâ bir sibyan mektebini bitirmiş, yâni Kur’an okumasını başarmış esnaf tabakasından veya ayak takımından bir çocuk için başkaca t...
⇓ Read more...
Hayır sahibleri İstanbul ve civârında asırlar boyunca binden fazla sibyan mektebi yaptırmışlardır (B.: Sibyan Mektebleri), fakat “Mahalle Mektebi” denilen bu okulların ayarında müesseseler zan etmemelidir, gaayeleri çocuğa Kur’an okutabilmektir; bunun için de “elif be” (Alfabe) öğretilmez, ezberletilirdi; elifbe ezberletmek için de hocaların ayrı ayrı garib tekerlemeleri vardı.
Zamanımızın anlamında ilk okul muallimi Tanzimattan sonra yetiştirilmişdir; Tanzimata kadar sibyan mektebi muallimleri bu işi basit bir geçim yolu kabul etmiş, ne tedris usûlü ne de pedagoji bilir kimselerdi; aslında o eski devirlerde çocuk terbiye ve tedrisi bir ilim olarak vücud bulmamışdı; hattâ toplum, çocuğu söz le terbiye yerine dayak, amansız dayak ile yıldırmayı tatbik ederdi, çocuk mektebe verilir iken hocasına: “Eti senin, kemiği benim!.” denilirdi (B.: Falaka). Esnaf ve ayak takımından bir sibyan mektebine giden, verilen çocuklar çok az olmuşdur, mahalle mekteblerine giden çocuklar umumiyetle orta tabakaya mensub olmuş, bu da ailenin bir mürüvveti bilindiği için çocuğun mektebe başlaması “Amin Alayı” denilen an’aneleşmiş bir törenle yapılmıştır (B.: Âmin Alayı). Müstesnâ bir sibyan mektebini bitirmiş, yâni Kur’an okumasını başarmış esnaf tabakasından veya ayak takımından bir çocuk için başkaca tahsil düşünülmemişdir, içinde okuma aşkı olan çocuklar, fırsat bulurlarsa cami derslerinden faydalanmışlardır (B.: Cami Dersleri); bu fırsatı bulamıyanlar da ne iş tutarlarsa tutsunlar çocukluk çağlarında takılan “Mektebli” ünvanını, lâkabını iftiharla taşımışlardır.
Memleketimizde çocukların ilk tahsil mecburiyeti evvelâ İstanbul çocukları için hicrî 1240, milâdi 1284 tarihinde İkinci Sultan Mahmud’un bir fermanı ile konulmuşdur (B.: Çocuk, İstanbul çocuklarının ilk tahsil mecbûriyeti fermanı). Buna rağmen esnaf tabakası ile ayak takımı çocukları mektebe gönderilmemekte ısrar edilmiş, Tanzimat ricâlinden âli himmetli bir kaç kişi kendi hususî teşebbüsleri ile bir çırak mektebi kurmuşlar, bu mektebden de yetimlik, yoksulluk yüzünden tahsil yolları kapanmış fakat okuma aşkı olan çocukları şefkatla kucaklayacak büyük bir müessese, Darüşşefaka doğmuşdur (B.: Çırak Mektebi, Dârüşşefaka).
On yedinci asır ortalarında yaşamış Mehmed Efendi isminde bir sibyan mektebi muallimi “Nevhatül Uşşâk” ismindeki manzum eserinde (B.: Nevhatül Uşşâk” başından geçen hazin bir aşk vak’asını anlatırken bir sibyan mektebinin havasını da şu mısralarda vermeğe çalışmışdır:
Dolardı mektebimin içi sibyan
İderdim anlara tâlîmi Kur’an
Olub beş vakitde mihrâba mülâzim
Bu mânâlardı ancak bana lâzım
Değildim halkın âğu kaaresinde
Oturmazdım âvâmın âresinde
.........................
Oturdular çün tertîb üzre sibyan
Kimi hîce (hece) okurdu kimi Kur’an
Önümde her biri tekrar iderdî
Alub dersini yerine giderdi.
Orta tabakanın çocukları Kur’an okumasını öğrenince sibyan mektebini bitirmiş olurdu; sonra ya bir medreseye girer (B.: Medrese), yahud memur olmak için henüz 13-15 yaşlarında iken bir resmî dâireye kâtib yamağı olarak girerdi ve asıl tahsilini orada görürdü, bu yönden “Kalem” denilen resmî dâireler 13 yaşından 18 yaşına kadar çocuğa hakikî bir mekteb olurdu (B.: Kalem; Aşçı Dedenin Hâtıraları maddesinde “Kalem Hâyatı”, cild 2, sayfa 1140).
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM080072
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 8, pages 4064-4065
See Also Note
B.: Sibyan Mektebleri; B.: Falaka; B.: Âmin Alayı; B.: Cami Dersleri; B.: Çocuk, İstanbul çocuklarının ilk tahsil mecbûriyeti fermanı; B.: Çırak Mektebi, Dârüşşefaka; B.: Nevhatül Uşşâk Dolardı mektebimin içi sibyan İderdim anlara tâlîmi Kur’an Olub beş vakitde mihrâba mülâzim Bu mânâlardı ancak bana lâzım Değildim halkın âğu kaaresinde Oturmazdım âvâmın âresinde ......................... Oturdular çün tertîb üzre sibyan Kimi hîce hece; B.: Medrese; B.: Kalem; Aşçı Dedenin Hâtıraları maddesinde “Kalem Hâyatı”, cild 2, sayfa 1140
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.